1000Kitap Logosu

Gönderi

Kayaberk İpek
Kumarbaz'ı inceledi.
187 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Ticari Amaç - Edebi Kazanç: Kumarbaz
‘’Kıyıya vuran her dalga ardındaki dalgaya onun son olmadığını söyler, Ve her kumarbaz bilir, kaybetmektir orada olmalarının asıl sebebi.’’ — U2 - Every Breaking Wave Kemerlerinizi bağlayın, istikamet Roulettenbourg! Bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki… Ezel dizisine bile konuk olmuş bir kitap Kumarbaz. (youtu.be/d2HgfjLIMjE?t=156). Fyodor Dostoyevski külliyatının 12. kitabı, evet, tam tamına 25 günde yazılmış kısa bir roman. Bunu herkes biliyor zaten, bilmeyen de şu an öğrenmiş oldu. Peki, ama neden bu kadar kısa sürede? Bu durumun biraz irdelenmesi bana kalırsa Dostoyevski’nin hayatını, eserlerini ve düşünce biçimini anlamak adına güzel bir hamle olacaktır. Bu yüzden kitabın var olma sürecine göz atmakta fayda var: Zaten sürgün cezasından sonra psikolojisi iyice infilak eden Dostoyevski, artık eserlerinde daha fazla kendi hayatından izler bırakmaya başlıyor. Yeraltından Notlar (1864) kitabından sonra Suç ve Ceza (1866) ile geniş bir okur kitlesine erişmesine rağmen, maalesef finansal sıkıntılar çekmeye devam ediyor (her zaman olduğu gibi.) Bu nedenle zamanının kan emici yayımcılarından Stellovski ile hibe karşılığında bir anlaşmaya imza atıyor. Anlaşmanın şartı ise Dostoyevski’nin 1 Kasım 1866’ya kadar bir roman yazması, bu şart yerine getirilmediği takdirde, Stellovski 9 yıl boyunca Dostoyevski’nin yazacağı kitaplarının telif haklarını elinden alacaktı. Böylesine büyük bir ''kumarı'' neden oynadı Fyodor? Bu anlaşmayı kabul eden biçare Dostoyevski’nin şu satırları bize doyurucu bir cevap niteliğinde: ‘’Bazen en çılgın, en imkânsız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz… Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa, bazen onu kaçınılmaz, önceden belirlenmiş, kadere yazılmış, gerçekleşmemesi imkânsız bir şey gibi kabul edersiniz!’’ (sf. 136) Takvim yaprakları 1 Ekim 1866 tarihini gösterdiği zaman Dostoyevski ne yapacağını şaşırır. Çünkü elinde hâlâ yazılı bir metin yoktur. Aklındaki eseri yazıya hızlıca dökebilmek adına kendine bir stenograf tutar. (Stenografi: alfabenin harfleri, noktalama işaretleri, kelimeleri yerine semboller ve kısaltmalar kullanan çabuk yazma sistemi.) Ve 25 günlük bir macera başlar, Dostoyevski aklındakileri dikte ederek, işe aldığı yazıcı hanımefendi ile başarıya ulaşır, kitap yayımlanır ve finansal geleceğini kurtarmış olur. (Aklınızda fikir oluşturması ve biraz görsellik kazandırmak adına Dostoyevski adlı mini dizinin bu kısmını sizinle paylaşıyorum. youtube.com/watch?v=31-eXbtN0tQ) İşin enteresan tarafı ise kitap yayımlandıktan sonra stenograf Anna Grigorievna Snitkina ile evlenirler. :)) Hazır evlilik muhabbetine girmişken bir konuya daha değinmek istiyorum. Kitapta güzelliğiyle ve ana karakter Aleksey İvanoviç ile ilişkisi üzerinde durulan bir isim var. Polina Aleksandrovna. Bu kitap tam otobiyografik diyemesek de o minvalde sayılabilecek bir roman, çünkü ''Polina Suslova'', Dostoyevski’nin başarısız aşk girişimi sonucunda takıntılı olarak zihninden kazıyamadığı bir isim. Polina gerçekte bir mujik (Rus köylüsü) kızı. Polina Suslova, Dostoyevski’den 16 yaş küçüktür, birlikte bir aşk ilişkisi yaşamaya yeltenirler fakat zaman geçtikçe birçok şey değişir. Ne var ki Dostoyevski Polina’nın aklındaki gibi biri değildir. Suslova’nın yanında çirkin kalır. Borçlardan bunalmış bir haldedir. Sara hastası bir adamdır. Kuşkucu herifin tekidir Suslova’ya göre. Suslova, bütün varlığını ona teslim etmek isterken Dostoyevski ona teslim olur. Kurtarıcısı olarak gördüğü adam gözyaşları içinde ayaklarının dibine yığılır zaman zaman. Suslova, korkunç bir kıskançlıkla saplantılı bir âşığa dönüşen Dostoyevski’den nefret eder, ondan tiksinir. Hatta günlüğüne, “Dostoyevski’den nefret ediyorum. İnancımı ilk öldüren oydu.” diye yazar. Ve ilişkileri vahim bir şekilde son bulmuş, lakin Dostoyevski bu sevdiği kadını unutamamıştır. Kumarbaz’da Polina Aleksandrovna olarak açık açık eski sevgilisinden bahsedecektir (‘’karşımda böyle durduğunda ona bakmaya doyamıyordum’’ (sf. 39), Polina Suslova, Suç ve Ceza romanında Dunya olarak karşımıza çıkar, Budala’da Nastasya Filipovna, Karamazov Kardeşler’de ise Katrin İvonova. Bu ayrıntı dikkate alınarak okunduğunda, karakterlerin arasında ilişkiler bir nebze daha anlamlı gelecektir okura. Ivır zıvır(!) bilgileri de verdikten sonra (ki benim en sevdiğim kısım üst kısım ^^) biraz da içerikten ve alt metinlerden bahsedelim. Kumar nedir? Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve bahis kumardır. Zenginin belki yükselişi ama fakirin de kesin bir düşüşüdür kumar. Bu işe müptela olan kişi ise kumarbazdır. Kitabın ana temaları da ‘’kumar’’ ve toplumun düşkünlükleri etrafında şekilleniyor. Özellikle takıntılılık ana temalardan birisi, karakterlerin ismi değişiyor fakat takıntılıkları değişmiyor. Kimi paraya, kimi lükse, kimi yanındaki insanın toplumda saygı gören (yani dolaylı yoldan ‘’paralı’’) kişi olmasına takıntılı durumda. Dostoyevski bu temayı kullanarak zaten düşmanı olduğu gösterişçi Avrupa kesiminin ahlaki değerlerini de yerden yere vuruyor. Dostoyevski’nin sembolleri büyük bir ustalıkla kullandığı gerçeğine de itiraz edecek birinin çıkacağını şahsen düşünmüyorum. Yine bu eserde de sembolizm ustalığının bir örneğini görüyoruz. ‘’Rulet’’ sembolü metnin ana sembollerinden biridir. Olaylar zaten en başından beri kurmaca Rouletenbourg şehrinde geçiyor. Bunun anlamını veya Dostoyevski’nin neden bu sembolü seçtiğini anlamak ise çok zor olmamalı, çünkü herkes bilir ki ‘’rulet’’ aynı zaman da hayatın ve kaderin sembolüdür. Rulet bir kişinin hayatını ortadan kaldırabilir, onu yok edebilir, iç huzurunu tamamen mahvedebilir, insanı birçok sıkıntı ile baş başa bırakabilir. Eğer ki şanslıysanız bir iki kere size kazanma duygusunu tatmanız için şans verir, ama unutmayın ki kumarda en son ‘’masa’’ kazanır. İnsanoğlu yine yenilir. Aynı zamanda ‘’rulet’’ sembolü ‘’şans’’ ile de yakından bağlantılıdır, ancak şans faktörü her zaman güvenilecek bir kaynak değildir. Dostoyevski ise Kumarbaz’da karakterler üzerinden bu konuyu güzelce işlemiş durumda. Üstat Dostoyevski ticari amaçla girdiği bu yolda, yıllar yıllar sonra bile okunacak bir şaheser yarattı. Ünlü psikolog Jordan B. Peterson’ın da dediği gibi ‘’Dostoyevski’nin yazdıkları gerçekten daha gerçektir.’’ Eğer Dostoyevski ve psikoloji ile ilgileniyorsanız mutlaka Peterson’ın üniversitede bir dersinde Dostoyevski ile ilgili yaptığı konuşmasını dinlemenizi öneririm.** Demem o ki arkadaşlar okuyun okutturun. :) Keyifli okumalar herkese! Mademki (evet doğru, yazılışı birleşik) U2 ile giriş yaptım, aynı şekilde U2 ile çıkış yapayım: ‘’Sokaktaki her canlı bilir, yenilgiye aşığız. Hazır mıyız artık her dalgayı kovalamaktan vazgeçmeye ve gerçekten sevmeye başlamaya? Her denizci bilir, deniz bazen dosttur bazen düşman ve alabora olmuş her ruh bilir nasıl olur rol yaparak yaşamak’’
Kumarbaz
8.1/10
· 36,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Yorum
10
Paylaşım
228
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
Senem
Psikolog Jordan B. Peterson çok güzel konuşmuş etkilenmemek elde değil. Okumayanlar bu videoyu izledikten sonra merakla okuyacaktır eminim. Ayrıca Tolstoy'un bir sosyolog olduğuna değinmesi de gerçekten güzeldi. Raskolnikov her zaman aklımda kalacak bir karakter. Dr. Peterson analizleri de gerçekten mükemmel.Emeğinize sağlık çok etkileyici bir inceleme olmuş. Dostoyevski' nin diğer eserlerini de mutlaka okuyacağım. Teşekkür ediyorum🙂
1
3
Kayaberk İpek
Öncelikle vakit ayırdığınız için ben teşekkür ederim :)) Sanırsam Raskolnikov ve Peterson hakkında da hemfikiriz. Bu denli yetenekli insanları okuyabiliyor veya dinleyebiliyor olmak bile bizim için büyük bir şans. Elimizden geldiğince bu şansı değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. ^^
1
Bahri Doğukan Şahin
Bir eser yazarının hayatından bağımsız değerlendirilemez kesinlikle. Verdiğin müthiş ek bilgiler kitap ve yazarın kaderini güzel özetlemiş. Ama benim en sevdiğim kısım Ezel linki oldu. <3 Ellerine, emeğine sağlık Kayaberk. Teşekkürler bu güzel incelemen için. ^^
1
4
Kayaberk İpek
İncelememin yorum kısmını şereflendirdiğin için asıl ben teşekkür ederim Bahri hocam :)) Ezel sevmeyen de, ne bileyim... ^^ Esenle kal :)
3
Yağmur
Öncelikle bu güzel inceleme için eline sağlık :) yorumlarda da Dostoyevski'nin eserlerini yayınlanma tarihleri ile vermene de ayrıca teşekkür ederim. Her zaman şunu söyleyebilirim ki Dostoyevski daha iyi anlaşılmak için sıra ile okunmalı (naçizane fikrim). Ayrıca Edward Hallett Carr'ın "Dostoyevski" biyografisini de öneririm :)
1
4
Kayaberk İpek
Bu güzel yorumun için asıl ben teşekkür ederim :)) Carr'ın yazdığı biyografi de okuma listemde, muhtemelen Zweig'ın yazdığı biyografiden hemmen sonra ona gömüleceğim. Ayrıca kronolojik okuma ile sıradan rastgele okuma arasında gerçekten çok fark var, haklısın. Bazı yazarlar kronolojik olarak okunmalı (eğer gerçekten yazarı anlamak istiyorsak tabii). Dostoyevski de sanırsam bu listede en başta gelir. :))
3