İbnü'l-Arabi, bu şekilde nefse taallük eden manevi temizlikten bahsederken seyr u sülük anlayışı doğrultusunda nefste gerçekleşen temizliğin bazı önemli hususlarına da dikkat çeker. Şöyle ki; bu şekilde insanın bâtınında gerçekleşen bu temizlik, nefse ait bazı sıfatlardan bütünüyle uzaklaşıp temizlenmekten değil bu sıfatların kullanım alanlarının (mesârif) temiz tutulmasından ibarettir. Çünkü ona göre nefse ait sıfatlar, ilk yaratılışı itibarıyla nefsin ayrılmaz özellikleri olarak onda yerleşiktir ve ondan ayrılmazlar. Söz gelimi cimrilik, hırs, laf taşımak vb. gibi yerilmiş huylar yaratılış itibarıyla nefse yerleşmiş niteliklerdir ve bunlardan bütünüyle temizlenmek mümkün değildir. Dolayısıyla burada gusül abdestiyle gerçekleşen temizliğin genelliğine ilişkin olarak kendisinden temizlenmemiz emredilen ve yerilen kötülük, bizâtihi o sıfatın kendisiyle değil kullanım yeriyle ilgilidir.!23
Nitekim insan, kendi nefsine yerleşmiş olan hırs sıfatından/huyundan bütünüyle temizlenemez; sadece nefsinde yerleşik olan bu hırs sıfatını, dünya malı ve haramları biriktirme noktasında harcamaktan ve onları bu alanda kullanmaktan temizlenebilir. Öyleyse insan, bu şekilde hırs sıfatını, yerilen bir alanda kullanmaktan uzak durarak bizzat hırs vasıtasıyla da temizlenebilir. Bu ise ilim talep etme, salih amel, iyilik yapma ve mutluluk vesilesi olacak şeyleri toplama noktasındaki hırs ile gerçekleşen temizliktir. Çünkü nefse ait hırs sıfatının bütünüyle yok olması mümkün değildir.
Arkadaşlar sıcağı sıcağına yazmak istedim..
Tema inceleme yapmaktan ziyade Aytunç beyi niçin okumak gerek olacak.
Aytunç bey kendi ifadesiyle vücuduna bir şekilde zehir enjekte edilerek öldürülmüş bir araştırmacı yazardır. Bunu ben değil kendisi söylüyor.
Aytunç beyin okuduğum her satırında niçin öldürülmesi gerektiğini çok iyi anlıyorum. Çünkü Aytunç beyin verdiği sırlar bizi Arayışa sokan, Peki Ne yapmalıyız sorusunu hobi olarak değil de zaruri olarak sorduran cinsten. Ve eminimki Aytunç beyle tanışan herkes kendini ister istemez bir arayışta bulacak.
Aytunç bey kitabında size yolu göstermiyor. Ama yola çıktığınızda size yoldaşlık teklif edenlerin düşmanlık vasıflarına dair bilgiler veriyor.
Bu kitabı okuduğunuzda Yolu ve Dostu değil Düşmanı tanıyacaksınız.
Düşmanını tanıyarak yola çıkmak sizin için en önemlisi Vatanımız için bir avantaj sağlayacaktır.
Bu sebepledir ki zihninizde Aytunç beye yer açın efendim.
Not: Yoksul Tanrı Tyanalı Apollonius kitabının önsözünü okumanızı da en azından tavsiye ederim arkadaşlar..
Spoiler değil, eleştiridir!
Amaç yoksa niye ilmi bir kitap yazıyoruz ki?! Bence şiir kitabı yazarsak çok daha iyi! Moda mı olmuş yoksa tasavvuftan yazmak veya herhangi konuların tasavvufta karşılığını bulmak çok rağbet mi kazandırıyor acaba?! Belki de tasavvuf bilmek batılı ilim adamlarına yukardan bakma olanağı sağlıyordur, bilmiyorum?! Ya onların yerinde sen olsaydın, senin yerinde onlar olsaydı?! Kıl gibi titre, şükret!..
Büyük bir sabırla ancak bitirdim. Hevesle, merakla almıştım ve çok iyi de başladı. Sonra gittikçe inanılmaz derecede "kibir kokusu" yaymaya başladı...
Temel sağlam atılmadığında üzerine inşa edilen yapıt da sağlam olmayacaktır. Öncelikle, kitabın psikoloji/psikoterapi cephesinden hareketle yazıldığını belirtmek isterim. Artı tasavvufta eklenerek bu doğrultuda nefs konusu incelenmiş, galibiyet ikinciye verilmiş, insanın maddi boyutu, doğası görmemezlikten gelinmiştir. Ben eminlikle söylemek istiyorum ki, insanın doğası (biyolojisi, fizyolojisi, biyokimyası vb.) dikkate alınmadan ne modern psikoloji/psikoterapi ne de tasavvuf yazılabilir. Yazılsa da işte bunun gibi sağlam temele oturtturulamamış olur. Sadece nefs ve aşamaları, nefs terbiyesi, tasavvufi terimler, anlayışlar dışında kitabı sağlam bulmuyorum ve önermiyorum. Çok şey bilmenin "kibriyle" detaylara inerek apaçık gerçeklere göz yumma durumu sözkonusudur.
450 sayfalık bu kitabın belkide %50 İbni Arabi ve Mevlana Celaleddin Rumi'den alıntılardır. Ben amacın ne olduğunu anlayamadım ama eğer bu alıntılara açıklık getirmek amaçsa yukarıda anlattıklarımı silmiş olayım. Yine de bu iki büyük şahsiyete olan sonsuz sevgim ve saygım da bu kitabı benim "spoiler"imden kurtaramaz. Onlar da peygamber efendimizin (s.a.v), ümmetin "bulanık" [kaynak hadis olarak Mektubat-ı Rabbani'de] diye ifade ettiği