• Anlaşmanın imzalanmasından sonra İkinci Vezir Ahmed Paşa kethüdası Bayezid Çelebi, veziriazam Piri Mehmed Paşa ve yeniçeri Ağası maiyetleriyle içeri girdiler. Öğle vakti Otağ-ı Hümayun'dan gülbank ve tekbir çekilerek, tabl ve nakkare çalınarak getirilen yeniçerilerin kızıllı ve sarılı sancağının dikilip mehterin çaldığı Arab Kulesi(Saint Nicolas)'nde hünkar müezzinleri padişah adına ezanlar okumaya başladılar.
    Ahmet Şimşirgil
    Sayfa 36 - Timaş Yayınları 21.Baskı
  • Şiirler okuyacağız kulelerinden İstanbul
    ve yalnızca
    körler olacak sokaklarında
    eli sopalı
    gezen

    Bırakacağız rüzgara şiirlerimizi
    bildiri atılıyor diye
    ihbarlar yağacak telefonlardan
    bir kez daha kırılacak
    IV. Murat'ın elindeki kafes
    ve koltuklarınıza
    bağlandığınız ipleri koparın
    duyurusunu yapacak
    Hezarfen Ahmet Çelebi'nin torunlarından 
    bir hostes

    Ölmesin diye Deniz
    bir anlık
    ayaklarını tutan
    idam masasının tahtalarıyla
    sana iskeleler yapacağız İstanbul 
    denize doğru
    uzanan...
  • Yazar son derece aykırı bir insanmış. Bunu belirtmek isterim. Oldukça da cesur. Heralde Türkiye'de yazmamiş kitaplarini ki yazsa oldukça tepki çekerdi.

    Yazar, Müslümanlara cevaplamasi bazılarının zor olduğu bazılarının size çok saçma geleceği 37 soru sorarak sizi sorgulamaya sevk etmeye çalışıyor. Tabi biraz da tepki, öfke de sezinliyor insan yazarın uslubundan. Sorulardan birkaçı şunlar:
    - "Oruçlu bir kimsenin, ölü insan vücudu ile, ya da hayvanla, ya da uyumakta olan bir kadınla (onu uyandırmadan) cinsî münasebette bulunması konusunda İslâm ne gibi buyruklar getirmiştir?"
    -"Namaz kılmakla her türlü günah'tan kolaylıkla kurtulma olasılığına inanır mısınız?"
    -"Dilediğini imanlı ve dilediğini de imansız yapan Tanrı'nın, kâfir yaptığı kişileri şeytan ile dost kıldığını kabul edebilir misiniz?"
    -"Tanrı'nın insanları, vahşet niteliğindeki cezâ'lara çarptıracağına, örneğin el ve ayakları çaprazlama doğratmak, gözleri oydurtmak, ya da kafaları kılıçla doğratmak, ya da astırtmak, vb... gibi uygulamalara mahkûm kılacağına inanır mısınız?

    Sorulardan birçoğu hadislerden yola çıkılarak oluşturulduğu için eğer benim gibi düşünüyorsanız; bu hadis uydurmadir deyip hemen geçebilirsiniz.
    Ancak, bazı soruları Kuran âyetleri üzerinden yola çıkarak sorduğu için eminim ki birçok Musluman -ben de dahil- tutarlı cevaplar vermekte zorlanacaktir. Yazara, takip ettiğim bazı ilahiyatcilar aslında gayet mantıklı cevaplar veriyorlar. Ancak cubbeli ahmet gibileri dinliyorsaniz tutarlı cevap verebilmeniz olası gözükmüyor.

    Ben özellikle son soru hakkında bir şeyler demek istiyorum. Kuran 1400 sene öncesinin Arap toplumuna indirildi. İndirildiği toplum Araplardi ancak verilen mesaj evrensel. Arap toplumuna indirildiği için o toplumun hayata bakış penceresinden olmasi gerekir ki o devirdeki insanlar bundan bir sonuç çıkarabilsin ve anlayabilsinler. Kuran'in erkekci bir bakış hitabina sahip oldugunu iddia edenler var, haksız da sayilmazlar, bence az once dediğim açıdan dusunulmeli. Keza soruda deginilen ve Kuranda bulunan el kesme gibi cezalar da yine o dönem şartları içinde değerlendirilmeli. Burada onemli olan adaletin sağlanmasıdır. 1400 sene önceki bu toplulukta şimdi eleştirilen bu hükümler/uygulamalar o devir için birer devrim niteliğinde olumlu duzenlemelerdi. (10 kadınla evlenen bir Arapa en fazla 4 kadınla evlen deniyor ve aslında istediği kadar kişi adil olsun kadınlar arasında adaletli davranamayacagi dile getirilerek asinda tek eslilige vurgu yapılıyor gibi) Ancak filmi 1400 sene sonraya sarınca devir, teknoloji, hukuk, insan hakları ve diger alanlarda oldukça fazla gelişme saglandiktan sonra bu uygulamalarla yola devam edilebilir mi? Edilmeli mi? Ya da şoyke sorayim: Önemli olan 1400 sene öncesinde adalet getirmiş hüküm/ uygulamaları uygulamak midir? Yoksa bu hükümleri uygulamadan da devre uygun uygulamalarla adaleti sağlamak midir? Sihirli kelime ADALET'tir.

    Şimdi sayın Müslüman kardeslerim kâfir, zindik, munafik vs ilan edecekler ancak onlara sorum inandığınız din üzerine hayatınızda hiç düşündünüz mü/ ne kadar düşündünüz? Yoksa hep Allah beni cizz eder/ dinden çıkarım/ yanarım/ diye hep korktunuz ve hiç sorgulamadiniz ve düşünmediniz mi? Korkup veya başka bir sebeple sorgulamadiysaniz yada dusunmediyseniz de size saygı duyarım. Aynısını sizden de bana beklerim. Son olarak ben, Allah'in huzuruna gittiğimde 'Ben dinden çıkmaktan, cehennemde yanmaktan korkup, dinim üzerine hiç kafa yormadim, düşünüp sorgulamadim, gonderdigin kitabi anlamaya calismadim' demekten korkarim.

    Son olarak, Kanuni'ye katibi Hafız Hamdi Çelebi'nin sunduğu şiirinde: "Padişahım! Türk'ü öldür, baban olsa da. O iyilik madeni yüce Peygamber (Muhammed): -'Türkü öldürünüz, kanı helâldir' ve daha nicelerini demesi beni çok ayar etti. Aklıma takılan soru şu: Padişahin buna tepkisi ne oldu???

    Keyifli okumalar..
  • Al ondaki ilmi çalışıp aklın ile. Fen teknik bizim diyorlar inanma, Gerçeğin bir ucunu bak
    anlatayım sana. Cebir bizim (7) ilk atılan top bizim (8), Ay'ı ilk keşfeden asırlar öncesinden
    (9), İlk defa uçan insan (10) gemiyi yapan bizim (11). Bitki de konuşurmuş Batı buna
    gülerken, Şimdi kabul ettiler, "Biz bulduk bunu" derken. Tüm canlılar, sudan, toprakdan
    dönme (12) Bu gerçeği ilk defa bildiren ayet bizim. Dahası, adı geçen astronomik olayda,
    "Uzay bitişikti" bildiren ayet bizim (13). Güneşin döndüğünü hayal etmezken Batı Yasin
    sûresinde bildiren ayet bizim (14). Hele polen tozunu yeni bulurken ilim (15), Ondört asır
    önceden bildiren ayet bizim. Ah... daha nice nice niceler, Senin dev gördüğün sahte
    cüceler. Ah anlatabilsem dönen dolapları, Her zaman nefretle anacaksın onları. Onlara
    sakın kanma yüce Rabb'ine dön, Çıkardılar seni raydan şimdi rayına dön.
    (7) Cebir'i, Câbir isminde bir Müslüman bulmuştur.
    (8) Havan topunu Fatih bulmuştur.
    (9) Müslümanların İlim ve Medeniyete Hizmetleri - Osman Keski￾noğlu.
    (10) Ahmet Çelebi.
    (11) Nuh (a.s.)'ın gemisi.
    (12) Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif.
    (13) Enbiya: 30.
    (14) Yasin: 39-40.
    (15) Râd: 3, Zâriyat: 49.
  • Atatürk'ün aldattığı din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Antalya'da; Müftü Yusuf Talat, Müderris Rasih (Kaplan), Hacı Hatip Osman ve Çil Ahmet Efendiler,

    Burdur'da; Müderris Hatipzade Mehmet ve Müftü Halil Efendiler,

    Isparta'da; Müderris Hafız İbrahim (Demiralay), Müftü Hüseyin Hüsnü, Şeyh Ali, Müderris Şerif, Eğridir Müftüsü Hüseyin Hüsnü, Yalvaç Müftüsü Hüseyin, Sütçüler'de Müderris İsmail, Uluborlu Müftüsü Tahir, Şarkîkaraağaç Müftüsü Ahmet (Bilgiç) Efendiler,

    Afyon'da; Müftü Hüseyin (Bayık) Efendi, Müderris İsmail Şükrü, Mehmet Şükrü, Nebil, Gevikzade Hacı Hafız ve Müderris Bolvadinli Yunuszade Ahmet Vehbi Efendiler,

    Kütahya'da; Müftü Fevzi, Müderris İbrahim, Mazlumzade Hafız Hasan, Hacı Musazade Hafız Mehmet ve Müftü Mehmet Akif (Simav Müftüsü) Efendiler,

    Bursa'da; Müftü Ahmet Hamdi, Şeyh Servet, Mustafa Fehmi (Karacabey Müftüsü), Ahmet Vasfi (Gemlik Müftüsü), Mehmet Niyazi (Mudanya Müftüsü), Müderris Hacı Yusuf, Ömer Kamil, Hacı Sadık, Şeyh Hacı Ahmet, Abdullah, Mehmet Kamil, Ali Rıza ve Mustafa Kamil Efendiler,

    İzmit'te: Halil Molla, Rıfat Hoca, Osman Nuri, Hafız Eşref, Kara Hafız Maksut, İmam-Hatip Mehmet Ali, Geyve'den Hafız Fuat Çelebi ve Hoca Bekir Efendiler,

    Eskişehir'de; Müderris Veli, Abdullah Azmi, Müftü Salih ve Müftü Mehmet Ali Niyazi (Sivrihisar Müftüsü) Efendiler,

    Uşak'ta; Müftü İbrahim, Ali Rıza ve Nazif (Eşme Müftüsü) Efendiler,

    Kırşehir'de; Müftü Halil, Müfit, Çelebi Cemaleddin, Niyazi Baba ve Hayrullah (Çiçekdağı Müftüsü) Efendiler,

    Niğde'de; Müftü Mustafa Hilmi, Müderris Abidin Efendiler,

    Aksaray'da; Müftü İbrahim Efendi,

    Nevşehir'de; Müftü Süleyman Efendi,

    Çankırı'da; Müftü Ata ve Mehmet Tevfik Efendiler,

    Çorum'da; Müftü Ali, Müderris Kazım ve İskilip Müftüsü İsmail Hakkı Efendiler,

    Yozgat'ta; Müftü Mehmet Hulusi, Kadı Halil Hilmi, Müderris Hasan ve Abdullah (Boğazlıyan Müftüsü) Efendiler,

    Kayseri'de; Müftü Nuh, Remzi ve Müderris Mehmet Alim Efendiler,

    Malatya'da; Müderris Tortumluzade Hacı Hafız Mustafa ve Mustafa Fevzi Efendiler,

    Mersin (Içel)'de; Hocazade Emin, Kadı Ali Sabri, (Tarsus Kadısı) Müderris Naim, Ali Rıza, Mut Müftüsü Mustafa Kazım ve Silifke Müftüsü Ali Efendiler,

    Kilis'te; Müderris Abdurrahman Lami Efendi,

    Diyarbakır'da; Müftü İbrahim ve Abdülhamit Efendiler,

    Mardin'de; Müftü Hüseyin ve Müderris Hasan Tahsin Efendiler,

    Siirt'te; Müftü Halil Hulki ve Salih, Müderris Hoca Ömer Efendiler,

    Bitlis'te; Müftü Abdülmecit Efendi,

    Hakkari'de; Müftü Ziyaeddin Efendi,

    Van'da; Müftü Hasan, Müderris Abdülhakim ve Sıddık Efendiler,

    Muş'ta; Müftü Hasan Kamil ve Müderris İlyas Sami Efendiler,

    Bingöl'de; Müderris Fikri Efendi,

    Elazığ'da; Müftü Halil ve Mahmut Müderris Muhiddin ve Mustafa Şükrü Efendiler,

    Ağrı'da; Müderris İbrahim ve Abdülkadir Efendiler,

    Kars'ta; Müftü Ali Rıza, Müderris Ahmet Nuri Efendiler,

    Artvin'de; Müftü Ahmet Fevzi Efendi,

    Erzurum'da; Kadı Hoca Raif, Müftü Sadık, Kadı Hurşit, Ispir Müftüsü Ahmet, Oltu Müftüsü Mehmet Sadık, Müderris Emin, Yakup ve Nusret (Alay Müftüsü) Efendiler ,

    Erzincan'da; Müftü Osman Fevzi, Şeyh Fevzi ve Müftü Şevki (Iliç Müftüsü) Efendiler,

    Sivas'ta; Müftü Abdulgafur, Kadı Hasbi ve Müderris Mustafa Taki Efendiler,

    Gümüşhane'de; Müftü Mehmet Fevzi, Müderris Mustafa, Azmi ve Müftü Hasan (Şiran Müftüsü) Efendiler,

    Bayburt'ta; Müftü Fahrettin Efendi,

    Rize'de; Müftü Mehmet Hulusi, Müderris İbrahim Şevki, Şeyh İlyas ve Mataracızade Mehmet Şükrü Efendiler,

    Trabzon'da; Müftü Mahmut Imadeddin, Ahmet Mahir, Mehmet İzzet (Akçaabat Müftüsü), Mehmet Kamil (Maçka Müftüsü), Müderris İbrahim Cûdi ve Müderris Hatipzade Emin Efendi,

    Giresun'da; Müftü Ali Fikri, Alizade Imam Hasan, Görele Müftüsü Şevki ve Tirebolu Müftüsü Ahmet Necmeddin Efendiler,

    Ordu'da; Müftü Ahmet Ilhami Efendi,

    Samsun'da; Müftü Vekili Yusuf Bahri, Müderris Adil ve Ömerzade Hoca Hasan Efendiler,

    Tokat'ta; Müftü Katipzade Hacı Mustafa Efendi, Hoca Fehmi Efendi, Tokat Müftü Yardımcısı Ömer ve Hafız Mehmet Efendiler,

    Kastamonu'da; Müftü Salih, Müderris Şemsizade Ziyaeddin ve İnebolu Müftüsü Ahmet Hamdi Efendiler,

    Sinop'ta; Müftü Salih ve İbrahim Hilmi ve Boyabat Müftüsü Ahmet Şükrü Efendiler,

    Bartın'da; Müftü Hacı Mehmet Rifat Efendi,

    Zonguldak'ta; Müftü İbrahim, Devrek Müftüsü ve Kadısı Abdullah Sabri ve Mehmet Tahir , Ereğli Müftüsü Mehmet, Müderris Nimet ve Safranbolu Müftüsü Said Efendiler,

    Bolu'da; Müftü Hafız Ahmet Tayyar ve Müderris Mehmet Sıtkı Efendiler,

    Amasya'da; Müftü Hacı Tevfik, Vaiz Abdurrahman Kamil, Gümüşhacıköy Müftüsü Ali Rıza, Müderris Hoca Bahaeddin ve Hacı Mustafa Tevfik Efendiler,

    Trakya'da; Edirne Müftüsü Mestan ve Saray Müftüsü Ahmet, Keşan Müftüsü Raşit ve Şarköy Müftüsü Âsım Efendiler,

    İstanbul'da; Şeyh Ata (Özbekler Dergahı Şeyhi) Efendi [3], Saadeddin Ceylan (Hatuniye Dergahı Şeyhi) Efendi, Vaiz Cemal Öğüt Efendi ve Müftü Mehmet Rifat, Müderris Hacı Atıf, Beynamlı Mustafa, Medreseler Müdürü Hoca Tahsin, Aslanhane Camii İmam-Hatibi Ahmet, Müderris Hacı Süleyman, Müderris Abidin, Müderris Abdullah Hilmi ve Hacı Bayram Şeyhi Şemseddin Efendiler; Milli Mücadele'nin ÖNDE GELEN DİN ADAMLARIDIR. [4]

    [3] Şeyh Ata Efendi'nin Anadolu'ya silah ve personel sevkinde önemli hizmetleri olmuştur. İsmet Inönü'den Halide Edip'e ve Mehmet Akif'e kadar çok kimse Şeyh Ata'nın Dergahından Anadolu'ya hareket etmişlerdir.

    Albay Hüsamettin Ertürk, işgal altındaki İstanbul'dan Anadolu'ya silah sevkiyatını idare eden vatanperverleri zikrederken şu din adamlarını da saymaktadır:

    Topkapı'da Kayyım Ahmet, İmam Necati, Kadıköy'de ilk milli teşkilatı kuran Şeyh Muhip Efendi ile oğlu Yusuf Efendi, Aksaray'da İmam Tevfik Efendi, Üsküdar'da Hafız Nuri ile Bektaşi Tarikatından Ali Nutki Baba, Sarıyer'de Hafız Mehmet Bey'dir. (Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, İstanbul, 1957, sayfa 222-239)

    [4] Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 5 Mayıs 1336; Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşı'nda Sarıklı Mücahitler, İstanbul 1969, sayfa 109 ve diğer sayfalar.

    Ayrıca bakınız;
    Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları, sayfa 43 ve diğer sayfalar. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadele'de Zonguldak ve Havalisi, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1993, sayfa 96-120; Ali Sarıkoyuncu "Milli Mücadele'de Amasya Müftüleri Hacı Tevfik ve Abdurrahman Kâmil Efendiler, Diyanet İlmi Dergi, cild 31, sayı 2, sayfa 61-200.
  • Bir yıl sonra kollarına dolayacağı kanatlarla Galata kulesinden kendini boşluğa bırakıp Üsküdar Doğancılar'a inen sultandan iltifat beklerken Cezayir'e sürülecek olan Hezarfan Ahmet Çelebi...
  • Tanpınar’ın biraz tarih, biraz seyahatname tadında müthiş eseri. Beni en çok etkileyen şehir şüphesiz Konya oldu. Sebebi burada yaşamamdan ziyade, anlattığı her satırda bulunduğum yerlerin ve mekanların ruhunu hissetmem oldu.Hatta bazı anlattığı yönleri ile aslında bilmediğim duymadığım ne çok şey varmış bile dedirtti bana.

    Diğer bir anlattığı şehir Bursa’dan bahsederken tıpkı Evliya Çelebi gibi “su şehri” diyor, hatta evvel zamanda şehre ziyadesi ile çeşme yaptıran Aziz Efendi demiş ki : “Bu ses(su sesi) onlara ömrün büyük dönüm noktalarını, mevsimlerin güzelliğini ve hayatın faniliğini söylesin” ...

    Şayet Beş Şehir'den daha önce gitmediğiniz var ise önce bu kitabı okuyun,derim. Daha görmediğiniz bir şehrin sokaklarında nasıl dolaştığınızı, betimlemelerinizin zihninizde nasıl güzel yer ettiğinin farkına eminim ki varmış olacaksınız.