• “Apple” ürünleri, rakiplerinin üç ya da beş katı yüksek fiyatlarda satıldığı halde, bu ürünlerin neden daha kırılgan ve az dayanıklı olduğu kendisine çok kez sorulmuş... Bu denli pahalı ürünlerin, dayanıksız ve kırılgan olmaları fakat buna rağmen büyük ilgi görebilmeleri, herkesin aklını kurcalayan bir konu kuşkusuz. Steve Jobs, bu sorulara yanıt verirken sattıkları şeyin sadece bir ürün olmadığını, ürünle alıcı arasında “aşk” yarattıklarını anlatır. Apple ürünleri çok hassastır ve diğer aletlere göre daha kırılgandır ancak bu ürüne sahip olmak tıpkı aşka sahip olmak gibi hiç de kolay değildir. Bu uğurda ödenmesi gereken bir bedel vardır ve bu aletlerin yine aşk gibi özenle korunması gerekir. Hayatında bir Apple olacaksa eğer, onu aşkı koruduğun gibi dikkatle ve emekle korumalısın... Bu muhteşem ürünü, hayatının bir parçası haline getirmelisin.
  • Onlar sizdiniz bilmez miyim
    Sırtlanıp gölgelerinizi
    Nasıl da kanatlanıp gidiyordunuz
    Sadece baktığım kalıyordu
    ...
    Oysa gelseydiniz
    En kırılgan yanlarınızla olsun
    ...
    Hiç durur muydum
    Çarpar giderdim geceye
    Bende biriken düş kırıklarınızı

    Çok bekledim
    Yoktunuz

    Usulca okşayıp akşamlarınızı
    Sesimi bırakıp gidiyordum
    Duymuyordunuz
    Ayşe Kulin
    Sayfa 341 - Everest Yayınları
  • Doğmak, büyümek, hep büyümek, büyümeye çabalamak gibi bir misyonumuz var hayatta.. "Belli bir yaşa geldik artık, yaşam kendi tekrarlarına başladı" diyemiyoruz..

    Kaç yaşına gelirsek gelelim hep ilkler oluyor yaşamımızda.. Düşünsenize ilk nefesle başlıyor, ilk ağlama ile devam ediyor. Sonra ilk sözcükler, ilk adımlar, ilk okul, ilk ayrılık, ilk sinemaya gidiş, mesleğe ilk adım, ilk maaş, ilk terfi, ilk işten çıkış, ilk arayış, ilk sonlanış.. Ama bu döngünün sonu yok, yüz yaşımıza gelsek de hayatımızda hep ilkler olacak…

    Dünyada var olduğumuz ilk günü kutsuyoruz doğum günlerinde…

    Bugün benin doğum günüm, geçmişte bıraktığım kocaman kocaman yıllarım var. Mutlu, umutlu, coşkulu, ışıklı yıllar.. Hayal kırıklıkları, hayaller, özlemler, ayrılmalar, kavuşmalarla dolu yıllar.

    Kahkahalarla çınlayan, bir o kadar gözyaşları ile geçen yıllar. Paylaşarak güzelleşen, çoğalan yıllar. Aşkı, ailemi, dostlarımı bulduğum, onlarla yoğrulduğum yıllar. Kendimi ararken kaybolduğum, her seferinde yeniden bulduğum, buldukça büyüdüğüm, büyüdükçe aradığım yıllar..

    Zamana, hayata, koşullara direndiğim, başkaldırdığım, mücadele ettiğim yıllar.

    Bazen yorulduğum, kendime kapandığım, kendimi dinlediğim, sonra yeniden, kaldığım yerden hayat yoluna yürümeye, koşmaya, sendelemeye devam ettiğim yıllar.

    İnsanları anlamak için durup defalarca düşündüğüm, anlayamayınca insanca diye geçiştirdiğim yıllar.

    Başkalarının dertlerini dert edinip onlarla çözüm bulmak için çabaladığım yıllar.
    Kendi sıkıntıları kendi kendime dağ yapıp altında kalacağımı anladığımda onları yine kendi kendime ortadan kaldırdığım yıllar...

    Ölümün acısına ve doğumun mucizesine tanık olduğum yıllar.

    Okuduğum, izlediğim, katıldığım, öğrenmeye aç bir çocuk gibi bilgiye saldırdığım yıllar.
    Koştuğum, ulaştığım, ulaşamadığım yolları düşe kalka, yara bere içinde devam ettiğim yıllar.

    Çocukluğumu, ergenliğimi ve olgun gençliği yaşadığım bugünlerde, geçmişe özlemle, geleceğe ümitle bakmam gerektiğini bana anımsatan yıllar...

    Çok değil 28 yıl olmuş hayata merhaba diyeli, bundan sonrası, bundan öncesini aratmamasını diliyorum.

    Bugün bir yanım sevinç, bir yanım hüzün…
    Doğum günleri duygusal ve kırılgan günler çünkü..

    İnsan olmak belki de bu yüzden güzel.

    Kendi kendime "iyi ki doğmuşum, her şeye rağmen hayat çok güzel! " diyorum ve kendime bir şarkı hediye ederek günün tadını çıkarmaya çalışıyorum. 20.07.2018

    Küçük Değişikliklerle Doğum Günüme -ALINTI-
  • Bitmeyen umutlarım vardı içimde,
    Yaşayamadığım çocukluğum gibi.
    Anlatamadığım yalnızlıklarım vardı,
    Amansız biten sevdalarım gibi.
    Hayallerimde bir umuttu aslında
    Belkide anlamını bilmediğim kelime oyunu.
    Ellerindi yüreğindi beni hayatta tutan 
    Bıraktığın anda gökyüzünden yıldızlar düşerdi
    Kim bilebilirki bu düşüşlerin acısını
    Arkasından bir toz bulutu kaplar,
    Her yer kapkaranlık olur
    umutlarımıda götürürdü.
    Bundandır belkide kırılgan çocukluğum
    Duygularımdan çok önce öğrenmiştim ben
    Ayrılığı,sevgisizliği,yalnızlığı..

    V#V
  • Belki de bana kızıyordun, belki üzgündün ama ağladığını hiç zannetmiyorum. Nefretten kasılsan bile o zayıflığı göstermezsin sen... Evet, tek başınayken bile nemlenmez gözlerin. Bu mümkün mü ? İnsan bu kadar güçlü olabilir mi ? Yoksa çok güçsüz , çok kırılgan olduğun için mi öyle görünmek istiyordun? O alaycı, umursamazlığın seni koruyan bir zırh mıydı ?
  • Hangisi daha çok yakardı canımı bilmiyorum.
    Konuşurken yüzüme bakılmayınca bile kırılan biri olduğumu bile bile mi bu kadar kırdın beni...
    Ya da bu kadar kırılgan olduğumu bile fark etmeyecek kadar uzak mıydın bana...
  • Evden çıkıp yürümeye başladım, Nereye gideceğimi bilmiyordum sadece yürüdüm. Ne kadar yürüdüğümü bilmiyorum....
    -hoşgeldiniz, Bişey istermisiniz. Diyen garson kızın nazik sesiyle kendime geldim.
    - bi bira alayım.
    Karşımda yalnız oturan kızıl saçlı kadın dikkatimi çekti. Çok sert sigara içiyordu merak ettim onu yalnızlığa, sigaraya ve biraya iten neydi bugece. Bi ara göz göze geldik. Kırılgan bir tebessüm oluştu yüzünde. Bense sadece bakmakla kaldım.
    O masasına gömüldü bende onun kızıl saçlarına...