Cem Eren, bir alıntı ekledi.
09 May 21:05

"Bazı anlar vardır ki korkunç ihtimaller, bizi bir zebani sürüsü gibi kuşatır ve beynimizin bölmelerini şiddetle zorlar. Eğer sevdiğimiz kimseler söz konusuysa, basiretimiz her türlü çılgınlığı uydurur."

Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 585)Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 585)

SAHTEKARLAR
Söylerler canım, söylerler kolayca, Lâfla cennete girerler anca. Sözle keramet mi ararsın, İddiaları şu: Her laflan Kur'anca.
Mürşit yanında karınca kararınca, Evde hele karıya nanca! Eziyet mi, dayak mı, kötek mi ararsın! Tam örnek, zebani bir koca.
Yaparlar canım, yaparlar kolayca, Hasta iyi eder, ağrı diner çabukça. Çeşit yalanlar mı ararsın, İzhar-ı varlığa bak, kendileri yalanca.
Kadri ne yapsın şimdi hamca, Dövmek icabında bunları anca. Kimi baba, kimi amca sorarsın, incesini taklit ederler, inek gibi kabaca.

Leylâ ve Mecnûn 1201-1300 :
İzhâr kılup nişâne-i gam
Kim kıldı seni esîr-i mâtem

Ger âşık isen sen ey cihân-gerd
Kaçma ki menem senünle hem-derd

Bir lahza menümle hem-nişîn ol
Gencîne-i râzuma emîn ol

Başum tüğin âşiyâne kılgıl
Göz yaşumı âb ü dâne kılgıl

Sen kâsıd imişsen ey hamâme
Menden hem ilet nigâra nâme

Gör hecr-i ruhında ıztırâbum
Peygâmum ilet getür cevâbum

Bi’llâh ser-i kûyına gedende
Her çizginüben tavâf edende

Yâd eyle meni sevâbuma gir
Bir tavf sevâbını mana ver

Kon hâk-i derine iste dâne
Kıl özüne dâneni behâne

Oldukça mecâlün etme nâmûs
Menden yetür ol yere zemîn-bûs

Anca dedi ana hem gam-ı dil
Kim kıldı anı hem ünse mâil

Başında olup şeb âşiyânı
Gündüz ol olurdı pâsbânı

Zâtında görüp nişâne-i hayr
Hem vahş mutîi oldı hem tayr

Râm oldı behâyim ol figâra
Bir fevc yığıldı vara vara

Ol zâr idi mülk-i derd şâhı
Hayl-i ded ü dâm anun sipâhı

Olmışdı beşerden eyle bîzâr
Kim öz aksin sanurdı ağyâr

Dartup göğe dûd-ı şu‘le-i âh
Öz sâyesin istemezdi hem-râh

Bu Leylî ahvâlinden bir haberdür ve Ma‘şûk-ı âşık-pîşe etvârından bir eserdür

Sâkî müteellim-i humârem
Müştâk-ı şarâb-ı hoş-güvârem

Üftâdeliğüm gör etme ihmâl
Rahm et bir ayağ ile elüm al

İzhâr kılup safâ-yı meşreb
Bu bezmi çün eyledün müretteb

Bezm ehline nevbet ile ver câm
Hem hâs riâyet eyle hem âm

Mecnûna hemîn şarâb dutma
Leylîni ki asldur unutma

Dihkân-ı fasîh-i Fârisî-zâd
Bu gülşene beyle tikdi şimşâd

Kim ol çemen-i vefâ bahârı
Dâğ-ı gam-ı aşk lâle-zârı

Ya‘nî reviş-i vefâda muhkem
Leylî sadef-i cevâhir-i gam

Girmişdi hisâra genc mânend
Urmışdı ayağa pendden bend

Ne bir ferahı ne bir neşâtı
Ne kimse ile bir ihtilâtı

Bîzâr atadan ü anadan
Bîgâne cemî‘-i âşinâdan

Yanına olurdı hûblar cem‘
Pervâne-sıfat havâlî-i şem‘

Şâd olmağa hâtır-ı hazîni
Eğlenmeğe tab‘-ı nâzenîni

Min turrfece turfece fesâne
Şîrîn söz ile çeküp beyâna

Eylerler idi zaman zaman yâd
Takrîb ile lahza lahza bünyâd

Ol terk kılup neşât ü râhat
Bir uzvını eyleyüp cerâhat

Eylerdi behâne ile nâle
Düşmezdi olar düşen hayâle

Kızlar kaşa verse vesmeden reng
Cân gözgüsine salurdı ol jeng

Kızlar yüze koysa nîlden hâl
Ol nîle çekerdi raht fi’l-hâl

Kızlarda hayâl-i nakş-ı dîbâ
Ol nakş-ı hayâl ile şikîbâ

Kızlarun eli hınâda gül-gûn
Anun eli eşki ile pür-hûn

Ne iğnede ne ipekde meyli
Müjgâna tökerdi eşk seyli

Kızlar kılup ârzû-yı zîver
Ger rişteye çekselerdi gevher

Ol dahi çekerdi eyleyüp reşk
Târ-ı bedenine gevher-i eşk

Mecnûndan idi cünûnı efzûn
Leylî deyene der idi Mecnûn

Dünler ki gedüp yanından ol cem‘
Bir gûşede ol kalurdı vü şem‘

Şem‘e gam-ı dil beyân ederdi
Sûz-ı ciğerin ıyân ederdi

Bu Leylînün çerâğ ile macerâsıdur ve Andan câre-sâzî-i dil temannâsıdur

K’ey didesi nemlü bağrı dağlu
Başı karalu ayağı bağlu

Gel olalım hem-nefes men ü sen
Râz-ı dil-i zârun eyle rûşen

Ne derd seni nizâr edüpdür
Âlüfte vü zerd ü zâr edüpdür

Başdan ayağa nedür bu yanmak
Dûd-ı dile dem-be-dem boyanmak

Ne cinsdür aslun ey belâ-keş
Kim âb-ı hayâtun oldı âteş

Şerh-i dil-i germ ü çeşm-i ter ver
Ser-rişte-i râzdan haber var

Her lahza düşersen ıztırâba
Hem âteşe garkasen hem âba

Ne sihr kılursen ey seher-hîz
Kim âteşün âbdan olur tîz

Men sûhteden hem olma gâfil
Mende dahi var bir gam-ı dil

Men hem sana benzerem vefâda
Belkim niçe mertebe ziyâde

Sen gece hemîn yanarsen ey zâr
Men gece vü gündüzem giriftâr

Sende eser-i hevâ ziyândur
Nisbet mana râhat-ı revândur

Hûdur sana sırrunı töküp yaş
Meclisler içinde eylemek fâş

Gönlün çü değül vefâda kâim
Gönlündekidür dilünde dâim

Men sâbit-i arsa-i belâyem
Ney kimi hizâne-i hevâyem

Olman olur olmaz ile dem-sâz
Başum kesilürse söylemen râz

Derdüm sana söyleyem gam-ı dil
Sende dahi tâb yoh ne hâsıl

Döymez ciğerün bu şerh-i râza
Âhum getürür seni güdâza

Bir yâra bu derdi eyledüm fâş
Olmadı mana bu yolda yoldaş

Sabr eylemedi bu derd ü dâğa
Katlanmadı düşdi daşa dağa

Yanunda senün hem urmayam dem
Tâ kaçmayasen ırağa sen hem

Şem‘ün çü görürdi yoh zebânı
Dem urmağa yoh yanında cânı

Bu Leylînün pervâneye keşf-i râzıdur ve Anunla fi’l-cümle izhâr-ı niyâzıdur

Pervâneye şerh ederdi râzın
Arz eyler idi olan niyâzın

K’ey tâir-i âşiyâne-i aşk
Ser-geşte-i âb ü dâne-i aşk

Sensen reh-i aşk içinde sâdık
Âşık ammâ tamâm âşık

Bir görmeğe yârı cân verürsen
Bir zevkle iki cihân verürsen

Hem-râzdur taleb-i fenâda hâlün
Gûyâ ki fenâdürür visâlün

Her çend ki şöhre-i cihânsen
Aşk içre ser-âmed-i zamansen

Müşkil ki menüm kimi olup zâr
Mence ola sende şevk–i dîdâr

Sen seyrdesen hemîşe ser-mest
Men dâm-ı belâ vü derde pâ-best

Dünler sana dûst-ı hem-nişîndür
Hicrân mana muttasıl karîndür

Bir şu‘leye sen nisâr edüp cân
Düşvâr gamun kılursen âsân

Men cân ile isterem çekem gam
Min cân dilerem gamında her dem

Mence sana yoh gam-ı nihânî
Ger var desen hanı nişânı

Hanı nem-i çeşm-i eşk-rîzün
Hanı dem-i serd-i germ-hîzün

Hanı sitem-i belâya dözmek
Aşka düşüben cefâya dözmek

Pervânede hem görürdi noksân
Bulmazdı anunla derde dermân

Nâ-çâr kılup tahammül ü sabr
Ol kesre dilerdi gaybden cebr

Yarum geceler ki çeşme-i hâb
Gözler çemenin kılurdı sîr-âb

Zulmâta düşerdi nûr-ı bîniş
Ârâm bulurdı âferîniş

Uyhuya gederdi yâr u ağyâr
Derd ehli hemîn kalurdı bîdâr

Sahrâya çıhardı evden ol mâh
Kâmınca kılurdı nâle vü âh

Feryâdın edüp bülend-pâye
Râz-ı dilini açardı aya

Bu Leylî’nün mâh ile münâzara kılduğıdur ve Hurşîd kimi şevk odına yakılduğıdur

K’ey gâh kadüm kimi hamîde
Gâhî pür olan misâl-i dîde

Geh zâhir olan mana gamum tek
Geh gâib enîs ü hem-demüm tek

Şâhiddür ana bu inkilâbun
Kim âşıkısen bir âftâbun

Hicrânı ilen nizâr olupsen
Ser-geşte-i rûzgâr olupsen

Ey mihnet-i aşkdan haberdâr
Gör Tanrı içün ne mihnetüm var

Kıl şu‘le-i âhuma nezâre
Ger var ise rahmun eyle çâre

Seyr eyle fezâ-yı her diyârı
Gez cümle-i deşt ü kûhsârı

Gör handadur ol menüm penâhum
Şâhum mâhum ümîd-gâhum

Hâl-i dilüm ana arza eyle
Bi’llâh nişe gördün ise söyle

Tâ vakt-i seher bu idi hâli
Teşvîşden olmaz idi hâlî

Mürg-i seherî çekende âvâz
Eylerdi bir özge nevha âğâz

K’ey vây tükendi mâye-i ömr
Hurşîde erişdi sâye-i ömr

Demdür der-i fursat ola mesdûd
Müşkil görine beyân-ı maksûd

Leyla ve Mecnun, FuzuliLeyla ve Mecnun, Fuzuli
Ares, bir alıntı ekledi.
30 Nis 00:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"O Ehriman'dı, İran çöllerinden bir zebani."

Lanetli, Chuck Palahniuk (Sayfa 33)Lanetli, Chuck Palahniuk (Sayfa 33)
Merve EROL, bir alıntı ekledi.
10 Nis 16:19 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Aha dedim geldi işte, zebani...hadi yürü diyecek bana.Ölmüşüm ben.Ya da belki, zebani değil de...orak var mı elinde?Aahh, ah hep batı sembolizmi.

İnsanın Acayip Kısa Tarihi, Güray Süngü (Sayfa 37 - Dedalus Kitap)İnsanın Acayip Kısa Tarihi, Güray Süngü (Sayfa 37 - Dedalus Kitap)

Birgün Diyarbekır'linin biri cehennemi çok merak etmiş, cehennemin önüne gelmiş ve kafasıni içeri doğru uzatmiş. Tam o sırada zebani ensesine bir tane vurup cehennemden içeri fırlatmiş.
Diyarbekır'li zebaniye dönüp şöyle demiş;

Yaaw işte bêle yapisiz diye kimse gelmi ha ..
:) :)

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
03 Nis 16:28 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Büyük görev, ilk safhalarda, yine annenindi. "Evlât annenin göstergesidir" deyişini hayat prensiplerinin vird-i zebânı yapan annesi, "iyi kadın" olma hasletine annelik şuurunu da katarak yücelmişti.

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 59)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 59)
Güler Deniz, bir alıntı ekledi.
02 Nis 23:35 · Puan vermedi

.... öldükten sonra bu hayat yakama yapışıp benden hesap soracak mı acaba diye korkuyorum. Ne dersin, böyle bir şey olur mu sence? Yani, hayat tamamlanınca, artık ben tamamlandım diye gelip adamın karşısına dikilir mi? Belki de dikilir, nereden biliyoruz ki... Belki de, kimilerinin zebani dediği şey bizim tamamlanmış hayatımızdır.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş

Trajikomik
Cehennemde her kazanın başında bir zebani bekliyormuş çıkmaya çalışanı sokuyormuş içeri. Ancak Türklerin yandığı kazanların başlarında zebani yokmuş. Yananlardan biri sormuş nedir bunun hikmeti niye onların başında kimse yok zebani kardeş demiş?
Zebani cevap vermiş; gerek yok biri kaçmaya çalışırken diğeri onu çekiyor zaten