Adı:
Bu Dünyanın Krallığı
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102429
Kitabın türü:
Çeviri:
Nazım Aslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bu Dünyanın Krallığı
Bu Dünyanın Krallığı
The Kingdom of This World
Küba´nın ve dünyanın büyük yazarlarından Alejo Carpentier (1904-1980), ülkemizde pek tanınmayan, ama kesinlikle tanınması gereken bir yazar. Bu Dünyanın Krallığı, onun olgunluk döneminde yazdığı romanlardan biri. Bu romanda hareket noktası olarak alınan tarihsel olaylar, bizi gerçek yolumuzdan saptırmamalı. Yer yer yoğun, anlaşılması güç gibi gelen yalanlarıyla bu roman, bir tarihsel olaylar romanıdır. Bu olayları Vodu´nun uğursuz havası sarmıştır. Tek kollu büyücü Mackandal, adadaki tüm hayvanları büyüler, öldürür. Aynı yıkıma toprak sahipleri de uğrar. Büyü, kaba güldürüye dönüşür, güldürü de kanla sonuçlanır. Bu yangın ve kırım görüntülerinin üzerinde güzelim bedenini zenci Soliman´a ovduran güzel Pauline Bonaparte imgesi belirir.
192 syf.
·Beğendi·8/10
Kralların taçlarının yerlerde yuvarlandığı, büyücülerin silaha sarıldığı, apoletlerin şamataya verildiği, kölelerin zehir damıttığı karşılaştırmalı bir tarihsel süreklilik içinde olayların iç burkan acıklı gelişiminin, kişiliklerin düşsel görünümlerinin, mekânların biteviye dönüşümünün Yılan Tanrı Damballah'a yaraşır tarzla, yılankavi bir dille anlatımı.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Marquez'in izini sürerek ulaştığım Carpentier bana inanılmaz keyifli saatler hediye etti ve şu an tek üzüntüm Türkçe'ye çevrilmiş çok fazla eserinin olmayışı.
Kitabı okurken bölüm bölüm zihnimin derinlerinden Başkan Babamızın Sonbaharı, Hanım Ananın Cenaze Töreni, hatta Yüzyıllık Yalnızlık seslenip durdu.
Ayrıca Murat Tanakol bu şairane dili, karmaşık paragrafları çömzümleyişi ve çok detaylı dip/son notlarıyla harika bir çeviri örneği sunmuş.
Marquez seviyorsanız mutlaka okuyun, henüz okumadıysanız önce buradan başlayabilirsiniz.
192 syf.
Carpentier'in hayalle gerçeği harmanladığı bir eser "Bu Dünyanın Krallığı".
Günümüzden 200 yıl önce Haiti'deki sömürgeleşme ve kölelik üzerine yazılmış harika bir kısa roman.
Kitapta önce Fransız bir efendinin hizmetinde olan, ancak daha sonra kendi yarattıkları bir başka efendinin zulmüyle karşılaşan kölelerin duyguları, kitabın ana karakteri olan Ti Noel üzerinden aktarılıyor.
Yazar bir yandan kölelerin sorunlarına değinirken, bir yandan da gizemli büyüleri metne sokarak kitabı başka bir boyuta taşıyor. Ancak bunu yaparken gerçeklikten asla kopmuyor.
Bence okumalısınız...
“ŞEYTAN
Ey yüce mahkeme,
İlksiz ve sonsuz esirgeyici!
Nereye gönderiyorsun Colombus’u
Kötülüklerimi yinelesin diye?
Bilmiyor musun ki uzun süredir
Hüküm süren benim buralarda?
Lope de Vega”
“insanoğlu dünyayı iyileştirip güzelleştirmek istemesiyle, kendisini görevlere adamasıyla büyüktür. Tanrıların krallığında kazanılacak büyüklük yoktur. Çünkü orada her şey aşamalı bir düzendedir: Sınırsız bir varoluş, özveri, dinleme, zevk ve neşe vardır, işte bu nedenle, acı çekmekten ve çalışıp çabalamaktan bunalıp ezilmiş, felâketler ortasında bile sevebilen insanoğlu, yüceliğini ve yüksek değerini ancak bu dünyanın krallığında bulabilir.”
Ova’da, her yerde aynı cenaze duası, korkunun büyük ezgisi duyuluyordu. Çünkü korku insanların yüzlerini inceltiyor, gırtlaklarını sıkıyordu. Yollarda gidip gelen gümüş haçın gölgesinde yeşil zehir, sarı zehir ya da suya renk vermeyen zehir, tıpkı gövdesine gölge bulmaya çalışan arsız bir sarmaşık gibi mutfakların pencerelerinden iniyor, kapalı kapıların çatlaklarından içeri sızıyordu. Miserere ve De Profundis makamlarını sürekli olarak ilahicilerin uğursuz nakaratı izliyordu.
İnşaat bir karınca yuvası gibiydi. Bu tuğlalar, her mevsim ve her yıl hiç ara vermeden kaleye taşınıyordu. Bir süre sonra ”Ti Noel", bu çalışmanın on iki yıldan fazla bir zamandır sürdüğünü, tüm Kuzey Ovası halkının bu işte çalışması için zor kullanılarak seferber edildiğini öğrendi. Buna karşı girişilen her türlü gösteri kanlı biçimde bastırılmıştı. Hiç duraklamadan bir aşağı bir yukarı yürüyen zenci, Sans-Souci’nin oda orkestralarının, üniformalardaki görkemin ve bahçelerde budanmış şimşirler arasında süslü püslü kaideleri üzerinde güneşte ısınan çıplak beyaz heykellerinin, Bay Lenormand de Mézy’nin konutunda sürdürdüğü kölelikten daha iğrenç bir kölelik sonucu ortaya çıktığını düşünmeye başladı. Hatta buradaki durum daha da beterdi. Çünkü kendisi gibi siyah, kıvırcık ve yassı burunlu, kendisi gibi damgalı bir zenciden dayak yemenin derin ezikliği içindeydi. Bu durum, bir evdeki çocukların anne ve babalarını, torunların büyükanne ve büyükbabalarını, gelinlerin kayınvalidelerini dövmelerine benziyordu. Eskiden, büyük çiftlik sahipleri kölelerini bir sakarlık yapmadıkça öldürmemeye özen gösterirlerdi. Çünkü ölenin yerine başkasını almak pahalıya mal olurdu. Oysa burada, bir zencinin ölümü devlet hâzinesi için bir değer taşımıyordu: Çocuk doğuracak zenci kadınlar oldukça - ki vardı ve her zaman da olacaktır- Bonnet de l’Évéque Dağının tepesine tuğla taşıyacak işçiler hiç eksik olmayacaktı.
Hep bu boş hayallerden korktum,
ama bunları hayranlıkla seyrettim
seyredeli korkum daha da arttı.

Calderon
Mademki yaratıklar insan biçimindeyken bunca felakate neden oluyorlar, öyleyse bu biçimden bir süre sıyrılıp Ova’da olup bitenleri yaygara koparmadan sakin sakin izlemek daha iyi olacaktı. İnsanoğlu bu kararı alır almaz, gerekli güce kavuştuğu zaman kolayca hayvan biçimine girebilirdi: "Ti Noel” bunu kanıtlamak için bir ağaca tırmandı, kuş olmak istedi ve hemen kuş oldu. Bir meyveye gagasını batırıp bir dalın ucundan yerölçümcüleri seyretti. Ertesi gün aygır olmak istedi ve aygır oldu. Ama, bir ekmek bıçağıyla kendisini iğdiş etmek için kement atıp yakalamaya çalışan bir zenci melezden kaçıp kurtulmak zorunda kaldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Dünyanın Krallığı
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102429
Kitabın türü:
Çeviri:
Nazım Aslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bu Dünyanın Krallığı
Bu Dünyanın Krallığı
The Kingdom of This World
Küba´nın ve dünyanın büyük yazarlarından Alejo Carpentier (1904-1980), ülkemizde pek tanınmayan, ama kesinlikle tanınması gereken bir yazar. Bu Dünyanın Krallığı, onun olgunluk döneminde yazdığı romanlardan biri. Bu romanda hareket noktası olarak alınan tarihsel olaylar, bizi gerçek yolumuzdan saptırmamalı. Yer yer yoğun, anlaşılması güç gibi gelen yalanlarıyla bu roman, bir tarihsel olaylar romanıdır. Bu olayları Vodu´nun uğursuz havası sarmıştır. Tek kollu büyücü Mackandal, adadaki tüm hayvanları büyüler, öldürür. Aynı yıkıma toprak sahipleri de uğrar. Büyü, kaba güldürüye dönüşür, güldürü de kanla sonuçlanır. Bu yangın ve kırım görüntülerinin üzerinde güzelim bedenini zenci Soliman´a ovduran güzel Pauline Bonaparte imgesi belirir.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Nurşin Kaynarca
  • Selçuk Atış
  • siyah kağıtta siyah mürekkep
  • Betül ÖZTÜRK
  • Oktay Dinç

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%28.6 (2)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0