yaşadı...
siyah mermer bir taş dikildi başucuna,bu taşta tek sözcük yazılıydı:YAŞADI.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
En şerefli azası olan yüzünü, insanların üzerinde gezinip tepindikleri toprağa sürerek, kendisini işte şu topraktan yaratan Yaratıcı'nın karşısında ne kadar basit ve aciz olduğunu hatırlar. . . . Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) çoğu kez kuru ve sert toprağa, bazen de hasıra secde ederdi. Bir keresinde çamurlu ve ıslak zemine secde ettiğinden, mübarek başını secdeden kaldırdığında alnından çamurlu sular damladığı görülmüştü. (Sıfatu Salat'in-Nebiy, el-Elbani, sayfa 131-132.) O halde musalli, kendisini Allah'ın huzurunda daha zelil ve hakir hissetmek için, kıymetli, süslü-püslü halı veya seccadeler yerine; taş, toprak, hasır, tahta veya basit ve sade bir bez üzerine secde etmelidir.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Alıntı
Okumaya çalıştı en yılgın kuşkularımı Ama bir nokta kaldı ki Yüreğimin yüreğimin yüreğimin yüreğinde Onunla ördüm kendimi yeniden Artık bana diyebilirsin Yeniden kendi kendini ören Teslim olmayı geçirmedim Bir kere bile içimden Sonra taş oldu toprak oldu oldu maden Övgülerle geldi ezilip büzülüp önümde Ateşler ulu ateşler yaktı adıma tepelerde Denizi uysal bir su gibi akıttı önümde Gecede ve gündüzde Aydan ve güneşten Ve akşamdan ve öğleden Sofralar donattı Keskin bir içki yaptı ikindiyi Sabahı sundu sade bir kahve gibi Adıma anıtlar dikti kentlerden Dinlendirilmiş mermerden Aldansam belki buna aldanırdıın Fakat ona taş yağdırdım Dört bucak ve dört yönden Arkamda ve yanımda Güçlü surlar vardı sürelerden Onun uğursuz sesini yankılatmadan Kendine geri gönderen Öyle baştan çıkarıcıydı ki yüzü Yeni sürülmüş diyebilirdiniz Cennet'ten Tüy tellenmiş tavustan
Şiir
H. Ç. Yalçın'a Göre İttihatçılar, en azından bir kısmı
Yalçın'ın Enver Paşa ile ilgili yazdıklarının başlangıcı, âdetâ bu cümlenin devamı sayılabilir. Enver Paşa'nın "stil"i, bu satırlarda göze çarpar. Sâde ve mütevâzı hayat tarzı ile siyâset anlayışı arasın-daki farklılık, Yalçın'ın değerlendirmelerinde de kendisini hemen gösterir. Bütün eleştirel yaklaşımı ile Yalçın, Enver Paşa'ya karşı mesafelidir. Ama Talât Paşa için yazdıklarında derin bir farklılık görüyoruz. Talât Paşa'nın da sâde ve mütevâzı hayat tarzı, Yalçın'ın vurgulamak istediği bir noktadır. Diğer yandan, siyasî alandaki ılımlı tutumunu da över. Enver Paşa için yazılanlarla kıyaslandı-ğında, Yalçın'ın Talât Paşa'ya olan yakınlığı hemen görülür. Oku-yucu, Harb-i Umûmî'de Ermeni tehciri konusunda Dâhiliye Nâzın Talât Paşa'nın misyonu ve genel olarak Ermeni tehciri konusunda Yalçın'ın yazdıklarından dikkatli bir metin analizi yapmayı başa-rabilirse, kendisine belirgin ipuçları sağlayabilir. Cemâl Paşa'nın gösterişli hayat tarzı, diğerleri ile karşılaştırıldığında, âdetâ vurgulu bir edâ ile anlatılıyor. Bununla birlikte yazar, Cemâl Paşa'ya da ya-kındır. Yalçın'ın, eski dâvâ arkadaşları olan ve İttihat ve Terakki'nin bu üç ünlü paşasına karşı yazdıkları, kanımca, bir hayli yumuşak, samimî ve içtendir. Eleştirel ton neredeyse saygılı bir üslûp içinde eritilmiştir. Bir anlamda denge kurulmak istenmiştir. Ama yine de okuyucu, Yalçın'ın anekdotlarından yaklaşımını çözebilir. İttihat ve Terakki'nin kurucusu ve ideoloğu Ahmet Rıza Bey 10, belli ki Yalçın'ın gözünde sinik ve pasif bir kişiliktir. Ondan poli-tikacı olarak söz etmek bile zordur. İttihat ve Terakki'nin Katib-i Umûmîsi Mithat Şükrü Bleda¹¹ için yazılanlar ise tamâmen fark-lıdır. Bleda'nın ılımlı kişiliği ve siyâsî anlayışı övülür. Sadrâzam Sait Halim Paşa¹2 için yazılanlar da aynı yaklaşımın ürünüdür. Bu
Alıntı
İskenderiye o zamanlar da şimdiki gibi dünyanın asıl kültür merkeziydi, tıpkı Roma'nın dünyanın siyasi merkezi olması gibi; Mısır geleneklerine saygı duyduğunu göstermek isteyen Germanicus şehre sade Yunan kıyafetiyle, yalın ayak ve muhafızsız girdi. İskenderiye'den ayrılınca Nil'in yukarı kısmında gemiyle ilerleyip piramitleri, Sfenks'i, eski başkent Teb'in devasa harabelerini ve Memnon'un büyük taş heykelini ziyaret etti; göğsü boş olan bu heykel şafak sökerken şarkı söylemeye başlar, çünkü boşluktaki hava güneşin doğmasıyla birlikte ısınınca yükselir ve boru şeklindeki boyundan geçer.
Sayfa 297·Kitabı okudu
“You’re Linh Cinder?” “Yes, Your High—” She bit down on her lip. “The mechanic?” She nodded. “How can I help you?” Instead of answering, the prince bent down, craning his neck so that she had no choice but to meet his eyes, and dashed a grin at her. Her heart winced. The prince straightened, forcing her gaze to follow him. “You’re not quite what I was expecting.” “Well you’re hardly—what I—um.” Unable to hold his gaze, Cinder reached for the android and pulled it to her side of the table. “What seems to be wrong with the android, Your Highness?”
Sayfa 19 - well you're hardly-what i-um.·Kitabı okuyor