• 39 syf.
    ·1 günde·9/10
    Rus edebiyatının Puskin ile birlikte atası sayılan, en büyük yazarların, başta Dostoyevski olmak üzere övgüsünü alan Gogol ' un hemen herkesin bildiği dünyaca ünlü öyküsü Palto , huzurlarınızda.

    Öykünün , bence en önemli özelliği kurgudan bağımsız, içten, samimi, her an görebileceğimiz, yaşamda sıkça rastlayabilecegimiz bir karekter olan Akaki Akakiyevic'in baş karakter olması.

    Akakiyevic , düzgün, namuslu, işinde gücünde, saygılı, kendi halinde; ama öte yandan da asosyal, silik, hayattan kendini soyutlamis bir memurdur. Maaşı, kit kanaat gecinmesine ancak yetmektedir. Gözü yükseklerde değildir. Hiç kimsenin tavuğuna kist demez. Daha rahat işlerde çalışmayı kabul etmez. Bir kere daha düşündüm de, böyle birine kolay kolay rastlayamazsiniz. Kalmadi artık böyle insanlar. Sözümü geri aldım. Neyse, tüm bu etkileyici sözlerin ardından bir ' ama ' bekliyorsunuz değil mi? Peki o zaman. Ama ,tüm bu iyi özelliklerin cezası olarak hayatin sillesini de sonuna kadar yemiştir. Hatta canı pahasına.

    Palto, ' hepimiz içinden ciktik ' deyimini sonuna kadar hakedecek kadar büyük bir öykü. Gogol, öyle sayfa sayfa yazmadan, kısacık bir öyküde bile şaheserler yaratilabilecegini gösteriyor bizlere. Az laf çok iş gibisinden.

    Yükte hafif, pahada ağır kitaplardan. Hala okumadiysaniz, hadi buyrun, 1 saatinizi bile almaz.

    Kitapla kalın...
  • 64 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitap Orhan Veli'ye ait altı adet öykü, bir adet William Saroyan'dan yaptığı çevirisi ve edebiyat hakkında ki ufak bir söyleşisinden oluşuyor. 58 sayfalık 'YÜKTE HAFİF PAHADA AĞIR' bir eser!
    Kitabın önemi aynı zamanda 'ilk kez' öykülerinin
    ayrı bir kitapta toplanıyor olmasından ileri geliyor.

    Hani bir kitap okurken, nadir eserlerde, sanki yazar ile karşılıklı sohbet ediyormuşsunuz havasını hissedersiniz ya ben bunu iliklerime kadar hissettim. Karşımda durdu ve bana muzhip bir şekilde öykülerini anlattı.

    Yeri geldi tebessüm ettim, yeri geldi çok düşündüm, yeri geldi kızdım... Öyle yoğun duygular silsilesin de kaldım ki oradan oraya savruldum.Elimden kalemim düşmedi, hem şiir hem de öykü kitabında altını çizdiğim ibretlik sözleri vardı.

    Denize sevdası,edebiyat hakkındaki düşünceleri,yoksulluk üzerine söyledikleri,açlığı,işsizliği,boşvermişliği,pişmanlıkları,avarelikleri... Her şey büyük bir hiciv ile anlatılmıştı.

    Arka kapak yazısında diyor ki:
    "Okurlarının,'keşke genç yaşta kaybetmeseydik de,o güzel şiirler gibi bu güzel hikayelerden de daha çok yazsaydı' diyeceğinizi düşünüyoruz" Hayır! Düşünmüyorum tam da öyle diyorum!

    Böyle ustaları yorumlamak haddime değil affola.

    Son sözlerimi herkesin çok sevdiği şiiri ile sonlandırıyorum.

    ~ANLATAMIYORUM
    “Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.”
  • 208 syf.
    ·1 günde·8/10
    Aziz Nesin, Türk halkını çözmüş, hem kıvrak zekasına hayranlık duyarken, hem de semeri üzerinden eksik etmediğinin yergisini de aynı ölçüde dile getirmekte. Bu kitapta da çeşitli dallardan seçmece öyküler, deneme, şiir, taşlama ve anı örnekleri var. Kendisi önsözünde yükte hafif pahada ağır öyküler seçtiğini söylüyor, bir nevi en beğendiği öykülerden bir demet sunuyor ancak her kitabı çok değerli Aziz Nesin'in böyle bir seçki tabii ki çok yüzeysel kalabilir.
    Kitaba adını veren öykü, "O geceyi yazmak" anısı, "Parle vu Fransızca" güldürüsü ve özellikle "Alırsınız Cenneti" hikayeleri çok güzeldi.
    Aziz Nesin'den sadece öykü okumak istemezseniz, deneyebilirsiniz.
    Kötü bir kitabı yok zira.