Adı:
Derviş ve Ölüm
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753501323
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şehir Yayınları
Baskılar:
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
"Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum;
Yanıltıcı akşam karanlığını, geceyi ve gecenin canlandırdığı herşeyi tanıklığa çağırıyorum;
Ayın ondördü ile şafak vaktini tanıklığa çağırıyorum;
Kıyamet gününü ve kendi kendini kınayan ruhu tanıklığa çağırıyorum;
Her insanın daima zararda olduğuna dair her şeyin başlangıcı ve sonu olan zamanı tanıklığa çağırıyorum…”
(…)

“Okuyucular Derviş’i beğendiler, eleştirmenler de dahil –hemen herkes-. Fakat benim için okuyucular daha önemlidir. Gazete, radyo, televizyon, dergiler ve biraz da konunun güncelliği sayesinde eserlerim, insanların dikkatini çekti. Roman bazılarının üzerinde de bir anlaşmazlık etkisi uyandırdı, başka türlüsü de olamazdı zaten.” Mehmet Selimoviç
464 syf.
Bu kitap ilk defa ortaokul dönemlerimde elime geçmişti, büyük bir hevesle okumaya başlamış olmama rağmen dilinden midir, işleyiş tarzımdan mıdır bilemiyorum ama, çok sıkıcı gelmişti.

Yıllar sonra üniversite zamanlarımda tekrar karşıma çıkınca ilişkimize bir şans daha vermeye karar vermiş, biraz ön yargıyla da olsa okumaya başlamıştım. Allah'tan da ön yargılarıma kaptırmamışım dizginlerimi. Çünkü yıllar sonra fark ettim ki; kitap aslında hiç de sıkıcı değil, çok derin olduğu için iyi bir dinleyici istiyor sadece. Sığ sularda herkes yüzer ama asıl yüzme zevki derin sularda çıkar ya, işte bu kitap da derdini can kulağı ile dinleyene eşsiz derinliği ile öyle bir zevk veriyor.

Kitabın isminin " Derviş ve Ölüm " olmasından mütevellit dini bir eser olduğunu düşünmek yanlış olur. Bana göre kitabın asıl öne çıkan yönü, adalet ve vicdan kavramını sorgulamasıdır diyebilirim.

Boşnak yazar Meşa Selimoviç’in, ağabeyinin İkinci Dünya Savaşı yıllarında kurşuna dizilerek öldürülmesinden etkilenerek yazdığı roman Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlardaki varlığını henüz yitirmediği ama iç karışıklıkların baş gösterdiği dönemlerde küçük bir kasabada kurgulanmış.

Derviş ve Ölüm’de mutlak dini doğrular üzerine kurulu küçük tekke hayatında kendi doğrularıyla yaşayan Ahmed Nureddin'in, abisinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra içine düştüğü derin karmaşa ve insanın vicdan ve ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri, ruhi bunalımları, varlık sancıları çok incelikli bir şekilde işleniyor.

Hayatı boyunca olaylara hep uzaktan bakmış, bir seyirci gibi sadece gözlemlemeyi tercih etmiş olan Ahmet Nureddin, esasında hayatın gerçeklerinden ve zaman zaman hepimizi bir girdap gibi içine çeken çelişkilerinden korkmakta ve bunlardan kaçmaktadır. Ama yaşamı hiç beklemediği bir anda onun köşe bucak kaçtığı bu gerçeklerle yüzleşmesini sağlamıştır.

Kitaba hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak kitap bir çok şey anlatıyor diyebilirsiniz; dostluğu, kardeşliği, Bosna tarihini, her dönemin bozuk olan adalet sistemini ve daha birçok şeyi anlattığını söyleyebilirsiniz. Ama benim gördüğüm yazarın asıl derdi; içi-dışı asla bir olamayan '' insanı '', vicdan terazisi nefsinden yana ağır basan bir dervişin aracılığıyla okuyucuya anlatmak. İnsan kendi karanlığını yine en iyi kendi görür, kendi bilir. Tabi bu karanlığına gözlerini yummak için kendisini en iyi ikna eden de insanın bizzat kendisidir. Gerçi ne kadar aldatsak da sonunda canı cayır cayır yanan, kendisine hesap veremeyip bu vicdan sancılarıyla kıvranan da yine bizizdir, mutlak adaleti anlık vicdan rahatlığına tercih edemeyen bizler.

Aslında kurgusal açıdan bakacak olursak kitap 150-200 sayfaya sığabilecek bir kitap, ama yoğun ruhsal çözümlemeler nedeniyle 480 sayfa sürmüş. Tabi bu da kitaba biraz ağır bir hava veriyor yine de benim gibi bu tarz duygusal çözümlemeleri seviyorsanız beğeneceğinize eminim.

Derviş Ahmed Nureddin'in içinde bulunduğu kaos (insan, nefis, derviş, kardeş, arkadaş gibi onu Ahmet Nureddin yapan her sıfatı ) çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Romanda kurgulanan diğer bütün karakterlerin hikayedeki temel amacı, derviş'in iç dünyasında taşıdığı ama ortaya çıkarmaktan korktuğu yönlerini faklı insanların aynalarında gün yüzüne çıkarmak. Böylelikle derviş, aslında birçok yerde başkasının görüntüsünde kendisiyle karşılaşmaktadır... Gerçek hayatımızda da böyle değil midir? Çevremizdeki her insan, bakmasını bilen için bize tutulmuş ve kendimizi görmemizi sağlayan birer ayna değil midir....


Kitabı bir iki günde bitirmiş olsam da, bende yarattığı düşünsel yorgunluk binlerce sayfaya denk gelir. Güç ve adalet üzerine yazılmış en derin kitaplardan biri olması ve vicdan kavramını çok nitelikli işlemiş olmasıdır belki de kitabı bu kadar ağır yapan.

Zamanı geldiğinde mutlaka okumanızı öneririm :)

Son olarak:

Öldüğüm gün taşınırken tabutum acı duyacağını sanma bu dünyanın ardından...
Ağlayarak yazık oldu diye konuşma.
Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay?
Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur.
Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur
Hangi tohum büyümez ekilince toprağa?
İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?'
464 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Yazarın kendi iç dünyasına ve çevresine baktığı psikolojik bir roman diye bilirim. Genel anlamda begendim ama bir seyler sanki havada kalmış hissi olustu bende roman bitince. Bunu da yazarın profesyonel olmamasına bağladım .Sonuç olarak okunması zevkli ve düşündürücü bir kitap özellikle beğendiğim bölümler Hasan ve dervisin konusmalari
“Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum.” ayetiyle başlıyor roman.
Can hokkasına batırılmış kalemden süzülen kanlı satırların romanı bu.
Kardeşinin haksız yere idama mahkûm edilmesinin ardından dervişin yaşadığı dilemmalar yazar tarafından mükemmel bir şekilde yansıtılmış. Yazarın gerçek hayatta da kardeşinin idamına tanık olması eserin bu kadar sahici olmasında önemli bir rol oynamış.
Manevi dünyasında tamamen teslimiyetle dolu bir tekke hayatı yaşayan dervişin; kardeşinin idamının ardından dünya sorunlarıyla kuşatılışı, dervişlik kimliğinden uzaklaşarak uğradığı haksızlığa isyan edişi romanın çıkış noktasını oluşturuyor.
Bu kitabı salt bir tasavvufi roman ya da basit bir intikam hikâyesi veyahut dostluk üzerine yazılmış bir eser olarak görmek hitaba haksızlık olur.
Dünya çapında büyük ses getiren bu eser 1974 ve 2001’de sinemaya uyarlanmış. Özellikle 2001 yapımı olan film izlenesi.
Tabi kitabı okuduktan sonra 
464 syf.
Meşa ( Mehmet ) Selimoviç, Boşnak edebiyatının en önemli kalemlerinden birisi. Derviş ve Ölüm onun Kale ile birlikte en bilindik iki eserinden birisi durumunda. Selimoviç, haksız yere idam edilen ağabeyinin acısını yüreğinde hep hissetmiş birisi. Ağabeyinin masumiyetini bilse de, maalesef devletin kurbanı olmuş. Tıpkı bugün ülkemizdeki yüz binlerce masum insan gibi, ağabeyi de işlemediği bir suç yüzünden ağır bir ceza yemiş. Selimoviç, doğrudan ağabeyinin hikayesinin anlatmak yerine daha eski devirlere giderek adalet, hak, hukuk gibi kavramları tasavvuf üzerinden başka bir hikaye ile işlemiş ve mevcudun hikayesi yerine ruh halini anlatmış.

Her anlamda çok başarılı bir edebiyat eseri, tasvirler, anlatım, kurgu... Mükemmel.

Ancak açık konuşmak gerekirse çok ağır işliyor. Yani, tam bir sakin kafa ve geniş zaman kitabı. Dostoyevski tarzı var. Suç ve Ceza'daki gibi biraz da. Tam bir toplum ahlakı romanı.

Selimoviç çok sıkı bir yazar; bu kesin...
464 syf.
Baş yapıt sayılabilecek bir eser. Güçlü bir hikâye, iyi işlenmiş karakterler, son derece edebi bir dille çok iyi anlatılmış. Yazarın işini çok iyi yaptığı kesin. Çeviri de çok iyi bir çalışma olmuş. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Hatta kitaplığınızda bulunmalı.
464 syf.
·7/10
Bir çok edebiyat ödülü almış ve MEB´in 100 Temel Eser listesinde kendine yer bulan roman, yazarın kendi başından geçenleri, sanki Osmanlı döneminde yaşanmış gibi anlatmakta. Dini eğitim ve hassasiyetleri oldukça yüksek olan kahramanın iç dünyasından adalet ve vicdan olgusunu okurun muhakemesine sunmaya çalışmakta. Sayfalar akarken çok çarpıcı tespitleri harika bir edebi üslupla okuyor olacaksınız. Öyle ki bazı cümleler üzerinde düşünmek ve bazen geri dönme ihtiyacı duyabileceksiniz. Olağanüstü akıcı bir üslubu olmamakla beraber öykü kendini okura kabul ettirmekte ve içine almakta. Romanın 1967 ve 2001 yıllarında çevrilmiş iki adet filmi olduğunu hatırlatmakta yarar var.
464 syf.
·Puan vermedi
Bir kitabın dilini cümlelerini bu kadar çok beğendiğim nadirdir. Bazen cümleye bakıp bunları nasıl böyle güzel yazmış dediğim çok oldu. Ancak karakteri de bir o kadar sevmedim. Bazen o kadar kızdırdı ki. Sonuç olarak mükemmel bir edebi eser olsa da karakteri çok bencil bulduğum için kitap hakkında ön yargılı bir yorum yapmak istemem..
464 syf.
·Beğendi·8/10
Bir derviş düşünün. Devrime inanan, hayatı ve sistemi değiştirme gücünü içinde bulan. Hem aykırılık hem iyilik timsali. Bir Hıdırellez gecesi onu buhrana sürükleyen olay kardeşinin hapse atılışından başkası değildi. Ve bu süre zarfında hiçbir şey aynı kalamadı.
Kardeşini kazanmak için her ne kadar elinden bir şey yapamamış görünse de içinde fırtınalar koptu geçen her günle birlikte. “Şimdi ben neyim? Ödlek bir kardeş mi, yoksa inançsız bir derviş miyim? insanlara olan sevgimi mi yitirdim, yoksa inancım mı zayıfladı? İnsan şeklini mi, inancımı mı yoksa ikisini birden mi yitirdim ben?" diye diye onu aklından bir saniye olsun çıkaramamış, çaldığı her kapıdan alayla ve boş bir elle dönmek mecburiyetinde bırakılmıştır.
İyilikle kötülüğün, sessizlikle başkaldırının öyküsü bu. Çabaladıkça dibe batan bir sistemin, sistemin çarklarında kaybolan bir dervişin öyküsü. İç hesaplaşmalarla süslü, yer yer durağan, Kuran-ı Kerim’le hemhal olan ve bunu zarafetle yapan bir eser.
Okunası ve sevilesi.
480 syf.
·10 günde·1/10
Mehmet (Meşa) Selimoviç'i önce Boşnak, sonra Sırp edebiyatçısı ya da genel bir ifadeyle Yugoslav yazarı olarak tanımlayabiliriz.
Mehmet Selimoviç, kitabı için şunları söylemiş: "Bu, her şeyden önce felsefi ve psikolojik bir romandır. Dürüst bir kişiliğe sahip olmasına rağmen, Derviş'in düşünce tarzı dogmatik, belli kalıpların dışına çıkmayan bir düşünce tarzıdır; oysa hayat ona tuzaklar kurmakta, onun sözde sarsılmaz düşünce tarzının ve dünya karşısında takındığı tavrın zırhını paramparça etmektedir. Yazarken beni özellikle ilgilendiren dildi; dilin kendi içinde gizlediği, etkileyici psikolojik durumların ifade edilebilmesini sağlayan olanaklardı.."
Hikaye de kardeşi haksız yere öldürülen, Mevlevi tekkesinin dervişi Ahmet Nureddin'in yaşadığı bu acı tecrübe fazlasıyla ağır bir dille anlatılıyor. (Mehmet Selimoviç kendi hayat hikayesini derviş adı altında kaleme almış.)
İlk defa bir kitabı okuma da bu kadar zorlandım diyebilirim. Bilinen bir yazar değil, hatta kitabı yayında var mı yok mu emin bile değilim ama filmini bile çekmişler kitabın, şaşırmadım değil.
464 syf.
·9/10
Edebiyat dünyasında bir kült, Eğer kitap okurken cümlelerin altını çiziyorsanız bu kitapta kalem elinizden düşmeyecek. Edebiyat severlerin kesinlikle okuması gerekli olan harika kitap.
464 syf.
·9/10
Bosna'nın Osmanlı hakimiyeti altında olduğu dönemlere denk gelen bir tarihte kardeşi haksız yere öldürülen bir Mevlevi şeyhinin iç dökümü, çaresizliği ve hesaplaşması şeklinde katmanlı bölümlerden oluşan son derece derinlikli bir eser Derviş Ve Ölüm.  Kitabın temel dayanığı gerçek bir yaşam öyküsü. Meşa Selimoviç kitabın başında NEDEN YAZDIM , NASIL YAZDIM bölümünde anlatıyor size gerçek hikayeyi. Gerçek hikayenin üzerinizde bıraktığı çarpıcı etkiyle "hokka ile kaleme and olsun ki.." (Kalem sûresi/1) girişi ile başlıyorsunuz kitaba. Psikolojik çözümlemelere, farkına varmanın gücüne, inancın ve benliğin sorgulanmasına kışkırtıcı betimlemelerle tanık oluyorsunuz. Güç ve güçlü olmak üzerine yazılmış değerli bir başyapıt.
464 syf.
·459 günde·Beğendi·Puan vermedi
Mekan insanın zindanıdir... İşte bu yorum 4 duvar arasında kaldığım günlerde farkındalık sağlamıştı hayatima. Şimdi ise hayatı kavramaya bir çok yolum olduğunu gösteriyor. Teşekkürler me$a
Dua bittiği halde ses çıkarmadan oldukları yerde kalmaları, gitmek için davranmamaları; anlamak istediğim şeyi açık olarak anlattı bana.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Derviş ve Ölüm
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753501323
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şehir Yayınları
Baskılar:
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
Derviş ve Ölüm
"Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum;
Yanıltıcı akşam karanlığını, geceyi ve gecenin canlandırdığı herşeyi tanıklığa çağırıyorum;
Ayın ondördü ile şafak vaktini tanıklığa çağırıyorum;
Kıyamet gününü ve kendi kendini kınayan ruhu tanıklığa çağırıyorum;
Her insanın daima zararda olduğuna dair her şeyin başlangıcı ve sonu olan zamanı tanıklığa çağırıyorum…”
(…)

“Okuyucular Derviş’i beğendiler, eleştirmenler de dahil –hemen herkes-. Fakat benim için okuyucular daha önemlidir. Gazete, radyo, televizyon, dergiler ve biraz da konunun güncelliği sayesinde eserlerim, insanların dikkatini çekti. Roman bazılarının üzerinde de bir anlaşmazlık etkisi uyandırdı, başka türlüsü de olamazdı zaten.” Mehmet Selimoviç

Kitabı okuyanlar 358 okur

  • Yasemin cc
  • Alihan Eroglu
  • kenan seven
  • Ibrahim Kara
  • Ebru Artar
  • vaqqas vakur
  • Ebabil
  • Elif Kebapçı
  • Canan
  • Murat

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.7 (2)
9
%0.8 (1)
8
%0.8 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.8 (1)