• 114 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Didem Madak ile, ahlar içinde olduğumu düşündüğüm bir vakitte, Ah'lar Ağacı isimli şiiri ile tanışmıştım. İçinde bulunduğum buhrana cuk diye oturdu da mı kendisini bu denli sevdim yoksa zaten sevdiğim oydu da o buhranlı anı mı beklemiştim tanışmak için hala bilmiyorum bunu.

    Sonrasında, orda burada çok şiirini okudum Didem Madak'ın. Kitaplarını almak için ise neden bu kadar geciktim bilmiyorum.

    Evet, şiir kitabı okumayı çok sevmem, belki ondan diyeceğim ama ondan olmamalıymış. Kitaptan sonra, bu yersiz çekincemi anladım. Eğer siz de Didem Madak'ın şiir tarzını sevmiş hatta bayılmış ama şiir kitabı sevmeme huyunuzdan dolayı kitaplarını almamış iseniz hala, hadi kalkın alın. Zira, bence klasik bir şiir kitabı değil, tarzı gereği, bu kitapta onun oluşturduğu kahramanlar var yine her şiirde, bir bütünlük, bir omurga var kitapta. Roman gibi hissettiren bir his var, aynı konudan ama ayrı telden şiirler değil.
  • 360 syf.
    ·7 günde·8/10
    Nereden başlayacağımı bilmiyorum, lakin bu kitapla 2019 hedefimi tamamlamam güzel bir tevafuk olmuş :) Iverson benim için önemi çok büyük. Çünkü orta okuldayken formasını aldığım ve halen bende bulunan bir eser :) Eser diyorum çünkü o kadar fazla giydim ki koç benim adımı unutmuştu. sürekli Iverson diyordu. Tabi onun gibi bir basketbolcu olamadım, erken sakatlıklar yüzünden devam edemedim. Şehir takımında da lise takımında da . (iki dizde menüsküs olunca isteme istemeye iyide olsanız bırakmak zorunda kalıyorsunuz.) Iverson asi hiphop çocuğu :) Nba'in asi çocuğu :) Basketi sevmeyenler bile onu izlese oyununa aşık olur. Çünkü başka bir hız ve seviyede oynuyordu. Beşiktaş'ta forma giymesi benim için bir onur kaynağı daha :) Neyse kitabımıza gelelim bence yoksa inceleme çok uzar. Şu aralar Nba maçlarınada zaman ayıran biri olarak kitabın zamanlaması çuk oturdu. hoş gözüm onun gibisini arasada maalesef o hızda ve crossover yapan oyuncu yok(jamal crafford'a gidince kimse kalmadı). THE ANSWER : Çok ama çok zorlu şartlarda büyüyen , daha doğrusu büyümeyen direk adam olan biri Iverson . Çünkü sıkıntıları yüzünden çocukluk bile yaşamadı. Yeri geldi hapse girdi, yeri geldi kavgaya girdi. ama yeri geldi lisede hem amerikan futbol takımını şampiyon yaptı ve iki ay sonra bu sefer basket takımıyla bunu başardı :) Ama yinede yoksulluktan gelen zorluklar zengin olmasına karşın prensiplerini değiştirmedi. bu duruşuyla çok dışlandı ama hepsine göğüs gerip MVP oldu. Bana sorarsanız Shaq nasıl ki kendini baskete vermedi,verse çok farklı şeyler konuşurduk diyorsak. Bu Iverson içinde geçerli tam anlamda profesyonel olup çalışkan olsaydı şuan farklı şeyler konuşurduk. Ama onu bunları yapmadı diye suçlayamam hele ki geçmişini öğrendikten sonra. Bu zorluklardan bile müthiş iş çıkarmış. Kitabı okurken çoğu biyografi kitabı gibi yer yer sıkıla biliyorsunuz bazı detaylardan. Biraz yoruyor. onun dışında basket seven herkesin kesinlikle okuması gerek. Örnek almayın bazı yönlerini ama çoğu yönünü örnek alabilirsiniz Bubba'nın. Bu arada Iverson 'a benzer çok sporcu var yoksulluktan çıkmış ve büyümüş. Ama Türkiye'mize bakıyorum. Bırakın yoksulluğu Doğu tarafından sporcu yetişmiyor. Çok çok az. futbolda zaten süper ligte doğudan kimse yok en basit örnek bu olsun :( üzücü ama böyle. bizim ülkemizde spor zenginlerin bir aktivitesi maalesef... Bu arada kitabın asıl basım tarihi 2002 sonu. yani kitabı okurken neden Denver dönemi ya da Beşiktaş dönemi yok diyebilirsiniz. Kitap o zaman yazılmış. Yayın evi bunu yazmaması kötü olmuş. İnternetten araştırmak zorunda kaldım.
  • 136 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Yazarla Benim adim Feridun kitabiyla tanistim cok keyifle okumustum. Kendi hayatimdan yerler bulmustum sonra Netflikste filmini izledim Halil Sezai kafamdaki Feruduna Cuk diye oturdu. Neyse gecen gun cok unlu bir kitapciya ugradim rafta Sariyazi gordum ana dedim bakayim gene neler yazmis Mahir hocam oturdum bir koseye kitap beni icine kapti okudukca zaman nasil gecmis anlamadim derken calisan personel isterseniz kitabi satin alin burda bitirmeyin dedi imali sekilde fiyatini sordum 28 lira ney tabiki almadim. Almadim ama aklimda kitapta kaldi acaba noldu en son Özkan sara nöbeti gecirdi indirmemesi gereken cok onemli kolun uzerine bayildi. Allahim meraktan çatlicam eve geldim hemen kitabi sipariş verdim şans bu ya ertesi gün geldi işi gücü biraktim en baştan okumaya başladim. 135 sayfa 2 saatte bitti bu kadar kefiyle en son yüzüklerin efendisini okumuştum. Öneririm bu öykü kitabini efendim 8 öykü birbiriyle bağlantili.
  • 142 syf.
    ·2 günde·8/10
    Günlerdir sosyal medyada ünlü bir markanın yeni reklam yüzü Armine konuşuluyor. Hayır fazladan üçüncü bir gözü ya da üçüncü bir kolu olduğu için değil, ekranların insanlara dayatmış olduğu barbie görünümlü kadınlardan farklı olduğu için. Çünkü Armine sokaktaki herhangi birine benziyor, yüzünün herhangi bir hattında estetik yok.

    Çağımızın kadınları maalesef ki, ürün satışa çıkarır gibi piyasaya sürülüyor. Birbirine benzeyen çeneler, burunlar, dolgulu dudaklar, platin sarısı saçlar, pahalı kokular... Sokağa çıktığınızda her beş kadından ikisinin birbirine benzediğini göreceksiniz. Bunu biz istemiyoruz, kapitalizm dayatıyor.

    Taa çocukken başlıyor bu geçmişten günümüze ulaşmış güzellik algısına erişme çabası. İlk oyuncağımız barbie bebekler hep Victoria Secret mankenleri gibi mesela, sonra bir çok gencin takip ettiği şarkıcılar, oyuncular, estetik mucizesiyle Leonardo Da Vinci’nin altın oranlı çizimleri gibiler. Son yıllarda teknolojinin daha da gelişmesiyle birlikte insanların bir çoğu (bence dayatılan bu güzellik algısına dayanamadığı için) bıçak altına yatıyor.

    Olayı psikolojik olarak düşündüğümde (arada düşünürüm) bu bana kendi bedeninde oluşmayan ya da eksik oluşan kimliği yıkarak, yeni bir bedende (mecazi olarak) yeniden bir kişilik oluşturma çabası gibi geliyor. Sosyolojik olarak da bunun altında kendini topluma bu şekilde kabul ettirme çabası yatıyor. Yani ufacık burun estetiğini amma da büyüttün be ayşe diyebilirsiniz, fakat düşündüğünüzde, çevrenizde ki örneklere baktığınız da bana hak verirsiniz. Gucci’nin reklam yüzü Armine’nin günlerce konuşulmasının sebebi de bu, alışılagelmiş standartta bir manken olsaydı adını bile duymazdık, fakat sokaktaki birinden pek bi farkı olmayan fırından yeni çıkmış bir Armine görünce insanlar afalladı. (insanlar afallar! Çünkü barbie görmeye alıştık kardeşim) günlerdir sosyal medyada adından o kadar söz edildi ki, kapitalizm yine hedefine ulaştı, bu kez de standardın dışından birini pazarladı bize :D yanii, ya ne olacağıdıı! Kasa her zaman kazanır.

    Benim şimdi bu kadar şeyi neden anlattığıma gelecek olursak, ben kitabı okurken sosyal medyada sürekli Armine’nin fotoğrafına denk geldiğim için, kitaptaki Zarife karakteri kafamda Armine olarak canlandı. (İsimde cuk oturdu ama kabul edin.) Zarife, yoksulluk içinde geçen bir çocukluktan sonra, Boğaz köprüsüne çıkıp “seni yeneceğğm İstanbul” diye bağıran adam gibi bir hınçla hayatın içine dalıyor. Tamamen kendi tercih ettiği bir hayat bu, lüks yatlar, Boğaz’da villalar, bitmek bilmeyen parıltılı bir eğlence dünyası, uyuşturucu, alkol... ve bunların bedeli olarakta birilerinin hayatında günübirlik bir sex objesi olmak.

    Çok fazla filmi çekilmiştir bu senaryonun, insanlar evlerinde ayaklarını uzatıp önce ayıplayacağı, sonra da gözünü ayırmadan izleyeceği böyle filmlere bayılırlar. Çünkü toplum ikiyüzlüdür. Sokakta gördüğü mini etekli bir kadına tecavüz edecek gibi bakıp, kendi eşini, kızını akşam yediden sonra sokağa çıkarmaz. Çünkü sokak kendisi gibi namuslu postuna bürünmüş, eline geçen ilk fırsatta penisini dışarı çıkaracak yüzlercesiyle doludur. Sürekli ahlakın konuşulduğu bizim gibi ülkelerde diz boyu ahlaksızlıkların yaşanması da ayrı muamma.(ne demek istediğimi anlamak isteyenler bknz; gündüz kuşağı programları)

    Zarife, böyle bir yaşamı tercih etmemiş olmayı dilerdim diyor, ama hayatta bazı tecrübeler kazanılmadan bilinmiyor. Bir şansı daha olsa aynılarını yaşayacağını biliyorum, çünkü hayatın kendisi tam da bu. Doğrularımızla da, yanlışlarımızla da kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemiz bizi biz yapıyor, burun estetiği yaptırmam beni Ayşe Pro-X yapmayacak ben bunu biliyorum. Toplumun Zarife’ye “orospu” demesi de onu orospu yapmıyor, bunu da biliyorum. Kitabın özünde bahsedilen tam olarak bu, nasıl bir hayat sürersek sürelim, kendimiz olduğumuz sürece bize dayatılan bakışların, kötü cümlelerin, binbir kibrin içinde sadece kendimiz olarak ayakta kalabiliriz. Varsın parıltılı bir yaşantımız olmasın, kendi istediğimiz yaşantıyı dilediğimiz gibi yaşarsak bu hayatta boşa patinaj çekmemiş oluruz. Kendisi gibi olan, maskesiz dolaşan herkese sevgiyle :)
  • "Ey incir ağacı sen incinenlerin ağacı mısın?
  • Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

    Necip Fazıl Kısakürek