10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 23:46
İçimi ezdin, boğazımı düğümledin yine Şermin Yaşar. Hiçbir kitabını sevmedim, sevemedim demedim henüz daha. Çünkü bizi bize anlatma sanatında ustasın. Hatta insan şaşırıyor bazen kendimize söylemek, fark etmek istemediklerimizi nereden biliyorsun da yüzümüze vuruyorsun diye. Farklı bir dünya, garip bir evren okumuyoruz kitaplarında. Hepsi etrafımızdan insanlar. Yaşlı Selime Teyze, kimsesiz Meltem, kılıbık Erkan gibi. Gördüklerimiz, yaşadıklarımız, bildiklerimiz aslında ama yine de okurken alıp götürüyor bizi. Çünkü bilsek de üzerinde düşünmek, üzülmek istemediklerimiz var akan her bir satırda. Kısacası kalbim yoruldu, gözlerim doldu yine okurken. Sanırım biraz da suçluluk duydum her evlatta olması gereken gibi. Selime Teyzem; yokta yoksullukta dört evlat doğurmuş, büyütmüş, adam-kadın etmiş, gelmiş başını dinleyecek yaşa. Biz diyoruz ama onların başlarını dinlemek isteyeceklerini. Okurken fark ediyoruz ki aslında hâlâ kulaklarında anne diyen evlatlarının, etraflarında koşuşturan torunlarının, zaman zaman kendilerini çekiştiren gelinlerinin sesine hasretler. E hadi biraz da siz başınızı dinleyin, rahat edin demek bizim kendi vicdanımızı rahatlatmakmış oysaki, okurken anladım. Kendi evinden başka sığacak hiçbir yeri yok Selime Teyze'nin, o dört evladını sığdırmış evine ve kalbine lakin dört evladı şimdi bir göz odaya onu sığdıramıyor. Anlayacağınız kalabalık içinde çok yalnız Selime Teyze. Zaten Mustafa'sı da göçüp gitmiş bu dünyadan en büyük üzüntüsü o biraz da. Çünkü çok seven, kıymet bilen bir eş kolay bulunur mu? Belki de bir tek o vakit kıskandım Selime Teyze'yi. Bir tek o vakit özendim hep Meltem'le karşılıklı dertleşirlerken. Meltem kim peki? O da Selime Teyze gibi yanımızdan geçip giden hayatlardan. Anne küçük yaşta terk edip gitmiş, baba yeni eş-yeni çocuklar
Edebiyat & Roman
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
Sevgili okurun burada, oğuzcum atay
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 02:43
Şimdiye kadar yapmış olduğum en özel ve en uzun inceleme olabilir, olsun Oğuz Atay o kadar yazmış ben birkaç paragraf sıralamışım çok mu? Kendisiyle lisede tanıştım yanlış bir kitapla başlangıç yapsam da yollarımızı kesiştirmiştim bir kere :) Ardından Korkuyu Beklerken'e geçmiş Babama Mektup ile gönlümdeki tahtını kurmuştum. Yazarımızın kişisel yaşamı, aydın bunalımına yönelik fikirleri, verdiği röportajlar ve hayatı algılama şekli beni kendisine daha da yakınlaştırdı. Bu yakınlaşmanın şiddetini arttıran bir diğer noktada ise Poyraz Karayel bulunuyordu. Kitap incelemesinde dizinin ne işi var derseniz şşş duymamış olayım. Ona bir dizi diyip geçmek ayıp olur ama biz asıl konumuza dönelim. Kitapta oluşturulan dünyaya girme, Hikmet'in gelgitlerine anlam verme ve diğer karakterleri somutlaştırma noktasında dizinin büyük faydası oldu. Elbette ne kitap dizi için yazılmış ne de dizi tamamen kitaptan uyarlanmış, ben de bunun farkındalığıyla sadece bütünleştirmem gereken yerlerde gerekli canlandırmaları yaptım. Ayrıca bildiğim bir gerçek vardı bu dizi olsun ya da olmasın Oğuz Atay'ın eserlerini öylece elimize alıp okumaya başlayamayız. Öncelikle o yola giden basamakları oluşturmalı ardından ön hazırlıkları yaparak başlamalıyız. Ben bu ön hazırlık kısmını epey ciddiye aldım. Kitap üzerine çekilen inceleme videolarını izledim. Kitabı uzun süre kütüphanemde bekletirken ara ara da masaya gözümün önüne aldım. Yaptıklarımın hepsi bilinçliydi ve bahsettiğim hazırlığı oluşturan basamaklardı. Okumaya başlamadan derin bir soluk aldım ve Hikmet'in yaşamına doğru bir adım attım. Bilmem kitap hakkında ne söylenir... Bu kitap, sizi olayların olayları takip ettiği bir yolculuğa çıkarmıyor; kurgu demek ise mümkün bile değil. Bu kitapta hayat var; insanın ilerleyişte yaşadığı gelgitler, bunalım,
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2024 93. kitabı
Kararları büyükler verir, bedelini çocuklar öder. Merhabalar sevgili kitap dostlarım nasılsınız? Bugün sizlere azkitap yayınevinden çıkan Basri Avcı kaleminden YOLA DÜŞENLER kitabı ile geldim. Beni okurken çok etkileyen bu eseri okumanızı gerçekten çok isterim. Biraz konusundan bahsedeceğim. #kitabınkonusu Savaşın çaresizliğinde vatanından ayrı düşmek zorunda kalan bir aile Halepli Hasan'ın çocuk ruhundan dökülen savaş ve göçü dinliyoruz. Onların yerinde asla olmayı istemeyeceğiniz ve onların yaşadıklarını yaşamadan asla anlamayacağınız savaş kurbanlarının hikâyesi... Hasan onca yaşadığı zorluğa rağmen yinede umut dolu oluşu beni o kadar derinden etkiledi ki anlatamam. Sonra dedim kendi kendime biz ne kadar saçma şeyler yüzünden üzülüp, yıpranıyoruz. Onların yerinde olsaydık ne yapardık, nasıl yaşardık? Ne kadar az şükredip, ne kadar çok şey istiyoruz. Savaşın çocukları ise, aileleri ile bir çatı altında azıcık aşa razı mutlu bir yuva'dan başka bir şey istemiyorlar. Ama bizler hep daha fazlasını istiyoruz kitabın konusundan biraz çıktım ama gerçekten çok etkilendim. Kitap Halepli Hasan'ın ülkesinde yaşadığı zorlukları, kayıpları, savaşı, Türkiye'ye gelirken yaşadığı çaresizlikleri, acılarını Türkiye'ye geldikten sonra yaşadığı zorlukları anlatıyor ve depremi küçük ama bir dünya acı ve zulüm görmüş küçük Hasan'ın dilinden okuyoruz. Biz Kimdik? Hüseyin ve Hasan. İki küçük insan... Onlar için bir anlam ifade etmeyen çocuklardık. Hepimizin özlemlerinden çoktu aslında benim özlemlerim. Barışı özlüyordum, kardeşçe yaşamayı özlüyordum, sokağımızı, sokağımızda bizi yakan güneşin kavurucu sıcaklığını özlüyordum. Arkadaşlarımla oynadığım oyunları, korkusuzca gezmelerimizi, akşam ayrılıklarında yarın yeniden bir arada olacağımız ümidi taşıdığım günleri özlüyordum. Artık
Yola DüşenlerBasri Avcı · Az Kitap · 202418 okunma
Bizim Ülkede Her Şey Pamuk İpliğine Bağlı
9/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2023 26. kitabı
Hayatımız boyunca hep birtakım isimler duyuyoruz, kitaplarda bilime yön veren insanların ismini, tarihini geçip (hatta hoca neden konuyu uzatıp işimize yaramayan bilgileri veriyor ki diye söylenip) sadece buldukları şeylere dikkatimizi veriyoruz. Hayatımız ezberlemekle geçiyor; o bilgi nasıl ortaya çıktı, bilim insanı nasıl düşündü de o karışık formülleri buldu önemsemiyoruz. Çünkü sınavda bize sorulanlar önemli. Çünkü bilime giden yol değil ihtiyacımız olan, ne olmuş, nasıl olmuş değil önemli olan. Vakit kaybedemeyiz, 'karnımızı doyurmak', 'bir an önce bu öğrenci hayatından kurtulup 'insan gibi yaşamak' zorundayız. Bilimle, sanatla mı uğraşmak istiyorsun? Saçmalama. Sen ne yapabilirsin ki? Boşuna hayal kurma. 'Onların yeri doldurulamaz.' Ama fırsat olsa, ah bu hayat bu kadar zor olmasa, mecbur kalmasan günlük işler için koşuşturmaya senin de 'yapacağın büyük işler', 'gerçekleştireceğin hayaller' vardır ama işte... Nedenini anlayamadığımız şeylerin çözümlerini ezberlemeye çalışıyoruz hayatımız boyunca. Bu yüzden de problemleri görüp anlama konusunda eksikliğimiz var toplum olarak. Hayatımız hep somut şeylere bağlıymış gibi yaşadığımız için soyut kavramları anlamakta zorlanıyoruz. Ne diyordu kitapta: "Çoğumuz, problemleri yanlış kurduğumuz için, daha baştan çözümsüzlükle karşılaşırız." (s. 154) İşte problemleri görüp sıralayalım o zaman. Biz neden böyleyiz? Parlak zekalara sahip genç nüfusu olan bir ülkeyken neden bilim alanında bir şeyler yapmak bu kadar zor bu ülkede? Neden bilim insanlarımız gidiyor ülkemizden? Neden futbola önem verildiği kadar bilime önem verilmiyor bu ülkede? Neden insanlar yaşarken değer verilmiyor? Neden 'karın doyurmak', 'kafa ve ruh doyurmak'tan önce geliyor her zaman? En önemlisi neden böyle problemlerimiz var ve yıllardır hep aynı şeyler
Edebiyat
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
HAYIR DE
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Hayır Diyebilme Sanatı Hayır demekde zorlanıyoruz hayır dedigimizde karsi tarafa ayıp olucak veya çekindigimizden diyemiyoruz ama hayir demedigimiz her olayda cogu zaman zamanimiz vaktimiz isteyerek yaptigikiz veya yapmak istemedigimiz seyleri yaptigimiz icin yipraniyoruz
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Farklı Gibi Görünen Aynı Hayatlar Üzerine
Puan vermedi·109 syf.··
2022 26. kitabı
Yazar ile tamamen tesadüf eseri bir şekilde ve kitabın başka bir versiyonunu gördüğümde tanıştım. Baskıları incelediğimde, bana en uygun olanın bu sade baskı olduğuna karar verdim. Uzakdoğu edebiyatına çok aşina değilim. Okuduğum ilk kitaplardan biri bu olabilir. Muhtemelen İnsanlığımı Yitirirken benim için yeni bir yolculuğun ilk durağı gibi olacak. Kitaba geçersek, isimlere aşinalığım olmadığından hikaye akışında karakterleri karıştırıp geri döndüğüm zamanlar oldu. Bu açıdan manga versiyonunu okumak daha kolay olabilir. İnsanlığımı yitirirken kasvetli, karanlık bir buluta benziyor. Sürekli aşağıya doğru giden bir grafik gibi hikaye. Zaman zaman yükselir gibi olsa da, kitabın isminin verdiği spoiler sayesinde hep daha aşağılara ineceğimizi biliyoruz. Bu tür toplumu sorgulayan ve `dışlanmış` karakterlere eğilen kitaplar beni her seferinde yaşamın her halinin güzel olduğu fikrine getiriyor. Bundan kastım karakterimizin ne yaşarsa yaşasın aslında mutlu olduğunu söylemek değil. Zaten bu çok yanlış olur. Ancak istemeden geldiğimiz bu hayatı yaşamanın da tek bir yolu yok. Zaman zaman hayatın akışına kapılmışken, bir sonbahar yaprağı gibi savrulurken havada, hayatın tek bir yaşama biçimi olduğuna iyiden iyiye inandırıyoruz kendimizi. Tahayyül ettiğimiz yolda ve biçimde ilerlemek için çok yıpranıyoruz. Oysa aslında hayat mavi bir şekilde akıp giden ara ara kırmızı bölümleri olan bir navigasyon haritası değil. Her yol mavi ve her yolda biraz kırmızılıklar var. Aslında üç aşağı beş yukarı hepimiz aynı hayatları yaşıyoruz. Toplumla olan ilişkimiz bazen varolan acılarımızı daha iyi hale getirirken bazen de çok daha kötüleştiriyor. Toplumun onaylamadığı bir yolu seçmek, diğer tüm seçimlerimizi daha zorlu hale getiriyor. Bizi diğerlerinden uzaklaştırıyor, yalnızlaştırıyor. Zaten
İnsan
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,4bin okunma