John Steinbeck'in ikinci eserini bitirmiş bulunmaktayım. Çok çarpıcı bir o kadar da ağır ideoloji eleştirisi içeriyor.
Fransa,
Rusya,
Amerika
Bu ülkelerin yazarları genel itibariyle ağır şekilde kapitalizm eleştirisi yapar arkadaşlar.
Kapitalizm heryeri kavurmuştur. Kapkara olan o perşembe gibidir kitap.
Oklahomadaki Joad ailesinin tarlalar ile imtihanını anlatır. Kimsenin yüzü gülmez bu kapitalizmde.
Herşey ateş pahasıdır, çalışmayı geçin çalışacak iş bulamazsın dostlar. Öyle bir zorluktan bahsediyoruz.
Joad ailesi batıya göç etmektedir. Sebebi ise oturdukları yerde tarlalarına el konulmuştur. Oraya buraya gider aile tabi kimse istemez Joad ailesini. Çok meşhur bir kamyonları vardır, gider gider dururlar.
Kısa, uzun fark etmez iş arayışına giderler. Erkekler özellikle çok ama çok kötü şartlar altında çalışırlar. Pamuk ekmek onların en iyi olduğu işlerdendir dostlar.
Hakları her daim yenilir. Maaşları asla tam mânâsıyla verilmez. O yüzdendir ki işlerde uzun vadeli çalışamazlar.
Sürekli göç ederler, kaplumbağa misali. Meksika, oradan Kaliforniya'ya giderler. Batıya doğru kaçarlar. Malum, hep göçtükleri için arada bir polis memurlarıyla da uğraşmak durumunda kalırlar.
Kaçmak mı dersiniz, iş arayışında olmak mı dersiniz, istenmemek mi dersiniz, her şey var.
Sefalet orada kötüdür. Tabii ki Joad ailesi asıl zenginliğin bir arada olmak ve yaşamak olduğunu bilirler.
İnsanın asıl zenginliğin mal sahibi olmakta değil, ailede bir olmakla birbirlerine destek olmakta diyebiliriz.
Patronların ağız kokusunu çekmek çok kötüydü tom. Anlıyorum seni kim ister ki zaten?
Kimseyi memnun edemezsiniz.
Başka ülkenin vatandaşı olmak ne kadar da zorlu bir iştir.
Ülkem canım ülkem. Diyeceğim, diyeceğim de mâlum bizim ülkemizde de çifçiye değer verilmiyor.
Tehlikeli Oyunlar Etkisinden çıkamadığım eserlerden oldu diyebilirim.
Kitabı Tutunamayanlar kadar çok sevdim.
Oğuz Atay 'ın en karanlık döneminde yazmıştır #k:550.
Neden mi karanlık diyorum? Sebebi aslında açıktır.
-Sevinden ayrıldığı dönemde yazması.
- Tutunamayanlar eseri TRT yarışmasında çok ilgi çektiği için, tehlikeli oyunlarında bi o kadar ilgi çekmesini istemiştir. Hayalindeki gibi olamamıştır maalesef.
- Oğuz Atayı terk etmeyen kalmamıştır adeta, kafasının daha fazla dağıldığı dönemlerdir aslında. ( karamsar, anksiyeteli dönemleri, yüksek korkulu zamanları, hayata karşı tutunamadığı zamanlar ) vb.
- Oğuz Atay'ın kızı Özge'nin nafakasını ödemesi ve bir o kadar da yazarın maddi sıkıntılar içinde kalması da diyebiliriz arkadaşlar. Finansal durumlar Oğuz Atayı baya meşgul etmiştir esasında.
Oğuz Atayın En karanlık, en zifiri, en depresif halindeylen yazmıştır Tehlikeli Oyunları.
Tutunamayanlar aslında üst romanlar olarak da gösterilse de arkadaşlar, aslında roman tamamlanmamış karmakarışık bir eserdir. Oğuz Atay da itiraf eder bu durumu. Tehlikeli Oyunları "tamamlamış bulunmaktayım" diyordur.
Tutunamayanları Oğuz Atay "Aklına geleni yazdı, misalinde" bir eser diyebiliriz. Anlaşılmamasındaki asıl sebep Oğuz Atay'ın kafasının sürekli bir karmaşa halinde olmasıdır. Temiz düşünmek
Kitabı yarıda mı bıraktınız arkadaşlar? O zaman tutunanlardansınız.
Gerçek tutunamayanlar kitabı bitirirler. Fikrimce kitabı bitirebilmek için yalnız olabilmeyi göze almak durumundasınız dostlar.
Tabi tabi en önemlisi de Oğuz Atay 'ın hayatını bilmek zorundasınız.
Size maddeler halinde kitabı anlayabilmeniz için yapmanız gerekenleri anlatacağım.
- Ben Buradayım...Yıldız Ecevit kitabını okumak sizin için iyi bir başlangıç olabilir.
- Fyodor Dostoyevski, James Joyce, Albert Camus, Robert Musil, William Shakespeare, Franz Kafkaİvan Gonçarov hakkında bilgi sahibi olup, kitaplarını da okumak durumundasınız. sebebi de Tutunamayanlar kitabında bir sürü izler taşımasıdır.
- Kitap okuma alışkanlığınız yoksa ağır kitaplarla başlamamanızı öneriyorum. Daha hafif, daha alışkanlık kazandırabilecek eserlerden başlamanız iyi olacaktır.
- Bilinç akışı tekniği hakkında eserler okuyup bu teknik hakkında bilgi sahibi olursanız kitap daha rahat bitecektir.
- Yazarın annesi ve babası hakkında bilgi sahibi olmak zorundasınız. Oğuz Atay kitapta annesi ve babasına çok fazla gönderme yapmaktadır.
Görüyorsunuz değil mi arkadaşlar? Bir kitabı okumak için çok fazla emek harcamak zorundayız. Hiç kitap yüzü görmemiş insanlar Tutunamayanlar hakkında boş beleş yorum yapmaktadır. Ve bu durumdan çok ama çok fazla nefret ediyorum diyebilirim. Bir insan hiç Fyodor Dostoyevski okumamışsa kusura bakmayın ama Oğuz Atay ı Asla anlayamayacaktır. Sonra da diyeceksiniz, "Ben hiçbir şey anlamadım, yazar kötü." Hayır, yazarımız sadece çok ama çok yalnız ve anlaşılabilmesi için de belli başlı kuralların bilinmesi gerekiyor. Döneminde olan siyasi olayları bilmek mi dersiniz
Oğuz Atay sana açıldık.
Benim için bir liman gibisin adeta. Keşfedilmeye hazır bir hazinesin. Neden mi hazinesin? Fyodor Dostoyevski, James Joyce, Robert Musil, William Shakespeare okumuş bir yazarsın, buna da hazine derim. Ve tabii ki saygı duyduğum yazarların eserlerini de okumuş bulunmaktayım. O yüzden Oğuz Atay okumaya hazırım.
Peki sevgili dostum, sen okumaya hazır mısın?
Oğuz Atay Arkadaşlar, okumak için öncelikle dünya klasiklerini az da olsa okumak zorundasınız. Neden mi? Türk yazarlarımız genel itibarıyla dünya klasiklerinden ilham almıştır.
Ben her gün Türk klasiği okuyan bir adam değilim. Tabi artık hazırım Türk yazarlarını okumaya.
Avrupa yazarlarını genel itibarıyla sağlam şekilde okudum. Özellikle İngiliz ve Fransa yazarları da dahil.
Bir de Asya'dan Ruslar tabii ki. O yüzden derim ki temelim sağlam, Oğuz Atay okumaya hazırım.
Okuma sırası için Oğuz Aktürk'den yardım aldım diyebilirim. Çok teşekkürler Oğuz Abi. İncelememi okursan çok memnun olurum.
Evet, o Oğuz Atay kitabıydı.
Yalnız olan,
Çocukluğunu susarak geçiren,
Her şeyi içinde yaşayan,
Kızgınlıktan ziyade mazlum olan o yazarımız Oğuz Atay
Neden mi mazlum? sebebi ise kin duyguları barındıran bir kişiliği olmaması diyebiliriz esasında. Bu sonuca nereden vardım tabii ki babasına yazdığı mektuptan. Babasına karşı kızgınlığı, hayal kırıklığı olsa da yine de babasına kin tutmaz aksine bundan dünyayı suçlar.
Oğuz Atay İsmi gelince aklıma her daim hayal kırıklığı, mazlumluk, incinmişlik geliyor.
Yazarımızın hayran olduğu yazar başta olmak üzere Fyodor Dostoyevski olmuştur.
Yer yer karalara bağladığı, hatta Yeraltından Notlar'ı çok andırdığı yerler bile buldum diyebilirim.
James Joyce
İçimiz oldu simsiyah. Alışığız tabiki Huzursuzluğun Kitabı, 1984, Yeraltından Notlar, kitaplarından.
Yukarıda saydığım kitap isimleri, direkt Kapıların Dışında'ki kitabın abileridir.
Çok yakın gördüğüm eserlerdir.
Wolfgang Borchert II. Dünya savaşından çıkmıştır. Yaşadığı gördüğü şeyler hoş değildir. Nihilist ve cansız bir hayat insanı olarak devam eder. Savaştan döndüğünde ise artık çok geç olmuştur; yurdu yıkılmış, ruhları ölmüş bir yer kalmıştır adeta. Yazarımız tam anlamıyla bir savaş karşıtıdır.
Kitap bir sürü kez tiyatro alanında canlandırılmıştır.
Nasıl canlandırıldıysa acaba simsiyah olmuştur sahne :).
Acı dolu o kitap. Nihilizmin zirvesi olan o kitap.
Tanrıya inancı kalmamış olan Beckmann...
Tanrıyı öldüren Beckmann...
Yazarımızın, Fyodor Dostoyevski ile ciddi bir bağlantısı vardır.
Sebebi yer yer göndermeler yapmasıdır aslında.
Wolfgang Borchert siyahlığı Ruslardan gelmedir adeta. İçim ciddi şekilde karardı.
Beckmann karakteri savaştan döner. Döner, döner de dönmez olsaydı daha iyi olurdu dedim.
Adamın yaşamadığı psikolojik şiddet kalmadı adeta.
Annesini, babasını kaybeden bir adam...
Ötekiyle savaşan bir adam...
Öteki :) nereden geldi bu öteki acaba.. :)
Yer yer hayatı sevdiği anlar olsa da Beckmann'ın ötekiyle kavga ettiği anlar da bir o kadar fazladır aslında.
Siz hiç inandınız mı umuda ?
Siz hiç mutlu oldunuz mu ?
Siz hiç savaşsız bir hayat yaşadınız mı ?
Siz hiç kayıp yaşadınız mı ?