Палата № 6

Anton Çehov
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Altıncı Koğuş-Kitap İncelemesi
9/10
·68 syf.··
2021 17. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2021 20:45
Anton Çehov, Rus edebiyatının yapıtaşlarından olmakla beraber modern öykünün de ustaları arasında sayılmaktadır. Puşkin ödülünü de kazanmış olan yazar Altıncı Koğuş, Alacakaranlıkta gibi güzel öyküler yazmış, aynı zamanda da bir çok tiyatro oyununun sahnelenmesine vesile olmuştur. Altıncı Koğuşta ise kendisini kasaba da oldukça yalnız hisseden doktor ve üniversite eğitimi almış, donanımlı fakat deliler hastanesine kapatılan bir delinin(!) felsefik tartışmaları üzerine güzel söylemlerde bulunulmuştur. Peki ya gerçekten sadece korkuları olan birinin deli diye yaftalanması ne kadar adaletli? Deli diye nitelendirilen arkadaşımız(İvan Dmitriç) doktora çektiği acılardan bahsederken, doktor ona öğüt vermeye çalışmış, acı üzerine okuduğu kitaplardan, duyduğu fikirlerden bahsetmiştir. Zweig'ın da dediği gibi ''Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz." İvan Dmitriç ise olayı çok güzel özetlemiştir. Doktoru acıyla, gerçeklikle tanışıklığının sadece teoriden ibaret olduğunu belirtmiştir. '' Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz! Maalesef bireysel olarak toplumsal olarak da düşündüğümüz vakit bizden olmayanı kabullenemiyoruz, görmek istemiyoruz. Biz belki de yanlışı en baştan yapıyoruz. Çocukken bile öyle gördüğümüz için birçoğumuz deli gördük mü taşladık, alay ettik. İnsan kapalı sistem gibidir, görünüşte değişir gibi görünürüz ama kolay kolay değişmeyiz. Burada sayfalarca inceleme yapabilirim, ama okuyan iki kişi bile olsa çok sıkmamak için kısa tutmaya çalışıyorum. Özellikle delilik konusunu biraz irdelemek, üstüne gitmek kanısındayım. Bizimle aynı düşünceyi paylaşmayan, aynı yolda yürümeyen, aykırı davranışta bulunanı deli olarak değil; kabulleneceğimiz, seçimlerine ve
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Bol Mesajlı Kitap
8/10
·68 syf.··
2022 79. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2022 11:34
Anton Çehov , diyince sanırım aklımıza ilk kısa öykü gelir. Bu konuda zirvede olduğunu söyleyebiliriz belki. Altıncı Koğuş kitabındaki ana karakterler bir doktor idi bildiğiniz üzere. Çehov, kendisi de doktor olup, doktorluğa eşim, edebiyata ise metresim demiştir. Edebiyatçılığı ilgili şu ifadeleri dile getirmiştir: " Bizim amacımız soru sormak ve sorulara cevaplar bulmak, okuyucalara verdiğim zorluklardan dolayı bir özür borcum bu nedenle yok." Baskıcı bir hristiyan ailede büyüyen Anton Çehov, sonraki döneminde ateist olmuştur. İlk okuduğu yazarlar Ivan Turgenyev , İvan Gonçarov , Miguel de Cervantes , Arthur Schopenhauer dır. Babası battığı için ülkeyi terk ederek kaçmış, ailede baba pozisyonunu kendisi üstlenmiştir. İlk eserleri sırf bu nedenle yazmıştır. Lev Tolstoy ve Maksim Gorki ile ise yakın bi arkadaştır. Altıncı Koğuş kitabına, uzun öykü demek bence roman demeye göre daha mantıklı. Tam bir roman gibi değil bence. Kitabın orjinal ismi ile çeviri ismi aynı : Палата № 6. Kitap, metin sansürcüleri tarafından ciddi anlamda sansüre maruz kalmıştır. Orjinal metin çok daha uzundur. Bir taşra bölgesindeki akıl hastanesindeki doktor ve onun etrafında bulunan 5 akıl hastası konu alınır. Doktor, entellektüel muhabbeti çok seven birisidir. En sonunda bu zaafiyetini bi akıl hastası tatmin eder. Doktor, kötülükleri, akıl hastanesindeki eksiklikleri görmezden gelen bir kişidir. Hasta ise, adaletten umudunu asla kesmeyen bir kişidir.Hasta, bir şekilde doktoru değiştirebilmeyi başarır. Tabi doktorun umursamaz tavırlarını değiştiren bu durumu, dış gözler olumlu karşılamaz ve doktoru deli olarak görmeye başlarlar. Konu kısaca bunun etrafında şekillenir. Aslında kitabın özeti kitapta geçen şu cümlede gizli. - Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz! Diğer çıkarılacak mesaj da şu olabilir :
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Sorgula MA !!!
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2024 22:56
Altıncı Koğuş akıl hastanesinde bir numara siz kitabı okuduktan sonra sizin için numara olmaktan çıkacak sizin için sembol olacak . Bir doktor ve hastası üzerinden hayatı sorgulamaları,hayatlarındaki anlamı etraflarındaki insanların garip ve tuhaf davranışları… “Namuslu değilim ama ben tek başıma bir hiçim, kaçınılmaz olan sosyal kötülüğün küçük bir parçasıyım sadece” Altıncı Koğuş Yazar burada ne güzel söylüyor küçücük suçlarımızı. Artık her birimiz o sosyal bir kötülüğün parçasıyız SADECE!!! Koğuşa girmemek için direnenlere… Delilik ve normal olma hali arasındaki o pamuk ipliğine bağlı, ince çizgiyi hissedeceksiniz. Peki ya toplum farklı olanları nasıl ötekileştirir? Göreceksiniz. Toplum sorgulama yapmayı, yapanı cezalandırma üzerine kurulu peki siz napıyorsunuz??? Az sayfa ile çok derin hikaye anlatan kitaplar vardır işte bu kitap o kitap…
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 183. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 00:44
“Altıncı Koğuş”u okurken beni en çok etkileyen şey, aklın ne kadar göreceli olduğunu hissettirmesiydi. Doktorun düşünceleri mantıklı, derin ve sorgulayıcıdır; ama toplum bu sorgulamayı tehlikeli bulduğu anda onu “deli” ilan eder. Burada Çehov sanki şunu söylüyor: “Delilik, çoğunluğun hoşuna gitmeyen düşüncelere sahip olmaktır.” Bu bana günümüzde bile çok tanıdık geliyor — farklı düşünen biri, çoğu zaman hemen dışlanıyor ya da susturuluyor. ⸻ Toplumun Vicdansızlığı Hastanedeki koşullar, insanların umursamazlığı, görevlilerin zalimliği… Tüm bunlar sadece o dönemin Rusya’sına değil, genel olarak insan doğasının ilgisizliğine bir eleştiri gibi. Çehov tıp eğitimi aldığı için hastane sahnelerindeki soğuk gerçeklik çok etkileyici. Ama asıl vurucu olan şu: Doktor hastaların acısını anlamaya başladığında artık “onlardan biri” sayılıyor. Sanki merhamet bile “hastalık” olmuş. ⸻ İronik Dönüşüm Doktorun sonunda kendisinin de Altıncı Koğuş’a kapatılması, bana trajikomik bir ironi gibi geliyor. En başta delileri gözlemleyen bir adamın, sonunda aynı yerde “aklı başında” olarak tutsak edilmesi — insanı hem hüzünlendiriyor hem de düşündürüyor. Bu bölüm bana hep şu duyguyu veriyor: Gerçekten düşünen insan, toplumun gözünde er ya da geç delirmeye mahkûmdur. ⸻ Kişisel Etkisi
Alıntı
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Rutubetli Koğuşta Kendi Ruhumla Karşılaştım
7/10
·68 syf.·
2024 135. kitabı
Bu kısa romanı (ya da uzun öyküyü) okuduğumda, kelimelerin içime işlediğini hissettim. Sanki bir kitap değil, bir yara açtı bende. Hikaye boyunca kasabanın gri havası, hastanenin soğuk taş duvarları, rutubetin ağır kokusu adeta üzerime çöktü. Her sayfada biraz daha içim sıkıştı. Çehov’un dili sakin, ama o sakinliğin içinde öyle bir acı var ki, sayfaları çevirdikçe kalbime ağırlık bastı. Doktor Andrey Yefimıç’a derin bir yakınlık hissettim. Onun yalnızlığı, hayata dışarıdan bakışı, içten içe duyduğu yorgunluk... Sanki dünyadan vazgeçmiş ama tam anlamıyla da kopamamış bir insan. Onu okurken içimde bir hüzün yükseldi; “Keşke biri onu anlasaydı” dedim defalarca. Gromov ise başka türlü bir acıydı. O deli denilen ama aslında hakikati haykıran adam, bana çok tanıdık geldi. Belki de hepimizin içinde küçük bir Gromov var: İsyan eden, haykırmak isteyen ama susturulan tarafımız. İki karakterin sohbetlerini okurken boğazım düğümlendi. Çünkü orada yalnızca iki insanın değil, iki dünya görüşünün çarpışmasını gördüm: Kabulleniş ve isyan. Ve içimden sürekli “Hangisi doğru?” diye sordum. Kitabın sonunda hissettiğim şey hüzünden çok daha fazlasıydı. İçimde bir öfke vardı. Olan bitenin haksızlığı, doktorun sessizce ezilişi, toplumun kayıtsızlığı beni derinden yaraladı. Çehov, bana yalnızca bir hikâye anlatmadı; beni de o kasabanın bir sakini yaptı, o koğuşun kapısının önüne bıraktı. Altıncı Koğuş bana şunu fısıldadı: Akıl ile delilik arasında düşündüğümüzden çok daha ince bir çizgi var. Belki de asıl delilik, haksızlığa alışmak, ses çıkarmamak, herkes gibi başını çevirip geçmek. Bu kitap, okuduktan sonra sustuğum, içimde bir şeylerin yer değiştirdiği nadir eserlerden biri oldu. Ve kişisel olarak şunu söylemeliyim: Bu kitabı bitirdikten sonra uzun bir süre hiçbir şeye başlayamadım.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
8/10
·68 syf.··
2024 26. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2024 09:58
‘’Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli’’ Kitap baştan sonuna kadar felsefi diyalogların yer aldığı eserde bir sonuca varacak olursak, benim düşüncem tam olarak da yukarıda alıntı yaptığım söz olacaktır. Kitap üzerinden düşünecek olursak yöneticimi kesimine karşı yapılmış büyük bir eleştiriye tanık olacağız. Bu yöneticiler değişime, yeniliğe, gelişime kapalı olup; tüm dertlerinin oturmuş oldukları koltukların vermiş olduğu rahatlığın verdiği konforu kaybetme fobisi içinde olmalarıdır. İşte bu kitabın ismi olan Altıncı Koğuş; aklını kullanıp ahlakı rehber kabul edenlerin bilime, ilime ve felsefi düşüncelere değer verenlerin hapsedildiği yerdir. Yöneticilerin koymuş olduğu düzene uymayanlar delidir ve yeri de akıl hastanesindeki bu deliktir. Böyle bir ortamda bilimde ilerlemek oldukça zor olduğu gibi koltuk sevdasının vermiş olduğu zevk en yakınınızdaki en güvendiğiniz insanın bile sizi sırtınızdan vurabileceğinin bir göstergesi. İvan Dimitriç Gromov yaşamını memur olarak çalıştığı dönemin sonunda emekli olduktan sonra memurluk döneminde yapmış olduğu hesaplarda acaba bir usulsüzlük var mı düşüncesinin üzerinde yarattığı etki sonucunda tutuklanıp hapse atılmanın verdiği korku ile yüzleşirken kendisini bulduğu yerdir Altıncı Koğuş… Altıncı Koğuş kimsenin değerinin olmadığı, ortamının pisliklerle dolu olduğu, çalışanların kaba ve sert biri olduğu bir yerdir. Bu yerde doktor olarak görev yapmaya başlayan Andrey Yefimiç başlarda bu akıl hastanesine gelmek istemese de Dimitriç ile karşılaştıktan sonra sık sık uğramaya başlar. Bu durum diğer doktorların ve yöneticilerin gözünden kaçmaz. Andrey Yefimiç hastane ortamının kirliğinden, hastane yöneticilerinin ve çalışanların davranışlarından şikâyetçi olup durumu sorgulamaya başlar. Yönetim tarafından zorla emekli edildikten
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
ALTINCI KOĞUŞ - Dikkat spoiler içerebilir!
8/10
·72 syf.··
2020 70. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2020 14:34
Hasta Gramov ile doktor Andrey arasında geçen Rus klasiklerinden olan Çehov'un yazdığı bu eseri, bir tuğla ustası gibi tek tek örmüş resmen. İçinde müthiş tahliller olan Sayfa sayısı olarak gayet az ama muhtevası yüksek olan eser bir solukta okunabiliyor. Kitap hakkında Lenin kitabı okuduktan sonra "kendimi altıncı koğuşa kapanmış hissettim" dediği rivayet edilir. Bir hasta ile doktor arasındaki hak hukuk tartışmaları size günübirlik güzel bir aktivite olacaktır. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Akıl Hapishanesi ve Delilik Bir Profesörün Dramı
8/10
Kasvetli bir akıl hastanesinin duvarları arasında, eski bir profesör olan kahramanımız, toplum tarafından deli ilan edilmiş ve özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Zihninin labirentlerinde kaybolmuş bir mahkum gibi, gerçeğin ve hayalin sınırlarını sorgular. Bu ruhsal esaretten kurtulmak için umutsuz bir mücadeleye girişir. Eser, okurları akıl hastanesinin soğuk ve karanlık atmosferine sürüklerken, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya'sının siyasi ve sosyal atmosferine de ışık tutuyor. Yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlik gibi toplumdaki yaralar, kahramanımızın yaşadığı dramla iç içe geçerek, o dönemdeki birçok insanın sessiz çığlıklarını dile getiriyor. Kahramanımızın delilik ve ahlak üzerine felsefi sorgulamaları, okurları da derin bir düşünceye sevk ediyor. Deli olarak kabul edilmesine rağmen, vicdan ve dürüstlük gibi değerlere sıkı sıkıya bağlı olan kahramanımız, toplumdaki birçok kişiden daha sağlam bir ahlaki pusulaya sahiptir. Hikaye boyunca, ahlakın ve vicdanın toplumdaki yeri sorgulanırken, bireyin özgürlüğü ve toplumun dayattığı kurallar arasındaki çelişki de gözler önüne seriliyor. Yazar, sade ve akıcı diliyle kahramanımızın iç dünyasını ustalıkla tasvir ediyor. Diyaloglar aracılığıyla karakterlerin düşüncelerini ve duygularını derinlemesine analiz ediyor. Kasvetli ve bunaltıcı atmosfer, kahramanımızın yaşadığı çaresizliği ve umutsuzluğu okurlara da hissettiriyor. Bu eser, sadece edebi açıdan değil, aynı zamanda tarihi ve sosyolojik açıdan da değerli bir yapıt. Yazar, kahramanımızın dramı üzerinden, 19. yüzyıl Rusya'sının karanlık yüzünü ve o dönemdeki insanların yaşadığı zorlukları gözler önüne seriyor. Hikaye, günümüzde de geçerliliğini koruyan birçok önemli temayı ele alarak okurları düşünmeye ve sorgulamaya teşvik ediyor.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Bir bu bir...
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2018 18:38
Rus Klasikleri= Dostoyevski Hikaye= Çehov Neredeyim ben? Burası neresi? Evime, evime gitmek istiyorum! Bir taşra kasabasında bulunan bir akıl hastanesinde geçen bir olayı, bir söyleyişi, bir çatışmayı anlatmaktadır. Hastanede bulunan eğitimli İvan Dmitriç ile doktor Andrey Yefimıç ile arasnda geçen felsefi konuşmalar daha kitabı elinize alır almaz sizi içine çekecektir. İvan Dmitriç hastanede maruz kaldığı adaletsizlik ve koşullara şiddetle karşı çıkan biridir. Ancak Andrey Yefimiç bunları görmezden gelir. Kitap hakkında birkaç şey yazacağım. Bakın! Bir kitapta olmazsa olmaz, görseldir. Bir yemeği düşünün, onu görmeden kokusundan iyi olduğuna kanaat getirebilirsiniz, uzaktan bakınca onun sunumuna dikkat edersiniz ve önünüze gelince de görseline. Aslında siz yemeği henüz tatmadınız! Kitap kapağı o kadar can alıcı ki, bırakın ilgili olmayı, hiç alakasız bile olsanız mutlaka ilginizi çekecek türden. Kitap öyle bir şey ki, okurken 'Altıncı koğuş' ta olduğunuzu ve İvan Dmitriç'in konuşmalarını tekrar ediyorsunuz, hissediyorsunuz, haykırıyor, çığlık atıyorsunuz. Ben bir kitabı almadan önce çok iyi araştırma yaparım, bakın internette gezinirken, şöyle bir şey çıktı: ''Lenin kitabı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, bir süre kendine gelemediği ve “Kendimi Alıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediğini okudum. Kitabın kahramanı şüphesi İvan Dmitriç'tir. İvan Dmitriç'i hiç kuşkusuz Suç ve Ceza kitabında yer alan kahramanımız 'Raskolnikov' ile karşılaştırdım. O kadar çok benzer özellikler var ki... haksızlığa gelememe, toplumdan nefret etme, insanlardan uzak durma, ikilem, duygusal baskı, adaletsizliğe karşı haykırış... Kitaptan birkaç şey yazmak gerekirse; ''Evet, hastayım. Halbuki düzünelerce, yüzlerce deli serbest olarak dışarıda dolaşıyor; çünkü sizin cahaletiniz
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
9/10
·72 syf.·
2025 17. kitabı
“Altıncı Koğuş”, Çehov’un insan ruhunu lime lime eden kısa ama çarpıcı eserlerinden biri. Hikâye, küçük bir kasaba hastanesindeki akıl koğuşunda geçiyor. Dışarıdan bakınca düzenli görünen bu dünya, aslında içerideki kaostan farksız. Doktor Ragin ile koğuşun en dikkat çekici hastası Gromov arasındaki sohbetler yavaş yavaş gerçeğin perdesini aralıyor. Zaman ilerledikçe Ragin’in sorgulamaları derinleşiyor; düzeni, adaleti, insanlığı tartmaya başlıyor. Ve en sert ironi de burada patlıyor: Delileri anlamaya çalışan doktorun, en sonunda “deli” damgasıyla aynı koğuşa kapatılması. Çehov, “İnsanın alışamayacağı hiçbir şey yoktur.” sözünü tüm hikâyeye sinmiş bir gerçeklik olarak sunuyor. “Altıncı Koğuş”, kısacık sayfalarla insanı sarsan, delilik ile aklın sınırlarını silkelerken bir yandan da toplumun körlüğünü yüzümüze vuran bir klasik.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma

Yazar Hakkında

Anton ÇehovYazar · 155 kitap
Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler, Almanya), Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularındandır. Rusya'nın güneyinde Azak Denizi kıyılarındaki Taganrog'da bakkal bir babanın oğlu olarak Dünya'ya geldi. Dört çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdı. Babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyleyen Çehov, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkân işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı. Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okudu. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleriyle temel bir eğitim gördü. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov'un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açacaktı. "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikâyesi üniversite yıllarına aittir. 1876'da babasının iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtüğünde, kendisi bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazandı. Zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikâyelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu. 1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya giderek tıp fakültesine girdi; 1884'te doktor oldu. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınladı. Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yöneldi. Yazarlığına hekimliğinin izleri görülür. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyası'nı anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir. 1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülü nü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi. Ünlü öyküsü "6. Koğuş" 1892'da yayınlandı. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynadı. Merkez Rusya'da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşındı ve yaşamında "Melihova dönemi" denilen yeni bir dönem başladı. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaştı. Sürekli kendisini ziyaret gelen dostlarını malikanede ağırladı. 1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirdi. Bu arada vereme yakalandı, tedavi için Kırım'a geçti. 1895'te "Martı" oyununun ilk versiyonunu yazdı. "Sakhalin Adası"nı yayınladı. Tolstoy ile tanıştı. Oyunun St. Petersburg'daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlandı. 1897'de Köylüler adlı uzun öyküsünü yayınlattı. 1898'de Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı'yı sahnelemek için Çehov'dan izin istedi, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper'le tanıştı. Martı oyunu büyük başarı elde etti. Çehov'un babası öldü. 1899'da Vanya Dayı'nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yapıtlarının ilk cildi yayımlandı. 1901'de Üç Kızkardeş sahnelendi; Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta'ya döndü ve Olga Knipper ile evlendi. 1904'te "Vişne Bahçesi" Moskova'da sahnelendi. Sağlığı bozulan Çehov, eşi ile birlikte Almanya'ya gitti ve Badenwiller'da öldü. Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır. Çehov'un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini'ni 1887-1890 yıllarında yazdı. En ünlü eseri [Çalıkuşu] idi. Vodvilleri taşra tiyatrosunda büyük başarı kazandı. Bir Moskova tiyatrosunda sahnelenen İvanov da çok büyük başarı sağladı. Orman Cini'nin aynı başarıyı sağlamaması üzerine Çehov oyun yazmaya uzun süre ara verdi. Martı'yla yeniden oyun yazmaya başlaması ikinci başarısızlığı beraberinde getirdi. Bunun üzerine Çehov tiyatroyla ilgisini kesmeye karar verdi. Bir mektubunda şöyle diyordu: "700 yıl yaşasam bir piyes yazmam. Nesine isterseniz bahse girerim." Bunları yazarken tiyatro sevgisini hesaba katmamıştır. Bu sırada Vanya Dayı büyük övgülere layık görülüyordu. Martı'nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi'ni yazmasını sağladı