Hikaye çok sade başlıyor. Yoksul, korkak, suskun bir anne Pelageya...
Hayat onu fazla hırpalamış, o da sesini kısmayı öğrenmiş. Ama oğlu Pavel’in fikirleriyle birlikte onun dünyası da yavaş yavaş değişecek...1900' lü yılların Çarlık Rusya' sında geçen olayları konu alan kitap sadece işçi sınıfının sömürülüsünü, ağır şartlar altında çalışmalarını, adaletin (her zaman olduğu gibi) zenginlerden yana oluşunu, yoksul halkın ezilisini anlatmaz aynı zamanda bir annenin, bir insanın, hatta bir toplumun yavaş yavaş gözünü açmasını anlatır. Gorki' nin anlatımı sade ve abartısız.. Yorulmadan ve sıkılmadan okuduğum bir dönem romanı oldu. Esasında güncel bi kitap da diyebiliriz.
Gorki' nin kendi hayatı da yokluk ve mücadele içinde geçtiği için yazdıkları son derece sahiciydi. Politik bir mücadeleden ziyade güçlü bir dönüşüm hikayesi okudum.
Okuyup kapattıktan sonra bile insanın içinde konuşmaya devam eden kitaplardan biri daha.
İnsan galiba en çok sevdikleri için degisir ve bir kadının kalbinde filizlenen cesaret koskoca bir düzeni sorgulatır.