Cadı, Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan okuduğum en keyifli romanlardan biri oldu. Bu eser, ‘’Garaib Faturası Külliyatı’’nın 2. romanı olarak geçiyor. Külliyatın ilk romanı ise Gulyabani. İki romanda da doğaüstü varlıklar konu ediliyor. Bu konu üzerinden halkın batıl inançları anlatılırken aynı zamanda Hüseyin Rahmi, kendine has üslubu ve mizahıyla halkın bu batıl inançlarını eleştiriyor. Bunu Gulyabani ve hatta Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç adlı romanlarında da görüyoruz. Toplumun geneli tarafından inanılan, insanlara korku veren ve açıklaması mantığa da bir türlü oturtulamayan olaylar üzerinden kahramanların düştüğü yer yer gülünç yer yer acıklı durumları okuyoruz.
Hüseyin Rahmi bu batıl inançları konu ederken sadece olay örgüsü üzerinden ilerlemiyor. Yukarıda bahsi geçen diğer romanlarında olduğu gibi Cadı’da da konu edilen inanışların temelini ele alıyor. Konunun felsefi ve sosyolojik boyutlarını da anlatıyor. Ölen bir insanın hortlayarak dönmesi, beden öldükten sonra ruhun yaşaması ve birtakım ritüellerle ruhun çağırılması gibi konuların akla ve bilime uygun olup olmadığı yönünde kahramanlarını tartıştırması önemli. Bunu yaparken yine kadın-erkek ilişkileri, evlilikte bireylerin sorumlulukları, aile hayatı gibi konulara da değinen Hüseyin Rahmi, batıl inançlar konusu üzerinden farklı sorunlara da romanda yer veriyor.
Bu romanda, kocası ölen Fikriye Hanım’ın yine kendisine benzer bir kader yaşayarak karısının ölümü sebebiyle iki çocuğuyla birlikte yalnız kalan Naşit Nefi Efendi ile evlendirilmek istenmesi anlatılır. Fikriye Hanım’ı evlendirip başından savmak isteyen de yengesidir. Yalnız ufak bir sorun vardır, Naşit Nefi Efendi’nin ölen karısı Binnaz Hanım hortlamıştır. Naşit Nefi Efendi kiminle evlense kıskanır ve hem efendiye hem de yeni eşlerine musallat olur.