Her karanlık gecenin vasiyetidir güneş
Bekler ölmeyi gece, güneş bekler doğmayı
Acı insanı bekler
Oysa bilirsin güneşin hiçbir zaman tatlı sıcaklığının olmadığını
Bilirsin hüznünün kendini ele vereceğini bir gün
Ve beklersin teninden soyulmasını, çığlıklarının
Her gece ömrünün son demi
Her demde güneşe gebe ömrün
Buhran sardı dört bir yanı
Karanlığın en soğuk tonu
İliklere işledi
Ve eğer katılırsak ezgiye gerçeğe götüreceği fısıldanıyor kavalcının
Ve yeni bir gün doğacak bekleyenler için..

Gogol'un Paltosu, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

insanın insanı sevmesindeki mucizeyi
korkunun, ölümün ilk harfi olduğunu
dünyanın bütün türkülerinin bizi söylediğini
acılarımızın başka acılarla güneşe çıktığını
yeryüzü sofrasının küçücük ellerimizde kurulduğunu

anlattım
öyle mi?

Pervane, Şükrü ErbaşPervane, Şükrü Erbaş
Savaş KURT, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

Her defasında güneşe hülyalı gözlerle, hüzünlü bir gülümsemeyle bakar; ruhundaki fırtına yavaş yavaş dinerdi.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 73)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 73)

Gözlerim normalde kahverengi ama güneşe bakınca ‘ela’ oluyor, sana bakınca ise çok ‘fena’ oluyor.

Chinaski, bir alıntı ekledi.
 13 saat önce · Kitabı okuyor

Ve babaların laflarını anımsarsın hep.Jeffers:' Öfke duy güneşe. Hepsi birbirinden güzel. Sartre mesela Cehennem ötekilerdir. Hedefi gözünden vurmak diye buna derim. Ben hiç yalnız hissetmedim kendimi. En iyisi yalnız olup tamamen yalnız olmamaktır ..

Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi, Charles Bukowski (Sayfa 16 - Parantez)Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi, Charles Bukowski (Sayfa 16 - Parantez)
Yaren Bilici, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Ortaya çıkan şudur: Belli bir madde parçacığıyla birlikte hareket eden bir gözlemcinin bakış açısından, bu parçacığa etki yapan olayların belirli bir zaman sıralaması olduğu halde, farklı yerlerdeki madde parçacıklarına etki yapan olaylar her zaman belirli bir sıraya sahip değildirler.

Daha açık bir örnek alalım: Eğer bir ışık sinyali dünyadan güneşe gönderilir ve tekrar dünyaya yansıtılırsa, gönderildikten 16 dakika kadar sonra dünyaya varacaktır. Bu 16 dakika içinde dünyada gerçekleşen olaylar ışık sinyalinin güneşe varmasından ne daha önce, ne de daha sonra yer almıştır. Güneşe ve dünyaya göre olası her yönde hareket eden, bu 16 dakika içinde dünyadaki olayları ve sinyalin güneşe varmasını izleyen gözlemciler olduğunu; bütün bu gözlemcilerin ışığın hızını dikkate aldıklarını ve zamanı tam olarak doğru gösteren kronometreleri olduğunu varsayalım. O zaman, bazı gözlemciler bu 16 dakika içinde dünyada geçen herhangi bir olayın ışık sinyalinin güneşe varmasından önce, bazıları aynı anda, bazıları da daha sonra gerçekleştiği sonucuna varacaklardır. Hepsi de aynı ölçüde haklı ya da aynı ölçüde haksızdırlar. Fiziğin tarafsız bakış açısından bakıldığında, bu 16 dakika içinde dünyada geçen olaylar ışık sinyalinin güneşe varmasından ne daha önce, ne daha sonra, ne de eş zamanlıdır. Bir cisimdeki bir A olayında ve başka bir cisimdeki B olayında, eğer ışık A'dan B'ye doğru ilk olay olduğu anda -A'nın saatine göre- yola çıkıp daha sonraki olay olduğu anda -B'nin saatine göre varmışsa, bir cisimdeki A olayının başka bir cisimdeki B olayından daha önce olduğunu söyleyemeyiz. Veya, bu iki olayın zaman sıralaması gözlemciye göre değişecek ve bu nedenle de fiziksel bir gerçeği temsil etmeyecektir.

Farklı yerlerde gerçekleşen olaylar için, belli sınırlar içinde, belirli bir zaman sıralaması olmadığı gerçeğine kendimizi alıştırmalıyız. "Uzay" ve "zaman" denilen iki ayrı kavram yerine bir "uzay-zaman" kavramının ortaya atılmasına yol açan da işte bu gerçektir. Evrensel olarak düşündüğümüz zaman, gerçekte "yerel zaman"dır; dünyanın hareketine bağımlı olan bir zaman için "evrenseldir" demek, Atlantiği geçerken saatlerini değiştirmeyen bir geminin evrensellik iddiasından farksızdır.

Sorgulayan Denemeler, Bertrand RussellSorgulayan Denemeler, Bertrand Russell
İsa Temiz, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Uyandığımda büyük bir neşeyle güzel güneşe bakarken "Onu göreceğim!" diye bağırıyorum sabahları, “Onu göreceğim!" Ve o an bütün gün yapmak istediğim başka bir şey gelmiyor aklıma. Her şey, her şey bu ümitle iç içe geçiyor.

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 37)Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 37)
Ozittt, bir alıntı ekledi.
Dün 01:17 · Kitabı okuyor

"Kulağıma öyle bir kelime fısıldamalısın ki ,o kelime önce beni , sonra bütün yeryüzünü aydınlatsın . Aydınlatsın ki , havai fişekler yerini güneşe bıraksın."

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 61)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 61)