Giriş Yap
Bu sessizlik, bu huzur içinde o görüntüleri inceliyor, karşılaştırıyordum. Bana öyle geliyordu ki, ben şimdiye kadar kendimi tanımamıştım. Şimdiye kadar tasarladığım haliyle dünya, değerini yitiriyor, geçersizleşiyordu; gecenindi söz; dünyanın yerine gecenin karanlığı hüküm sürüyordu (bana öğretmemişlerdi geceye bakmayı, geceyi sevmeyi). Bu anlarda kollarıma söz geçirebilir miydim, bilmiyorum. Öyle sanıyordum ki elim, kendi haline bıraksam, bilinmez bir dürtü etkisinde, kendiliğinden kımıldamaya başlar. Gövdemi sürekli denetlemesem, iradesizce bütün dikkatimi ona yöneltmesem, beklemediğim bazı hareketlere kalkışabilirdi. Uzun zamandır bende, diri diri dağılmakta, parçalanmakta olduğum duygusu belirmişti. Yalnız cismim değil, ruhum da, aralarında bir uyuşma olmaksızın, kalbimle sürekli zıt gidiyorlardı. Garip bir dağılma ve bölünmeden geçiyordum sürekli. Bazen bir şey düşünüyor, buna kendim de inanmıyordum. Bazen içimde kendime karşı bir acıma duygusu beliriyor, ama aklım ayıplıyordu beni. Birisiyle konuşsam, bir şey yapsam, türlü konularda söze karışsam gönlüm başka yerde oluyor-du, aklım başka yerde, ve ayıplıyordum kendimi. Dağılan, çözülen bir kitleydim ben. Sanki ben hep böyleydim, boyle de kalacağım: acayip, biçimsiz bir karışım...
Reklam
·
Reklamlar hakkında
184 syf.
·
34 günde okudu
·
Puan vermedi
Ben acımasız Kabil'im...
Ben, Antonin Artaud, kendimin oğluyum, kendimin babası, kendimin anası, ve kendim... Babası Marsilyalı, annesi İzmir kökenli bir Rum olan Amerikan avangart edebiyatının Fransız yazarıdır Antonin Artaud. Beat kuşağı üzerinde etkisi olan Artaud uzun süre psikiyatri kliniklerinde yattı. Vahşet Tiyatrosunun öncü ismidir. Vahşet yaşamdır onun için. İnsanın gizli suç işleme zevkinin, karabasanların, ilkelliğinin altı çizilir eserlerinde. Bir tür aydınlanma arayışıdır yazdıkları. "Nasıl bir aydınlanmadır Antonin Artaud'un aydınlanması?" sorusuna şu cevabı verebiliriz. "Yolu karanlığa çıkan bir aydınlanma." Ona göre karanlık; varlıkta ve yoklukta ısrar etmek üzerine kuruludur. Kitabı yayına hazırlayan şair Süreyya Aylin Antmen "Varlıkta Bir Yırtılma: Artaud" başlıklı sunuş yazısında şöyle diyor; Artaud, bedenin dil öncesindeki durumuna dönerek tüm kalıpları reddeder ve artık zihinle başka türlü bir ilişki kurar. "Ne ölebiliyorum ne yaşayabiliyor ne de ölmeyi ve yaşamayı arzulamayı bırakıyorum." Varlık olmamaya açlık duyan yazarın metinlerini okumak biraz meşakkatli)) Ve Yayinevi'nden çıkmış kitabın şu an yeni baskısı yok ve zannedersem stoklarda da yok. "Ben acımasız Kabil'im, iyi hiçbir şey yok bende, acıma duygum bir tuzak, hep söyledim bunu size ve tasarlamadan öldürdüm Habil'i, bir müddet üzerime aldım onu, sonra intikamımı almak için fırlatıp atacağım. Bir tuzaktı."
Ben, Antonin Artaud
İnsanlardan ilk sesleri çekip alan açlık ya da susuzluk değil aşk, nefret, acıma, öfkedir.
Dillerin Kökeni Üstüne Deneme, Jean-Jacques RousseauSayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çünkü, acıma duygusu, en az iki (belki daha fazla) kişisel zevk unsuru taşır ve bu insanın kendisinden aldığı bir zevktir: her şeyden önce, bu bir duygu hazzıdır (trajedi de bulduğumuz bir acıma duygusu türü) ve ikinci olarak, bizi eyleme yönelttiğinde, güç gösterirken tatmin olduğumuz için haz alırız.
İnsanca, Pek İnsanca, Friedrich NietzscheBaşkasının haline acıma eylemi bile bencilliğimizden
Reklam
·
Reklamlar hakkında
"İlk bakışta aşk diye algıladığımız şey, aslında sevgi değil bir meraktır. Sonradan sevgiye dönüşebilir ama anlaşılabileceği gibi epeyce kırılgandır. Biz genellikle hafiften sarsak, sanki başka bir dünyadan inmiş gibi görünen, ya da böyle bir beceriksizlikle hareket ettiğine şahit olduğumuz, ama henüz bir "acıma" duygusuyla bakamadığımız varlıklara dikkat ederiz. Hayranlık bir tapınma değil, daha çok bir "dikkat celbidir".
Yüzeybilim Fragmanlar, Ulus BakerSayfa 30 - İletişim Yayınları
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30