Bayan Dalloway

Virginia Woolf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·200 syf.·
2019 13. kitabı
Vurginia Woolf'dan okuduğum ilk kitap. Epey zamandır elimdeydi. Dedim hadi ama artık oku şu kitabı. Durmasın orda boynu bükük 🤭 Virginia Woolf'un Bayan Dalloway kitabını okuyacaklara en öncelikli tavsiyem düşüncelerden sesten arınmış bir ortamda okumanız yönündedir. Yoksa bu da nereden çıktı ben ne okuyordum demekten kendinizi alamazsınız. Zorlayıcı, dikkat gerektiren bir eser. Edebiyat çevresinde bilinç akışı tekniğiyle yazılan en başarılı romanlardan biri olarak kabul ediliyor. Ve kitabı okuyacağınızı yayınevine dikkat edin. Ben ,Tutku Yayınları'nın bastığı romanı okudum. Çok memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Çevirisi çok hoşuma gitmedi ve birçok baskı hatası vardı. Velhasıl kelam amaan yayınevi hiiç önemli değil deyip benim gibi yanılgıya düşmeyin. Ben yaptım siz yapmayın :) Bakın bunlar hep tecrübe. Neyse kitaba dönelim. Hikâye ,bir gün içinde, 24 saatte,eskiye dönüşlerin bolca olduğu zaman diliminde geçiyor. Kitabın arka kapağında yazan kısımdan hoşuma giden cümleyi şuraya eklemezsem içime sinmeyecek." ...geçmişe doğru bir yolculuk yapmaya başlar. Bütün hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer." Harika bir cümle. Tam anlamıyla olan bu. Bayan Dalloway, bir haziran gününde vereceği parti için Bond Caddesindeki Mulbbery'nin dükkanından çiçekleri almak üzere evden çıkıar. Hikâye böyle başlıyor. Kendinizi karakterler denizinde bulacaksınız. Bir yığın karakter ve bu karakterlerin isimleri var. Bazen isimleri hatırlamada zorlanabilirsiniz. Bu karakterler, sırası geldikçe bir şekilde kendi hayatlarından kesitler hatırlayarak Dalloway ailesinin çevresinde hikâyeye dahil oluyorlar. İngiltere'nin önemli sembollerinden olan Big Ben romanda sıkça yer alıyor. Bir nevi karakter geçişlerinde haber verme görevinde. Bana öyle geldi en azından. Caddeler,
Edebiyat
Bayan DallowayVirginia Woolf · Tutku Yayınevi · 20175,9bin okunma
5/10
·224 syf.··
2024 65. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 13:28
Virginia Woolf ile ilgili hep anlatımının çok durağan, eğer bu tarz kalemleri sevmiyorsanız ağır gelecek ve hatta sıkacak bir yapıya sahip olduğunu duymuştum. Ancak yazardan öncesinde Yaşlı Kadın ve Papağan adında bir çocuk kitabı okuyup beğendiğim için açıkçası ne duyarsam duyayım yine de Mrs Dalloway'i sevebileceğime dair bir umut vardı içimde ama olmadı ne yazık ki... Kitapta sadece tek bir gün anlatılıyor, ana karakter kitaba da ismini veren Bayan Dalloway evinde pek çok konuğun bulunduğu bir davet yemeği verecektir. Gün onun çiçek almaya kendisinin gitmesiyle başlar ve zihninden geçenleri okumamızla da devam eder. Bilinç akışı tekniğinin yoğun bir şekilde kullanılması, hareketlilik içerisinde geçen olaylara sahip olmaması kitabın okunmasını zorlaştıran başlıca neden. Anlayabilmeniz ve kendinizi verebilmeniz için yoğun bir şekilde dikkat kesilmeniz gerekiyor ki ben kitap kendisine çekmeyince bunu çok zor gerçekleştirebilen birisiyim. Dolayısıyla da neredeyse kitaba dair aklımda hiçbir şey kalmayacak şekilde bitirdim. Aslında üslup güzel ancak çevirinin de son derece hatalı ve kötü olması benim aslında başlangıçta kitaptan uzaklaşmama neden oldu ve bir daha ısınamadım. Bu da bana tekrar şunu hatırlattı ki, kitap alırken mutlaka ama mutlaka hangi yayınevinden aldığıma da özen göstermeliyim. Ucuz diye aldığımız yayınların de ne yazık ki çevirileri ucuz oluyor. Dediğim gibi ben zevk alarak okuyamadım çünkü yazarın tarzı benim sevdiğim tarzdan uzak ve ben durağan kitapları okurken zorlanıyorum ancak sizler seviyorsanız, iyi bir yayınevinden üslubu hatrına okumanızı tavsiye edebilirim.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Tutku Yayınevi · 20175,9bin okunma
7/10
·200 syf.·
2017 16. kitabı
İngiliz Edebiyatının feminist yazarı Virginia Woolf, her zaman ilgimi çeken bir yazar olmuştur. Gerek yazdıklarıyla gerekse hayatıyla dikkat çeken bir isim. Çocukluğundan itibaren psikolojik bunalımlar yaşayan Wollf, hayatı boyunca manik depresif ruh halinden kurtulamamıştır. 22 yaşından itibaren 3 defa intihara kalkıştı. Hayatının son zamanlarında iyice psikolojik bunalımlara yenik düşen yazar, yazma yeteneğini kaybettiği ve artık yeni bir fikir üretemeyeceği düşüncesiyle sık sık boğuştu. Bu düşünceler, bu stres onun ruhsal bunalımlara savrulmasına sebep oldu ve bu düştüğü buhrandan, bataklıktan çıkamadı malesef. “Canım, yine deliriyorum, eminim bundan. O berbat dönemlerden birine daha tahammül edemeyeceğimizi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum, dikkatimi toplayamıyorum. Bu yüzden en iyisi neyse onu yapacağım… Daha fazla mücadele edemem. Senin hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam sen çalışabilirsin. Çalışacaksın da, biliyorum bunu. Görüyor musun, şunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum… Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o kişi sen olurdun. Her şeyimi yitirdim, bir tek senin iyi biri olduğuna inancım kaldı geride.“ 59 yıla sığdırılmış yaratıcı bir hayatın son cümleleriydi bunlar. Bu satırları yazan Wollf, 59 yaşındayken eşine hayatını daha fazla mahvedemem diye seslendiği satırları ardında bırakarak evinden ayrıldı. Evinin yakınındaki nehre ilerledi, cebini taşlarla doldurdu ve kendini soğuk nehrin sularına bırakıp, defalarca başarısız olduğu intihar eylemini bu defa başarıyla sonlandırdı. Virginia Woolf ' un bilnç akışını en iyi uyguladığı kitaplardan biridir Mrs. Dalloway. Bilinç akışı tekniği: Karakterlerin düşünme halini okuyucuya iç diyaloglarla
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Hayata dair her şey
10/10
·200 syf.·
2021 52. kitabı
Mrs. Dalloway’in kendi iç dünyalarının insanı olan karakterlerin her biri bende Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabında geçen şu alıntıyı hatırlattı. “Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…” Bilinç akışı denilince akla gelen ilk yazarlardan olan Wirginia Woolf, tam olarak bu cümlede bahsedilen karakterler resmediyor okuyucuya. Hayatın kendisini didaktik bir saat olarak değil,sürekliliğiyle kendini yenileyen bir nehir gibi çiziyor. Geçmişle geleceğin,hayalle gerçeğin arasında gidip gelen bir sarkaç.Muazzam cümleleriyle, -çoğu deniz temalı- insanın ruhuna incelikler katan benzetmelerle yapıyor bunu.Sıkıcı ve değişmez gündelik yaşama adeta keskin kalemiyle renk katıyor.Viktorya dönemi İngiltere’sinin muhafazakar yapısını, savaşın insanların ruhlarında yarattığı yıkıcılığı, kadının toplumdaki yerini,pamuk ipliğine bağlı olan kırılgan ruh halini olanca derinliğiyle ele alıyor.Karakterleri hem kendi içsel dünyalarından,hem de dışardan bir göz olarak sunuyor bizlere. Bazı karakterleri anlamlandırma konusunda, önem arz eden bir yönü var sahip olduğu yazım tekniğinin. Eğer siz de benim gibi gerçek hayattan ziyade kafasının içinde yaşayan bir insansınız, okurken zorlanacağınızı sanmam.Ama eğer gerçek hayata konsantre olmuş bir kişiliğiniz varsa -ay çok sıkıcı- ,anlatım sizi yorabilir, hatta sıkabilir.Ama ben en azından denemek gerektiği kanaatindeyim. Nesnel ve sıkıcı gerçekliklerden insanın bilincinin derinliklerine yaptığı, dingin, benzersiz bir yolculuk. Sona gelirken, okuyucuyu ana dilinde okuyamadığı bu eseri teselli eder gibi, ustaca çeviren, Tomris Uyar’ın da hakkını teslim etmeden geçmek istemem. İncelememi kitabın yazarın ağzından kısa bir özet niteliği taşıyan
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
8/10
·208 syf.··
2018 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2018 21:53
"Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi." Kitap işte bu meşhur cümleyle başlıyor ve bütün bir gün boyunca Mrs.Dalloway'in gününe, saatlerine tanıklık ediyoruz. (Kitabın ismi bu yüzden zaman kavramında geçtiği için saatler olarak kalacakmış ama sonradan değiştirilmiş.) Anlatimi bakimindan karışık ve biraz da zor bir kitap Mrs.Dalloway. Yapilan yorumlardan anlayacagimiz üzere tam olarak zaman, mekan, karakter kavramı oturmadigindan, farklı zamanlarda geçtiği ve bir diğer zamana geçişte belirgin herhangi bir sey olmadığından sanırım pekte sevilmemiş. Evet bazi noktalarda hak veriyorum ama tam olarak da öyle düşündüğüm söylenemez, Mrs.Dalloway'in düşüncelerine paralellik gösteren düşüncelerim ve hareketlerim beni kitaba bağlamakta hiçte zorlamadi:) Her okur bir olmadigindan dolayi kitap benim icin gayet de akiciydi. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken de karşıma bir film çıktı. Virginia Woolf'un Mrs.Dalloway kitabını yazarken ki sürecini anlatan bir film:The Hours(Saatler). Kitabı okuduktan sonra üzerine bu filmi izlemek kitapla ilgili sahip olduğum boşlukları doldurmada bana oldukça yardımcı oldu. Yanlış anlaşılma olmaması için tekrar belirteyim kitabın filmi değil,bu kitap yazılırken ki Virginia Woolf'un yaşamını anlatıyor, düşüncelerini ve hislerini yansıtıyor. Ama eğer kitabı okursanız ardından mutlaka filmi izleyin derim çünkü kitapta farklı zamanlarda geçen konu kafanızda tam yer etmediyse, bazı taşların yerine oturması açısından film çok çok yardımcı oluyor. Size tavsiyem kitabi okudum ama anlam veremedim diyorsanız mutlaka filmi izleyin.. İzleyin ki Virginia'yı anlayın.. Virginia.. Virginia ve kitabı bitirdikten sonra ki o hazin sonu... Ceplerine taş doldurup kendini göle bırakması... Kocasına bıraktığı o mektup... Ben burada noktalıyorum. Benim
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20185,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 41. kitabı
”Mrs Dalloway çiçekleri kendi alacaktı“ cümlesiyle başlayan bu kitap evden hangi amaçla çıktığını unutan ,giderken binlerce düşünceye dalan insanları hatırlattı bana …Yani kendimi …İnsan bazen bir sokakta yürürken geçmişin en kırılgan ve en dönüştürücü anlarına ışınlanıveriyor . öyle değil mi ? Yaşamını ,başkalarının yaşamını , yaptığı seçimleri ,arkadaşlıklarını, ilişkilerini sorguluyor … .Roman bir davet gecesini anlatıyor . Bilinç akışı sayesinde zihinden zihnine geçebiliyoruz. Bu o kadar akıcı ve güzel bir şekilde kaleme alınmış ki hayran olmamak elde değil . Davet gecesinde Clarissa’nın yıllar sonra ilk aşkı Peter Wals’le karşılaşmasına tanık oluyoruz ve Clarissa’nın geçmişini ve diğerlerinin geçmişini yaşıyor ve izliyormuş gibi hissediyoruz … .Zaman ,ölüm ve seçimler hakkında sorgulatacak bir kitap olan Mrs . Dalloway öznel konuların yanısıra 1.Dünya Savaş ‘ı sonrası Londrası’na ve toplumsal düzene de bir eleştirel niteliğindedir …
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2021 3. kitabı
Mrs. Dalloway, insan bilincinin en derinini yansıtan muazzam bir eserdi. Roman, adeta gelişmiş teknolojiyle çekilmiş bir film gibi geldi bana. Çok iyi bir gerçeklik ve derinlik sunuyor. Bazı yerlerde film izliyormuşçasına kendimizi düşüncelere kaptırır ve kahramanın yerine düşünürüz. Mrs. Dalloway’de belirgin bir olay örgüsü yoktur. Kronolojik sırasıyla anlatılan, başlangıcı, ortası ve sonu olan bir öykü anlatılmaz, olaylar hem şimdiki zamanı, hem de geçmişi kapsayan bir tek günde geçer. Roman Bilinç akışı tekniği ile yazılmıştır. Roman şimdi ve geçmiş arasında gidip gelir, bizimde şimdiki zaman ve geçmiş zaman arasındaki bağı kurmamızı sağlar. Ve ayrıca roman kahramanlarını daha yakından tanımamıza da imkân sağlar, kahramanlar ile düşünsel ve duygusal bir bağ kurmamız kolaylaşır. Mrs. Dalloway’deki kahramanlar aracılığıyla, insan zihninin bir gün içindeki algıladıkları kolaylıkla izlenebilir. Romanın konusu kısaca, I. Dünya Savaşı sonrası yaşanan bunalımlı dönemleri anlatır. 1923 yılının bir Haziran günü, yaklaşık on iki saatlik bir zaman dilimini konu eder. Ancak zaman, geçmişe gidiş-gelişlerle 1890’lı yıllara, hatta Clarissa ve Peter’in çocuklukları düşünülecek olursa daha da öncesine kadar genişler. Gerçek zamanda mekân Londra’dır. Ve sürekli saatin çalmasıyla kahramanların ne yaptıklarını saat saat kontrol ederiz. Şöyle diyebiliriz ki roman ses üzerine kuruludur. Hatta Woolf ilk olarak eserinin adını Hours(saatler) koymayı düşünmüş. Dalloway’in parti hazırlıklarıyla başlayıp aynı günün akşamı verilen parti ile sona erer. Bu kısa zaman dilimi Clarissa’nın zihninde geçmiş ve geleceğin iç içe girdiği kişisel bir tarih olur. Anlatılan ve yaşanan on iki saatlik zaman diliminde, kahramanların zihinlerinde yaşanan zamansal kırılmalarla hem geçmişin
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Birikim Yayıncılık · 19825,9bin okunma
7/10
·200 syf.··
2023 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2023 16:35
Eğer Virginia Woolf seviyorsanız, uzun cümlelere, art arda geçişlere ve feminizme alışkın olmanız gerekiyor. Karmaşık kişilerin hayatta ne kadar zor tutunduğunu fark ettim okurken. İnsanların bencil olduğunu da. 1923 yılında Londra'yı da gezmiş de oldum. Ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Savaşın toplum üzerindeki etkisi gözler önüne serilmekte. Ayrıca karakterlerin dış dünyası degil özellikle iç dünyasını yansıtan başarılı bir roman..
Edebiyat & Roman
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 20:35
Mrs Dalloway, okura bir şey anlatmak için acele etmez. Çünkü bu romanın derdi “ne oldu?” sorusu değildir. “Aslında ne hissedildi?” sorusunun peşindedir. Virginia Woolf, bu kitapta hayatın görünen tarafını özellikle sade tutar. Asıl yoğunluk, karakterlerin içinden sessizce geçen düşüncelerdedir. Bir an, bir ses, bir bakış… Ve zihin hemen geçmişe, pişmanlıklara, ihtimallere kayar. Romanı okurken şunu fark ediyorsunuz: İnsan çoğu zaman yaşadığı anın içinde değildir. Hep biraz geride, biraz ileridedir. Woolf tam da bu dağınık bilinç hâlini yakalar. Mrs Dalloway, büyük acıları dramatize etmez. Ama sıradanlığın içinde gizlenmiş kırılmaları ciddiye alır. Mrs Dalloway, büyük acıları dramatize etmez. Ama sıradanlığın içinde gizlenmiş kırılmaları ciddiye alır. Kimse bağırmaz, kimse sahne yapmaz; ama herkes kendi içinde ağırdır. Bu kitap, okurdan hız değil, dikkat ister. Karşılığında da şunu verir: Günlük hayatın aslında ne kadar derin, insanın ise ne kadar karmaşık olduğunu fark ettirir
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
10/10
·200 syf.··
2023 32. kitabı
Mrs. Dalloway.. Artık ayrılma vakti! Çok çok keyif alarak okudum. İngiliz edebiyatının en iyi yüz romanı içerisine girmeyi haketmişsin benim fikrimce de. Senin için harcadığım zamana değdi. Altını çizdiğim satırlar o kadar fazla ki. Hepsini paylaşmak istemedim. En anlaşılır kitaptı benim için. Virginia Woolf kendine has betimlemeleri ile alıp götürüyor ve hayran olmamak elde değil. Okurken büyülendim. Kadınların korunan cinsiyet olduğunu savunan kıymetli yazarlardan ve yazdığı dönemi göz önüne alırsak bence benim gözümde bir savaşçı. Varoluşçuluk eserlerinde hâkim... Eser bir günü anlatıyor. Bunu anlamam öyle kolay olmadı. Mss. Clarissa Dalloway' in bir günü. Bu bir günde yaşanan her şeyin içinde ne ararsanız sıkıştırmış Virginia Woolf... Siyaset, doğa, psikoloji, dönemin sınıfsal sorunları, sıkıntıları... Ve tabiki kadın doğası.. keyifliydi, mutlaka okumalısınız
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Palto Yayınevi · 20145,9bin okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."