Bu kitap 1968 ile 1984 yılları arasındaki dünyada olan olayları anlatmakta.Bir yanda kitlesel orgazma ulaşmış burjuva yığını, bir yanda delibozuk fanatikler,bir tarafta sistemin yarattığı yoksul ölümler. Dünyadaki bütün insanların kaderi yaşamı ölümü attığımız her adım üç süper devletin elinde. Zenginlerin savaşında kömür petrol kavgalarında harcanan yine fakirler olur. Güç dengesi ve sömürü uğruna feda edilen halklar çimler, bu üç devlet de filler olur. Yani filler tepişirken olan çimlere olur. Fakirleşme çok güzel işlenmiş.Cümlelerinde altıncı filolar geçti sanki. Sanki tüm kapital sistem bir oldu damarlarımda aktı her bir satırda. Büyük Birader, hepimizin bildiği tanıdığı ama dananın bıçağı yaladığı gibi vazgeçemediği o muhteşem hayalet.Zamanlar arası geçiş, Büyük Birader üzerinden yapmış olduğu benzetme ile bütün baskıcı liderler, okurken gözlerinizin önünden geçip gidiyor. Bazen Hitler, bazen Stalin, bazen Mussolini cümlelerde resme dökülüyor, canlanıyor hayallerinizde. Yaşanılan zulümleri kanınızda hissediyorsunuz.Toplama kamplarına misafir oluyorsunuz.Bu kitapta anlatılanları dünyanın hangi kıtasına uyarlarsanız uyarlayın hiç yabancı durmayacaktır.Bazen bir Suruç olacak gözünüzün önündeki yer, bazen bir Hocalı, bazen Halepçe, bazen Vietnam, bazen Srebrenica bazen Doğu Türkistan,bazense Uludere...Nefreti en derininden hissediyorsunuz bu distopya türü eserde. Sansür, basın-yayın engeli çok güzel işlenmiş.Zaten sitedeki milyon kişi okuduğu için fazla açıklama yapmamı gerektirmiyor. Kitabın içinde komünizm ve kapitalizm hakkında fazlasıyla bilgi öğreneceksiniz. Verilmek istenen mesaj: Özgürlük bir ekmek bir su kadar ihtiyaç. Baskıcı rejimlerde özgür düşünceye sahip olmak ölümle eşdeğerdir. Siyah beyaz çatışması satranç oyunu gibidir, iyi bir strateji gerektirir.