Beyaz Kale

Orhan Pamuk
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Neden benim ben?
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2015 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2015 21:20
Venedik’li bir genç Türk korsanlarınca tutsak edilerek İstanbul’a getirilir ve köle olarak satılır. Astronomiden, mühendislikten ve resimden anladığına inanan bu genç kendine çok benzeyen bir Osmanlı tarafından satın alınır. Padişah’ı yaklaşan tehlikeye ilişkin uyarmak ve batılılara karşı geri kalmak istemiyorsa yüzyıl önceki gibi bir rasathane yapılmasına izin vermesini sağlamayı yegane hedefi belleyen bu Osmanlı, Venedikli köleden batılıların nasıl yaşadıkları, neler yaptıkları, nelerle ilgilendiklerini duymak ister. Yıllar geçtikçe hikayeleri onları veba salgının kol gezdiği İstanbul sokaklarına, Çocuk Sultan’ın düşsel bahçelerine, av gezilerine, inanılmaz kurtarıcı bir silahın yapımına ve hepsinden önemlisi “ neden benim ben?” sorusuna götürecektir. Hikaye ilerledikçe gölgeler yer değiştirir, sahip köle, köle sahip ve her ikisi birden tek, “ben” olurlar. Hayranlık uyandıran, çok keyifli bir hikaye... Orhan Pamuk’tan yine bir başyapıt. İnci gibi dokunmuş hikayenin her cümlesi sarıyor insanı... Orhan Pamuk'un Mesnevi'den çok etkilendiğini biliyoruz; Beyaz Kale'deki sahip-köle ilişkisi, aynadaki suret, birbirini tamamlayan iki kişi, tek benlik göndermeleri yine Mesnevi'ye saygı duruşu... Okuyun, beğenirsiniz...
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
8/10
·250 syf.··
2020 9. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 19:21
Orhan Pamuk İçin İftar vakti!! Okuduğum ilk Pamuk Kitabı olması , kişisel nedenlerle parça parça okumam ve en son bitirmek için son gaz abanmam sonucunda bitirme başarısına erdim. Kitabın kurgusu ve hikayesi beni içine çekebildiği gibi, benim en çok dikkat ettiğim dekor ve karakter noktasında da tatmin edebildi. Uzak olmayan bir gelecekte tüm Pamuk kitaplarını bitirebilmek için listeme alacağım hususunda kendime güven duyabilirim artık. Önceliğimin Cevdet Bey Ve Oğulları- Sessiz Ev olması muhtemel.. Karakter yoğunluğu olmamasına rağmen, Pamuk'u sevebilmek için iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Bre cahil! Adam Nobel almış, tabii seversin! diyorsanız eğer; %50 etkilese bile kendi küçük dünyamda kurguladığım sanat anlayışım her vakit daha ağır basıyor. Bu nedenle kaliteli Türk yazar okumak istiyorsanız ve ürünlerinde polisiye-hoşgörü-felsefi kırıntıları bulunan 'diğer' 'turkish bazaar' romancılarından sıkıldıysanız Pamuk'a rahatlıkla davet edebilirim sizleri..
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
Puan vermedi·250 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Fakültede iken Yeni Türk Edebiyatı Hoca'mız okumamızı istemişti, Orhan Pamuk'un Beyaz Kale'sini...Okuduk okumasına, irdeledik sonra, aklımda pek bir şey kalmadı . Sonra ben postkolonyalizme takınca tekrar okuma ihtiyacı hissettim ve okudum zamanın tozu bu olsa gerek... Efendi- köle diyalektiği ; doğu- batı çatışması, kolonyal söylemler... Ayna metaforunu bilmeden bu kitabın hakkıyla anlaşılacağını düşünmüyorum. Ne yalan söyleyeyim Orhan Pamuk' un bazı kitaplarını kitabı yarıda bırakmaktan haz etmediğim için bitirebildim. "Kar" da beni çok etkiledi. Ama " Beyaz Kale" kaleyi içten fethetti...
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
7/10
·192 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 11:13
Beyaz Kale’yi okurken kendimi bir tarih hikâyesi okuyormuş gibi değil de, birinin zihninin içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Başta Venedikli bir gencin Osmanlı’da esir düşmesi, Hoca’yla karşılaşması, birlikte bir şeyler üretmeleri gibi daha “hikâye” tarafı ağır basıyor. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyorsun ki asıl anlatılan şey macera falan değil; insanın kendine bakması, kendini başkasında görmesi. Hoca ile esir arasındaki ilişki beni en çok düşündüren yer oldu. Başta çok farklılar gibi duruyorlar: biri Doğulu, biri Batılı; biri özgür, biri tutsak. Ama zamanla bu ayrımlar eriyor. Birbirlerine benzemeye başlıyorlar, hatta bazen hangisinin kim olduğu bile karışıyor. Orada şunu düşündüm: Demek ki insan dediğin şey, sandığımız kadar sabit değil. Biraz çevresine, biraz karşısındakine, biraz da anlatılan hikâyelere göre şekilleniyor. Kitaptaki “Beyaz Kale” de benim için gerçek bir kaleden çok, insanın kafasında büyüttüğü şeylerin sembolü gibi geldi. Yenilmez sanılan, ulaşılamayan ama belki de en çok içimizde duran bir şey. Korkularımız, komplekslerimiz, üstünlük ya da aşağılık duygularımız gibi. Orhan Pamuk’un dili çok süslü değil ama cümlelerin altı dolu. Bazen bir sayfayı bitirip durup düşündüm: “Ben olsam ne yapardım? Ben kim olurdum?” Hikâye beni sürüklemedi belki ama zihnimde epey yol aldı. Bu da başka bir okuma zevki. Şunu da söylemem lazım: Kitapla duygusal bir bağ kurmak zor. Karakterler bana bazen insan gibi değil de fikir gibi geldi. Etkilendim ama ağlamadım, sarsılmadım. Daha çok düşündüm, tarttım, içimden tartıştım. Yine de Beyaz Kale’yi sevdim. Çünkü bana hazır cevaplar vermedi, beni rahatlatmadı. Aksine “sen kimsin?” diye sordu. Cevabını da bana bırakıp kenara çekildi. Her kitap bunu yapamıyor. Bu yüzden Beyaz Kale, kolay okunan değil ama insanın içine
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
Özet
Puan vermedi·192 syf.··
2025 56. kitabı
Bir inceleme de bulunmaya değer tüm bilgileri Orhan Pamuk kitabın sonunda aktarmıştır. Dolayısıyla bu metafor dünyasına dair bir şeyler söylerken; Orhan Pamuk'tan çıkmak mecburiyeti gerekmektedir. Hoca bir gün kendi ilgi alanlarına (astronomi, bilim, silah ...) yakın bir İtalyan köle satın alır ve romanın tamamında biz köle'den okuruz her şeyi aslında. Hoca ve Köle birbirlerini malumatları açısından eşitlerler; artık birbirlerinden daha fazla bildikleri tek bir şey kalmamıştır. Bu bilgileri sayesinde fişek gösterisi düzenleyerek itibar kazanırlar ve veba salgınının yayılmasını engelleyerek; kendi arzuları olan ağır bir silah geliştirme konusunda yatırım ve ruhsat kazanırlar. Hoca ve Köle'nin evin masası üzerinde sohbet etmeleri, anı yahut kurmaca olarak yazdığı eserleri hararetli ve sürekli olarak paylaşmaları artık birbirlerinin şahsiyetleri üzerinde bir psikolojik savaşa dönüşür ve gerilim unsurlarını okuyucuya bolca yarar. Aslında şeklen her şey aynılaşmaya giderken; bazen Orhan Pamuk onların farklılığını bize hatırlatacak dışarıdan etkenler kullanır. Örneğin, Sadık Paşa ya Müneccimbaşları ile olan sıkıntılı diyaloglarında yer yer çekememezlikleri Hoca'nın ve Köle'nin farklılıklarını arttırır. En sonda ise başarısız silah denemesi sonrasında zahiri nedeni çok açık olmasa da Hoca ve Köle yer değiştirir. Hoca, İtalyan Köle'nin hayatını yaşarken , Köle de Hoca'nın hayatını yaşar. Bazı dışarıdan gelen ufak kırılmalar dışında da bu işi o kadar iyi yaparlar ki; Köle şöyle dediğinde tuhaf karşılamıyoruz. Ben, O'nun benim olan hayatını yaşıyorum ( belki net olarak bu cümle yok ; ama anlam aranırsa var). Aslında Orhan Pamuk, iki şeyi bir'de birleştirmiştir. İki şey bir' i oluşturmuştur biri Gebze'de biri İtalya'da yaşamak kaydıyla... *** Orhan Pamuk edebiyatına biraz
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 106. kitabı
Osmanlı Devleti'nin toplumsal yapısı içerisinde Veba hastalığının yıkıcı etkisine dair bilgiler içermektedir. Ve aynı zamanda Kitap; esirlikten gelerek Müneccim başı olup, Osmanlıyı Vebadan kurtaran adamın hikâyesidir. Kitabı okudukça birçok alandan farklı tatlar alacaksınız.
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 199011,3bin okunma
9/10
·152 syf.··
2020 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2020 21:18
Beyaz Kale, edebiyatseverler tarafından Orhan Pamuk'un kendi tarzını oluşturmaya başladığı ilk romanı olarak kabul edilmektedir. Böyle bir kabulün olmasının sebebi, Orhan Pamuk'un kronolojik olarak daha sonra yazdığı eserlerinde sıklıkla kullandığı "başkası olma" metaforunu ilk olarak bu eserinde kullanmasıdır. Zira Orhan Pamuk'u Orhan Pamuk yapan en önemli özelliklerden birisi budur. Orhan Pamuk eserlerini belirli bir düzen içerisinde okumayı başaramamış bir okur olarak, ilk paragraftaki gibi keskin bir yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum. Fakat Orhan Pamuk'un birçok kitabını okumuş bir okur olarak, bu eserinde diğer kitaplarındakine benzer bir dil ve üslup bulduğumu, buna karşın Beyaz Kale'den sonra yazılan eserlerindeki kadar usta bir anlatımın olmadığını ifade etmek isterim. Dolayısıyla bu esere Orhan Pamuk'un bir yazar olarak emekleme döneminden çıktığı ve o muazzam yürüyüşünün ilk ayak seslerini duyduğumuz eseri diyebiliriz. Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, 17. yüzyılda Türk korsanları tarafından tutsak edilen Venedikli bir köle ile kendisini satın alan Türk bir Hoca arasındaki ilişki anlatılır. Burada ilginç olan şudur: Türk Hoca ile Venedikli köle birbirlerine adeta bir ikiz gibi benzemektedirler. İlgi duydukları bilimden tutun fiziksel olarak dahi birbirlerine benzemektedirler. Roman ilerledikçe bu benzerliğin iyice farkına varacaklar ve "Senin gibi oldum ben. Ben, sen oldum." diyeceklerdir... Venedikli köle ile Türk Hoca, zamanla birbirlerini anlamak ve tanımak için aynı masanın ucuna oturup sohbet ederler. Kendilerine "Ben neden benim?" sorusunu sorarlar. Hatta aynanın karşısına geçip birbirlerine bakarak birçok derin sohbete dalarlar. Bu noktada, Türk Hoca ile Venedikli kölenin sürekli masanın iki ucuna oturmaları ve ayna karşısına
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
9/10
·156 syf.··
2025 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 20:57
Beyaz Kale – Orhan Pamuk Samimi Bir İnceleme Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale”si, insanın kendiyle yüzleşmesini neredeyse ürkütücü bir aynaya dönüştürüyor. Romanın merkezinde bir Venedikli esir ile onu tıpatıp andıran bir Osmanlı âlimi arasında geçen kimlik savaşı yer alıyor. Ve evet, bu sadece bir Doğu-Batı çatışması değil; aslında ben kimim? sorusunun etrafında dolaşan bir iç hesaplaşma. Pamuk bu kitapta çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Bazen bir bilim kurgu gibi, bazen felsefi bir deneme gibi, bazen de tarihi bir masal gibi akıyor. Anlatıcı, Venedikli esirin gözünden hem Osmanlı’nın düşünsel dünyasına tanıklık ediyor hem de onunla birebir benzerlik taşıyan Hoca adlı karakterle aralarındaki gerilimli ilişkiyi aktarıyor. Bu iki adam birbirlerinin zıttı mı, yoksa aynı kişinin iki yarısı mı? İşte asıl soru bu. Kitabın temposu yavaş ama dikkatle örülmüş. Eğer sabırsızsan sıkılabilirsin; ama biraz içine girdin mi, anlatının büyüsüne kapılıyorsun. Özellikle aynılık, kimlik, taklit, üstünlük gibi temalar yavaş yavaş işleniyor ve sonunda kendine dönüp sormadan edemiyorsun: “Beni ben yapan ne?” Orhan Pamuk’un dili bu kitapta daha ölçülü, daha simetrik. Metin hem mesafeli hem derin. Samimi ama steril; sanki duygudan çok fikir anlatıyor. Fakat bu mesafe okurun düşünsel olarak derinleşmesini sağlıyor. Bazı cümleler var ki altını çizip durup düşünmeden geçemiyorsun. ⸻ Kapanış: Beyaz Kaleye Dair Duygularım “Beyaz Kale” bence her okuyuşta farklı bir anlam sunabilecek bir roman. Gençken okursan kimlik arayışını, büyüdükçe yalnızlığı, yaş aldıkça benliğin parçalanışını görebilirsin. Kısa ama yoğun, sessiz ama çarpıcı. Kimsenin aynasında kendini arama hissini seviyorsan ve sorularla kalmaktan korkmuyorsan bu kitap seni içine çeker. Keyifli okumalar..
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
Kral çıplak devam!
Başı iyi başlamış olsa da sonrası maalesef akmadı, hem sıradan dili hem yavaş ilerleyen kurgusu oldukça vasat. Komik olmaya çalışmış ama olamamış. Aynı konunun çok daha başarılı versiyonu için bakınız: Kitab-ül Hiyel İhsan Oktay Anar
1000k
Beyaz KaleOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201211,3bin okunma
9/10
·133 syf.··
2018 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2018 21:53
Orhan Pamuk romanlarında genel olarak biliriz ki ağırlık olarak Doğu ve Batı karşılaştırması ve farklı görüşleri süzgeçten geçirme vardır. Bu kitabında ise farklılıklara baktığımız kadar benzerliklere de bakıyoruz. Bunun için de Orhan Pamuk sürekli olarak ayna imgesini kullanmış. Venedikli köle ile Hoca arasındaki benzerlik dile getirilirken bir aynaya bakma imgesi kullanmış. Doğu ve Batı’nın karşı karşıya geldiği noktaları gördüğümüz kadar ortak paydalarını da görüyoruz. Doğu ve Batı bakışlarının olduğu romanlarda karşımıza genel olarak çıkan unsurlar aynıdır, aslında bu unsurları bir romanda filan görmemize de gerek yoktur pek, ufak bir düşünme ile fark edebiliriz ki bu bakışlardaki bulguları günlük hayatımızda da rahatlıkla görebiliriz. Bir yerde okumuştum ama kaynağını hatırlamıyorum. Batı’nın Doğu’ya bakışı Doğu’nun Batı’ya olan bakışından değişiktir. Hem Doğu’ya karşı merak vardır hem de bu merakla beraber öğrenme ve tanıma isteği vardır ve tabii ki de bunlarla beraber Doğu Batı’nın gözünde sürekli olarak kolay yutulabilecek tek hamlelik bir lokma gibidir, zaten tarihteki ve günümüzdeki birçok olay da bu durumu doğrular niteliktedir. Doğu’nun Batı’ya bakışı ise yabancı, kâfir, gavur ve düşman olduğu kadar da bir kesimi tarafından sürekli olarak ulaşılmak istenen kültürdür. Beyaz Kale’de de bu unsurlar işlenmiş olup sürekli olarak Doğu ve Batı çatışmasını irdelerken benzerliklerini de gösteriyor. Aslında daha ilk sayfasından bu çatışmayı ve benzerliği okuyoruz. İlk olarak daha kitabın ilk sayfasında Doğu’nun ve Batı’nın gemilerinin çarpıştığını okuyoruz, Doğu Batı’nın gemilerini yendikten sonra Batı’nın kişilerini esir olarak alıyor ve devamında da Batı’nın aldığı kendi esirlerini kurtarıyor. Yani burada iki kesim tarafında da ufak bir benzerliği okuyoruz ama
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma

Yazar Hakkında

Orhan PamukYazar · 33 kitap
Ferit Orhan Pamuk (d. 7 Haziran 1952, İstanbul), Türk yazar. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra 2006 yılında Nobel Ödülünü kazanarak bu ödülü alan en genç yaşta alan iki kişiden biri olmuştur. Kitapları altmış dile çevrildi, yüzü aşkın ülkede yayımlandı ve 11 milyon baskı yaptı. 2006 yılında TIME dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçilen Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk'tür. Yaşam öyküsü Orhan Pamuk yazarlığa 1974 yılında başladı. 1979 yılında ilk romanı olan "Karanlık ve Işık" ile katıldığı Milliyet Roman Yarışmasında birincilik ödülünü Mehmet Eroğlu ile paylaştı. Bu romanı ancak 1982 yılında Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlandı. 1983 yılında bu kitapla Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görüldü. Pamuk'un daha sonra yazdığı kitaplar da çok sayıda ödül kazandı. İkinci romanı olan Sessiz Ev 1984 yılında Madaralı Roman Ödülünü kazandı. Bu romanın Fransızca tercümesi de 1991 yılında Prix de la Découverte Européenne ödülüne hak kazandı. 1985 yılında yayımlanan tarihi romanı Beyaz Kale ile 1990 yılında ABD'de Independent Award for Foreign Fiction ödülünü kazandı ve yurtdışında tanınmaya başlandı. Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımlanan Kar kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik meseleleri üzerine kurulu bir politik roman olarak tanımlamaktadır. Kar romanı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir. Yıllar geçtikçe Orhan Pamuk'un Türkiye dışındaki ünü artmaya devam etti. 1998 yılında yayımlanan Benim Adım Kırmızı 24 dile çevrildi ve 2003 yılında İrlanda'nın ünlü International IMPAC Dublin Literary Award ödülünü kazandı. Romanlarının dışında, yazılarından ve söyleşilerinden seçmelerin ve bir hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler (1999) ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz adlı filmin senaryosu (1992) vardır. Bu senaryo, 1990 yılında yayımladığı Kara Kitap romanındaki bir bölümden yola çıkılarak yazılmıştır. Orhan Pamuk ABD'de yayımlanan Time dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının "Time 100: Dünyamızı Biçimlendiren Kişiler" başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100 kişiden biri oldu. 2007 Mayıs'ında yapılan 60. Cannes Film Festivali'nde jüri üyeliği yapmıştır. Nobel Ödülü Orhan Pamuk 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak Nobel Ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tarihe geçmiştir. Akademi'nin 12 Ekim 2006 günü saat 14:00 civarında yayımladığı, “ 2006 Nobel Edebiyat Ödülü 'Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan' Orhan Pamuk'a verilmiştir. ” şeklindeki basın bildirisiyle Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verildiği resmen açıklandı. Pamuk 7 Aralık 2006'da, İsveç Akademisi'nde Babamın Bavulu başlığı altında hazırladığı Nobel konuşmasını Türkçe yaptı, Türkçe bilmeyen izleyiciler ellerindeki çeviri metinden konuşmayı takip etti, birçok televizyon kanalı konuşmasını canlı yayınladı. Orhan Pamuk ödülünü 10 Aralık 2006 günü Stockholm Konser Salonu'nda düzenlenen ödül töreninde İsveç kralı XVI. Carl Gustaf'ın elinden aldı. Romancılığı Orhan Pamuk'un romancılığı postmodern roman kategorisinde değerlendirilmektedir. Eleştirmen Yıldız Ecevit Orhan Pamuk'u Okumak adlı kitabında onun avangard romancılığını değerlendirmektedir. Özellikle Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı'dan yola çıkarak bize kendisini ve olayların gelişimini anlatır. Aynı şekilde edebiyat tarihçisi Jale Parla da Don Kişot'tan Günümüze Roman adlı kapsamlı yapıtında, Benim Adım Kırmızı'dan hareketle Orhan Pamuk'un eserlerini karşılaştırmalı edebiyat bağlamında irdeler. Parla'ya göre Pamuk, Türk romanının aldığı önemli dönemeçlerin sahibi olan bir yazardır. Doğu-batı sorunsalıyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardan birisidir Pamuk, bu sorunsalı kültürel ve felsefi içerimleriyle edebiyatına taşımış, özellikle Kara Kitap'ta bu tema bağlamında önemli, çok katmanlı bir edebi metin örneği sergilemiştir. Eleştiriler Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması değişik tepkilerle karşılaştı. Ödülün Pamuk'a Türkiye tarihi ile ilgili demeçleri dolayısıyla verildiği iddiasında bulunuldu. Orhan Pamuk Nobel ödülünü almadan on ay önce 19 Aralık 2005 Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan Erol Manisalı'nın "Orhan Pamuk Nobel'i Garantiledi" başlıklı yazısı Pamuk'un ödülü almasının ardından popülerleşti ve Orhan Pamuk'un Nobeli hakkındaki olumsuz eleştiriler bu yönde gelişti. TRT'de Banu Avar'ın hazırlayıp sunduğu "Sınırlar Arasında" adlı belgeselin Pamuk'un Nobel ödülünü almasından bir gün sonra yayımlanan bölümünde Pamuk, Nobel ödülleri ve İsveç ile ilgili olumsuz eleştiriler yer aldı. Demirtaş Ceyhun hazırladığı imza metninde Orhan Pamuk'un kitaplarını "Amerikan patentli postmodern romanlar olarak" adlandırmış ve "Nobel ödülünün Pamuk'a verilmiş bir ücret" olduğunu söylemiştir. Basında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Orhan Pamuk'u kutlamadığına dikkat çekildi. Ödüle yabancı basından olumsuz eleştiriler de gelmiş, ödülün siyasi sebeplerden dolayı verildiği belirtilmiştir. Orhan Pamuk'un eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup ve yazıları da kimi eleştirilere uğradı. Bir kısım edebiyatçı Orhan Pamuk'un eserlerindeki bazı bölümlerin diğer yazarlara ait başka eserlerden fazlasıyla esinlendiğini savunmakta, özellikle bazı romanlarındaki belli kısımların diğer kitaplardan neredeyse tamamen alıntı olduğunu öne sürmektedir. Hürriyet Gazetesi yazarı Murat Bardakçı 26 Mayıs 2002 tarihinde belgeleri ile yazarı sahtecilik ve intihal ile suçlamıştır. Murat Bardakçı'ya göre Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanı, hikâyesi ve anlatım şekli ile Amerikalı yazar Norman Mailer'in Ancient Evenings adlı romanının bir kopyasıdır. Ayrıca suçlamalara göre Orhan Pamuk'un Beyaz Kale adlı romanı Mehmet Fuat Carım'ın Kanuni Devrinde İstanbul isimli eserinden birebir pasajlar içermektedir. Orhan Pamuk günümüze dek bu konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Orhan Pamuk'un Sri Lanka'da düzenlenecek olan Edebiyat Festivaline katılması Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (Reporters sans frontières) tarafından eleştirildi. Örgüt Orhan Pamuk'u ve festivale katılmak isteyen diğer edebiyatçıları Sri Lanka'daki baskıları meşru hale getirmekle suçladı. Orhan Pamuk davası Yazar Orhan Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" açıklamasında bulununca hakkında TCK'nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açıldı. 16 Aralık 2005'de ilk duruşması yapılan Pamuk davası Adalet Bakanlığı'ndan beklenen yazı gelmediği için 7 Şubat 2006 tarihine ertelendi. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, bu tür davalar için Adalet Bakanlığı'nın yazılı izninin gerektiğini belirterek izin verilip verilmediğinin sorulması için bakanlığa yazı yazılmasına karar verdi ve duruşmayı da 7 Şubat'a erteledi. Duruşmanın ertelenmesi kararına AB yetkililerinden tepkiler geldi. Dava günü Şişli Adliyesi önündeki Pamuk ve yabancı yetkililere yönelik protesto gösterileri, Türkiye ve dünya basınında önemli yer tuttu. AB - Türkiye Karma Parlamento Eş Başkanı Joost Lagendijk, "hükümet, parlamentoya değişiklik yasası getirebilir. Yapılacak şey budur. Türkiye'nin imajına büyük bir zarar vermiştir. Avrupa'da kötü bir imaj doğmuştur. Ünlü bir yazar hakkında dava açarsanız, dışarıda milliyetçiler bu yazarı dövmek için arabasına saldırırsa, burada ciddi bir sorun vardır" dedi. AP Türkiye Raportörü Camiel Eurlings de, hükümetin yazar Orhan Pamuk davasını düşürmesi gerektiğini belirterek, hükümet reform taahhüdüne sadık kalmalı şeklinde konuştu. Türkiye ile AB arasında ciddi gerilime neden olan Orhan Pamuk’un hakkındaki dava 22 Ocak 2006 tarihinde düştü. Adalet Bakanlığı, Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda, Yeni Ceza Yasası gereği izin yetkisi olmadığını hatırlatarak, Pamuk'un yargılanması için Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. Ödülleri 1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazar arasında paylaşıldı) 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları 1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev 1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale 1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle) 1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz 1995 Prix France Culture (Fransa) Kara Kitap 2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı 2002 Premio Grinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 International Impac-Dublin Literary Award (İrlanda) 2005 Prix Médicis Etranger (Fransa) Kar 2005 Alman Yayıncılar Birliği'nin Barış Ödülü (Almanya) 2005 Richarda Huch Ödülü (Almanya) 2006 Le Prix Méditerranée étranger Ödülü (Fransa) Kar 2006 Nobel Edebiyat Ödülü (İsveç) 2006 Washington University'nin Seçkin Hümanist Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri)[24] 2006 Commandeur de l'ordre des arts et des lettres (Fransa) 2008 Ovid Ödülü (Romanya) 2010 Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri) 2012 Sonning Ödülü Fahri Doktoraları 2006 Tiflis Üniversitesi 2007 Berlin Serbest Üniversitesi 2007 Boğaziçi Üniversitesi 2007 Georgetown Üniversitesi 2007 Tilburg Üniversitesi 2007 Madrid Üniversitesi 2008 Floransa Üniversitesi 2008 Beyrut Amerikan Üniversitesi 2009 Rouen Üniversitesi 2010 Tiran Üniversitesi 2010 Yale Üniversitesi 2011 Sofya Üniversitesi Onur üyelikleri 2005 American Academy of Arts and Letters Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri) 2008 Social Sciences of Chinese Academy Onur Üyesi (Çin) 2008 American Academy of Arts and Sciences Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri)