Nasrettin, bir alıntı ekledi.
18 Nis 07:36

Kadını horlamak, hayattaki rolünü görmezlikten gelmek, eğitim ve kültürden yoksun bırakmak, İslâm’ ın emrettiği veya onayladığı bir davranış değildir. İlim öğrenmeyi bütün Müslümanlara farz kılan İslâm’ dır. Kadın, erkek bütün insanları evreni düşünmeye ve çevrelerinde gelişen olaylara bilinçli bir gözle bakmaya yönelten odur.

Çağdaş Konumumuz, Muhammed Kutub (Sayfa 435 - Beka yayınları)Çağdaş Konumumuz, Muhammed Kutub (Sayfa 435 - Beka yayınları)
Burak, bir alıntı ekledi.
 02 Mar 22:11

Belleğin tam olarak nasıl çalıştığını düşünüyoruz? Aşağıdaki sözcükleri okuyun: yatak, dinlenmek, uyanık, yorgun, rüya, şekerleme, battaniye, uyuklamak, horlamak, kestirmek, esnemek, huzur, dinginlik, uyuşuk, yatmak. Birkaç paragraf sonra bunlara geri döneceğiz.
...
Tıpkı dikkat yanılmasının bizi önemli ve ayırt edilebilir olayların dikkatimizi çekeceği fikrine itmesi ama gerçeğin tam tersi olmasındaki gibi bellek yanılması da neyi hatırladığımızı düşündüğümüz ile gerçekte neyi hatırladığımız arasında temel bir zıtlığı yansıtır. İnsanlar niçin kısa vadeli belleğin sınırlarını kolayca anlamakta fakat uzun vadeli belleğin doğasını yanlış yorumlamaktadır?
...
Dikkat ettiğimiz şey, dikkat ettiğimizi düşündüğümüz şeyden farklı olunca dikkat yanılsaması ortaya çıkar. Bellek yanılsaması ise hatırladığımızı düşündüğümüz şey ile hatırladığımız şey farklı olduğunda ortaya çıkar.

Şimdi az önce okuduğunuz listedeki sözlükleri hatırlamaya çalışın. Mümkün olduğu kadar çok sözcük hatırlayın. Okumaya devam etmeden bunları bir kağıda yazın.

Daha birkaç dakika önce okuduğunuz sözcükleri hatırlamaktan daha kolay ne olabilir? Fakat bu kadar basit bir iş bile belleğin sistematik çarpıtmalarını gözler önüne sermeye yetecektir. Yazdığınız listeye bakın. Sizce iyi hatırlayabildiniz mi? On beş sözcüğün hepsini hatırlayamadınız büyük ihtimalle. Bu deneyi sınıfta yaptığımızda öğrencilerin çoğu baştan birkaç sözcük ve sondan birkaç sözcük hatırlıyordu. Çoğunlukla listenin ortasındaki sözcüklerinin yarısından azını hatırlıyorlardu. Ortalamada ise onbeş sözcüğün yedi ya da sekizini doğru hatırlıyorlar. Bir an durup bunu bir düşünün. Bu sözcükler son derece yaygın ve tanıdıktı. Onları okurken (umarız) özel olarak stres altında değildiniz ve hatırlamanız gerektiğinde de süre kısıtlamasının baskısını hissetmediniz. 1950'lerde yapılan bilgisayarlar belleklerinde on beş sözcüğü mükemmelen saklayabiliyordu. Fakat muazzam bilişsel yeteneklerimize rağmen, daha biraz önce okuduğumuz sözcükleri tam olarak hatırlayamıyoruz.
...
Listemizdeki on beş sözcüğü hatırlamakta güçlük çekmemizin bellek yanılsamasına örnek teşkil etmesinin sebebi bellek sınırımızı göstermesi değildir. İnsanlar genellikle bu sınırın farkındadır. Bellek yanılsamasının sebebi ne yaptığımızı nasıl hatırladığımızın altını çizmesidir. Hatırlayıp kağıda yazdığınız listeye tekrar bakın. "Uyku" sözcüğünü yazmış mıydınız? İnsanların yaklaşık %40'ı "uyku" sözcüğünü gördüğünü hatırlamıştır. Eğer bu kişilerden biriyseniz, diğer sözcükleri gördüğünüzden emin olduğunuz kadar "uyku"sözcüğünü gördüğünüzden de eminsiniz büyük ihtimalle. Hatta bu sözcüğü listede gördüğünüzü açıkça hatırlıyor da olabilirsiniz- fakat listede bu sözcük yok. Bu sözcüğü siz uydurdunuz.

Bellek hem gerçekten olana hem de olanları nasıl anlamlandığınıza bağlıdır. Okuduğumuz liste bu tür bir yanlış hatıra yaratmak üzere düzenlenmişti. Sözcüklerin hepsi listede bulunmayan "uyku" sözcüğüyle yakından bağlantılıdır. Listedeki sözcükleri okuduğunuz sırada zihniniz onları anlamlandırır, otomatik olarak aralarında bağlantılar kurar. Belli bir düzeyde sözcüklerin hepsinin uykuyla alakalı olduğunu bilirsiniz fakat "uyku" sözcüğünün kendisinin listede olmadığına özellikle dikkat etmezsiniz. Demek ki sözcükleri hatırlamaya çalışırken zihniniz listeyi elinden geldiği kadar iyi bir şekilde yeniden kurar ve bu sırada gördüğünüz sözcüklere dair özgül hatıralarınıza ve sözcüklerin genelde nasıl ilişkilendiğine dair bilginize dayanır.

Görünmez Goril, Christopher Chabris (Sayfa 60)Görünmez Goril, Christopher Chabris (Sayfa 60)
RJ, bir alıntı ekledi.
20 Tem 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir vicdan borcu olarak şunu söyleyelim ki,bu tartışmalar,başını örtenleri horlamakla başlamıştır.Bu horlama giderek eziyete,yer yer zulme dönüşebilmiştir.Hudutsuz şekilde
açabilmenin sınırsız hürriyetlerle serbest olduğu bir dünyada,inançları yahut zevkleri yüzünden vücudunu,saçını-başını şöyle veya böyle örten insanlara kötü gözle bakmak,onları
horlamak,insan haklarına ve hürriyetlere saldırıdır;insanların gelmiş olduğu bilgi ve aydınlık boyutuna hakarettir.Bundan acısı,bunu yapan anlayışın batıdaki kabul ve standartları
şaşmaz yaradılış ölçüleri gibi hareket noktası olarak onlara uymayanları ilkellikle suçlamasıdır.Şu veya bu ülkenin,filan veya falan medeniyetin ölçüleri neden insanlığın
ve hayatın şaşmaz ölçüleri olsun?İnsanlık vahyin,Yaratıcı'nın ölçülerini bile gözardı edebilir ve bu tavır bile özgürlükler adına hoş karşılanırken kitlelerin vahyin
değerlerine bağlılık için korudukları tutum ve kıyafet hangi vicdan ölçüsüyle kötü ilan edilmektedir?

Tarihi Süreç İçerisinde Türk Kadını, Necati Çankaya (Sayfa 67)Tarihi Süreç İçerisinde Türk Kadını, Necati Çankaya (Sayfa 67)
Bizimmahalleninkitapcisi, Sarnıç'ı inceledi.
05 May 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Şüphesiz ki Sait Faik okumak, bir okurun tadabileceği en muazzam ayrıcalıklardan biridir; sıcacık bir sohbeti paylaşır gibi, içilen çayın, kahvenin kokusunu içine çekmenin derin hazzını yaşar gibi, anı iliklerinde hisseder gibi doyumsuz bir edebiyat yolculuğudur Sait Faik...

Kaleminde hayatın tınısı, fark edilmeyenlerin büyüsü, bir de ıskaladıklarımızın şaşırtan çarpıcılığı vardır. Kusursuz gözlem yeteneğinin süzgecinden geçirdiği her saklı cevher, satırlarında gün yüzüne çıkar ve okurun yüreğine bir nehir misali akar. Öylesine bir ustalık vardır ki kaleminde görmediklerimizin, duymadıklarımızın hikâyesini fısıldar...⭐

"Etrafımda vapur düdüğü, tramvay çanı, otomobil kornası, şimendifer sesi duyuluyor. Ama şehir uğultusu daha başlamamıştı. O uğultuyla beraber yerimden kalkacak, o uğultunun içinde benim de sesim bulunsun diye dolaşacaktım. Ne garip bir uğultuydu o!.. Bir çimenliğin üstünde gazetemi okurken birdenbire kulağıma gelirdi. Bu insanların yürümesinden, koşmasından, tahtaların düşmesinden, makinelerin işlemesinden, atların yürümesinden, uzak, çok uzaktan geçen arabaların, uzak, çok uzak kaldırımları tıkırdatmasından, kim bilir daha nelerden nelerden bir araya gelme, ne müthiş bir birikme mahsulü bir sesti. bu arı, kovanının etrafındaki aynı vızıltının birikmesinden doğan tek ses değildi. Bu ayrı ayrı birbirine benzemeyen sesler çıkaran canlı cansız milyonların, şehir denilen kovan içinde vınlayışıydı. Bu sesin içinde ağlamak, yürümek, demiri dövmek, esnemek, tramvayı işletmek, at nallamak, horlamak var.
Şimdiki halde kuş sesleri duyuyorum. Etrafımda biri ceketli ihtiyar, öteki ceketsiz iki genç park temizleyici, hiç konuşmadan, yaprakları süpürüyorlar. Fakat kuru yapraklar onlarla konuşuyor gibi!.. Yalnız bu bana mevsimi hatırlatmaya kâfi: Sonbaharı..."

- Sait Faik'in kaleminden Park isimli öykünün minik bir kesitiyle ıskaladıklarımızın satırlara izdüşümü... -

Sarnıç, 16 öykü ve anılarda Sait Faik'in anlatıldığı bir adet ekten oluşan bir öykü kitabı. Sait Faik'in ilk eseri Semaver'e dahil etmediği öykülerin yer aldığı bu güzel eser, bir öykü bir öykü daha diyerek sonunu kısa sürede getireceğiniz, anılarda Sait Faik'in kaleme alındığı ek ile sayfalar boyu çıktığınız doyumsuz yolcuğu taçlandıracağınız muazzam bir eser ya da diğer bir deyişle yine usta bir kalemden edebiyat şöleni diyebileceğimiz nitelikte.
Her bir satırında öykünün geçtiği zaman ve mekana yolculuk yapmaktan kendinizi alıkoyamayacağınız bu güzel esere şans vermenizi tavsiye ediyorum. E, haydi o zaman durmayın! Doldurun tavşan kanı çayınızı, yanına da bir Sait Faik kitabı iliştiriverin ve yukarıda dile getirdiğim tatlı duygular tek tek deneyimlemeye başlayın. Kendinizi bu usta kalemi okuma ayrıcalığından mahrum bırakmayın

Merve Fikir, bir alıntı ekledi.
30 Mar 2017 · Kitabı okudu

Oğullarını evlendirecek yaşa getirene dek hep sindirilmiş ve korkutulmuş olduklarından, gelinlerini sindirmeyi ve korkutmayı seçerlerdi sıra onlara geldiğinde. Gelinleri horlamak belki de yegâne ödeşme yöntemleriydi onlara hor davranmış kaderleriyle. Gelinlerine sevgisizliği reva gören bu zamanından önce yıpranmış yorgun analar, kızları kendileriyle aynı kaderi paylaşmasınlar diye, için için dua ederlerdi Tanrı'ya.

Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları, Ayşe KulinKardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları, Ayşe Kulin
Sezgi, bir alıntı ekledi.
08 Ağu 2016 · İnceledi

‘’ Tepkilerin şiddeti ve bana saldırmak için seçilen yöntemlerin iğrençliği karşısında, inanın, nutkum tutuldu. Lâtin ırklarında, katolik töreler erkeğin kadını ezmesine bir tiran gibi davranmasına yol açmış, hattâ erkek sömürüsünün bir çeşit sadizm haline dönüşmesinde başrolü oynamıştır; bu İtalyanlarda kabalık, İspanyollarda boş bir böbürlenme kılığında belirir, Fransızlarda «köpekleşme» dediğimiz şey oluverir. Nedir bu saldırganlığın gerekçesi? Hiç kuşkusuz şudur: Fransa'da erkekler özellikle iş hayatında, yani ekonomik açıdan kadınların rekabetiyle boğuşmak zorundadırlar. Toplum ilişkilerinin sağlayamadığı bir üstünlüğü devam ettirmek amacıyla kadınları aşağılamak, her fırsatla horlamak yolunu seçerler. Yüzyıllara damgasını vurmuş bir hovardalık geleneği hâlâ yürürlüktedir ve erkeklere imajlı ya da sözlü bir malzeme yığınağını miras bırakmış, kadınları cinsel duygulan tatmin etmekten başka işlevi olmayan birer et yığını gibi horlamaları için gerekli bütün olanakları onlara hazırlamıştır.’’

Kadınlığımın Hikayesi, Simone De BeauvoirKadınlığımın Hikayesi, Simone De Beauvoir
Fadıl Kaan Kuran, bir alıntı ekledi.
03 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şu açık bir psikolojik esastır: Kişiliksiz, soysuz, uşak ruhlu ve mayasız bir birey, daima ruhsal eksikliğini yakınlaşma, dalkavukluk ve taklitle doldurur. Kendini ve kendisine ait olan her şeyi inkar etmek ve hor görmek, kendisini ve geçmişini hatırlatan her şeyden kaçmak ve başkasına benzemek suretiyle, yeni şahsiyet, değer ve niteliklet arar. Avrupa sömürgeciliği psikolojinin bu bilimsel esasını keşfederek engin tarihi ve zengin kültürü olan milletleri, bilimsel ve sosyolojik hilelerin lütuflarıyla çok kıvrak bir şekilde ve akıllıca içerikten yoksun bırakmak için gayret etti. Yeni yetişen saf nesli de geçmişten koparıp kültüre yabancılaştırdıktan sonra ve kendinden uzaklaştırdıktan sonra bu nesil kendinde hiçbir şey bulamaz ve tanıyamaz duruma geldi; zira artık kendi tarihini, kültürünü, bütün manevi ve geleneksel değerlerini hor görmeye başladı. Emperyalizm; onu yağmalama, sömürme, tasallut ve esaret altına alma amacına eriştiğinden dolayı artık yapacak başka bir şeyi kalmamıştır. Çünkü artık o millet olağanüstü bir kin ve nefret ile kendisine ait olan her şeyi yerle bir etmek, değişmiş din, ahlak ve asaletlerini horlamak için çalışmaya başladı...

Aydın, Ali Şeriati (Sayfa 91)Aydın, Ali Şeriati (Sayfa 91)
Nurhan Işkın, Mesnevi'yi inceledi.
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ey Nohut:
Seni sevmediğimden senden hoşlanmadığımdan kaynatmıyorum seni ki… bir zevkle, bir çeşniye sahip ol da gıda haline gel, yen, cana karış diye kaynatıyorum. Bu imtihan, seni horlamak için değil!
Anlamak içime sindirmek için defalarca okunulması gereken bir eser...

Hacı Seydaoğlu, bir alıntı ekledi.
 17 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Horlamak
Ortalıkta horultudan geçilmiyordu. İçleri rahat uyumayanlar horlar.

İnce Memed 1, Yaşar Kemal (Sayfa 133)İnce Memed 1, Yaşar Kemal (Sayfa 133)