Halil Furkan Özkan, Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı'ı inceledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan Çelebi Mehmed'e kadar çok güzel bir şekilde yazılmış bir kitap.. Hocamızı tebrik etmek ediyorum. Her yönden harika bir eser.

Sana bir ortadoğu şiiri yazmak istiyorum
içinde ölmeyen çocukların
bembeyaz güvercinlerin
gülümseyen kadınların ve beyaz barış bayraklarının
dalgalandığı bir yerden
kalbimde avrupai sözcükler yok
keşke olsaydı
keşke olsaydı da eyfel kulesine çıkıp
oradan
oradan kucaklasaydım varlığını
varlığını diyorum
ben varlığından daha uzun bir şiir bilmiyorum
taşralardan artan öfkeyi göğsümle yumuşatıp
ülkenin işlek caddelerine bırakıyorum
perşembe akşamları
perşembe akşamları
hiçbir şey bir perşembe akşamında olması gerektiği gibi değil şu günlerde
seccadeler tersine dönük
hutbeler okutuyorlar ikimizin şerefine
sen arapça bilmiyorsun
güzelim
ben de arapça bilmiyorum
arapça olmasa da allah var
şiir olmasa da sevgi
var
aşk var mı bilmem
ama sevgi var bir yerlerde
anneme sarılınca anlıyorum


sen gelsen mesela şimdi
kanıtlayamayacağım bir şeyler söylesem sana
aşk kanıtlanmak ister
bilirim
yine de
olsun güzelim

ideolojilere inanmayan bir köpek
sokakta feodal bir düzene karşı havlar
ben olmadığın yerlerde seni beklerim
somalide bir annenin yağmur yağdırmayan tanrıya olan öfkesiyle aynı hislerle

bilmeliyim güzelim
kıvrımlarını
aklının
suratımda merak edeceğin bir şey yok
gözlerime bak
gözlerimin içine bak
kaburgamın içinde saklıyorum ziynet eşyalarımı
güzelliği görmeye 
illa göz mü lazım

yırtılmış solungacıyla karaya vurmuş bir balık
şarkı söylüyor
bu ne anlama geliyor bilmiyorum
bilmediğim çok şey var güzelim
saçlarının iki yandan sarkması omuzlarına
karlı dağların ortasından kıvrılan bir yol gibi
özlenen bir şeyleri taşıyor
şehirlerin otogarlarına

benimse arabam yolda kalmış
kar, kış, kıyamet
patinaj yapmaktan öteye gidemiyorum
zincirleri bileklerimden çıkarıp
lastiklere geçiremiyorum

neyse
zincirleri boşverelim

bu manzara iyi
sen yoksun ama bu manzara iyi
gözlerin yok ama bu aydınlık iyi
bu çocuklar
bu kuşlar
bu bütün yaratıklar
yedi kıta
iyi
sen varsın ve bir yerdesin
bu düşünce iyi
fazlasını yazmaya gücü yok bileklerimin
böylesi iyi

beni anla
beni duymasan bile beni anla
beni görmüyorsun ama
beni bil
ne olur diyemeyeceğim şimdi sana
ama
rica ediyorum
ben bir kuyuda seni bekliyorum
görsen
içimi
kuyuları kıskandırıyorum zihnimin rengiyle
ve derinliğiyle
derinlik kullanıldığı cümleyi olumlamaz sevgilim
bize yaşamayı yanlış yerden öğretiyorlar

ülkemizde özgürlük var
ve cumhuriyet
bir sürü çocuğu öldürdüler demokrasi adı altında
ben seni sevmek istiyorum
bir şeylerin adı altında
bu ülkede her şey mübah
her şey mübah da
bir sevenleri ayıplıyorlar
bir de öpüşen liseli çiftleri

ondördünde kızlar ölüyor
gelinlik giydiriyorlar naaşlarına
yirmisinde delikanlılar
postallar var ayaklarında
kemerleri sıkık, kaşları çatık
mütemadiyen ölüyoruz güzelim

sen
cemal süreyaya bile her zaman inanma
hayat kısa,
kuşlar ölüyor
yaşamaya pek vakit bulunmaz buralarda

bilirim elbette bu şiiri okuyacak vaktin yok
anlarım
devir acele yaşamak devri
sevmelerimiz acele
gitmelerimiz acele
adım adım gidiyorken
ecele
n'oluyor ulan burda, diyenlerin 
hain damgası yediği bir
yerde
soluksuz, karanlık gecelerden birinde
ben sana sesleniyorum
dinsiz bir peygamberin seccadesinden
vatansız bir çocuğun
kıyıya vurmuş bedeniyle

kahretsin
ne güzel müzikler çalıyor
benim duyduklarımı sen de duyuyor musun
mümkünse duy
ama inanma
bana inanma güzelim
ben senin bildiğin şairlerden değilim
zaten ben şair de değilim
olsa olsa, yazanıyım bir şiirin
ya da
senin gibi bir manzaranın karşısında
tanrının atamasıyla konuşlanan
bulanık bir ayna vazifesindeyim
birileri buna şiir diyorsa
bunda benim suçum ne?

bir şeylerden ötürü beni maaşa bağlasınlar
seni sevmekten mesela
ve ya beklemekten bir şeyleri
hem biliyor musun
epeyce mesaiye kalıyorum bu aralar

rabbim devletlere zeval vermesin
halkların ölmesi sorun değil
hem kronolojik sırada ölüyoruz nasılsa
bir ölüyle bir şehidin arasında duran ince çizgide
bir gidip bir geliyor
ve kara kaplı deftere bir kaç sayı daha ekliyoruz cansız bedenlerimizle
hepsi bu güzelim
hepsi bu

bazı akşamlar seni düşünürken
kendimi galata kulesinin tepesinden aşağı sarkıtıyorum
hezarfen ahmet çelebi miyim neyim
zaten o hikayeye de yalan diyorlar
zaten bu topraklarda her şeye yalan diyorlar
güzelim
bu toprakları boşverelim
bu topraklarda artık rengarenk çiçekler
yetiştirmiyorlar


mesela şey
şimdi tam da burada bir konuya girmeliyim
nasılsa okumayacaksan güzelim
elbette bu şiiri burada bitirmeliyim
senin varlığına tırmanıp şöyle seslenmek istiyorum minarelerden

anneler ölmese
sigaram hiç bitmese
bu ışıklar sönmese
hiç
kimse çöpleri karıştıran kedileri tekmelemese
mesela
sen gitmesen
dur
san
-masam 
da ben bir şeyleri
n külü
gırtlağımı yakmasa
ya da 
dur
önce bir gelsen ya
hem belki 
sen de gitmek istemezsin

kim bilir

Bektaş Şenel-Galata’da İki Yabancı

Asma köprülerin
halatlarıyla bağlı ellerini çözerek
gökdelenlerin arasından
seni kurtarmak isteyen çocuklar
örgüt kurmasın diye
arka bahçeli
bütün evlerini yıktılar İstanbul

Sokaklarında artık anarşisttir onlar
sigara reklamı bahanesiyle
sarmaşıkların vatanı olan duvarlarda
at koşturan kovboyları
kovmak için savaşırlar
ki vurulduklarında
karışır kanlarına
ceplerinde taşıdıkları
tohumlar

Şiirler okuyacağız kulelerinden İstanbul
ve yalnızca
körler olacak sokaklarında
eli sopalı
gezen

Bırakacağız rüzgâra şiirlerimizi
bildiri atılıyor diye
ihbarlar yağacak telefonlardan
bir kez daha kırılacak
IV. Murat'ın elindeki kafes
ve koltuklarınıza
bağlandığınız ipleri koparın
duyurusunu yapacak
Hezarfen Ahmet Celebi'nin torunlarından
bir hostes

Ölmesin diye Deniz
bir anlık
ayaklarını tutan
idam masasının tahtalarıyla
sana iskeleler yapacağız İstanbul
denize doğru
uzanan

Meydanlar ki gamzelerindir İstanbul
bak, göreceksin;
bir mayıs gününde tutuşacağız elele
ve sen bizlere yeniden
gülümseyeceksin!..

Sunay Akın

{Ç News}'te Bugün;
Merhabalar Efendim...!!!!

Havalar sıcaklaşmaya başlıyor.. Bakalım nasıl etkileyecek okurları. Ben öğlen kitap okurken zorlanmaya başladım. Siz de durum nedir....?

Kahvelerinizi hazırlayın...! {Ç News} yayında....!!!

Dün güzel bir Nostaljik etkinlik yaptık. Buradan bakabilirsiniz. ->> #29156017 özel istek üzerine önümüzde ki günler de Türk Sanat Müziği etkinliği yapmayı düşünüyoruz. Bakalım...

Günün Sözü;

"Zihinlerinizi açın, dostlarım. Bizler, hepimiz anlamadıklarımızdan korkarız."

~Dan Brown

Şimdi; Üç Edebiyat haberi, Üç İnceleme ve Üç Alıntı...!
Hazırsanız, haydi başlayalım....!

Siteyi hep takip ederim ama kaçırmışım. Çok güzel bir etkinlik yapıyormuş meğersem KayıpRıhtım. Belirli bir konu üzerinden öykü yazma. Kesinlikle bakınız.. Geçmişe dönük olarak hepsini yayınlayacağım.
Hezarfen Ahmet Çelebi üzerine yazılmış öyküler için buyrunuz;
 https://kayiprihtim.com/...en-ahmet-celebi/amp/

( Semih - Erhan sizler kesin bakın.)

Kadına şiddet üzerine bir yazı... Başlık ise;
Gerçekleri Görmek, Duymak İçin Bir Çağrı: Şşşşt!
 http://www.mevzuedebiyat.com/...cin-bir-cagri-sssst/

Marvel Severler Toplanın....!! Infinity War vizyona giriyor...! Bütün MARVEL’ı Birbirine Katan RUH TAŞI’nı 600 Kelimede Annesine Kadar Anlatmış GeekYapar ekibi.. :) Buyrunuz;
 https://geekyapar.com/...sine-kadar-anlattik/

Haberlerimiz bitti... Şimdi sıra günün incelemelerinde;

Erhan 'ın ->> #26756088

Necip Gerboğa 'nın ->> #25773743

Mete Özgür 'ün ->> #25089905

 "Özenle ve emek harcanarak yazılmış bu incelemeleri öneriyoruz... Her gün üç inceleme diyoruz.. Bu incelemeler kişisel beğenim karşılığında eklenmiştir..! İyi okumalar...!"

İncelemerimiz bitti. Şimdi sırada günün Alıntılarında;

Fox Mulder 'un bugün için seçtiği üç alıntı;

"Putlara tapınmaktansa, biraz dişlerim takırdasın daha iyi!"

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche #29170942

~

"Acı bir tütün gibi yakıyor genzimi,
senden uzak olmak."

Ben Sana Mecburum, Attila İlhan #29171404

~

"Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatör tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür. Onun için girişilecek en önemli iş Nutuk'u, Atatürk'ün söylev ve demeçlerini derleyip okumaktır."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı #26828894

"Alıntıların sonlarında ki linklere giderek, asıl alıntı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Desteği ve emeği için Fox Mulder'a Teşekkürlerimizle.."

Günün Sevimli Şarkısını İliştirelim;
https://youtu.be/t3O6vA0UL3k

Birlikteliğimizin bugün de sonuna gelmiş bulunmaktayız... Yarın görüşmek dileğiyle..

Hergün;
Üç Haber, Üç İnceleme, ve Üç Alıntı ile sizlerleyiz...

Sağlıcakla kalın....!

{Ç News}

"Kemal Tahir yazı tekniğinde, Türk Dili ve edebiyatının en süzme özelliklerinden, halk hikâyelerinin sürükleyiciliğinden, Yunus Emre'nin, Dede Korkut'un dilinden, Evliya Çelebi'nin mizahından, Naima'nın, Ahmet Cevdet Paşa'nın tarih bilincinden yararlanmış, dünya büyük roman geleneğinin vardığı en uç noktaları aşmıştır. Kemal Tahir'in eserlerinde traji-komik Cervantes, romanlarının geniş ölçülü kapsamı, karakter panayırı ve olay zenginliği ile Balzac, insanlarını ele alıştaki acı eleştiri ile birbirine karışan derin merhamet duygusu Dostoyevski, kitaplarının karmaşık yapısı, anlatı özellikleri Faulkner ile boy ölçüşen değerdedir."

[Kemal Tahir'le Birlikte, Halit Refiğ]

《Mizgine_İslâm / ميزگينه اسلام》Ӝ̵, bir alıntı ekledi.
 20 Mar 11:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ömer Hayyam - 2 :
Ülkemizde yapılan ilk Ömer Hayyâm çevirisi, 1903’te Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) Farsça öğretmeni Muallim Feyzi Efendi’nin “Hayyâm” adıyla yayımladığı küçük
bir antolojidir. Muallim Feyzi Efendi’den günümüze kadar yapılan Ömer Hayyâm çevirileri ve incelemelerinde en dikkati çeken özellik bunlardaki rubai sayısının birbirinden çok farklı oluşudur; örneğin Ömer Hayyâm rubailerini Osmanlıca ve düz yazı olarak çevirenlerden Hüseyin Danış’ın “Rubâiyyat-ı Ömer Hayyâm” adlı eserinde(*3) (Bu kitap Rıza Tevfik ve Hüseyin Danış’ın ortak çalışması olarak 1922’de basılmış, 1927’de Hüseyin Danış aynı kitabı ikinci defa yayımlamıştır.) 397, Abdullah Cevdet’in kitabında(*4) 576 rubai vardır. Türkçe ve düz yazı ile çeviri yapanlardan, Abdülbâki
Gölpınarlı(*5) 497, Asaf Hâlet Çelebi(*6) 388 rubai yayımlamıştır. Ömer Hayyâm rubailerini Farsça metinleriyle birlikte yayımlayıp şiirleştiren Hamâmîzade İhsan(*7) 345 rubai çevirmiştir. Rubai metinlerinin Türkçe okunuşlarını da yazarak çeviri yapanlardan Rüştü Şardağ’ın kitabında(*8) 265, Mehmet Kanar’ın İranlı yazar Sâdık Hidayet’ten çevirdiği Hayyam’ın Teraneleri’nde(*9) 143 rubai vardır.

Ömer Hayyâm Rubâîleri, Ahmet Kırca (Sayfa 15 - Ötüken (3 Hüseyin Danış - Rıza Tevfik, Rubâiyyât-ı Ömer Hayyâm, Evkaf mat. İst.1922. 4 Abdullah Cevdet, Rubâiyyât-ı Hayyâm, İkbal küt., İst.926. 5 Abdülbâki Gölpınarlı, Hayyâm (Rubailer), Remzi kit., İst.1953. 6 Asaf Hâlet Çelebi, Ömer Hayyâm Rubaileri, H)Ömer Hayyâm Rubâîleri, Ahmet Kırca (Sayfa 15 - Ötüken (3 Hüseyin Danış - Rıza Tevfik, Rubâiyyât-ı Ömer Hayyâm, Evkaf mat. İst.1922. 4 Abdullah Cevdet, Rubâiyyât-ı Hayyâm, İkbal küt., İst.926. 5 Abdülbâki Gölpınarlı, Hayyâm (Rubailer), Remzi kit., İst.1953. 6 Asaf Hâlet Çelebi, Ömer Hayyâm Rubaileri, H)
Ömer Said Serpim, Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı'ı inceledi.
13 Mar 00:06 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Osmanlı Tarihi'nin Ertuğrul Gazi'den I. Mehmed (Çelebi) e kadar olan dönemleri anlatıyor. Hem makalemsi hem romanımsı bir anlatımı var. Masallaştırma olmadığı gibi okuyucuyu da bilgiye boğmuyor. Bence başarılı... Serinin II. Kitabına başladım bile...

Esra, bir alıntı ekledi.
11 Mar 00:02 · Kitabı okudu

"Bir Türk şehrinden bahsedip de Evliya Çelebi'yi hatırlamamak kabil değildir. Cetlerimizden iki kişi vatan haritasını benimsemişlerdir. Bunlardan birincisi Mimar Sinan'dır. 16. asır Türkiye'sini onun eserlerinde bulmak mümkündür. İmparatorluğun bu dehadan payını almamış pek az büyük şehri vardır. O kadar ki Sinan denilince gözümün önünde son derece nisbetli yontulmuş bir mücevher dizisine benzeyen irili ufaklı binalar, tâ Macaristan içerisinden başlayarak Akdeniz'e ve Basra Körfezi'ne kadar iner. İkincisi başlı başına bir vatan aynası olan Evliya Çelebi'dir. Bu ayna bazen ufak ilâvelerle, fakat daima aslın büyük çizgilerine sadık kalarak, bütün 17. asır Türkiye'sini verir."

Beş Şehir, Ahmet Hamdi TanpınarBeş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar