Neden? Geçmişte güzel olan bir şey, geriye bakarken çirkin gerçekleri gizlemiş olduğu için neden böyle dağılıp parçalanıyor? Evlilikteki mutlu yılların anısı, ötekinin tüm o yıllar boyunca bir âşığı olduğu anlaşılınca neden zehir oluyor? Öyle bir durumda mutlu olunamayacağı için mi? Ama mutlu olunmuş ya! Bazen sonu acı verdiği için bile mutluluğa sadık kalmaz bellek. Gerçek mutluluğun yalnızca sonsuza kadar sürmesi beklendiği için mi? Bilincine ve farkına
varılmamış bile olsa, ancak daima acı vermiş bir şeyin acıyla sona erebileceğine inanıldığı için mi? Ama bilincine ve farkına varılmamış acı nedir ki?
Anne olmadan hiçbir zaman anlayamayacağınız şey şu; karşınızda elinde otopark fişi,ayağında cilasız ayakkabıları ve karmaşık aşk ilişkileriyle gördüğünüz, paldır küldür yürüyen, tıraşsız gezen ve kötü kokan o inatçı adam aslında bir yetişkin değil, o yaşa gelene kadar büründüğü her karakterin tek bir vücutta toplanmış hali.Will’e bakınca aklıma kollarımda tuttuğum o sersem bebeklik hali geliyor ve kendimden başka bir insan arattığıma inanamıyorum. Bir baktığımda yeni yeni yürüyen ve elime uzanmaya çalışan bir bebekti ve bir an sonra başka çocuklardan dayak yediği için ağlayan okul çocuğu oldu.
Onun kırılgan yanlarını, aşklarını, tüm hayatını gördüm. Yok etmemi istediği şeyler işte bunlardı; küçük bir çocuk, yetişkin bir adam, ona duyduğum sevgi ve geçmiş.
Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!
Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa
Kendi kendini öldürmesini insanın!
Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat,
Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana!
Şimdi biraz para biriktirirseniz milyoner olmazsınız. Üç gün üst üste spor salonuna giderseniz bir anda forma girmezsiniz. Bu akşam bir saat Mandarince çalışsanız bu dili öğrenmiş olmazsınız. Birkaç değişiklik yaparız ama sonuçlar hiçbir zaman çok çabuk gelmez ve böylece hızla önceki rutinlerimize geri döneriz.