Giriş Yap
Ve seni düşünürüm, Karanlık, hırslı... Seni, cihanların aziz meyvası. İlan-ı aşk makamından bir mısra, Yeşerip, kımıldar içimde, Düşer aklıma gözlerin... Ahmed Arif
Reklam
İlan-ı aşk
Pür ateşim, açtırma benim ağzımı zinhar Zalim, beni söyletme derunumda neler var.
·
4 yorumun tümünü gör
Ben'in son batışını aramak insanın ayrıcalığıdır ve insan için sevmek, kaderi kabul etmektir, onun için sevmek, en gizli olanın farkına varmak, bilenebilir olmayan geleceğin ve unutulmuşluğa gömülmüş geçmişin gizliliğini bir bütün olarak kabul etmektir. İnsan için kendi unutulmuş geçmişi ve karanlık geleceği olarak sevilen gerçek varlık, içinde taşıdığı kendisi için ulaşılmaz olmasına rağmen, sevgiyi paylaşmak için, en gizli olanı açarak, en derin çukura gömülmüş Öz-Ben'i severek ve sevilmeye hazır olarak açıklamak istediği gizliliğin kabuğundan başka bir şey değildir. Aşk, en gizli olanı keşfetmeye çalışır ve en gizli olanı sunarken, nefret gizli ilan hiçbir şeyle ilgilenmez, hiçbir şeyin özüyle ilgilenmez, geçmişle, gelecekle, kaderin gizlilikleriyle ilgilenmez, o sadece gerçek olandan, yüzeyden, görünür biçimde var olandan nefret eder. Sevgi, yorulmak nedir bilmeden, tekrar tekrar en gizli olana ulaşmaya çalışırken, nefret, sadece en görünür olanı, öyle bir istisnasızlıkla görür ki, bütün korkunçluğuna ve acımasızlığına rağmen nefret eden iblis, gülünç ve acemi bir etki yaratmaktan kendini kurtaramaz. Nefret eden, büyüteç adamıdır, birinden nefret ederken, onun yüzeyini, nefret ettiği o başın üzerinde rüzgarın hareket ettirdiği saç telinden, ayak tabanına kadar her şeyini bilir. Bilgi almak istiyorsanız nefret edene başvurun, fakat bilmek istiyorsanız sevene.
"Aşkın mantığı var mı ki?" Yağız onu yalnız bıraktığım yatakta oturmuş bana bakarken sanki dudakları ilan-ı aşk etmemişçesine rahattı. Bense onun aksine şaşkın... Hırçın davranmaya hazırladığım bedenim benden bağımsızca hafif hafif titrerken yarı açık dudaklarım ve kalkık kaşlarımla minik bir adım geriledim. "Ben abin kadar sabırlı bir adam değilim. Sende Leyla gibi tüm dünyanı içine taşıyan bir kadın..." Yağız karşıma dikilirken bir adım daha geriledim. "Sana dair hissettiklerimi azarlayıp susturmaya cağım Lena. Ben susarsam başkası konuşur çünkü. Başkasıyla konuşma ihtimaline olurum yok benim!" Dedi tek düze sesinin aksine tehditkar bir tonla. "Sen kabul et yada etme. Sev ya da sevme." Parmağıyla kendisi kalbini dürten çocuk beni duvarda kıstırırken endişe ve meraktan titreyen çenemi yakaladı ve yere diktiğim gözlerimi kendilerininkinin hizasına çıkardı. "Ben senin adını düşündüğüm zaman bile burası deli oluyor." tekrar kalbini gösterdi. "Seni benle gel diye zorlayamam. Ama gelirsen beni dünyanın en mutlu çocuğu yaparsın. Öte yandan...Gelmezsen yani" Elleri saçlarımın uçlarını oynarken sesi hafifte olsa bir öz güven kaybına uğraşmış gibiydi. "Ben akşam babasının çikolata getirmesini bekleyen o yaramaz velet olurum . Benim hiç gelmeyen acı çikolatam olursun Lena..." Kız Kurusu - Hale Bilgiç
Kız Kurusu, Hale BilgiçKız Kurusu Kitabı
Reklam
488 syf.
·
10/10 puan
Kitabımızın arka kapak yazısı böyle bir soru ile başlıyor. Bence de masum(!) bir plan kimsenin canını yakmamalıydı. Ne yazık ki bu hikayede canı en çok yanan kitabımızın esas kızı Isabella Gwen Sullivan oldu. Tüm bunlar Isabella'nın çocukluk arkadaşı Fredy'e sevdiği kıza kavuşması için yardım etmesi yüzünden oldu. Neymiş efendim Fredy Vivian'a aşık olmuşmuşta kız da onu seviyormuşmuşta sonra kız ortada neden yokken Fredy'i terketmişmiş. İyi de yapmış. Senin gibi baba parası yiyen birini ne yapsın Vivian. :p Bunlar işin şakası tabi. Aslında Fredy'de iyi çocuk ama işte malum aşkın gözü kör ayağı topal burnu tıkalı saçı kel boyu bodur durumlarını yaşayınca ne yapsın çocuğun feleği şaştı. Yalnız Vivian'da tüm karakterlerin söylediğine göre bir içim su hani. Normal yani Fredy'nin Vivian'a aşık olması. Ehh koskoca XI.Henfield Kontu Adrian Eaglestone bile ilk görüşte Vivian ile evlenmeye karar vermiş daha ne olsun. Kontumuz Adrian Eaglestone ise hem geleneksel Henfield balosunu yapıp bir yandan da Vivian ile nişanlanmasını tüm sosyeteye duyuracaktır. Beş yıl önce doğumdan sonra kaybettiği eşi Eleanor ve çocuğundan sonra müzmin bir bekar hayatını bir baloda Vivian'ı görmesiyle sonlandırmaya karar verir. Bunun nedeni ise hem Vivian'ın duru ve masum güzelliği hem de onda uyandırdığı hisleri ilk eşini gördüğünde de hissettiğine dair kapıldığı düşüncesidir. Bunun ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu anlayacaktır anmalasına da biz o vakte kadar çoktan çileden çıkmış olacağız. Çünkü kendisi gördüğüm en en en odun karakterin ta kendisidir. Kızımız Isabella Gwen Sullivan ise bir firmada kaptanlık yapan babası ve dadısı bir de eşi dolayısıyla Amerika'ya taşınan halasından başka kimsesi olmayan deli dolu zapt altına alınamayan kızıl ve kıvırcık saçları olan güzel bir kızdır. Ha Vivian için "bir içim su" ile nitelendirdiğim güzelliği Isabella da "kızıl saçları ile alev alev yakan" bir güzellik olarak nitelendirebilirim. Tabi doğru kombimlerle. Şu zamana kadar aman aman bir zenginlik içinde yaşamamış olan kızımız haliyle göz alıcı kıyafetlere sahip olamamıştır ve bu da kendi güzelliğinin farkına varamamasına neden olmuştur. Bu kadar karakter analizi yeter. Gelelim geleneksel Henfield yaz balosunda yaşananlara... Fredy bir şekilde kendini bu baloya davet ettirmiştir ve Isabella+dadısı Morgan ile Henfield malikanesine gelmiştir. Planları gibi malikaneye ilk girişleri bile olaylı olmuştur. "Davetiniz bizi çok memnun etti. Harika bir eviniz var lordum." Adrian başını eğerek adamı selamladı. "Bende burada olmanızdan çok memnunum." Öyle değildi aslında. Frederick Preston tekrar gülümseyip nihayet yapması gerekeni hatırladı. "Size eşimi tanıştırayım. Isabella Gwen... Preston." Adrian müzmin bekar olan Preston'ın evlilik haberinin verdiği şaşkınlıkla ilk kez kadına baktı. eğer on beş dakika önce sorsalardı onu daha önce hiç görmediğini söylerdi ama şimdi öyle olmadığını biliyordu. Şayet bundan bir şüphesi varsa bile kadının elindeki birkaç teli fırlamış şemsiyeye bakması yeterliydi. Kadının komik reveransını klişe sözler takip etti. "Sizinle tanışmak onurdur lordum." Adrian dayanamayıp güldü... Tanrı aşkına hangi akılsız herif yeni gelinini şemsiyesini kafasında parçalatacak kadarçileden çıkarabilirdi ki? Özellikle de karısının böyle tatlı bir sesi varsa... İşte bizim Fredy ve Isabella'nın malikaneye Adrian'ın gözünden girişi böyleydi. Neyse işte bizimkiler malikaneye geldiler ve ertesinde işe koyuldular. Gel zaman git zaman baloya gelişlerinin 2.gecesinde Fredy Vivian'ı ikna edip onunla malikaneden ayrıldılar.Ardında sadece bir mektup ile Isabella'yı kaçacağından haberdar bile etmeden çekip gittiler. Zavallı Isabella ise Adrian ve öfkesi ile baş başa kaldı. Aslında ağlayıp sızlansa ve Adrian'ı daha az çileden çıkartmayı başarsaydı başta planladıkları gibi paşa paşa evine dönebilirdi. Ama yok durur mu hiç? Isabella bu ağzını açtığı an kapatmayı bilmiyor. Haliyle Adrian'da Isabella'yı evinde tutmayı kafasına koydu koymasına da Isabella ve kaçış planları olmasaydı her şey daha basit olabilirdi. Her neyse bizim Isabella yine kaçmaya çalışırken Adrian'a yakalandı. Ama Isabella ve Fredy'nin ona oynadığı olayların farkında olarak. Sonra kızı baştan çıkarmaya çalıştı durdu ve kaçınılmaz son olarak Isabella onu yatağa attı(!). Bu olaydan sonra "artık Adrian beni bırakır bende evime dönerim babam gelince de Amerika'ya taşınır orda da Adrian'ı unuturum" hayalleri kurarken Adrian'ın da Isabella'yı yanında tutma planları yaptığından habersizdi. Tabi ilk başta Adrian'ın o müthiş planı Isabella'yı yanında "metres" olarak tutmaktı. Sonrasında ise evlilik teklifi yaparak onunla evlenmeye karar verdi. Kararı verdi vermesine ama kıza bir seni seviyorum demedi. O arada da Londra'ya gidip sosyeteye nişanlarını ilan edip balolara katıldılar. Ama o arada Adrian'ın büyük halası Adele ile Morgan'ın çekişmeleri süperdi ya. Ve bir baloda Adrian'ın eski kaynanası da daha önce Isabella'yı görenler gibi "Eleanor" diyince Isabella'da işin peşine düştü tabi. Ve Henfield malikanesindeki Eleanor'un eski odasına giripte Eleanor ve Adrian'ın mutluluk ve aşk kokan tablosunu görünce ipler koptu ve bu sefer ki kaçış planı onu Amerika'ya gidecek olan bir geminin güvertesine kadar götürdü. Adrian vaktinde bulmasaydı çok kötü şeyler olabilirdi. Ama buldu da noldu eskisinden daha beter halde odunluklarına devam etti. Gemiden iner inmez kızı İskoçya'ya götürdü. Isabella her ne kadar Adrian'a kırgın olsa da aşkı gururundan hep bir adım daha önde oluyordu ve Adrian'ın verdikleriyle yetinmeye ne kadar karar kılsa da Adrian ve odunlukları sayesinde hep daha fazla kırılamam dediği an bir yenisi ekleniyordu. Ve en sevdiğim yerden bir alıntı daha... "Anne lütfen kızı rahat bırak ve az önce yaptığı hatayı sindirebilmesi için ona fırsat ver," dedi ukala Leighton Kontu. Isabel'in başı hala omzuyla çenesi arasına sıkıştığı için konta sadece gözlerini kırpıştırarak bakabildi. Kontes karşılık olarak, "Çeneni kapalı tut ki insanlar mutlu olabilsin Brendan!" deyince Isabel dayanamayıp güldü. Tabii diğerleri de... Sonra kadın sadece Isabel'e doğru, "Çocukken böyle bir adama dönüşeceğini bilseydim onu bir sirke verirdim. En azından gülümsemeyi öğrenebilirdi," dedi ama sözleri masadaki herkes tarafından duyulmuştu. Kont anlazsızca homurdandı, sonra da Isabel'e dönüp kaşlarını kaldırarak ikaz edici bir bakış attı. Kontesin oğluna karşı hissettiği sevgi tartışılmazdı, fakat aynı dili konuştukları pek söylenemezdi. Isabel kadının kollarından sıyrıldıktan sonra tepesinde topladığı saçlarını eliyle yokladı. Tanrı aşkına bu gece tek kelimelik bile cesareti yoktu. Eğer içinden geçeni yapma ya da söyleme cesareti olsaydı onu sürekli sırıtan bir soytarı olarak hayal etmek bana mutluluk veriyor derdi. Belki de demişti... Ah Tanrım... Dediğini biliyordu çünkü birkaç saniyelik anlamlı sessizliğin ardından masada çok sesli bir kahkaha çınlamıştı. Veeee Adrian artık geçmişini geride bırakıp Eleanor'a veda etmek için odasına gittiğinde Isabella'da odasından çıktığında onu görüp yine ağlama krizlerine girince nihayet Adrian'da artık dayanamayıp aşkını itiraf etti de hem Isabella hem ben hem de Brendan rahatladık. Sonrası musmutlu bir SON...
Aşkın Ateşi
7.9/10 · 342 okunma
2
229
2.283 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42