Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
19,5bin
Gösterim
Adı:
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Cep Boy)
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756006474
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Baskılar:
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Cep Boy)
Confessions of an Economic Hit Man
Ekonomik tetikçiler (ET'ler) yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslar arası Kalkınma Ajansı ve diğer yabancı "yardım" kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır. Nereden mi biliyorum; ben de bir ET idim. Dünyamızı kimler yönetiyor? Kirli aileler, kirli şirketler.

Kalkındırma yalanı altında -milyarlarca dolarlık- şişirilmiş projeler ve bu projeleri 'bilimsel' gösteren, üniversite kitaplarına bile geçmiş raporlar, teoriler. Maalesef bu kez komplo değiller! Hedef ülkeler, hedef yöneticiler; ya satılacaklar, ya da ölecekler. Hepsi yaşanmış, hepsi gerçek Yöntem çok, amaç tek: Şirketokrasi İle Yönetilen 'Küresel İmparatorluk'
320 syf.
·6 günde·Beğendi
Müthiş bir boğaz ağrısını düşünmemenin yolu uğraş bulmaktır. Ben de küçüklüğümden gelme bir başka ilgi alanım olan 'terörizm' üzerine ki kitap tam olarak öyle olmasa da, birçok yerde ayrıntılı açıklaması ile aktaracağım.

Öncelikle kitabın çıkarılmasında zorlu yolu kısaca yazayım. Kitap, bir ET olan ve Irak, Afganistan, Panama, İran ve birçok Afrika ülkesini gezmiş, gerçekleri gözleriyle görmüş, gerçekleri yaşamış kişilerle konuşmuş, diplomat, askeri yetkili gibi kişilerden alınma bilgilerle yazılmıştır. Perkins, kitap içerisinde daha doğrusu sonlara doğru ne denli bir zorluktan geçtiğini ve onlarca yayınevinin bu kitabı basamayacağını bildirmiştir.

Basitleştireyim. Bir film düşünün, Birleşik Devletleri çok feci bir şekilde eleştiriyor, Irak işgali sırasında tecavüzleri... dur dur, o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye'de x hastanesinde 145 18 yaş altı ve yarısı kadar 14 yaş altı çocuğun hamil kalması ile ilgili haberi yapan kişi ne oldu? What? Sanırım biliyorsunuz. Size bir sır vereyim: Bu gibi kitapları, filimleri yani eleştri ve gerçekleri yüzeye çıkarmak istiyorsanız, arkanızın çok feci sağlam olması gerekir. 5-6 yıl önce yani, 14 yaşlarındayken yeni dünya düzeni ile ilgili 11 saatlik bir belgesel izlemiştim. Bu belgeseli tekrar ve tekrar izledim. Belgeseli hazırlayan iki yönetmen defalarca tehdit edilmiş, ailesi ve akrabalarına türlü şeyler yollanmış, belgeselleri parça halinde kaldırılmıştı. Türkiye gibi ülkelerden yayımlayıp birleştiriyorlardı.

Yeni Dünya Düzeni...

Size kitaptan geçmediği halde birkaç şey önerebilirim. Belki de geçtiği halde...

Kitapta CIA'nin onlarca ki Türkiye'de dahil, darbelerini, ekonomik savaşlarını, Irak işgalini, Afganistan Taliban'ını, Usama Binladin'i, açlıktan ölenleri... bla bla.

Şunu unutmayın: 'Birleşik devletler, küçük İsrail'dir.'

John F. Kennedy'nin 'Yahudi Lobisine' gönderme yaptıktan sonra suikast sonucu öldürülmesi. (Orijinali kaldırılmış, idare edin)
https://www.youtube.com/watch?v=9Zr3TmfHZF0

Yaklaşık 645 Birleşik Devletler askerini öldüren Irak direnişinin en büyük öncülerinden Juba lakaplı keskin nişancı.
https://www.youtube.com/watch?v=RTM1qEmi1rg

Devrik lider Saddam Hüseyin'in psikopat ve zürriyetsiz oğlu olan Uday Saddam Hüseyin ile ilgili... bir söylemini vereyim, ''Kızları Tanrı'dan daha çok seviyorum.''
https://www.youtube.com/watch?v=zQxDU0aLhpU

Yeni Dünya Düzeni ile ilgili Banu Avar'ın belgesellerini öneririm.
https://www.youtube.com/...oNmqtrj1OHfanXEORme-

11 Eylül ile ilgili de Rockefeller ailesinin binanın sahibi olduğunu, daha sonra el değiştirdiği bildirmiştir. Günümüzde hangi aptal ki buna Birleşik Devletler vatandaşlarını da ekleyebilirsiniz. Hiçbir insan iki kulelerin gerçekten intihar uçakları tarafından yerle bir edildiğine inanmaz. Aklınızla alay edilmesine izin vermeyin!

11 Eylül ile ilgili de Zeitgeist belgesellerini öneririm. Yorgunum, atamam şimdi. Rahatlıkla bulabilirsiniz. :)

Sıradaki hedef İran.

Ortadoğu da, Irak, Suriye, Lübnan, Yemen gibi birçok ülkenin işgali on yıllar önceden bir harita üzerinden yapılmıştı. Bu ülkelerden sonra açık hedef İran olacatı. Çünkü İran, İsrail'i tehdit eden ve Amerika'ya karşı gelen tek 'İslam Cumhuriyeti'dir. (Şah sonrası) CIA'nin eli ile başa gelen ve ilişkilerin müthiş düzenlendiği İran... her neyse. :) Belgeseli izleyin.
https://www.youtube.com/watch?v=Y1SRxk2eU4g

Osama Binladin eski bir CIA destekçisiydi. Babası Suudi bir milyarder olan Osama, bir din alimi olmak üzereydi. Afganistan- Sovyetler Birliği savaşında öncülük etmek için Afgan mücahitlerinin başına gelmiş ve oradan bir süre sonra Pakistan'a geçmiştir. El-kaide'nin kurucu lideridir, Taliban ile çok yakın ilişkileri vardı.

Gizli ve hemen sonra kendi sitelerinden kaldırılmış bir bilgi.
11 Eylül sonrası bir ses kaydı yayımlamıştı ve kesin bir dille saldırının El-kaide ile bir bağlantısı olmadığını, bunu şiddetle kınadığını söylemişti. Peki sonra? Kaldırıldı.

Taliban ile ilgili;
https://www.youtube.com/watch?v=5OI8Y0jjM0k

Neyse, toparlamak gerekirse, kitapta ET(Ekonomik Tetikçi)'nin oluşumu ve gelişimini açıklıyor. Onlarca ülkede yaptıkları, gözlemledikleri, duydukları ve tartışkları birçok bilgi.

Benden bir bilgi. 11 Eylül sonrası Pusht, açıklamaları hiç dinlemeden önce Afganistan'a girdi. yaklaşık 250 bin insan öldürüldü. Hemen sonra 'kitle imha' silahları bahanesiyle Bağdat bombalandı. Ne zaman oldu biliyor musunuz? Kadir gecesi. Pusht,' Bugünün olmasını özellikle seçtik.'

5 yaşındaydım, ama dün gibi hatırlıyorum. Bağdat'ın bombalanması, Irak işgalinin başlangıcı...
https://www.youtube.com/watch?v=hCRcydUm2Qs

Ne diyordum, ha. Daha sonra yani 2002 Afganistan işgalinden sonra Irak'a girildi. Başlarda demokrasi naraları atan halk, ebesinin şeyini sornadan görecekti. Bir istatistik vereyim. Yaklaşık yarım milyon insan öldü, yüz binlerce genç kız, çocuk, kadın, adam, bulabildikleri herkese, gözünü kestirdikleri herkese tecavüz ettiler. Canları sıkıldığında veya birlikten biri vurulduğunda camilere ateş açar, sokakta arabadan rastgele arabalara ateş açarlardı.

Gazeteci ve sivillere ateş açan Amerikan askerleri ve diyalogları
https://www.youtube.com/watch?v=5rXPrfnU3G0

https://www.youtube.com/...fnWY8UQfykA(Türkçe Altyazılı)

Gecenin bir yarısı evinizi basarlardı, annenizi, kardeşlerinizi, babanızı dışarı çıkarırlardı. Annenizi ve kardeşinizi içeri alır hunharca tecavüz edip babanıza ve size dinlettirirlerdi. Amaç, elinizden bir şey gelmediğini görüp böbürlenmekti. Bu olayların yani eziyetlerin tamamı neredeyse 'sunni' mezhebine mensup insanlara yapıldı. Çünkü Saddam zulmünden dolayı acı çeken şiiler, işgal sonrası kız alıp verdiği, yüzlerce yıl yaşadığı bu topraklarda Amerikan askerlerinin iğrençliklerine alkış tutup yeltendi. Irak'ta mezhep savaşının tanımı budur.

Meşhur Abu Gharip hapishanesinden (+18)
https://www.youtube.com/watch?v=fRZEvNnyqlA

Irak, Afganistan gibi yerlerde yakaldıkları üst düzey yetkilileri konuşturmak için Guatemala'ya getirirlerdi. İşkencelerini yazmayayım şimdi, mideniz kaldırmaz.

Son olarak, affınıza sığınarak bir söz bırakmak istiyorum. Tanrı'nın Psikopat Çocukları kitabından bir alıntı.

''Amerika Birleşik Devletlerin ordusu, tecavüzcü koğuşlarında bile rastlayamacağınız kadar çok o.rospu çocuğu sübyancılarla doludur.''

Keyifli okumalar.
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım insanlar vardır...Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Nörüyonuz KİKİRİKLER ? Ammman iyi olun .. Hele şu işe gidenleeeer !!! =)) Siz çalışın BEN YATARIM!!! Anlayacağınız üzere ben evdeyim .. "İŞİM" gücüm YOK!! Sağa sola salça olmaktansa oturam bu kitabı kritikliyem dedim .. Arkadaşım bu kitabı kesinlikle oku .. Orda bir kez anlaşalım .. Ben siyasetten anlamam , yok efenim tarih bilmem falan deme .. Birincisi, bu kitap son derece yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış , ikincisi tüm bu anlatılanlar bir gezi ya da hatırat kıvamında aktarılmış .. Sizi boğan grafikler ve sayısal değerler yok .. Olaya "FRANSIZ" büyükelçiliğinden katılacaklar için de gerekli temelleri işbu inceleme ile ben atıcam ..(bkz : yauw Tuco ne mübarek bir zatsın sen!) Kitaba konu olan coğrafya ve halkların bir kısmını sizlere tanıtıp , "KESTANE GÜRGEN PALAMUT - ALTI YAPRAK ÜSTÜ BULUT - GEL SEN TUCO'YLA DERDİ UNUT - "İŞSİZLİK" NE GÜZEL diyip güle oynaya incelemeyi bitireceğiz .. Damalı bayrak havada .. Git , çayın ,çorban neyin varsa kap gel .. Füt füt füt diyerekten ,bade süzerekten , biramı hüpleterekten ve tuzlu fıstık kemirerekten olaya başlayayım ben de .. Saat 11 ! Şaşırmayınız !! Erken kalkan yol alır .. 18 yaş altı kesim.. Aman alkol almayın .. Alkol alırsanız kul hakkı yer , yoldan çıkmış canavarlara dönersiniz .. Uyarmadı demeyin !! =))

Sevgili canikolar , biliyorsunuz ki Osmanlı parçalandığında , ortadoğudaki toprakları , sınırları CETVEL ile çizilip pekçok tarihçinin de dile getirdiği üzere, adeta "yoldan geçen" arap şeyhlerine tanzim edildi..O dönemlerde, yani 1930 larda Suudların kıçını silecek taşı yoktu .. Kuveyt 'i yüzyıllardır yöneten El Sabah ailesinin, dedelerinin kardeşini 10 (yazıyla on!) osmanlı altını karşılığında öldürdüğü falan söylenir durur..Gün geldi hesap döndü , işbu Kuveyt şimdi Amerika' nın en büyük yabancı yatırımcılarından biri oldu ..Bu kısmı cebine at ilerde lazım olacak .. Devam edelim ..O zamanlar , ortadoğudaki şeyhlikten ,monarşi ve krallığa henüz geçmiş bu sonradan görme görgüsüzlerin gelmiş geçmiş en büyük düşmanı, zannettiğiniz üzere Amerika değil , BAAS hareketi idi .. '45'ten sonra ,peşpeşe girdikleri dünya savaşlarının ardından, Kibariye'nin annesi moduna girmiş İngiltere ve Fransa ,bu iki büyük güç , parkinsondan yakınarak ligi , ABD ve SSCB' ne (Rusya işte Rusya !) bıraktılar .. BAAS , araplar için yeniden doğuş demekti .. Tek bir çatı altında , tek bir devlet altında birlik olma fikriydi ..Özgürlükçüydüler .. Kalkınmacıydılar.. Laiklikten yanaydılar ve şimdilerde radikal islam olarak adlandırılan olgunun da "tam" karşısındaydılar..Mottoları özgürlük ,birlik , sosyalizm idi .. Suud kralı Faysal , sonrasında "yalelli" Fahd , BAAS 'tan kıl kaptı kelimenin tam anlamıyla .. Çünkü 1950 'li yıllarda bu monarşik düzene , gücün tek elde toplandığı bu dikta rejimine, halkın zenginliğini sömüren bu azgın bedevilere dur diyecek tek bir kesim vardı : BAAS! Bir tarafta para , diğer yanda sosyalist birlik heyecanı.. Bir yanda TÜM amerika kıtasının sahip olduğu cip sayısından fazlasını şimdilerde bir sülalenin garajına toplayanlar , çölde ferrari parçalayanlar , diğer yanda ekmek arası çöl kumuyla yoğrulmuş humusa talim eden zümre ..

Arap dünyasının BÜYÜK abisi Mısır' a uzanalım az da .. BAAS'ın gelmiş geçmiş en büyük lideri Cemal Abdulnasır , 1952'de Kral Faruk' u yukarda saydığım sebeplerden ötürü tahtından darbe ile indirdi .. İlk işi Süveyş'ten kan emici asalak ingiliz ve fransızı kovmak oldu..Daha sonra "millileştirme" politikalarına el attı.. Biz biliyoruz ki bugüne değin petrol ve yeraltı kaynaklarını millileştiren her kim olursa olsun ya asıldı , ya da yok edildi tıpkı İran'ın efsanevi başbakanı Musaddık gibi.. Nasır'ın da suyu ısınıyordu.. Üzeri çizilmişti ..Yaptığı bu affedilmez hareket ile bölgeye yeni yeni yerleşen Amerika'yı çok tedirgin etmişti .. Sosyalist ve eşitlikçi politikalar, ABD ile oksimoron bir birliktelik ortaya çıkarıyordu..Yalnız gelmiş gecmiş en azılı sömürgecilerden , yani ingilizlerden çok ders çıkarmış Amerika "böl ve yönet" kartını henüz oynamamıştı.. İşte o yıllarda , Nasır çok büyük bir hata yaparak islami hareketin önde gelmiş isimlerinden Seyyid Kutup'u astı.. Böylece Abd' nin isteyipte bulamadığı kozu eline vermiş ,Mısır'ı da ikiye bölmüş oldu : Reformist BAAS taraftarları ve İslamist kesim.. Pek tabiidir ki ABD , Nasır'a karşı islam geleneğinden gelenleri destekledi.. (Emperyalizmin maşaları o gün bugündür hiç değişmedi.)Bu kesimi de at cebine!! 48 ' de kurdurdukları ve ortadoğuya soktukları truva atı İsrail'i de sonradan cepheye sürüp '67'de Suriye - Mısır ve Ürdün'e saldırttı.. İsrail, hem Golan tepelerini ele geçirdi , hem de Nasır' ın bölgedeki karizmasını ve otoritesini kırdı .. Nasır İsrail ile masaya oturmak zorunda kalmıştı ki, bu arapların ASLA affedebileceği bir durum değildi .. Resmen ,alenen ve ilk kez bir arap ülkesi İsrail'i tanımış oluyordu çünkü böylelikle..

Gelelim Irak ve İran'a .. Tıpkı Nasır gibi Abdulkerim Kasım da 17 temmuz 1967 'de 2. Faysal'ı devirip Irak'ta cumhuriyeti kurdu..Sonrasında içinde yeraldığı devrimi baltalıyacak olan ve o zamanlarda başkan yardımcısı olarak görev yapan "Saddam" ile beraber.. Bu kısmı da at cebine sevgili monçiçi !! ABD onu çooooook önceden araştırmış ve keşfetmişti çünkü.. O dönemlerde Irak'taki BAAS rejimi kelimenin tam anlamıyla inanılmaz reformlara imza attı .. Dünyanın hiçbir yerinde bir devrim bunca hızlı ve aksaklık olmaksızın başarıya ulaşmamıştır..Neydi bu yapılanlar ? İşçi emeklilik yasası çıkarıldı, PETROL MİLLİLEŞTİRİLDİ, onlarca üniversite kuruldu, kadınlara askerlik yolu açıldı, halk okulları ve halk ordusu kuruldu, okuma yazma seferberliği başlatıldı , bu seferberlik merkezlerinin sayısı 255 'ten 26.790 'a çıkarıldı..Kadın hakları , tarım , sulama , kimya , makine ve endüstri .. Aklınıza gelip gelebilecek tüm alanlarda topyekün bir kalkınma hareketi başlatıldı.. Bu kısım çok çok önemli : ÜLKEDEKİ TÜM IRK VE MEZHEPLER , TÜM SİYASİ HAREKETLERE PARLEMENTODA TEMSİL HAKKI VE ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLDİ .. Ve BAAS ,tüm emperyalist petrol şirketleri ile çok şiddetli bir savaşa girdi..

İran' da skor, erken davranıp hatalarından ders alan ABD leyhine yazıldı ve şapkadan Humeyni çıktı .. İran acemdi , şii idi .. Tüm arap ülkelerinin onlarla görülecek tarihi bir hesabı vardı .. Zaten öyle de oldu .. Saddam' ın darbesine müteakip Irak -İran savaşı patladı ..Tam 8 yıl savaştılar boş yere!!! Burayı cebine atma ..Koy önüne... Cebindekileri de çıkar ..Nedir bunların ortak noktası ? Hepsi de yozlaşmayı seçmiş , para için halkını satmış zümreler ya da kurumlar .. Karşılarında kim var ? SOSYALİZM.. Siz bugün Trump'la karşılıklı kılıç kalkan oynayan bu araplar hep böyle miydi sanıyorsunuz ?!?

Buraya kadar okuduklarınız olayın makro ölçeği..Bir nevi kendi şahsımca kısa tutmaya calışarak anlattığım ..Mikroya geçtiğimiz an işte bu kitaba ayak basıyoruz .. Yıkılan kentler ve bu kentlerin yeniden inşaası ile bölgede at koşturmaya başlayan az gelişmiş ülke müteahhitliğine soyunan çok uluslu emperyal şirketler, satılan silahlar ,ilaçlar , kazanılan ihaleler.. Altyapı - üstyapı .. Aklınıza gelebilecek her türlü iktisadi çıkarlar .. Kimler vasıtasıyla mı ? Ekonomik tetikçi olarak anılan bu ajanlar yardımıyla .. İşbirlikçileri kim? Az önce bahsettiğim yozlaşmış kurumlar ve devlet erkanı.. Ben size sadece kitap öncesinde oluşan tezi sundum üç aşağı beş yukarı..Okuyacaklarınıza yabancı kalmayasınız diye ..Bu kitap esasen sosyalizme karşı emperyalizmin demin de belirttiğim gibi mikro ölçekteki savaşıdır .. Ülkeleri sömürgeleştirilmiş , tüm hakları ellerinden alınmış , günde 16 17 saat çalıştırılan insanların , toplumların başlarına "GETİRİLENLERDİR" .. İnanılmaz raddede gözü dönmüş , kuduz köpeğe bile rahmet okutacak bir AÇGÖZLÜLÜĞÜN, maskelenerek yozlaşmış yöneticiler yardımıyla ülkelere yapılan ihracıdır.. Doğaları gereği "ihraç etmeden" duramaz bunlar.. Ya özgürlük der , basını susturur , ya düzen der terör pompalar bölgeye ..Oynanan oyun hiiiiç değişmez ! Zira hepimiz biliyoruz ki , TARİH ŞU GÜNE DEK GÖZÜ DOYMUŞ TEK BİR TANE DAHİ KAPİTALİST KAYDETMEMİŞTİR..
320 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı anlamak için iktisat bilmenize gerek yok. Dili çok sade ve akıcı. O yüzden kitabın isminden dolayı algılarınızda oluşan antipatiyi bir kenara bırakın ve hemen okuyun, okunmasına vesile olun. Zaten az çok hepimizin bildiği şeyleri gözümüze sokması hikayeye ayrı bir güzellik katıyor. Hikayenin kurgu olup olmadığını bilemem ancak yazılanlara komplo teorileri diyenlerin bir an önce bulundukları mağaradan çıkmalarını öneriyorum.

Yazarımız John Perkins, bir ekonomi uzmanı ve aynı zamanda şirketokrasiye hizmet eden bir ekonomik tetikçi (ET). Yaptıklarından pişman olmuş olacak ki, görevinden istifa edip yaşadıklarını kaleme almaya karar veriyor. 5 kez rüşvet ve tehditlerle kitabı yazmaktan vazgeçiriliyor. ABD'de 24 yayınevi kitabı yayınlamaya korkuyor.

Kitap, Amerika'nın Ortadoğudaki gelişmemiş üçüncü dünya ülkeleri üzerindeki kirli planlarını, Amerikan ajanı olan John'un bu ülkelerin yöneticileri ile yapmış olduğu ziyaretlerini, bu ziyaretlerde aslen bu devletlerin hiç ihtiyaçları olmayan şeyleri Amerika'nın çıkarları doğrultusunda nasıl pazarladığını, bu ülkelerin Amerikan bankalarından faizli devasa krediler çekmek zorunda bırakılarak yıllarca borçlandırıldıklarını, dolayısıyla onları nasıl dışa bağımlı hale getirdiklerini, sonrasında yeraltı kaynaklarına nasıl çöküp sömürdüklerini, anlaşma sağlayamadıkları ülkelerin yöneticilerini nasıl derdest ettiklerini, silah satmak istedikleri ülkelerde terörizmi nasıl faaliyete geçirdiklerini bir itiraf şeklinde ele alır.

'Sonuçta bu liderler, sadakatlerini garanti edecek bir şekilde bir borç batağına saplanırlar. Sonra da politik, ekonomik veya askeri ihtiyaçlarımız için ne zaman istersek onları kullanabiliriz. Karşılığnda onlar da, halklarına sanayi siteleri, elektrik santralleri ve havaalanları sağlayarak politik durumlarını güçlendirirler. Bu arada, Amerikan mühendislik ve inşaat firmaları inanılmaz derecede zenginleşirler.' (Alıntı)

Olur da vaktiniz olursa hiç sıkılmadan keyifle izleyeceğinizi düşündüğüm ve içerisinde İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan emperyalizminin ve kapitalizmin ülkemize giriş hikayesini, 1948 - 1951 yılları arasında Amerikanın diğer 16 ülke ile birlikte Türkiye'ye yaptığı Marshall yardımı neticesinde ülke olarak verdiğimiz tavizleri, margarinin ülkemize nasıl girdiğini, zeytinyağlı yiyemem aman türküsünün hikayesini, dönemin en büyük gelir kaynaklarından olan kenevirin yasaklanmasını, sağ-sol olaylarının çıkışını, hala aktif siyasette rol oynayan bir partinin kuruluşunu, devalüasyonları, darbeleri, idam sehpalarını da anlatan Mehmet Ali Birand'ın (nur içinde yatsın) belgesellerini bırakıyorum.

Demirkırat :

https://www.youtube.com/...rux_vc-tC_8QjvI4JyCM

12 Mart :

https://www.youtube.com/...kjpo0R4I_ApHg54V327Q

12 Eylül :

https://www.youtube.com/...0g2zuAIgGDpVNLKnzts5

Diğer yandan, aslında fotoğrafa yakından baktığımızda ekonomik tetikçilerin faaliyetlerini halen ülkemiz üzerinde devam ettirdiklerini ve hatta bunu bireylere kadar indirgediklerini görüyoruz. Örneğin hepimizin evinde ömrümüzün sonuna kadar kullanmayacağımız bir çok eşya mevcuttur. 'Bir kez evleniyoruz, âdet vs.' adları altında birkaç saatlik düğün merasimi için yıllarca çalışmak zorunda bırakılırız. Özel hastanelere yolumuz düşerse olmayan hastalık çıkarırlar. Aman sağlığımdan önemli mi deyip varımızı yoğumuzu harcarız. Bir de MR'ınıza bakalım, sizi şu polikliniğe yönlendiriyorum, ameliyat olmanız lazım, 1 ay sonra kontrol vs. (bu kontroller hiç bitmez). Sezonda izleyeceğimiz dört tane maç için bir yıl boyunca abone oluruz. Bize hiçbirşey katmayan dizilerin, programların başından kalkamayız. Şu 3 harfli marketlere gelince; tüm ürünleri görüp dokunabilelim diye labirent şeklinde tasarlanmıştır. Ayrıca bütün ürünler kolisinin içinde durur ve kolilerin ağzı gülenyüz şeklinde açılır. Nedenini siz düşünün. Rezistans denilen şey o kadar pahalı olmamasına rağmen, işe yarayıp yaramadığı bile meçhul olan ve makinenin rezistansına zarar verdiği gerekçesiyle her yıkamada kullanılması gerektiğini söyleyerek itelemeye çalıştıkları reklamı hatırlamışsınızdır. Bankalar yasal dolandırıcılardır. Bize kredi, kredi kartı verebilmek için ne kadar uğraşırlar değil mi? Sonunda bu krediye gerçekten ne kadar ihtiyacımız olduğuna ikna olmuşuzdur. Yukarıda saydıklarım benim aklıma gelenler. Eminim siz de buna benzer birçok şey bulabilirsiniz. Şimdi bunların kitapla ne alakası var diyeceksiniz. Bana göre hepsinin amacı ET'lerin amacı ile aynı yöntemleri ise farklıdır. Amaç bize hiç lazım olmayan şeyleri çok ihtiyacımız varmış gibi göstermek ve bu şekilde kendilerine bağlamak. Bunların en tehlikelileri ise online oyunlardır. Oynayanlar bilir ki bu oyunlar tamamen ayrı bir dünyadır. Ancak burada bir farklılık söz konusudur. Oyunculara satılmak istenilen bir itemin oyuncuya lazım olduğuna ikna edilmesine gerek yoktur. Çünkü oyunun kurucusu oyuncuların ihtiyaçlarını da zaten kendisi belirler. Birçok online oyun böyledir. Para vermezseniz ilerleyemezsiniz yada güçlenemezsiniz böylece oyundan da keyif almazsınız. Pay to win. Konu fazla dağılmadan toplayayım. Ülke olarak dışa bağımlılığımız artar birey olarak da ihtiyaçlarımızı kendimiz belirlemez ve bilinçli tüketici olmaz isek, malesef bizden sonraki nesillere şirketokrasi ile yönetilen küresel bir imparatorluk bırakacağız gibi görünüyor. Umarım bu olmaz. Ekonomik tetikçilere karşı her an tetikte olmalıyız :)

Kitabı okuduktan sonra geleceğe karşı umudunuzu yitirebilirsiniz, o yüzden izlemediyseniz kitabı okumadan önce Zeitgeist belgeselini izlemenizi öneririm.

Bu kitabı bana hediye eden kardeşim Homeless ufkumu açmama neden olduğun için sonsuz teşekkürler.
320 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Sadece Türkiye'deki değil, dünyadaki tüm insanların mutlaka okuması gereken bir kitap. Hatta okuması gerek demekle de kalmamalı , okullarda okunması mecburi olan bir kitap haline getirilmeli diye düşünüyorum.

Eğer dünya emperyalizmi ile mücadele edilecekse ve bu mücadele de kazanılmak isteniyorsa , öncelikle bu kitabı ve benzerlerini okutarak , insanlara emperyalizmin bütün tuzaklarını ve nasıl işletildiğini öğretmek gerektiğine inanıyorum.

Öncelikle bu kitabın bir anı kitabı olduğunu yazmam gerek. Yazarın kendisi direk olarak emperyalizme hizmet eden, ülkeleri ve yöneticilerini çeşitli taktiklerle kandırarak emperyalizmin kölesi haline getiren grubun bir ferdi olarak çalışmış ve bu konuda da oldukça başarılı olmuş bir ekonomik tetikçidir. Burada yazdıkları da çalıştığı dönemde işini nasıl yaptığını ayrıntılarıyla bize anlatmasından ibaret anılarıdır.

Yazarın direk olarak içinde bulunduğu emperyalist operasyonlardan bazıları olan Ekvador, Panama, Suudi Arabistan, Endonezya, İran ....gibi ülkelerle olan ilişkiler ve olaylar ilk ağızdan anlatılmaktadır. Ayrıca da yazarın direk içinde bulunmamasına rağmen gerek tanık olduğu ve gerekse konumu itibariyle iç yüzünü bildiği diğer emperyalist olaylar da bütün dramatik yönleriyle bize aktarılmaktadır.

Kitap, müthiş bir akıcılık ve sadelikle yazılmış. Bu yüzden çok büyük bir bilgi açlığı içerisinde kolayca ve merakla okunuyor.

Günümüzde de her gün emperyalizmin dünya üzerinde sebep olduğu olayları üzülerek ve kaygılanarak seyretmekteyiz. Ama perdenin arkasında neler oluyor neler yapılıyor, hangi oyunlar oynanıyor tabii ki bilemiyoruz. İşte ancak bu ve bunun gibi kitapları okudukça olanları ve olacakları doğru tahmin edebilir ve ona göre de gerekli tedbirleri alarak, emperyalizmin vereceği zararlardan korunabiliriz.

Son söz olarak : Mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu söylüyor ve okunmasını da şiddetle tavsiye ediyorum.
320 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Şiddetli bir tavsiye üzerine aldığım ve 'nasıl okuyacağım ben bunu şimdi ' diye kara kara düşündüğüm kitap..Çünkü ne finansal durumlardan anlarım ne de ekonomiden..Sıkılırım ,bunalırım sanmıştım...Önyargımı öylesine yıktı ki..Dünya üzerinde nefes alan her canlıya dokunuyor..Ve bence dini,dili,ırkı,ülkesi,kıtası farketmeksizin her insanın okuması gerek..Yüzyıllarca süre gelen bir oyunun en iyi oyuncularından birinin dilinden kaleme alınmış..Hepsi yaşanmış..Hepsi gerçek..Bu itiraf bir uyanışın habercisi oldu benim için..İsterimki uyanışta olan herkes uyansın...iNCELEMENİN ÖZÜ : MUTLAKA OKUYUN OKUYUN OKUYUN...
320 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap uzun süre Ekonomik Tetikçi olarak çalışmış olan John Perkins'in itiraflarını kendi kaleminden anlatmaktadır.Bir ekonomik tetikçinin görevi, üçüncü dünya ülkelerini milyarlarca dolar borçlandırarak, ABD Hükümeti ve ona bağlı uluslararası yardım kuruluşları tarafından ele geçirilerek, ülkenin kontrol altına alınması sağlamak.Suudi Arabistan, İran, Panama, Irak, Ekvator vb. ülkelerdeki bizzat yürüttüğü faaliyetleri kitapta bulacaksınız.Bana göre 'şeytanın avukatı' rolündeki bir adamın sürecin sonunda yazdığı korkaklık ile cesaret arasında yazılmış bir kitap.'Şeytanın avukatlığı' ile muazzam imkanlarla yaşamış ve yaşamakta olan bir adamın, ölmeden önce ellerine bulaşan kanı temizleme içgüdüsü ile yazdığı bir kitap.Birkaç alıntı paylaştım kitaptan.Benzeri etkileyici çok fazla söz bulabilirsiniz.Dünyada oynanan oyunun ayrıntılarını öğrenebileceğiniz,çok öğretici ve bazen de tiksindirici nitelikte bu kitabı herkesin okuması gerekir.Oynanan büyük tiyatroda kendinizi koyabileceğiniz bir yer mutlaka bulacaksınız.Şiddetle tavsiye ediyorum.
391 syf.
·9/10 puan
İnsanların nasıl enayi yerine konulduğunun, hiçbirşey yapmadan koltuk kabartarak batı hayranlığı taşıyan zihniyetlerin okumaları gereken kitap ... Tabi bu sadece bilinen yüzü , ya bilinmeyenler ...
320 syf.
·3 günde
Endonezya, Panama, Venezüela, Kolombiya ve Suudi Arabistan üzerinde oynanan oyunları kendi deyimi ile bir ekonomik tetikçiden (ET) dinliyoruz.

Özel olarak yetiştirilip seçilen ve 3. Dünya ülkelerinin, kalkınma adı altında uluslararası finans kuruluşlarına borçlanmalarına destek olan bu yardımsever(!) “casus” ekonomistlerin hizmet ettiği amaçları, hepimiz az çok biliyoruz. (Canlı örnekleri ile öğrenmek isterseniz okuyun).

Bilmediğimiz şey nasıl oluyor da, John Perkins gibi hırslı bir adam vicdana gelip tüm sırlarını şirket isimleri vererek yazıyor. O yazdı diyelim, nasıl bir yayınevi NSA’ya rağmen kitabı basmayı kabul ediyor? 40 dile çevriliyor. Bununla da kalmayıp, belgeseli yapılıyor, 2 filme de ilham kaynağı oluyor. John Perkins hala profesyonel markasını taşıyor ve sempozyumlara konuk oluyor. Bu tarz durumlarda, hele ki konu Amerika ise işin içinde iş olduğunu düşünürüm hep. “CIA isterse darbe yapar” gibi söylemlerde bulunması, karşı direnç gösteren siyasetçilere karşı düzenlenen suikastları anlatması, her fırsatta Dünya Bankası ve IMF’nin dünya genelindeki çirkin gücünü vurgulaması...Bir nevi korkutma, sindirme ya da hedef şaşırtma politikası olabilir mi dersiniz?
320 syf.
·Puan vermedi
İnsanoğlunun dünyayı nasıl bir hale getirdiğinin itirafnamesi gibi. Para, petrol ve hırs uğruna öldürülen onlarca insan. Kişiliğinden ödün vermeden dünyaya meydan okuyan ve bunu canıyla ödeyen o güzel insanlar. Niye böylesin insanoğlu?
320 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Ekonomik bir tetikçi mi? Kulağa oldukça garip gelen bir ifade değil mi? Aslında normal tetikçilerden de pek bir farkı yok. Hatta kitaptan öğrendiğim kadarıyla normal tetikçilerin verdiği zarara oranla yüzlerce, binlerce kat zarar veren insanlarmış bu ekonomik tetikçiler. İnsanımızdan sürekli olarak "tüm bunların arkasında ABD var yiğenimmm" demesini çok kez duymuşuzdur. Dayı doğru diyorsun. Ama nasıl var? Dayandırdığımız kaynak ne? Irak, Afganistan, Panama ve birçok ülkeye gizliden veya açıktan yaptığı saldırılar diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Kullandığı yöntemlere, şeytani düşüncelerine yönelik doğru dürüst bir bilgiye sahip miyiz? Bence bir çoğumuz sadece arkasında ABD var deyip, geçiyoruz. İşte John Perkins bu yöntemleri, şeytani düşünceleri, ABD'nin Küresel İmparatorluk kurulmasına yönelik adımlarını, kendi bakış açısından, bir dönem onlara yaptığı hizmetlerden bahsederek anlatıyor. Ben kullandıkları yöntemlerden biraz bahsedip incelememi noktalayacağım. Ekonomik tetikçilerin gönderildikleri ülkeler genellikle 3.dünya ülkesi diye ifade edilen henüz daha gelişmemiş ülkelerdir. Tetikçilerin görevi tabiki ABD'nin Küresel İmparatorluk kurmasına yardımcı olmak, gittikleri ülkelerin petrol vb. enerji kaynaklarına ulaşmak, İmparatorluk kurarken yönetimlerine diz çöktürmek, iş birliği yaptırmaktır. Tetikçiler gönderildikleri ülke başkanlarına, ekonomiden sorumlu yetkililere ülkelerinin ihtiyacı olan olanakları sağlayacakları anlaşmalarla giderler. Bu bazen bir hidroelektrik santral kurmak, bazen hastane yapmak, bazen eğitimleri için sağlanan anlaşmalardır. Gittikleri ülkeleri önceden araştırdıkları için ekonomilerinin bu anlaşmaları kaldırmayacağının da farkındadırlar. Ekonomik tetikçiler gittikleri ülkenin başkanlarına bu yapılacak anlaşmalar sonucu oluşacak ülkedeki ekonomik büyümelerin oranlarının istatistiklerini şişirerek sunar ve onları ikna edip onlara borç para verilmesini sağlar. Anlaşmayı yapan kişiler bazen ülkelerine iyilik yapacaklarını, bazen kendi çıkarları için kullanacağını düşünerek bu anlaşmaları yapar. Sistem için bunun bir farkı yoktur. Yeter ki anlaşmalar yapılsın. Yapılan anlaşmalar sonucu sağlanacak hizmet tabiki ABD şirketlerinin, ABD'de de nüfuslu olan insanların şirketleri olacaktır. Verdikleri borçlar faiz ile katlanarak artarken zaten borç veren ülkeden para hiç çıkmamış olur. Veren banka onların, hizmet karşılığında ödemeyi alan şirket yine onlarındır. Ülkedeki zenginlerde bunlardan faydalanır. Zenginler daha çok zengin olurken ülkenin GSMH değeri gittikçe artar. İstatistiklerin tam tersi olarak gerçekte ise fakirler daha çok fakirleşir. Ülkenin hazine parası gittikçe yüzde olarak nüfusun daha azının eline geçerken işsizlik oranları giderek artar. Gittikçe batan ülkelere sunulan çözümler arasında genellikle yönetimlerine el koyma, askeri donanımını kullanma, enerji kaynaklarından faydalanma, uluslararası alandaki kuruluşlarda ABD lehine oy kullanmalarını istemek vardır. Bu tetikçiler her zaman başarılı olmuşlar mıdır? Hayır. Bazen bu düzene baş kaldıran, ülkelerini satmak istemeyen insanlarla karşılaşmışlardır. Örneğin şüpheli bir şekilde uçak kazasında ölmüş olan Panama başkanı Omar Torrijos bunlardan biridir. Panama Kanalının kontrolünü Panama'ya kazandırmış, birkaç yıl sonra şüpheli bir uçak kazasında ölmüştür. İran’da deneyip, başarısız olmuşlardır. Irak’ta Saddam Hüseyin varken başarışız olmuşlardır. Ekonomik tetikçiler başarısız olduklarında "çakallar" denilen elinde silahları olan tetikçiler devreye girer. Bu da çözüm olmazsa ülkenin işgal olunmasına kadar varan korkunç olaylar zinciri oluşur. John Perkins neden bunları bizlerle paylaştı? Çok büyük paralar kazanırken, istediği ülkede, istediği kadınla birlikte oluyor, kuşkusuz her ABD vatandaşı gibi ülkesine hizmet ettiğini düşünüyordu. En azından bir dizi bahane ile bunu kendini inandırmak için kullanıyordu. Ancak, çökertmek için gönderildiği ülkelerin yerel halklarının kötü yaşam koşullarını görüp bundan etkilenmesi, tanıştığı insanları yakından gözlemlemesi, yerel halkların ABD’ye isyan ettiklerinde ABD kaynaklı basın tarafından dünyaya terörist olarak ilan edilmelerinden, ABD'nin izlediği yanlış politikalardan dolayı yaptığı yanlışların farkına varır. Birçok defa yazmaktan vazgeçtiği itiraf kitabını artık yazmanın vaktinin geldiğini, kendi kızı dahil dünyadaki bütün insanların geleceğini kurtarmanın zamanının geldiğinin farkına vararak yazmaya karar verir. Dünyadaki her insanın bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Okuduktan sonra ülkelerin izledikleri politikaları gözlemlediğinizde aklınıza takılan, gözünüzden kaçmayan garip davranışlarını fark etmeye başlayacak, şüphesiz “yiğenimmm bunun arkasından ABD” var diyen dayılardan biraz daha fazla bilgi sahibi olacaksınız.
Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havaalanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbirşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..." Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir."
Örneğin, nüfusun çoğunluğu borç altında ezilirken bir kamu hizmetleri şirketi sahibi (yani tek bir kişi) bile çıkar sağlasa GSMH artışı gerçekleşir. Zenginler daha da zenginleşirken, fakirler fakirleşir.Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu bir ekonomik ilerlemedir.
Panama’ya MAIN’in ilk gerçekten kapsamlı ana kalkınma planını içeren anlaşmayı yapmak üzere gönderilmiştim. Bu plan Dünya Bankası, Inter-Amerikan Kalkınma Bankası ve USAID’in o minik ama çok önemli ülkenin enerji, ulaşım ve tarım sektörlerine milyarlarca dolarlık yatırım yapması için gerekçe oluşturacaktı. Tüm bunlar elbette birer bahane, Panama’yı sonsuza dek borçlu duruma düşürüp kukla statüsüne geri döndürmek için araçtı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Cep Boy)
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756006474
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Baskılar:
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Cep Boy)
Confessions of an Economic Hit Man
Ekonomik tetikçiler (ET'ler) yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslar arası Kalkınma Ajansı ve diğer yabancı "yardım" kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır. Nereden mi biliyorum; ben de bir ET idim. Dünyamızı kimler yönetiyor? Kirli aileler, kirli şirketler.

Kalkındırma yalanı altında -milyarlarca dolarlık- şişirilmiş projeler ve bu projeleri 'bilimsel' gösteren, üniversite kitaplarına bile geçmiş raporlar, teoriler. Maalesef bu kez komplo değiller! Hedef ülkeler, hedef yöneticiler; ya satılacaklar, ya da ölecekler. Hepsi yaşanmış, hepsi gerçek Yöntem çok, amaç tek: Şirketokrasi İle Yönetilen 'Küresel İmparatorluk'

Kitabı okuyanlar 2.118 okur

  • Atakan Hovardakaya
  • Nur
  • Bora Çalım
  • BEM
  • Sems
  • Samet Aytekin
  • Ezgi İşeri Yılmaz
  • Uğur Karapaça
  • Yunus
  • Şahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.4 (3)
8
%1.1 (8)
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları