• Kadınlar erkekte iyi bir gelecek, erkekler kadında iyi bir geçmiş arar.

    - Oscar Wilde
  • Dağılır sis içinde geçmiş ve gelecek
    ve yaşar şimdi bir fotoğrafın gönlünde
    bir şairin gençliği, bir de güvercin günleri

    Hangi günler uçmaktaysa keder ve hüzün
  • Şimdi bütün gün üstüme yağmur yağıyor
    Bütün gece kar
    Yalnızlığın tam ortasındayım artık
    Yalnızlık kadar.
    Bilsen nasıl üşüyorum,
    Al şu ellerimi ısıt biraz
    Ya da al götür bu soğukları,
    Bu yağmurları,
    Görmüyor musun? beni öldürecekler artık
    Beni öldürecekeler diyorum sana!
    Geçmiş gelecek bütün yıllarım
    Bütün umutlarım senin olsun al
    Beni bu karanlık denizlerde bırakma...

    Ümit Yaşar Oğuzcan
  • Merhabalar sevgili dostlar;
    Bildiğiniz üzere dün Kamu Personeli Seçme Sınavı vardı. Öncelikle sınava giren arkadaşlara geçmiş olsun diyorum. Umarım hepimizin hakkında en hayırlısı olur.

    Şimdi, dün sınavda –güncel sorular kısmındaydı sanırım –Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı’nı nerede yazmıştır diye bir soru vardı . Şehir olarak sorulmuyor onu da belirteyim. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ;kaçımız Milli Marşımızın yazıldığı tarihi ,yazan Şairimizin hayatını, Marşımızın yazılış hikayesini biliyor? Çoğumuz kabataslak bilgilere sahibiz maalesef. Tabii bu durum için sebep çok. Bunu bir savunma olarak söylemiyorum kesinlikle. Bu, ülkenin şartlarından ,en kötüsü de eğitim sistemindeki hatalardan kaynaklı. Eğitim sürecinin her döneminde tabiri caizse öğrenciler yarış atı ,sınavlar da at yarışı modunda hep bir hedefe yöneltildik. Hep bir gelecek kaygısı içinde yaşadık. Bu süreçte bazı bilgileri ki en önemlisi Tarih’tir bana göre ,hep sınav için öğrendik, bize öyle öğretildi. İstisnai öğretmenlerimiz vardır tabii . Bu yıl sınava hazırlanış sürecinde Tarih dersini –hazırlanan arkadaşlar bilir- Ramazan Yetgin hocamızdan öğrendim. Ve Ramazan Hoca dersi anlatırken :” Arkadaşlar bu konular sınavda çıkmasa bile genel kültür olarak bilin bunları .” derdi. Kendi tarihimizi iyi öğrenmemiz gerekirdi evet ve bunu başardı da.

    Gelelim İstiklal Marşı’na… Ben sorunun cevabını biliyordum ama nereden öğrendim ? Tabii her bilgiyi okul vermez,veremez. Kitap okuruz ,belgesel izleriz yahut merak eder araştırırız. En güzel kitaplardan öğreniliyor bence . Peki hangi tür kitaplardan?

    Sömestr tatilini yeğenimle geçirmiştim bu yıl. Ablam da her gün bir kitap okusun diye Ünlülerle Bir Gün adlı kitap setini almış. Her kitabın arkasında da sorular var. Yeğenim okuyor ben soruyordum. Yalan değil o soruları sorarken cevapları için kitapların hepsini ben de okudum . Bilmediğim çok şey varmış. Bu arada kitaplardan biri de Mehmet Akif Ersoy…

    Anlayacağınız ben Marşımızın yazılış yerinin Taceddin Dergahı olduğunu o “çocuk kitaplarından “öğrendim. Hiç aklıma gelir miydi o soru sınavda çıkacak.

    [Peki soruyorum, en son ne zaman çocuk kitabı okudunuz?]
  • "Parmaklarıyla buğulu camı silmeye çalışıyordu, peçete uzattım hafif bir gülümsemeyle, şaşkın bir bakışla aldı peçeteyi sadece kendi görebileceği kadar yerin buğusunu sildi camdan oysa ki biraz daha geniş silse bende bakacağım dışarı da yağan yağmura... Kafamı bir o yana bir bu yana oynatarak bakmaya çalışıyorum camdan ama tek görebildiğim kendi yüzü, yağmur damlarıyla süslü bir aynadan sanki upuzun kirpiklerini, sert bakan alnını ona inat kocaman gülümsemesi olan dudaklarını... Yağan yağmur muydu bana camdan baktıran yoksa rengini seçemediğim gözleri mi?..
    Daha bakacaktım oysa, kaybolmaya başladı gözleri, gülümseyen dudakları. Bir anda karardı cam yeniden, kendime geldim yine parmaklarıyla silmeye çalışıyordu buğulanan camı, hemen elim çantama gitti ve bir peçete daha uzattım bu sefer bakışı şaşkın değildi, mutlu bakmıştı, üstelik peçeteyi alırken sert alnı yumuşamış gülümseyen dudaklarına eşlik etmişti. Yine sildi buğuyu, bu sefer daha geniş sildi şimdi hem yağan yağmur hem tüm çehresi aynamda... O ara gözüm ellerine kaydı, ıpıslak olmuş peçeyi sımsıkı tutuyordu ellerinde... Gözlerimi oradan alıp, yeniden damlalı aynama getirdim. Ellerini yanaklarına dayamış, cama vuran her damlaya göz kırparcasına seyrediyordu yağmuru, farkında olmadan ben de onu... Bir anda görüntü yeniden karardı ben de uyanıverdim elim istemsiz çantama gitti ama bu sefer uzatamadım peçeteyi, baktım hala elinde verdiğim peçete...
    Yüzünde kocaman bir gülümseme
    'Pardon nereliydin sen?'
    Öyle şaşırdım ki sandım camdan yağmuru değil de onu seyrettiğimi anladı. Cevap verdim ona, sonra çekinerek 'Sen nerelisin?' diye sordum, cevap verdi... Sonra başımı çevirdim ve o da başını yeniden çevirip bıraktı cama..."

    ...

    Peçete hala elimde ve nefesimin buğusu gözlerimi kapattığı an camı genişçe siliyorum. Gördüğüm, düşündüğüm kendi gözlerim mi yoksa onun gözleri mi bilemeden devam ediyorum yolculuğuma saatime bakıyorum epeyce geçmiş vakit eve olsam şimdiye çoktan uyumuştum, yolculuk uyutmuyor insanı...

    O da şimdi yolcudur, onunda elinde peçete nefesinin buğusunu siliyor mudur pencereden... Gelecek midir aklına sadece adını öğrenebilmek için günlerce umutla beklediğim, her yağmur yağdığında o yağmur damlalarının gözleriyle buluştuğu buğulu cam...
  • Ve bu iki insan karşılaşınca ve gözleri buluşunca, bütün geçmiş ve bütün gelecek artık bütün önemini yitirir, yalnızca o an....
    Paulo Coelho
    Sayfa 81 - Can Yayınları