Cüneyd Bağdadî (298/910): “Tasavvuf” A llah’ın senin nefsinde bulanan kötü sıfatları öldürüp, kendisinin hoşnut oiduğu güzel sıfatlarla kalbini manevi diriliğe kavuşturmasıdır. ”
Maruf Kerhî (298/815): "Tasavvuf, hakikatlere sarılmak ve halkın elinde bulunan şeylerden ümidi kesmektir.”
Ebu Süleyman Dârânî (215/830): “Tasavvuf, kulun bütün fiillerini Hakk’tan bilmesi ve daima Hakk ile olmasıdır.”
İsmail b. Nüceyd (366/876): "Tasavvuf, Allah’tan gayri şeylerden gönlü tamamen çekmek, bilinmemeyi tercih etmek ve hayırlı olmayan şeylerden sakınmaktır."¹
El-Kettanî (322/933): “Tasavvuf, baştan sona güzel ahlaktan ibarettir. Ahlakça senden güzel olan kimse, tasavvuf yolunda da senden ileridedir."²
İmam Rabbanî (1034/1625): “Tarikat ve hakikat diye bahsedilen ilimler, şeriatın üçüncü merhalesi olan ihlası elde etmek içindir. Bu ilimlerin hedef ve hizmeti budur. "³
Diğer taraftan tasavvufun özü itibariyle, Peygamberimizin ve ashabının yaşayış tarzında görmekteyiz.
Hz. Peygamberimiz, çok sade ve tevazu içinde yaşardı. O, çağında güçlü bir devlet kurmuş olduğu halde dünyaya iltifat etmemiş, mal ve şöhret ile değil, sadece Yüce Allah’a kulluğuyla iftihar etmiştir.
_________________________
¹ Bkz: Kuşeyri, Risale, II, 355-360. (Babu’t-Tasavvuf)
² Sühreverdî, Avarifü’l-Mearif, 56.
³ İmam Rabbani, Mektubat, 36. Mektup.