• İnsanı hep hafiflettiği söylenir ama bence sevinmek ve neşelenmek de yorucu bir şey Ziya Bey; bir nebze hafiflik hissediliyorsa bu ilk ağızda hissediliyor sadece. Üstelik, biliyorsunuz, neşe gelip insanın içine yerleşince onun saçtığı parıltılar aklın gözünü kör ediyor. Benimkini de kör etmişti işte, o günlerde hiçbir şey düşünmeden, adeta doygunluk hissinden ibaretmişim gibi öylece oturup duruyordum balkonda.
  • Yemek içmek
    Sevinmek ve gülümsemek.
    Ok atmak, güreşmek
    Evlenmek
    Yürümek
    Oturmak, uyumak, çalışmak
    Ve daha milyonlarca izin..
    Hepsi ne kadar da çok. Allah ne kadar cömert.
    Cahit Zarifoğlu
    Sayfa 12 - Beyan yayınları
  • .
    Yaşar Kemal
    .
    Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar biribirlerine... İnsan, ne olur biliyor musunuz, sıcacık bir bahar güneşinin bahtiyarlığında duyar kendisini... Bahar güneşinde bir sevinç içinde gerinir. İnsan bir bahar çiçeği temizliğinde olur.
    .
  • "Dünya her yerde aynı: Çabalıyor ve çalışıyoruz, karşılığında da ücretimizi alıyoruz ve seviniyoruz; ama bundan bana ne? Ben, yalnızca senin olduğun yerde huzur bulabilirim, yalnızca senin huzurunda acı çekmek ve sevinmek isterim. Ey göklerdeki Babam, gelsem beni kovar mısın?"
  • "İnsan yandığı vakit yürek gövdenin içinde değildir de, gövde yüreğin içindedir belki.."
    İnsan, heba denilen felakete uğramadan önce yansır kendine, yansımalı belki de..
    Her bir kırılışında dağılmalı kederle, acı çekmeli, neden acı çektiğini bilmeden kimsesizce kalmalı kendinde..
    Sonra bir baba yaratmalı kendince ona sığınmalı "sığınmak" salt gelse de kimilerine bir baba işte, sarılmalı o bedene.. Ne de olsa mutluluk zor mesele.. "İnsanı hep hafiflettiği söylenir ama bence sevinmek ve neşelenmek yorucu bir şey" Öyle tabi ya ne zaman neşelensem ardı arkası kesilmeyen bir yorgunluk birikiyor yüreğimde. Sanki "sen misin mutlu olan" diye vuruyor kazmayı kalpime . Kazma ki içi keder dolu, elem dolu ..Güneş de almış başını gidiyor bu günlerde. "Güneş sessizliği insanın genzini yakacak kadar ısıtıyor..."diyor Hasan Ali'de belki de Ziya söylemiştir diye gidiyorum işte bende o sessizliğe..
    Ziya; Heba'nın baş düşmanı.. Rüyada Binnaz Hanım dolduruyor bir bardağa içini, "al Ziya diyor bak gör ben onca yıl çalıştım bu bina var ya benim eserim ama sor Ziya ne haldeyim.." Çocukluğu koşuyor ardına "katilsin sen ziya" nasıl öldürürsün maviyi bir kuşun kananında demeye kalmadan saati çıkıyor dakikaların arasından. Kader, keder oluyor gözlerimizin buğusundan.. Bu anlarda arar ya insan en çok annesini.. "Bildiğim şu ki, ben her defasında derinliği kestirilemeyen karanlık bir uçuruma yaklaşıyormuşum hissiyle yaklaşırdım annemin yanına."İşte bir annenin gözlerinden düşmek gibiydi bizimkisi de. Yine yalnız ve hep yalnız...
    Sürüyorum gönlümü satırlara tam gözlerimi kapatacakken Ziya çıkıyor asker edasıyla karşıma.. Askeeeerrr demeye kalmadan bir tokat serpildi insanfsız insan sıfatlılardan.." Gördüğü hatalar yüzenden değil de, bu teğmen insanlara, insanlara neden dayak attığını anlamak için dayak atıyordu sanki." Ağlama ziya, yıkma kendini, onurunu derken " Neticede, hakimler yıllarca orduya hizmet eden sicili temiz bir komutana mı yoksa senin gibi iki haftalık acemi bir ere mi inanırlar bilemiyoruz." evet bilemiyoruz neden adalet adını aldığı yerden hüküm vermiyor bize...bu yüzden mi bize zulüm edenlere karşı hep gülmek zorunda bıraktı hayat
    ..Sonra gerçek nedir diye arar olduk içimizde.. " Biliyor musun Ziya, bu yaşadıklarımız bana gerçek değilmiş gibi geliyor. Gerçek fazlasıyla hissedildiğinde insana her vakit gerçek değilmiş gibi gelir." diyor Ziya.. kendi çocuğunu öldürdüğü kuşun ahında saklarken buluyor kendi gerçeğini de..
    Bu kitabı elimden bırakmamak için o kadar uzun sürede okudum ki, sırf bitmesin diye geri dönüp yaşamak istediğim bölümler oldu. Bir bölümünü kimi zaman parkta okurken kimi zaman trenin penceresinden bakarken... Tam da oturduğum yerin karşısında ,okuduğum satırlardan birinin altını çizerken, karşımda alnı çizili bir Ziya.. Tam da ineceğim noktaya gelmişken durdu tren, arkamı döndüğümde o yaşlı amcayı göremedim. belki de metafordu kim bilir.. Yazacak o kadar çok şey var ama sessizliğe sığdırıyorum satırlarımı bundan sonrasına. Çünkü ben yaşadım Ziya'yı dilerim sizlerde yaşar ve yaşatırsınız her zaman bu büyülü rüyayı..
    Her insan Heba olacağını bilerek gelir bu dünyaya.Ve bir gün bi karaltıda alacak beni Ziya gibi yanına..
    Keyifli Okumalar dilerim..Ve bana bu kitabı hediye eden gönlü güzel insan Metin Pir ( Von Kleist ) en içten dileklerimle teşekkürlerimi sunarım..
  • Gülümsedim o sıra, 
    Bazen sevinirim, 
    Sevinmek nedense hep yedi yaşında
    Ve ah... dedim sonra, 
    Ah!
  • Sevgili kitap severler;
    Uzun zamandır gerek internet aleminde gerekse bu sitede sıklıkla gördüğümüz bir hatayı düzeltmek üzere kolları sıvadık:)

    Yaşar Kemal'e ait olduğu sanılarak paylaşılan ;
    "Anlıyorum Deme Bana
    Anlayabilir misin hissettiklerimi
    Bakabilir misin hayata benim gözlerimden
    Sığdırabilir misin otuz iki seneyi beş dakikaya
    Çözebilir misin beynimin gizemini
    Silebilir misin unutmak istediklerimi
    Senin için yanlış olan değer yargılarımı
    Değiştirebilir misin anlayacağın şekilde
    Bir gülüşün kıymetini bilebilir misin
    Sevgilimin dudaklarındaki
    Ruhumda kopan fırtınaları
    Canlandırabilir misin hayalinde
    Yaşayabilir misin aynı acı ve üzüntülerimi
    Delice düşlerimi sorgulayabilir misin içinde
    Boşuna anlıyorum deme bana
    İç içe yaşadığım bunca seneye rağmen
    Kendimi ben bile anlayamadım daha"

    Şiir aslında antoloji.com da Yaşar Kemal Seçkin isimli bir kullanıcıya ait.
    İşin ilginç yanı adına incelemeler bile yapılmış Yaşar Kemal üzerinden;
    https://www.neoldu.com/...ri-uzerine-6946h.htm
    Ama şiir bu kişiye ait;
    https://www.antoloji.com/yasar-kemal-seckin/

    Yaşar Kemal'in tüm şiirlerinin içinde bulunduğu Bugünlerde Bahar İndi kitabını taradık, diğer yazılarını inceledik ama böyle bir şiire rastlamadık. Kaldı ki dikkat ederseniz ne yazım ne üslup olarak Yaşar Kemal'e uygun bir şiir değil.

    Velhasıl bilgi kirliliğinin had safhada olduğu yüzyılımızda doğru kaynağa ulaşmak bu kadar çetrefilli iken biz de elimizden geldiğince bu karanlığı aydınlatmak istedik.
    Vesile olsun Yaşar Kemal okumamış ya da onu daha iyi tanımak isteyen 10 arkadaşımıza Yasin (Li3) ile birlikte Yaşar Kemal'in Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne kitabını hediye etmeye karar verdik :)

    İsteyenlere kendi huzurumuzda yapacağımız çekilişle hediyelerini göndereceğiz, kitaplarla kalınız, doğru alıntı paylaşınız ve Yaşar Kemal okuyunuz:)

    "Dünyanın ucunda bir gül açılmış
    Efil efil esen yele merhaba
    Karanlığın sonu bir ulu şafak
    Sarp kayadan geçen yola merhaba"