·
Okunma
·
Beğeni
·
12.163
Gösterim
Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
390
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448742
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Boğaziçi’nde, kızı Nihal ve oğlu Bülent’le varlık içinde yaşayan dul Adnan Bey, orta yaştayken bir kez daha evlenmek ister. Adnan Bey’in yeni eş adayı, yine Boğaziçi’nde hoppa yaşantısıyla tanınmış Firdevs Hanım’ın küçük kızı Bihter’dir. Bu evlilik önerisini kendisine beklemiş Firdevs Hanım’ın bütün itirazlarına rağmen; Adnan Bey yalısının hanımefendisi olmak Bihter’e çekici gelecek, aradaki yaş farkını
Bihter önemsemeyecektir.

Zaman geçtikçe, Bihter, önce hizmetkârlardan ve Nihal’den yakınlık görmez olur. Sonra da, Adnan Bey’in genç, uçarı yeğeni Behlûl’ün tutkun davranışlarıyla karşılaşır. Bihter yasak aşkı engellemeye çalışırsa da, sonunda yaşamak zorunda kalır, servet ve mevki ihtirasıyla geldiği Boğaziçi yalısı şimdi kendisi için bir cehennem bucağı olmuştur.

Aşk-ı Memnu serüveni bende ablamın ders kitabıyla başladı. Uzun Bir Kışın Siyah Günleri’ne kadar sürdü. Gerçi bugün de bu romanın çekiciliğinden, gizeminden ‘kurtulamadım’.
SELİM İLERİ
400 syf.
Kadının sadakatsizliği üzerine yazılmış, mükemmellikleri ya da en iyi oldukları konusunda konsensüse varılmış üç roman vardır.
1) 1856’da yayınlanmış Gustav Flaubert’in Madam Bovary’si.
2) 1877’de yayınlanmış Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı
3) 1916’da yayınlanmış John Galsworthy’nin The Forsyte Saga’sı*.

Böyle bir tanıtım yapıp şereflerine kadeh kaldırıyor Raisa Enverovna. Bu ufak tefek kitap kurduna bakarken ne çok Enver oğlu, Enver kızıyla tanıştığım geliyor aklıma. Enver Paşa, Sovyet Türkleri için kendini ifade edebilmenin simgesi olmuş en karanlık günlerinde rejimin. Yazara da okura da içelim diyor, Tatyana Viktorovna. Gözleri gözlerime dikili devralıyor konuşmayı, herhalde okumayan olmadığı için de, itirazı olan yoktur, diyor. Onun derdi, İngilizce tıpkı basımını hediye etiği The Forsyte Saga’yı okuyup okumadığımı kontrol etmek. Gülümsüyorum. Evet, diyor muyum, demiyor muyum, sorun değil. Kadehimden kocaman bir yudum Seperavi eksiliyor.

Şostakoviç’in iki numaralı valsinin ortalarını bulmuşuz. Sahnede Anna, gövdesi ayaklarının izinden gidiyor. Gözle kaş arasında birbirlerini bulduklarını görüyorum. Vronski’nin Anna’ya bakışlarının içimde yeşerttiği haset dalgaları şiddet sosuyla halvet olup gözlerimin içine oturuyor. Gözlerim kızarıyor.
Durun, demek geliyor içimden, hepsi bu değil. “Aşkı Memnu” var. Ah Bihter. Behlül bir de. Filmiyle karıştırmayın ama. Bu bir roman. 1900 yılında yayınlanmış hem de. Zaten konumuz roman değil mi?

Kafamdaki Valsleri uğurluyorum. Bir muhasebe süreci başlıyor beynimde. Üç değil, dört roman, dört kadın olsun istiyorum. Flaubert’in Emma’sı, Tolstoy’un Anna’sı, Galsworthy’nin Irene’si, Uşaklıgil’in Bihter’i. Hepsinin ortak özelliği ruhsal yalnızlıklarını sona erdiren prenslerini bulmaları. Emma, içlerindeki en gözü kara olanı. Çok “günah” işliyor. Anna, Bihter ve Irene ise birer kez “uyuyorlar şeytana”

Flaubert “Emma benim der,” gözü kara savunur.

Tolstoy, Anna’yı, hatalarını mazur gördüğü, sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüştürür.

Galsworthy “İrene’ne nötrdür. Ne lehine ne alehine yorum yapar. Okura bırakır her şeyi.

Uşaklıgil “ Bihter’i sevmez. Basitleştirir, nefret öğesi yapar: Motifleri ve sebepleri yeterince işlenmemiş, çiğ bir Emma veya Anna’dan ibaret, atar okurun önüne.

Ben Bihter'e ne kızdım ne de affedecek denli taraf oldum. Yazarına da kızmadım Zeitgeist'e yenildi diye. Keşke, dedim, keşke Bihter'i önümüze atıp parçalatmasaydın. Aynı suda iki kez yıkanamazlığa küsüp kadehimi boşaltıyorum, bitiyor Seperavi..


*İlk ikisini Türk okurları çok iyi bilir. Üçüncüsü konusunda emin değilim. Ne Nobel sahibi yazarını ne de bu en önemli eserini tanırlar. Bihter'i zaten bilirsiniz.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın:

50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı.
Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da.
"Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil!

Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi?
400 syf.
·3/10
Bilindiği üzere 1925 yılında yayımlanan ilk Batılı eser olarak bilinmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünun ve Cumhuriyet dönemi ses getiren en önemli ilk yazarlar arasındadır. Aşk- ı Memnu en başarılı eseri olarak biliniyor. Kurgusu ve olay örgüsü ile çok dikkat çeken bir eserdir. Toplumsal olaydan ziyade, aşk ve kişisel duygu zinciri içerisinde toplanmıştır. Adnan Ziyagil, zengin bir adamdır.Hayata daha rahat devam edebilmek adına sevgi adı altında maddiyata önem veren Bihter evliliğe adım atar fakat beklenmedik bir şekilde eşinin yiğenine aşık olur. Uzun bir birliktelik sonunda işler karışır. Bihter ile olmaktan hem mutlu hem de sıkıntı içinde olan Behlül, Firdevs Hanımın sözü ile Nihal' le nişanlanır. Beşir ile gerçekler gün yüzüne çıkar fakat olay ne yazık ki hiç ummadık şekilde sonlanır. Bihter daha fazla dayanamaz ve intihar eder. Behlül çeker gider. Bunun üzerine aldıkları ağır ihanet darbesi üzerine baba kız birbirine adayarak hayata iki kişilik çerçeveden devam ederler. Unutmak adına çekip gitmek sadece acı soğutur geride kalan unutmak kelimesi mümkün olmayanlar arasında adını korumaya devam eder. Halit Ziya Uşaklıgil, romanındaki kahramanlarını yüksek kesim, zengin, kültürlü ve aşka önem veren insan topluluğundan oluşturmaktadır. Ne yazık ki romanın en eksik tarafı da bu olmaktadır. Toplumda olan insanları kültür ile değerlendirmesi henüz Cumhuriyet dönemi edebiyatında bir yer bulmuştur. Onun dışında olay örgüsü hayal dünyam kadar zengin, alaycı, aşağılık ve bir o kadar boşluktur.
Ne yazık ki insan hayatı iki kişilik duygu halatından ibaret değildir. Toplum hayatını geride tutması insanı ister istemez hayal dünyasına sürüklüyor. Hayal dünyası yaşanılabilir olduğu kadar yaşanılması boş bir film gibidir. Hayaller kitap, masal, hikaye, film vs. yerinde değerlendirme bulabiliyor, onun dışında insanı bir süre sonra boşluğa itiyor.
Huzurlu Okumalar
400 syf.
·59 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okurken bir hayli boş zamanım vardı.Baştan belirtmek gerekiyor ki yeteri kadar vaktiniz yoksa başlamayın uzun süre bir kenarda tozlanacaktır aksi halde.Eser edebiyat tarihimizde ilk batılı tekniğe uygun roman olarak biliniyor ancak ben psikolojik tahlillerin çok başarılı olduğunu ve Eylül'den önce basıldığına göre ilk psikolojik roman olması gerektiğini de düşünüyorum.Dizisinden malum herkes karakterleri kendince tanıyor.Sözü uzatmak yerine asıl olaydan bahsetmek uygun olacaktır.Öncelikle 'Memnu' kelimesi yasak demektir.Yani kitabın kurgusu 'Yasak Aşk ' üzerinedir.Kitabın kurgusunu sağlamlaştıran ise psikolojik tahlillerin üst düzeyliği ve kahramanların özelliklerini çok iyi yansıtmalarıdır.Firdevs hanım aslında tüm kurgunun başıdır.Onun yalı düşkünlüğü ya da maddi emelleri olmasa tüm olaylar meydana gelemezdi.Bihter ise annesi gibi olamaktan korkan-annesi aslında kocasını aldatmış bir kadındır- bu durumdan kaçmak için yaşayan biridir.Behlül ise dönemin batılı hayranlığını tatmin edecek ölçüde her açıdan muhteşem biridir.Yaşam amacı neredeyse kadınlardır.Arsız biridir ve istediğini elde edene kadar asla vazgeçmez.Bihter aslında Behlül'e aşık değildir.Korktuğu ve kaçtığı her şeyin başına gelmesi kaçınılmazdır.Çünkü yaşlı kocası Adnan Bey onun ruhundaki boşluğu asla dolduramayacaktır.Behlül aslında Bihter'in ruhundaki boşluğu doldurmaktadır.Maddi her şeye kavuşmuştur ancak o boşluk tüm maddi eşyaları içine alıp yok etmektedir.Sonuçta kaçınılmaz arayış herkesin acı çekmesine mal olacak en çokta annesini çok erken kaybeden naif ruhlu Nihal zarar görecektir.Ancak bu zararı babasıyla birlikte yeni umutlarla yok etmek için zamanları vardır.Bihter bu fırsata asla sahip olamayacağını bildiği için o derin boşluğa sürüklenip intihar edecektir.Behlül ise yalnızca utanç duymuştur tüm bu olanlardan.Ancak böylesine bir karakterin sonu getirilmemiş ve zihinlerimizde yaşamaya devam edecek.Arada kurgu içerisinde bir çok olay geçer bunları okumanız için size bırakıyorum.
400 syf.
Kitapta edebi kelimeler çok ağırdı tane tane okudum. Konusu Bihterin dramıydı olaylar onun vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını tek başına üstlenişini anlatıyordu kocası Adnan mutluydu, kocasının yeğeni Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler hayatlarına ama sadece Bihter öldü ve şimdi hala filmini izleyenler bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi? Suçlu herkesti. Okunacak güzel bir kitap dili keşke biraz daha sade olsaydı.
400 syf.
·7/10
Aşk-ı Memnu 2008 yılında günümüz şartlarına uyarlanarak dizi haline getirilmisti. Ancak gerek dönem farkı gerekse günümüz şartları dolayısıyla, karakterler farklılıklar göstermis doğal olarak.

(Açık konusmak gerekirse kitap daha iyiydi.)
400 syf.
·Beğendi·10/10
Aşk-ı Memnu romanının yeri bende başkadır. Bu kitap ilk gençlik yılımda okuduğum, Türk Edebiyatımızın direği, ölümsüz bir başyapıttır. Aynı zamanda benim de kütüphanemin en değerli üyesi başucu kitabımdır. Çoğunuz okumuşsunuzdur bu ünlü eseri zaten. Okumayanlar da okumalı diye düşünüyorum. Okudukça tekrar tekrar okumak istenilesi bir roman. Şimdi okusam eminim ki ilk defa okuyormuşum gibi büyük bir heyecanla alırım bu değerli kitabı elime. HALİD ZİYA UŞAKLIGİL gelmiş geçmiş bütün yazarlara örnek olabilecek romanları kaleme alıp, yazarlığında hakkını veren sayılı yazarlardan bir tanesi.
400 syf.
·Puan vermedi
Lise yıllarımda okuduğumda Bihter ve Behlül'ün aşkından çok etkilenmiştim. Daha sonraki yıllarda önce filmini, sonra televizyonda dizi olarak izledim. Güzel bir kitap.
400 syf.
·Beğendi·9/10
Türk dizilerini nerdeyse hiç sevmem ama aşk-ı memnu'nun dizisini baştan sona kadar izledim.Efsane diziydi.Oyuncular rollerin hakkını veriyorlardı.Onların bu çabaları romanın ününe ün kattı.Ben de o zaman tanıştım bu eserle.Diziyi izlediğim için karakterleri oyuncularla canlandırıyordum.Kısa sürede de okudum.Tabi ki edebi yönden daha değerli bir kitap bunu unutmuyoruz ama dizi de fena değildi.Unutmadan bildiğim birşeyi de paylaşayım bu kitap gazetede yayınlanıyormuş.O zamanlar aile ahlakını bozuyor diye yayın yasağı konmuş sonradan kitaba dönüştürülüp tamamlanmış.Ben de bir yerde okumuştum.Neyse çok uzatmayayım son olarak efsane bir kitap okuyun değerini bilin.
400 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Yıllardır heryerde görürdüm. Yeni versiyon olan Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ un oynadığı diziyi de gözümü kırpmadan izledigim halde kitabını okumaya yıllardır elim gitmemişti.
Kitabı okuduktan sonra diziyle hiç mi hiç alakası olmadığını farkettigim an gerçekten üzüldüm. Bir reyting uğruna o entrikaların yapılması karakterlerin bu şekilde yapılması biraz farklı geldi.Tabiki birebir yapmak bu zamanla çok alakasız olur ama biraz da benzer olsa iyi olurmuş. Sonra youtube da gezerken 1975 yapımı bihter karakterinin Müjde Ar'in oynadığı versiyonuna denk geldim neredeyse kitapla birebir uyumlu çekilmiş. Kesinlike okunması gereken bir klasik. İyi okumalar.
1975 yılı versiyonunun bihterin ölüm sahnesinin olduğu final videoyu da ekledim :) i

https://youtu.be/424xosStRKY
%58 (230/400)
·Puan vermedi
Kitap okumaya yeni baslayanlar icin biraz agir olabilir .Pek cok suslu bir dil kulanilmis olan bu kitap okuyana hem merak hemde estetik bir zevfk vermektedir
400 syf.
Üniversite 3. sınıftayken Yeni Türk Ede. dersi için okumuştum.Dilinin ağır olması belki okuduğum bölüm yüzünden zorluk çıkarmamıştı bana; ama anlatımı, yazarın üslubu kitaptan keyif alamamıştım nedense Bihterin ayna karşısında kendini izlemesi o bölümü sayfalarca betimlemesi okuyucu olarak beni yormuştu. Halid Ziya erken Cumhuriyet döneminde eseri tekrardan kendisi sadeleştirmiştir Allahtan. Şu an Türk romani varsa Halid Ziya sayesindedir.Kitabının konusu tabuları yıkması bakımından da Türk edebiyatının mihenk taşıdır.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Sen benimle niçin dargın duramıyorsun bilir misin? Çünkü dargın duracak olsan kavgaya imkan bulamayacaksın.Yeniden kavga etmek için mutlaka barışmak lazım geliyor.
Halid Ziya Uşaklıgil
Sayfa 76 - Yakamoz Kitap
Ölmek! Kim bilir bu ne güzel bir şeydi! Fakat ne korkunç bir şey... Asıl korkunçluğunda bir güzellik bulunuyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
390
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448742
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Boğaziçi’nde, kızı Nihal ve oğlu Bülent’le varlık içinde yaşayan dul Adnan Bey, orta yaştayken bir kez daha evlenmek ister. Adnan Bey’in yeni eş adayı, yine Boğaziçi’nde hoppa yaşantısıyla tanınmış Firdevs Hanım’ın küçük kızı Bihter’dir. Bu evlilik önerisini kendisine beklemiş Firdevs Hanım’ın bütün itirazlarına rağmen; Adnan Bey yalısının hanımefendisi olmak Bihter’e çekici gelecek, aradaki yaş farkını
Bihter önemsemeyecektir.

Zaman geçtikçe, Bihter, önce hizmetkârlardan ve Nihal’den yakınlık görmez olur. Sonra da, Adnan Bey’in genç, uçarı yeğeni Behlûl’ün tutkun davranışlarıyla karşılaşır. Bihter yasak aşkı engellemeye çalışırsa da, sonunda yaşamak zorunda kalır, servet ve mevki ihtirasıyla geldiği Boğaziçi yalısı şimdi kendisi için bir cehennem bucağı olmuştur.

Aşk-ı Memnu serüveni bende ablamın ders kitabıyla başladı. Uzun Bir Kışın Siyah Günleri’ne kadar sürdü. Gerçi bugün de bu romanın çekiciliğinden, gizeminden ‘kurtulamadım’.
SELİM İLERİ

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları