PINAR DEĞİRMENCİ, bir alıntı ekledi.
 21 May 18:38 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Onun bir küçük kızı vardı..
Kar beyazı , kan kırmızısı ,abanoz siyahı..

Winter, Marissa MeyerWinter, Marissa Meyer
Rosida, bir alıntı ekledi.
06 May 16:06 · Puan vermedi

İnsan hayatı,piyano tuşlarına benzeyen somut bir olgu gibidir.36 adet abanoz ağacından elde edilmiş siyahî tuşlar;bizim içimizdeki nefret riyakârlık,kıskançlık,kibir ve açgözlülüğü simgeler.52 adet beyazın öncüsü parıldayan kaygansı plakalar ise,güzelliğin,güvenin,vicdanın,uyanmanın ve aşkın göstergesidir.La'nın liderliğinden Do'nun bitiminde elde edilen sonuç insanlığın renklerinin değişkenliğidir.

Dönüş Yok, Aslıhan YaylaDönüş Yok, Aslıhan Yayla

Tarihin En Muhteşem Kitabı: Ömer Hayyam'ın Rubaileri
1909'da Londralı iki ciltçiye dünyanın en muhteşem kitabını hazırlama görevi verilmişti: Ömer Hayyam'ın Rubaileri. Atlas Okyanusu'nun dibini boylayan bu kitap günümüzü hala nasıl etkiliyor?
Titanik 14 Nisan 1912 gecesi Yeni Dünya'nın denizlerine gömüldüğünde, en seçkin kurbanı bir kitap olmuştu…" Bu sözler Lübnan kökenli Fransız yazar Amin Maalouf'un 1988'de yayımlanan tarihi romanı Semerkant'ta geçiyor.

Sözü edilen kitap, 11. yüzyıl bilginlerinden İranlı Ömer Hayyam'ın Rubaileri'ydi. Bu şiirlerin çok sayıda yazılı kopyası olsa da bu kitap yeganeydi. Maalouf'un romanında anlatılan da onun hikâyesiydi.

1900'lerin başında Londra'da iki ciltçi, George Sutcliffe ile Francis Sangorski eskiden kalma kitap ciltleme zanaatını yeniden canlandırmaya çalışıyor, ciltlerinde kullandıkları zengin desenlerle tanınıyorlardı. Henry Sotheran adlı kitapçı onlardan eşi benzeri olmayan bir kitap sipariş etmişti. Kitabın masrafı hiç önemli değildi. Dünyanın en muhteşem kitabını ortaya çıkarmaları için ciltçilere açık çek verilmişti.

İki yıllık yoğun çalışmanın ardından 1911'de tamamlanan kitapta Elihu Vedder'in resimleri eşliğinde Ömer Hayyam'ın rubailerinin İngilizce yorumları yer alıyordu. Kitap 'Büyük Ömer' adının yanı sıra, ihtişamından dolayı 'Muhteşem Kitap' adıyla da tanınır olmuştu.

Ön kapağında süslü üç tavus kuşu, arka kapakta ise Yunan sazı buzuki resmi işlenmiş olan kitapta, binden fazla yakut ve zümrüt gibi değerli taş, beş bin parça deri, gümüş, fildişi, abanoz ile 600 sayfalık 22 karat yaprak altın kullanılmıştı.

'Büyük Ömer'
Sotheran kitapçısı bu kitabı New York'a göndermek istiyordu. Ama Amerikan gümrüğünün talep ettiği yüksek gümrük vergisini ödemeyi reddettiği için kitap İngiltere'ye geri döndü.

Bunun üzerine Gabriel Wells bir müzayedede kitabı 450 sterline satın aldı (kitabın satışı için alt sınır 1000 sterlin olarak belirlenmişti). Wells de kitabı Amerika'ya göndermek istiyordu. Ama ne yazık ki başvurulan gemi onu taşımayı kabul etmedi.

Bunun üzerine 1912'de İngiltere'den Amerika'ya ilk seferini yapan Titanik'e başvuruldu. Kitap geminin kargosuna verildi. Ama gemi bir buzdağına çarpıp batınca kitap da onunla birlikte okyanusun derinliklerine gömüldü.

Ancak kitabın hikayesi Titanik'in batmasıyla sona ermedi. Birkaç hafta sonra kitabı hazırlayan iki kişiden biri olan Sangorski tuhaf bir biçimde boğularak öldü.

http://www.bbc.com/turkce/vert-cul-42792690

KarlukYeğen, bir alıntı ekledi.
28 Mar 12:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Cülus günü Vahideddin’in romatizmaları zonklamakta, güç-bela yürüyebilmektedir. Merasimin yapılacağı Topkapı Sarayı’na girişte Çengelköy’den beraber geldiği adamlarına döner, bastonunu vermelerini işaret eder. ‘Unuttuk efendimiz ! … Köşkte kalmış’ olur aldığı cevap
Sadece üç kelime ‘Bu bir felaket!..’ sözleri çıkar Vahideddin’in ağzından…
Saraya padişah olarak adımını attığı anda söylediği söz, işte budur:Felaket..
Vahideddin, tahta çıktığı gün unuttuğu bastonunu 1922’nin 17 Kasım sabahı dönüşsüz yolculuğuna çıkarken bu defa unutmayacak, Yıldız Sarayı’nı elinden bu abanoz bastonla terkedecektir.

Şahbaba, Murat BardakçıŞahbaba, Murat Bardakçı
Simurg (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
21 Mar 12:04

Eskiden Küba bir uçtan diğerine dev palmiyelerle, maun, sedir, abanoz ve dagame ormanlarıyla kaplıydı. Küba'nın değerli ormanlarını, bugün ancak El Escorial'in masalarıyla pencerelerine, Madrid sarayının kapılarına bakıp takdir edebiliyoruz.

Latin Amerika'nın Kesik Damarları, Eduardo GaleanoLatin Amerika'nın Kesik Damarları, Eduardo Galeano
Edgar Allan Poe, bir alıntı ekledi.
04 Mar 12:29

Durgun büstte otururken içini dökmüştü birden
o kelimeleri değil, abanoz kanatlı hayvan.
Sözü bu kadarla kaldı, yerinden kıpırdamadı,
sustu, sonra ben konuştum: "dostlarım kaçtı yanımdan umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan."
Dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

Kuzgun, Edgar Allan PoeKuzgun, Edgar Allan Poe
F, bir alıntı ekledi.
27 Şub 21:41 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

‘Aslında her şey, orta halli insanların zenginlere benzemek için onları taklit etmelerinden ibaretti ve sonuçta bu dekorasyonların hepsi birbirinin aynıydı. Döşemelik kumaşlar, abanoz ağacından mobilyalar, çiçekler, halılar ve bronzlar... Tüm bunlar, belli bir sınıfın sahip olduğu şeyleri edinerek onun gibi olmaya çalışan başka belli bir sınıftan insanların eşyalarıyla aynıydı.’

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 30)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 30)

"Ve sen ,
Olgun ananas yüklü abanoz balkonundan her şeyi rahatça görebilecek kadar göğe yakınsın!"

-İLHAN BERK