Puşkin “meğer ki bir hayale aşıkmışım “
yazıklanmasında. Attila İlhan “Git başımdan Aysel seni seviyorum “dedikten sonra, Ne kadınlar sevdim,zaten yoktular “fark edişinde. Ünlü mısranın sahibi, Aysel’i başından gitmeye zorlarken aslında Aysel’in içindeki Aysel’i yok etmesinden korkmakta
Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın her zaman yeni dostlar ediniriz.Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız .Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar,canları sıkılır.Çünkü efendim herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini Elif’i elifine bildiğine inanır. Ne var ki hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez .Tıpkı şu düşleri gerçeğe dönüştürmeyi beceremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi.
Tesadüfün pek merhametli olmadığını ve birbirine böyle yakın olanları bir ikinci defa karşı karşıya getirmediğini biliyorlardı.Fakat konuştukları dil,diğer kırlangıçların diliydi ve bu dilde söylemek istedikleri şeyleri söylemekten utanıyorlardı. Bu dil, onların içindeki şeylere uygun değildi.