Arda Çolakoğlu

Arda Çolakoğlu
@Arda4534
Koyup tesbîh-i mercânı seni kim dinler ey vâ'iz Mufassal kıssa başlarsın garîb efsâne söylersin -Bâkî
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans), Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı (Yüksek lisans-devam ediyor)
Ankara
Kars, 19 Nisan
296 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
II.ABDÜLHAMİT DÖNEMİ
Sultan Abdülhamit Türkiyesi, imparatorluk tarihinin en perişan günlerini yaşıyordu. İmparatorluk fiilen çökmüştü. Abdülhamit'in hem içeriye, hem dışarıya karşı siyaseti, şu birkaç sözcükle özetlenebilirdi: Çatışmaları uyuşturmak, olayları örtbas etmek, çöküntüyü görmemezlikten gelmek ve ne pahasına olursa olsun, kendi tahtını korumak! Bu konuda meselâ Abdülhamit'in en güvendiği sadrazamları Sait ve Kâmil paşaların hatıraları zengin misallerle doludur. Haritada ve nazarî olarak imparatorluğun sınırları Bosna'dan Basra'ya, Ağrı dağından Orta Afrika'ya kadar uzanıyordu. Ama bu sınırlar içinde idare bitmişti. Ordu çökmüştü, uyuşturulmuştu. Bir posa haline getirilmişti. Dağlar, yollar eşkıya elindeydi. Hazine tamtakırdı. Devlet resmen iflâs etmişti. İçeride azınlıklar, ayrı birer millet gibi yaşarlardı. Kapitülasyonlar devletin malî, iktisadî, hatta adlî istiklâlini zincirlemişti. Ne yol, ne sanayi, ne de malî kredi cihazları vardı. Devlet içeride halsiz, iktidarsız olduğu kadar dışarıya karşı da itibarsızdı. Vasıtasız, teçhizatsız ve parasız ordu birlikleri Rumeli'de, Doğu Anadolu'da, Suriye'de, Yemen'de ve daha nice sapa yerlerde eşkıya kovalamak, çetelerle çarpışmak ve isyanları bastırmak için, hem de tamamen verimsiz mücadeleler içinde eriyip gidiyorlardı. (...) Halbuki orduda zabitler, aylar ayı maaş alamazlardı. Kalelerde, tabyalarda yıllar yılı çürütülürlerdi. Sarayın çevresine çöreklenmiş birtakım saltanat mensuplarının köşklerde, konaklarda zenci halayıklar, Çerkez cariyeler elinde soysuzlaştırılmış çocuklarına ise, daha küçük yaşlarından başlayarak askerî rütbeler, nişanlar yağdırılırdı. Bunlar, havadan kazanılmış bu süslerini, ya padişahın saray avlusundaki selâmlık alaylarında figüranlık yapmak ya da konaklarındaki cariyelerine caka satmak için
Sayfa 58 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa, annesinin daha onu doğurmadan tahayyül ettiği gibi sarı saçlı, mavi gözlü, pembe yüzlü, fakat hakarete tahammül etmeyen ciddî ve haysiyetli bir çocuktu. Şemsi Efendi mektebinde gene sarıklı ve anlaşıldığına göre yüzü çiçekbozuğu Çopur Hafız Nuri Efendi'ye isyan ettiği gibi, bu sefer de Kaymak Hafız'ın hakaretine tahammül etmedi. Gerçi Çopur Hafız işi örtbas etmişti. Ama Kaymak Hafız işinde, Mustafa dayattı. Günlerce mektebe gitmedi. Zaten bu sivil mektebe pek ısınmış da değildi. Hem babaannesi de onun okumasına taraftar görünmüyordu. Onu mektepten aldı. Hulâsa o sene Mustafa, mülkiye rüştiyesini bir daha dönmemek üzere bıraktı. Bir olayın zorladığı bu netice, onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Çünkü ona asıl mesleğini seçmek ve bulmak yolunu açtı. Bu meslek ASKERLİKTİ.
Sayfa 51 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih

Arda Çolakoğlu

, bir kitap okudu
9/10
·624 syf.·
31 günde okudu
·
2020 9. kitabı
Yaşar Kemal
8.7/10 · 3.343 okunma

Arda Çolakoğlu

, bir kitap okudu
9/10
·242 syf.·
31 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 01:21
·
2020 8. kitabı
Orhan Veli Kanık
8.1/10 · 31,4bin okunma
Yokuş
Öteki dünyada akşam vakitleri Fabrikamızın paydos saatinde Bizi evlerimize götürecek olan yol Böyle yokuş değilse eğer Ölüm hiç de fena bir şey değil.
Sayfa 188 - YKY·Kitabı okudu
Edebiyat