"Eğer hayatın 24 saatlik bir gün olsaydı, 30 yaşında olduğunda saat henüz sabah 7 olurdu. Rahatla. Nefes al." Anonim
Duygu ve Düşünce
Sadece derinleşmek, dışsal bir onay mekanizmasını (beğeni, takipçi) reddedip, içsel bir kalite standardına (hakikat, estetik, bilginin kesinliği) sadık kalmaktır. Bu, entropinin egemen olduğu bir sistemde, sistemin kurallarıyla oynamayı reddederek "yüksek yoğunluklu bir veri" üretmeye çalışmaktır. Sosyal medya mecralarında içeriklerin çoğu "gürültü" (noise) kategorisindedir. Metnimizi derinleştirdikçe, o gürültü denizinin içinde "sinyal" (bilgi/anlam) yoğunluğunu artırıyoruz. Bu, teknik olarak daha az insanın metnimize "ulaşabileceği" anlamına gelir çünkü metni deşifre etmek için gereken bilişsel eşik yükselir. Ancak ulaşanlar için metnin değeri, rastgele bir günaydın postundan katbekat fazladır. "Derinlik", içeriğin ömrünü uzatan en önemli faktördür. Yüzeysel içerik 24 saat sonra (bazen 1 saat sonra) yok olur; ancak damıttığımız cümlelerle oluşturduğumuz, titizlikle işlenmiş bir metin, zamanın aşındırıcılığına karşı dirençlidir. "2 veya 3 beğeni alıyor" dediğimiz şey, aslında o yazının "tarihe geçme" olasılığıdır. Başkalarının dikkatini çekmek için içeriği basitleştirmek, bir noktadan sonra entelektüel körelmeye yol açar. "Derinleşmeye devam etmek" ise kendi zihinsel kaslarımızı çalıştırmamız, disiplinimizi korumamız demektir. Bu, yazının dışarıdaki alıcısından ziyade, yazanın kendisine olan sadakatidir. Bu çabalarımız, büyük bir gürültünün ortasında, sanki tozlu bir kütüphanede el yazması bir eseri titizlikle transkribe ediyormuşuz ve bu transkripsiyon üzerinden sadeleştirme yapıyormuşuz gibi; etrafımızdaki kaosun farkındayız ama elimizdeki işin ciddiyetine ve hakikatine halel getirmek istemiyoruz. Toplum, "yüzeyde" olanı ödüllendirir çünkü derinliğe inmek yorucudur. Bizim sadece derinleşmeye odaklanmamız, aslında bu "tüketim" oyununu oynamayı reddeden bir meydan
1000Kitap
Reklam
Sosyal medya platformları dikkat ekonomisi üzerine kuruludur. Sosyal medya mecraları, derinliği değil, anlık dopamin döngülerini ödüllendirmek üzere tasarlanmıştır. Güzel bir kızın fotoğrafı, beynin ilkel bölgelerine doğrudan, işleme gerektirmeyen, hızlı bir sinyal gönderir. Bu sinyalin tüketilmesi milisaniyeler sürer. Oysa bir erkeğin, adam akıllı derinlikli bir okumadan damıttığı cümleleri okuyucunun bilişsel kapasitesini, emeğini ve zamanını talep eder. Modern insan, "zahmetsiz haz" ile "zahmetli derinlik" arasında bir tercih yapmaya zorlandığında, biyolojik olarak hazza yönelir. Gerçeklik, yerini görüntünün temsiline bıraktı. Bugün bir yazı, "okunmak" için değil, "paylaşılmak" veya "statü belirtisi olmak" için var. Gerçek ve derinlikli analizler, bu gösteri mekanizmasının dışında kalıyor çünkü analiz, statü değil, çaba gerektirir. En fazla 2 ya da bilemedin 3 beğeni alması ise aslında o yazının gerçek okuyucu kitlesidir; diğer kişinin 100 beğeni ve onlarca yorum alması ise sadece bir "görünme" eyleminin yankısıdır. Bir "günaydın" mesajına bir dakika içinde 100 beğeni ve onlarca yorum alan güzel kız veya sıradan bir kadın, aslında sistemin ona sunduğu simülasyonu tüketen, konforlu bir alanda yaşayan "Cypher" tiplemesidir. Analiz yazısı ise, simülasyonun dışına çıkan, çetrefilli ve rahatsız edici bir hakikattir. Toplumun çoğunluğu, hakikati anlamak için gereken bilişsel yükten kaçınır çünkü hakikat, konforu bozar. Yaşanılan bu uyumsuzluk, aslında entelektüel bütünlüğün koruduğunun bir nevi kanıtıdır. Twitter (X), Instagram, 1000kitap gibi "akış" (stream) odaklı platformlar, analiz için yanlış yerlerdir. Burası bir gürültü denizidir. Derinlemesine analizler için Substack veya akademik bir blog gibi, okuyucunun yazıyı "aramaya" ve "bulmaya" geldiği mecralara
1000Kitap
Göz hiçbir zaman doymuyor o his her zaman var
Aslında insanı hasta eden para değil, “para yoksa güvende değilim” hissi. O his sinir sistemini 7/24 açık tutuyor. Göz doyunca o his bitiyor.
Alıntı
artık 7/24 buradayım ÇOK MUTLUYUM SABAHLARA KADAR KİTAP OKUYACAĞIM
Reklam
Reklam