Şeriatın İslam öncesi Arap toplumunda da olması
Kur'an'da namaz emrinin birçok ayette akîmu's-salât şeklinde gelmesi ve bu ifade kalıbıyla namazı tevhid inancı temelinde dosdoğru şekilde kılmak (ikâme-i salât) gerektiğine dikkat çekilmesi, Bakara 2/196. ayetteki ve-etimmu'l-hacce ve'l-umrete lillah ifadesinde hac ve umre ibadetinin şirk unsurlarından arındırılıp sırf Allah'a adanarak yerine getirilmesinin istenmesi, kurban hususunda Allah'tan başka varlıkların adı anılarak (tehlil) kesilen hayvanların etini yemenin haram kılınması (Bakara 2/173; Maide 5/3; En'am 6/145; Nahl 16/115) ve kurbanların kanlarını teberrüken Kâbe'nin duvarlarına sürmenin bir şirk ritüeli olduğuna atfen, "[Bilin ki] kestiğiniz kurbanların ne etleri ne kanlan Allah'a ulaşır" (Hac 22/37) buyrulması hem bütün bu ibadetlerin cahiliye devrinde şu veya bu şekilde malum ve mevcut olduğunu hem de özünden ve asıl amacından saptırıldığını gösterir. Zikri geçen ibadetlere ilaveten İslam öncesi dönemde cenaze namazı, cenazeyi kefenleme ve "rahmetullahi aleyk" (Allah'ın rahmeti üzerine olsun; -bugünkü tabirle- Allah rahmet etsin) duasıyla defnetme, üç talâkla boşama gibi ritüeller de vardı. Ayrıca, ceza hukukuyla ilgili olarak eşkıyalık (hirâbe) suçunu idamla, hırsızlık suçunu el kesmeyle cezalandırma örfü de mevcuttu. Bu bilgilerin ardından bazı zihinlerde, "Naslarla sübut bulan ahkâmın hemen hepsi İslam öncesi dönemde mevcut olduğuna göre Kur'an ve Sünnet insanlığa yeni denebilecek hiçbir şey getirmemiş midir?" şeklinde bir istifham ve itirazın belirmesi kuvvetle muhtemeldir. Böyle bir istifham ve itiraza cevap olarak, Kur'an ve Sünnet'in ibda ve icat mahiyetinde değil, çoğunlukla ıslah tarzında yenilik getirdiği söylenebilir. Bu noktada Kur'an'da "hanîf" diye ifade edilen ve "tevhid"e karşılık gelen sahih inanç temelinde Allah'a teslimiyetin ve aynı
Sayfa 69 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
71 muhtırasına giderken solun gücü.
İşçiler 15-16 Haziran 1970’te geniş ve daha çok kendiliğinden bir gösteriyle bu yasaya tepki gösterdiler ve bütün İstanbul-Marmara Bölgesi’ni tam olarak felç etmeyi başardılar. Hükümet, düzeni ancak askerî güç kullanarak ve kentin bütün fiziksel ulaşım yollarını keserek sağlayabildi. Bu olay, gösteriyi “devrim provası” olarak betimleyen rejim için bardağı taşıran son damla oldu. Gözlemciler, hükümetin İkinci Cumhuriyet’in kurumlarıyla yasa ve düzeni koruyamadığını kaydettiler ve bu kez Pakistan’daki “Yahya Han” modelinde bir başka askerî vesayet döneminin geleceğini öngördüler. Demirel sık sık bu kadar liberal ve gevşek bir anayasayla ülkeyi yönetmenin imkânsızlığından şikâyet ediyordu.
Alıntı
GÖLGE ve KAN ALINTI 16
“Günaydın Amelia, Liza. Sanırım atlı arabanız hazır." "Kafanı güvenli ve kendine yakışan meselelere yoruyorsun, değil mi? Yoksa şimdiden isteklerime karşı çıkmaya mı başladın, Audrey Rose?" "Gündemi takip etmenin uygunsuz düştüğünün farkında değildim. Belki de kendi vaktimi ve senin de paranı, düşüncelerimi sımsıkı bağlayıp dudaklarımdan dökülmesini engelleyecek yeni korseler almaya harcamalıyım," dedim tatlı bir sesle. "O kadar sıkı bir şey giymek, ses tellerimi de denetim altında tutacaktır. Haksız mıyım?"
Sayfa 263 - Ephesus Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İbn Abdilber en-Nemerî ve fıtrata göre iman görüşü
Aslında fıtrat İslam inancını kabul veya bu inanca yatkınlık anlamı da taşımaz. Nitekim İbn Abdilber en-Nemerî (ö. 463/1071) de "fıtrat kelimesinin iman-küfür, hidayet-dalâlet gibi belirleyici anlamlar taşıması mümkün değildir" der. Çünkü insan dünyaya gözünü açtığı an itibarıyla ne imanı ne de küfrü kavrayabilir. Kaldı ki Nahl 16/78. ayette insanoğlunun hiçbir şey bilmez veya her şeyden bihaber halde dünyaya geldiği belirtilir. Şu halde, yeni doğanlarla ilgili fıtrat kavramı, onların yaratılış, tabiat ve mizaç bakımından genellikle sağlıklı ve düzgün (selamet ve istikamet) olduğuna işaret eder. İnsan ancak reşîd olduktan sonra iman veya küfrü seçebilir. Bu yüzden bazı âlimler fıtrat meselesiyle ilgili hadisi hem Allah'ı inkâr hem O'nu tanıyıp bilmek, yani hem küfür hem iman potansiyeline sahip olmak diye yorumlamışlardır.
Sayfa 48 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
"Bal mı buldun? Yeterli miktarda ye, yoksa kusarsın." ( Özdeyişler 25:16 )
Sayfa 835 - Everest·Kitabı okudu
Edebiyat
Arabça, MEN CAE?-Kim geldi?: 95: QAZMULO-Süryanice, "Bardak". (Tevr-Bardak. "Kadeh. Bedene, kurbanlık nefs. Göz": 606: Salih İzzet... Kurkur-Büyük gemi: 606: Tegavür-Derine dalma. Bir şeyin esasını arama... Kef harfi, Allah'ın "Şekur-Şükürleri kabul eden" ismi, Kürsî mertebesi ve Kamer menzillerinden Nesre... Şükür-Hacet, ihtiyaç. Mühim işler: 606: İstifsad-Bir şeyin bozulmasını isteme)... SOB MAN-Süryanice, "Kim geldi?": 1159: MEN'-Durdurmak. Bir şeyi korumak, esirgemek... MEN-İ MUHAKEME-(Mahmud Efendi Hazretleri'ni ziyaretten iki gün sonra, yâni 10 Aralık'ta, Avukatım Hasan Ölçer "Metris İsyanı Davası"na ait cezanın, yenilenmesine karar verilen ana davama âit 16 sene yatmışlığımdan mahsub edilmesi hususuna dair Bakırköy Mahkemesi'nin, mahsubu lehime kaldırdığını söyledi. Yâni, önce yenilenmesi karar verilen ana davamın neticesine göre ona bakılacak... Mahmud Efendi Hazretleri'nin kerameti!): 274: MEN LEHÜL HAKK-Hak sahibi olan kimse. "Ben!"... KELİM(E)-Bir tek söz. (Yevmiye: Bir kelime fetheder beni!): 95: İCLAS-Tahta çıkarmak.
Sayfa 152 - İBDA Yayınları·Kitabı okuyacak