"Beyefendi, siz sevabı seversiniz. Bu çocuk Fransız mektebinden çıkmış. Halinden, sözlerinden kibar bir ailenin çocuğu olduğu anlaşılıyor. Fakat malum ya, düşmez kalkmaz bir Allah. Çalişmak mecburiyetinde kalmış. " En uzak bir köşeye bile giderim" diyor. Fakat bizimkini bilirsin ya. Gülü tarife ne hacet! "
" Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş barına."
Yalnızca şarkıların anlamadığımız sözleri için değil, anlamadığımız duygularımız için de arada bir lügata bakmak gerekir kuzum. Varmı hacet söyleyin ey gülşenim, ben kulunum sen efendimsin benim.
Reklam
Gökyüzüne dokunmaya ne hacet Seni yüreğimde taşırken...
Biz de Galileo mu Var Yobaz?!
Küfür Yobazları bilim adına ne yapmak istedi de, müslümanlar ona engel oldu? Kilise kapılarını ka- patıp saatlerce, "Atın ağzında kaç tane diş var?" diye tartışan, genç bir papazın, Bu kadar tartışmaya ne hacet var. Çıkalım, ilk bulduğumuz atın ağzını açıp,dişlerini sayalım." teklifi karşısında sarsılıp, "Vay Kâfir! Sen bilmez misin ki, Tanrı herşeyi incilde haber vermiştir. Atın ağzındaki dişlerin sayısını da İncilden çıkaracaksın" deyip genç papazı yaka paça dışarı atan,sonra da kaldıkları yerden tartışmaya devam eden bir cemiyet bizde olmuş mudur ya da "Dünya dönüyor. dediğinden dolayı incil'e muhalefet etmekle suçla- nan, Engizisyonda yargılanıp hapsedilen Galileo gibi mazlumlar var mıdır tarihimizde!? İspanya ve Sicilya üzerinden Batı'yı uyandıran, Rönesans'a hazırlayan, ona helaya varıncaya kadar hayatı anlatan, insanları Kilise'nin masallarından arınmaya çağıran İslâm değil midir? O halde bu mustağribler niçin hâlâ Batı'yı kıblegah, Islâmı düşman bilir?!
Sayfa 113Kitabı okudu
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selâma muhtac et!
Cemal Safi
Cemal Safi
Baktım; yarı zulmet arasından fırlamış gibi duran aşağı yukarı on iki metre yüksekliğindeki "Buda" heykelinin üstüne başına sayısız mavi kumaş parçaları asılmış, bağlanmış. Bizi gezdiren mabet muhafızının rivayetine göre, bir dileği olan buraya mavi bir bez bağlarmış. Acaba bizde bazı evliya türbelerinin hacet pencerelerine bağlanan bezler Şamanilikten, putperestlikten kalma bir âdet midir?
Reklam
Bir gamlı hazanın seherinde Israra ne hacet yine bülbül? Bil, kalbimizin bahçelerinde Can verdi senin söylediğin gül! Savrulmada gül şimdi havada, Gün doğmada bir başka ziyada ...
Onlar başkasının toplamak ve biriktirmekle elde ettiği saâdeti yârenlikte, dostlukta, hemhal oluşta zaten bulmuşlar.. Yorulmaya, gölgeliğe ok atmaya ne hacet!
Sayfa 74
Aşıksan ey yar sana can ne gerek .. Âşık olanın ışk odından nişan gerek .. Bağrı kebâb gözlerinün yaşı kan gerek .. Yâri diyen gerek kim ola gayrden berî .. Cânânı isdeyen kişiye terk-i cân gerek .. Cevre kıla tahammül iden yârı ârzû .. Sabr ide hâra her kim ana gül-sitân gerek .. Şem’-i safâdur ol sanem ana irişmeğe .. Pervâne bigi yanmağa tâb u tüvan gerek .. Sinün yüzün görene ne hâcet likâ-yı hûr .. Kapunda yir bulana ne bâğ-ı cinan gerek .. Gonce lebünden isder idüm söz açam velî .. Ol râz-ı nâzüki bilürem kim nihan gerek .. Anunçün Ahmedî heves ider lebüne kim .. Dil-hastedür ana şeker-i nâr-dan gerek .. ~ Ahmedî ~
Reklam
Kalplere serptiğin kıvılcımlardan Bir ışık yanıyor ey büyük nebi.. Gönüller, zâtını bize aşk sunan, Bir mürşit tanıyor ey büyük nebi. Bilirsin göynümün ne duyduğunu Karşında tekrara hacet yok bunun, Benliğim önünde, ululuğuna Daima anıyor ey büyük nebi. Başımız önünde geliyor yere; Işıklar dağıttın sen gönüllere. Milliyet aşkını duyan bir kere. Seni nur sanıyor ey büyük nebi. Mefkure nuruyla bizleri besle, Uğrunda ölelim biz de hevesle; Gençliğin kalbi bu taze nefesle Beraber kanıyor ey büyük nebi.
Sayfa 117 - Yapı Kredi YayınlarıKitabı okudu
“Birleşme meselesi de son derece memnuniyete sebep oldu. Fikirlerde ve işlerde birlik olmadan bir şey yapılmasının imkansız olduğunu izahata hacet yoktur. Bu gidişle gelecek parlak olacaktır. Hemen Cenab-ı Hak, melunun vücudunu ortadan kaldırarak senelerden beri Hamid’in mezalimi içinde inleyen Türklere biraz geniş nefes aldırsın.”
Sayfa 66
854 syf.
·
Puan vermedi
·
29 günde okudu
Bazı kitapların insanın ruhuna iyi gelen yanları var ve hiç bitmesin isteriz. Hafız Divanı da benim kalbimin baş ucu kitabıydı diyebilirim, bitmesin diye okuyamaya kıyamadıklarımdan bir tanesiydi.. Şiir kadar ruhu temizleyen başka bir edebi dil icat edilmediği kanısındayım. Her satırı ruhuma dokunan, özel ve kıymetli satırlardı. Hafızın şiirlerini okuyanların ayrılığa mahkum olacağına dair bir efsane gezermiş İran sokaklarında, orasını bilmem ama Divanı halk arasında gönül ilişkilerine başvurulan bir falname olarak da kullanılırmış. Fars edebiyatının tüm zarifliğini yansıtan bu eseri mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Tavsiye olunur :) . "Sarayını, çardağını göklere kadar yükseltmeye ne hâcet var?" . "Asaleti kendinden olanın gösterişe ihtiyacı yoktur. Bahçivanın, başına gül taktığı görülmemiştir." . "Hayalini kurdukça şaraba ihtiyacımız mı var?" . "Mektubun Leyla'dan başka kimi var?" . "Benim gibi bir kalbi kırığı, bir düşkünü ne diye yanından huzurundan kovuyorsun? Nihayet çok çok istediğim nedir ki? Bir öpücük yahutta bir kucaklaşma!" . "Varlığım baştan gitsin, tek yüzünü döndür Söyle yele, dertlilerin harmanını süpürsün Tufanlara kaptırdık gözümüzü, gönlümüzü Gam seline söyle, evi temelinden götürsün Bakışımız dicle'nin yıksın bütün ününü Soluğumuz zerdüşt'ün ateşini söndürsün! "Seni kirpiklerimle öldürürüm" diyen yâr Aman, sakın caymasın, öldürürse öldürsün! Hafız'a son gününde vuslat muştusu versen Belki ölürken bile onu mutlu görürsün.."
Hafız Divanı
Hafız DivanıHafız-ı Şirazi · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2019617 okunma
Eğer insanın övülmeyi hak edecek bir şeyi var ise onu saklasada insanlar görür . Kendisinin insanlara dillendirmesine hâcet yoktur...
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.