·
Okunma
·
Beğeni
·
2,3milyon
Gösterim
Adı:
Dönüşüm
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052394519
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Verwandlung
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pergole
Franz Kafka Dönüşüm eseriyle Dünya edebiyatında önemli bir yer almıştır.

Şehirler arası pazarlamacılık yaparak ailesinin bütün yükünü üstlenen Gregor Samsa, bir sabah yatağında kendini mide bulandıran bir böceğe dönüşmüş halde bulur. Bir yandan işe geç kalmış diğer yandan odasının önünde içeriden neden çıkmadığını merak eden ailesine açıklama yapmaya çalışmaktadır. Bir süre bu dönüşümünü açıklayamasa da yeni hayatına artık alışmak zorundadır.

Ailesi zamanla bu durumunu öğrendiğinde kendilerinden soyutlayarak ona karşı kötü davranır. Annesi babası ve kız kardeşi çalışmak zorunda kalmıştır. Durumları, Gregor çalışmadığı için gittikçe kötüye gitmektedir. Evin bir odasını üç kişiye kiraya vermiş, kendi evlerinde misafir gibi yaşamaya başlamışlardır. Bir süre sonra aralarında evde yaşananlar yüzünden çıkan tartışmadan dolayı kiracılar artık kira parasını vermeyeceğini söylediğinde, babası üçünü de hemen evden kovmuştur. Bir gece odasından çıkıp ailesini görmek isteyen Gregor ise babasının gazabına uğrayarak gövdesine büyük bir darbe alır. Dönüşümünden beri Gregor’a bakan kız kardeşi de daha fazla dayanamayıp artık isyan ederek Gregor yüzünden hayatlarının mahvolduğunu söyler.

Bir sabah sabahın ilk ışıklarında Gregor hayata gözlerini yumar. Bunu fark eden hizmetçi kadın Gregor’un ölü bedenini süpürerek ev halkına durumu anlatmıştır. Samsa ailesi çalıştıkları işlerden istifa ederek kendilerine yeni bir hayat kurmak ister. Tramvaya atlayıp her şeyi geride bırakarak üçü birlikte başka şehirlerde yeni bir hayata doğru yol alır.
120 syf.
·1 günde·10/10
Orjinal adı "die verwandlung" olan Dönüşüm Franz Kafka'nın en çok okunan eseridir. Gregor Samsa adlı karakterle böcek metaforu üzerinden mesaj vermeye çalışır yazar bizlere. Sayfa sayısı az olmasına rağmen içerdiği muhteva itibariyle güzel bir kitaptır.

Kitap çoğu elestirmene gore babasının Kafka'yı edebiyata olan merakından dolayı ailenin böceği olarak suçlaması, aile tarafından reddediliş kitaptaki karakterin de kendisi olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca farklı olanın toplum tarafından dislandigi hayatta kalmak için toplumsal kalıpları aşmamak gerektiği subliminal olarak hissettirilmiş.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
80 syf.
·1 günde·Beğendi
Franz Kafka'nın; böcek metaforu üzerinden, ana akımından ayrılana karşı, toplumun duyduğu hoşgörüsüzlüğü, dışlanmışlığı vurgulayan, herkes gibi olmak istemeyenlerin yaşadığı trajediyi anlatan, farklılıklara duyulan tahammülsüzlüğü gözler önüne seren şahane bir eseri. Herkesin okuması, kütüphanesinde bulundurması ve önermesi gereken bir klasik.
  • Satranç
    8.6/10 (31bin Oy)31,3bin beğeni113,3bin okunma34bin alıntı646,1bin gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (29,6bin Oy)34,2bin beğeni116bin okunma59,7bin alıntı1,9milyon gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (27,3bin Oy)28,5bin beğeni99bin okunma26,6bin alıntı2,5milyon gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (26,2bin Oy)28bin beğeni99,5bin okunma78,1bin alıntı323,1bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (27,9bin Oy)31,7bin beğeni103,5bin okunma63,7bin alıntı505,5bin gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (45,9bin Oy)53,7bin beğeni155,4bin okunma116,3bin alıntı518,3bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (24,3bin Oy)27,8bin beğeni87,3bin okunma38,7bin alıntı309,3bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (24,4bin Oy)23,8bin beğeni92bin okunma50,1bin alıntı455bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (18,8bin Oy)19bin beğeni73bin okunma19,2bin alıntı283,2bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (20,4bin Oy)21,7bin beğeni68,7bin okunma64,5bin alıntı275,1bin gösterim
80 syf.
·10/10
"hayatta her insanın kendini gregor samsa gibi hissettiği zamanları olmuştur"

kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu hikaye. fiziki bir değişiklikten yola çıkarak, belki de duygu dünyamızda bunun binlerce katı ters değişiklikleri ne kadarda doğal karşıladığımızı yüzümüze vurur. düşünülenin aksine değişen gregor samsa değil, ailesi ve çevresindekilerdir bana göre.

yazarın tam olarak ne anlattığından çok sizin ne anladığınıza bağlı bir kitap.hayatınızın her döneminde, her her okuyuşunuzda, yeni bir şey bulursunuz içinde, hayatınızdaki her dönüm noktasında, ilkokuldan liseye, liseden üniversiteye, her dönemde bir şeyler katar bu kitap size. hep kendinizden bir parça bulursunuz.

bir insanın böceğe dönüşmesiyle bir böceğin insana dönüşmesi arasındaki ayrımı düşündürür ilk başta.
sistemin çarklarından biri olursan, yaşarsın. Ama özgürlüğünü, sistemin belirlediği sınırlar dahilinde yaşamak zorundasındır. eğer çarktan ayrılmayı seçersen asıl özgürlüğü yakalamışsın demektir. ama bu sefer de toplum tarafından dışlanırsın. insanlar, onlara yük olduğunu sana hissettirmekten kaçınmazlar. psikolojin dağılır, yalnızlaşırsın ve sonunda ölürsün. en acısı da, kimse pek üzülmemiştir ölümüne. kurtulmuşlardır senden çünkü…

insanlara faydan dokunuyorsa onların herhangi bir ihtiyacını karşılıyorsan, sevilirsin, sayılırsın. eğer bir faydan dokunmuyorsa ve hatta zararın dokunuyorsa insanlar tarafından yavaş yavaş dışlanırsın. ilişki bu duruma geldiğinde artık onların umrunda olmuyorsun ve gözlerinde bir böcek olarak görünüyorsun sadece.

bunu hayatınıza da uygulayabilirsiniz. siz insanlara iyilik yapsanız da bu iyiliği kestiğiniz vakit karşı tarafın takındığı tavrın bir anda nasıl değiştiğini görebilirsiniz rahatlıkla. iyilik artık mesuliyete dönüşür…
74 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda en sevdiğim 5 adet Franz Kafka alıntısını yorumladım :
https://youtu.be/QpqhrbK3lc8

İnsansız hayat aracı.

Yeter ki yatakta hiçbir şey yapmadan kalmamak. Her zaman bir şeyleri seçme zorunluluğuna itilmelerimiz. Ayağa kalkabilmek için ellere ve kollara ihtiyacı olmak. Sistemin bize sunduğu somut sınırlardan soyutluklarımızı kullanarak sıyrılamamak. Samsa kelimesinin bir börek çeşidi anlamına gelmesi. Belirsizliğin çekiciliği. İnsanlarla iletişim kurarken yaşanan, asansörlerde zamanın bir türlü geçmemesi gibi oluşan iletişim fobisi. Dünyadaki yaşamış, yaşıyor olan ve yaşayacak her insanın bir tane bile olsa böcek ezmiş olması ve yine bir tane bile olsa böcekten tiksinmiş olmaları.

En tatlı sabahlar içsel devinimlerle başlar. Dünyanın o ruhu ezen kaosu ve gürültüsü hepimizin ruhlarını bir böceğe dönüştürür. Aslında her gün metrobüslere, arabalara, mezarlara, mağazalara, oy kullanmaya, okullara ve işimize ruhlarımız böcekleşmiş olarak gideriz. Daima bizleri A noktasından B noktasına götürmeye şartlanmış insansız hayat araçları içerisinde bulunuruz. İnsansız hayat aracı dediğim de aslında ruhun ta kendisi. Ne kadar insanlıktan uzak, o kadar yere yakın.

Tin Suresi 4.ayetinde geçtiği gibi "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık." cümlesinden insanların yaratılışının güzelliğine, 5.ayetinde geçtiği gibi de "Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik." cümlesinden dönüşümün ta kendisine ulaşıyoruz! Acaba dıştan o kadar tiksinç görünen böcekler aslında onlarca altın orana sahip, en güzel biçimde yaratılan insanlardan daha mı masumlar yoksa? Gerçekten, biz neye dönüşüyoruz? Bu kocaman beton yığınlarını dünyaya yığan, bütün belaların baş sorumlusu insanoğlu yolculuğuna böyle nereye kadar devam edecek? https://www.youtube.com/watch?v=WfGMYdalClU

Peki, son ağaç kesildikten, son nehir zehirlendikten ya da son balık yakalandıktan sonra mı anlayacağız paranın yenmiyor olduğunu? Ya da dönüşmeyen tek şeyin dönüşümün ta kendisi olduğunu? Esas şaşırdığım şey de bizleri doğurmuş olan insanların bizler için demiş olduğu nurtopu gibi lafından sonra kintopu ve paratopu olan insanlara dönüşmüş olmamız. O gözleri açılmamış bebeklik hallerinden sonra gözleri açılan canavarlara dönüşmemiz. Keşke bir böcek olup da bu olmuş, oluyor olan ve olacak olayların hiçbirini görmemek isteyişlerimiz.

Kafka'nın Dava kitabındaki K.'nın o bitmeyen merakının sürecinde gittiği yukarıdaki kasvetli sistemdeki insanların aşağıda duran K'ya baktıklarında nefes alamamaları ve ölecekmişçesine hissetmeleri gibi, Samsa'nın etrafındaki insanların -yani biz, hepimiz!- her birisi de olabildiğine rütbeli, olabildiğine ego sahibi, olabildiğine kibirli, olabildiğine iyi arkadaşlıkların ve sevgilerin sahibi, olabildiğine para ve güç sahibi olmayı ister. Beklemediğiniz, tanışmadığınız ve yüzleşmekten korktuğunuz o sistem sizi eninde sonunda odanızda bulur ve sizi bir paranoyağa, böceğe ya da apeirofobik bir insana dönüştürene kadar da hiç durmadan o duyulmayan sesini çığırmaya devam eder.

Dönüşüm benim açımdan Kafka'ya ait esrarengiz bir kaçış romanıdır. Kaçış fakat bastığı toprağın üstündeki acılardan farkında -nereye kaçarsan kaç- kaçamayacağın bir kaçış. Öyle ki, dönüşümün nedeninin bile hiç sorgulanmadığı, aynen kabullenildiği bir kaçış. Eski muhabbetlerin samimiliğinden ve aile yaşantısının güzelliğinden, statik ve katı bir duygusuzluk hayatına doğru alınan yoldan kaçış. Otoritenin psikolojik, spiritüel ve ekonomik olarak bizlere biçtiği rolün sömürgesinden 1984vari bir kaçış.

Peki, böcek mi toplumdan çıkar yoksa toplum mu böcekten?
80 syf.
·1 günde·10/10
Dönüşümü rastgele elinize alıp okursanız sizin için bir şey ifade etmeyebilir hatta bu adam ne yazmış diye yarıda bile bırakabilirsiniz fakat okumadan önce kitap hakkında ufak bir inceleme yapmalısınız yazılış amacını biraz çerçeve etmelisiniz sonra okuduğunuzda ayrı bir bakış açışı yakalamış olup o bakışla kitaba hakkettiği değeri verebilirsiniz
80 syf.
·2 günde·10/10
"Herkes 'sürüye' katıldığından ötürü güven içerisinde, ...sınırları 'iyice' çizilmiş bir yaşam."

Kafka'nın (1920-23) Jonouch'la konuşması


Öncelikle Dönüşüm, sayfa sayısının azlığına, üslubunun görünüşteki yalınlığına karşılık deyim yerindeyse öyle kolay yutulur lokma değil.

Kolay yutulur lokma olmamasına rağmen neden bu kadar çok okunduğuna gelirsek; Ahmet Cemal bu konu da kitabın sayfa sayısının azlığını, kitabın ince olmasından dolayı çok okunuyor denilmesine karşı çıkıyor. Bu çok okunmayı başka bir olgu da aramak gerektiğini bununda eserin 20.yüzyılın başlarında kalema alındığı yıllarda toplumların  artık 'insan' kavramının niteliği konusunda arayışa girmelerinin eserin çok okunmasına neden olduğunu belirtiyor.

Evet katılabilirim ama insanın niteliği bağlamında kitabı okuyan kesim o yıllarda Avrupa toplumları idi. Günümüz de bence çok okunması sayfa sayısının azlığı gibi geliyor insanlar bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri eserleri hele ki bir de bu çok okunanlardansa  hemen aradan çıkarma gibi bir  eğilimle okuyorlar.

Kaldı ki çok okunmasına rağmen bu kadar simgelerin yoğun olduğu ve Kafka'nın eserlerinde oluşturduğu iki dünyayı da

-Günlük yaşam ve
-Doğaüstü kaygının dünyası

dikkate alırsak eğer eser Kafka'ya değilde başka birine aitmiş gibi simgelere takılmadan düz okuyup ilk anlamıyla eseri anlamlandıranlar bu klasiği çok 'basit' görüp 'abartıldığını' bile düşünebiliyor.

Oysa Dönüşüm Ahmet Cemal'inde belirttiği gibi kolay yutulur lokma değil.
Kolay yuttuğunu düşünenler sadece
Günlük yaşam penceresinden bakıp anladıklarını sanabilirler.(ki bu da yanlıştır diyemem.)
Kafka'nın farklı bakış açıları ile 2 kez okunulmasını bazı yazarlar tavsiye ediyorlar. Yoksa sıradan bir uzun hikâye gibi görebilirsiniz.

Öykü 'sürüden' (Toplum) ayrılmaya başlayan
Gregor Samsa'nın böcek metaforu üzerinden :
- Aile yapısı ve
- Toplumsal yapıyı ayrıntılı olarak eleştirmektedir. Bu eleştiriler nesnel bir boyuttadır.

===============Spoiler=================

Gregor Samsa'nın böcek olarak uyanması ile başlayan öykü böcek olarak uyanmasına çok şaşırmayan Gregor'un işe gitmek için kurduğu alarmı duymadığının farkına varması yani insanın toplumsal bakımdan 'kullanım talimatlarına' uymadığını fark etmesiyle bir telaşa kapılması ve işe gidememesi üzerine ailesinin tepkisi ve müdürünün eve gelmesiyle bu 'uyanış' sürecine verilen tepkiler ile devam ediyor ve Gregor'un ölümüyle sonlanıyor.

"Biraz daha uyusam ve bütün bu saçmalıkları unutsam nasıl olur."

Uyuma fikri şüphesiz ki Gregor için bir fiziksel süreç değildir. Çünkü Gregor artık aile ve toplumun baskıcı yapısına karşı 'başkaldırmıştır.'
Gerçek bilinç yerine geldiği için uyumanın ona fayda vermeyeceği gün gibi ortadır zaten Kafka'nın onu yeniden uyutmasını beklemiyoruz.

Müdür bey:" Hiç iş yapılamayacak bir mevsim yoktur, Bay Samsa asla da olmamalıdır."

Onu böcek olarak gören müdürünün kabullenemeyişi ve yüzüne bile bakmadan sırt dönüp gitmesi toplumsal işleyişi aksatan insanların bahanelerinin dinlenmeyeceğini gerek duyulmadığını gösteriyor.

Müdür giderken Gregor'un kız kardeşi evde olsaydı eğer:
"kız kardeşi evin kapısını kapatır ve holde Müdür Bey'in  korkusunu yatıştırırdı." diye düşünmesi bunun nasıl bir yatıştırma olacağını söylememe gerek yok sanırım toplumda belirli bir mevki anlamda üstünlüğü olanların diğer bireylere nasıl baktığını görebiliriz.

Simgelere de göz atmak gerekirse
Gregor'un odasında asılı bulunan

Kadın resmi: Ailesine bakma sorumluluğu ve iş baskısı yüzünden özel hayatının olmamasını yani cinsel bastırılmışlığı gösteriyor o resmi almaya çalıştıklarında karşı konulamaz bir şekilde resmi saklamaya, vermemeye çalışmasıda bastırdığı duygunun ne denli güçlü olduğunu gösteriyor bize.

Merdiven: İçinde bulunduğu durumdan kurtulmanın zorluğunu labirent şeklinde belirtilmiş.

Ve 4 5 kez 'pencere' vurgusu yapılmış bu da hapsedilmişliği yani özgürlüğü pencere ile simgelemiş. "Pencereden bakmanın iç dünyasında filizlendirdiği özgürlük duygusunu anımsamasıydı." (Can Sayfa 49)

Gregor odasına girdiği zaman karanlık dışarı çıktığı zamansa aydınlık olarak görsteriliyor.
Gregor hayattayken odasının çok karanlık ama öldükten hemen sonra aydınlanması ailenin ve toplumun 'uyanışı' yani başkaldırmayı kabul etmemesini tam tersi şeklinde gösteriyor.

17 yaşında olan 'işsiz' kız kardeşinin ilk başta ona sahip çıkması sonra da evden gönderilmesini istemesi ise kız kardeşinin işe başlaması yani sürüye katılıp toplumun parçası haline gelip sistemin kölesi olduktan sonra evden kovma fikrini benimsemiştir.

"acaba küçükhanım yanımıza gelip çalmak istemezler mi, çünkü bu oda çok rahat?
Baba, sanki kemanı çalan kendisiymiş gibi: Rica ederim memnuniyetle diye karşılık verdi."

Aile yapısı içinde bireyin fikirlerinin önemsenmediğini karar verme kısmının aileye bırakılmasını eleştirmiştir.

Doktor çağırılması ve doktorun geldiğine dair bir bilgi verilmemesi ise hiçkimsenin bu uyanışı anlayamayacağını Gregor'un iç konuşması ile anlıyoruz.


Eklemek istediğim o kadar çok şey var ki kısa tutmak için atladım hep ona rağmen uzun oldu.
Güncelliğini sürekli koruyacak bir eser her okudunduğunda farklı ayrıntılara denk gelinebilir. Kütüphanenizde bulunulmasını tavsiye ederim. Sisifos Söyleni'nden sonra okunması anlaşılması için daha iyi olabilir.
80 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Aslında bu kitap okumak istediğim kitaplar arasında yoktu. Kitapçıda ucuz, ince olduğunu gördüm, çok okunduğunu da bildiğim için aldım. Bu kitabı okumak istemiyordum çünkü hamamböceklerinden nefret ederim ama aldığım için okudum. Okurken midem bulandı. Gözümün önünde dev gibi hamamböcekleri görür oldum. Çok gerçekçiydi... Bir yazar kendini bir böceğin yerine nasıl bu kadar iyi koyabilir, şaşırdım.

Kitap kapağı ve kitap ismi ancak bu kadar güzel kitabı anlatabilir. "Böceğe dönüşen insan" herkes en azından bu kadarını bilir bu kitap hakkında ama okuyunca durumun farklı olduğunu görürsünüz. İnsan'a bir böcek olduğunu hissettirir bazı aileler, kişiler. Acaba aslında böcek olan kişiler bu duyguyu hissettirenlerin kendileri midir? Bir insan en yakınları olan ailesinden saygı görmez ise kendini değersiz bir böcek gibi hissetmez mi? Çok hasta olduğunuz da, işiniz basit bile olsa, yaptığınız tek olumlu şeyi, kendinizi iyi hissettiren işinizi yapamıyorsanız ve müdürünüz sizin gibi çalışkan, dürüst birine inanmaz ise kendinizi nasıl hissedersiniz? İşte bu kitapta okuduğunuz satırların duygularını hissedeceksiniz? Yıkılmış olan bir gencin, Gregor Samsa'nın acı dolu hikayesini okuyacaksınız. Mutlaka okuyun, böceklerden tiksinseniz bile...
74 syf.
Artık insanların işine yaramadığınızda onlar için bir hiçsinizdir. Sizi umursamazlar. Bu kitapta bu durum oldukça özgün ve alışılmışın dışında anlatılmış.
74 syf.
·1 günde·8/10
Güzel, hoşuma giden bir kitap. Okurken çok zevk aldım. Bir çırpıda okuyabileceğiniz, kurgusu oldukça değişik bir eser. Şahsen okurken kendimi bir böcek gibi hissettim, o derece içime işlemişti. Bu hayatta hepimiz bir nebze Gregor Samsa'yız değil mi....

Başkalarının sana verdiği değer onların ihtiyaçlarını karşılayabildiğin kadardır. Cümlesi tam bu kitaba özet olabilir.

Fakat şunu belirtmek istiyorum herkesin bayıla bayıla okuduğu, övüp bitiremediği bu kitabı ben nedense o kadar da yüceltemedim. yani en azından 10/10 diyemiyorum. Belki de yorumlardan ötürü beklentimi çok yüksek tuttum. Tabii raflar da yer alması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitaba aşırı anlamsız yorum yapanlar gördüm,duydum ve bence her kitabın bir zamanı vardır, ve bu yüzden eğer kitaba başladığınızda bir şey anlamadığınızı ve sıkıldığınızı hissediyorsanız, bırakın; sonra zamanı gelince tekrar başlayın.

Keyifli okumalar dilerim :))
80 syf.
Nereden icap ettiyse artık, sitedeki Dönüşüm”ünü Kafka’nın okudum diye işaretlemişim. Halbuki inceleme yapmadığım hiçbir eseri okudum diye işaretlemeyecektim. Atlamışım. Artık ne vardıysa kafamda. Buna bir inceleme yazmak farz oldu. (Ben okuduğum zaman adı Değişim’di. Metamorfoz’u öyle çevirmişti çevirmen Türkçeye. Dile iyi hakim olanlar, Almanca özgün isminden değerlendirme yapabilir.)

Peki Gregor Samsa basit bir konu mankeni midir? Bir kitabı okumak, sadece olay örgüsünü deşifre edip zevk almak mıdır? Ya da yazarın üslubunun peşinden gitmek. Gerçi son zamanlarda güzel üslup avcısı gibi davranır olduğumu fark ettim kendimde. Yaşıma verip kendimi affettim de. Felsefi işaretlerin peşinden de gitmiyorum denemez. Bu kitap ama, inanın bana, üstüne ciltler dolusu kitap yazılıp tahlil çıkartılacak zenginliğiyle eşsizdir. İçinde ne yok ki bu uzun hikayenin? Bir yerinden gireyim. Ve görün sizi bu kitabın felsefesiyle nerelere savuracağım. Biraz didaktik takılmak benim de hakkım.

Baştan söylemeliyim ki, özellikle hiçbir fikri ve hiç kimseyi hedeflemedim.

Birçok Türk aydını ve değerli okur Gregor Samsa'nın ismine de, yaşadığı o inanılmaz dönüşüme de zihinlerini ideolojik kuma gömmüş kişiler gibi hoyratça yaklaştı yıllarca. Elbette zavallı Samsa, bir konu mankeni olursa, uzun hikayesinde kendisine önceden dayatılmış zihinsel reçetelerle yaklaşılırsa Gregor'dan, Groger, gerekirse Mregor'a da, hatta emir komuta zincirinde Dimitri'ye de Vasili'ye de dönüşebilir.

Ama yok, yok, bir işsizin yaşadıklarıyla sınırlı değildir onun dönüşümü. Memleketin birinde işsiz adamın biri böceğe dönüşmüş diye anlaşılmamalı. En basitinden zamanla sınırlanmamıştır yaşadıkları, bir iş bulup değiştiremez kaderini. Yatağından bile çıkamaz, arkasını dönmesi mümkün değildir ve sonunda da bir ısırılmış elma darbesiyle, mahkum edildiği kaderine -ölüme- sürüklenir.

Bana kalırsa, okuduğunu anladığını sanmak, hiç okumamaktan da büyük felaket. İktidara gelmediği için eli fazla kana bulaşmamış birçok fikir, bu fikirlere sahip bir çok insan atlanırken, hadi bu derinliksiz toplum eleştirisine uygun bir sos diyelim, ama bunu görmemenin sebebi derinlikli okumamak, bu sebeple de okuduğunu anlamamaktır. Birçok entelektüel okurun okumamış olduğu varsayılanlar listesinde Hegel’in yanında Kafka'ın ismini görmek, insanda hayret uyandırmaya yetiyor. Hegel’i eminin okumamıştır zaten.

Bir liberal parti üyesi olan Russell'a, sırf liberal olduğu için dudak büküp okumamak olsa olsa kibirdir. Sanır ki okuduğu üç beş tek yönlü ideolojik kitap ve okuduğunda edindiği hep aynı yöne taş atma yeteneği dünyanın tüm karanlık yerlerini aydınlatacak. Goethe okurken sırf Müslüman olduğu için Hafız’ı ıskalamayı nasıl adlandırmalıyız? Bu isimler özellikle seçilmiş değil elbette. Altında ideolojik bir kurgu aranmasın diye söylüyorum. Ve biliyoruz ki mezarlıklar insanın insana çektirdiklerini hallettim, başka bir arzunuz diyen adamlarla dolu. Çoğu da okunması gereken filozof.

7 sene önce yazmışım, Plotinuss adıyla. Bir daha yazayım. <<<<<Peki birisi çıkıp, bir yüzyıl önce yaşayanlara göre en az 2 saat daha az uyuduğumuzu söylese, şaşırır mıydınız? Başka birisi çıkıp rekabet ve kültürel şartlandırma sonucunda uykumuzdan çaldığımız bu saatlerin, yalnız depresyon ve intiharlar değil, aşırı kilo alma, kronik öfke hali, kazalar, cinayetler, hatta savaşlar ve insan kardeşlerimizin acı çekmesine sebep olan diğer suçlar, kısacası sorunlarımızın pek çoğunun sebebi olduğunu söylese, ne derdiniz?>>>>>

Ve unutmayın, ideoloji asla fikir değildir. Her fikir önceki fikirlerle beslenir, bu doğru. Ama bir fikri, o fikri alt ettiğini savunan birinin yazdıklarından asla öğrenemezsiniz.

Bu yazdıklarımın bu novella ile ne alakası mı var? Dikkatli okur, girdiği Kafkaesk ruh halinin içinde hepsini yakalayacaktır.

İyi okumalar.
74 syf.
Yoğun bir iş temposu ve dönüşüm :)
Şuan yorgunluk diz boyu olsa bile hiç birimiz yaşadığımız hayatı bırakamıyoruz.

Bir sabah uyandınız ve bomm inandığınız ne bir işiniz, ne de bir aileniz var.
Kendinizi sorgulamak için uzunca bir süre sizin.


Ben en çok neyi düşündüm kitabı okurken, biliyormusunuz, elim ayağım tutmasa sevdiklerim ne kadar yanımda olur ?
Ne kadar bu duruma tahammül ederler ?
İnsanlar -belki buna ben de dahilim- işimize yaramayanı görmezden geliyoruz.
Güzel bir iş ve gelecek... Hangimiz yarın ne olacağını biliyoruz ? Hiç birimiz. Kendinize zaman ayırın ve kendiniz için yaşayın. Bunu hak ediyorsunuz.

Samsa...
Seninle birlikte o odada kapalı kaldım .

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dönüşüm
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052394519
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Verwandlung
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pergole
Franz Kafka Dönüşüm eseriyle Dünya edebiyatında önemli bir yer almıştır.

Şehirler arası pazarlamacılık yaparak ailesinin bütün yükünü üstlenen Gregor Samsa, bir sabah yatağında kendini mide bulandıran bir böceğe dönüşmüş halde bulur. Bir yandan işe geç kalmış diğer yandan odasının önünde içeriden neden çıkmadığını merak eden ailesine açıklama yapmaya çalışmaktadır. Bir süre bu dönüşümünü açıklayamasa da yeni hayatına artık alışmak zorundadır.

Ailesi zamanla bu durumunu öğrendiğinde kendilerinden soyutlayarak ona karşı kötü davranır. Annesi babası ve kız kardeşi çalışmak zorunda kalmıştır. Durumları, Gregor çalışmadığı için gittikçe kötüye gitmektedir. Evin bir odasını üç kişiye kiraya vermiş, kendi evlerinde misafir gibi yaşamaya başlamışlardır. Bir süre sonra aralarında evde yaşananlar yüzünden çıkan tartışmadan dolayı kiracılar artık kira parasını vermeyeceğini söylediğinde, babası üçünü de hemen evden kovmuştur. Bir gece odasından çıkıp ailesini görmek isteyen Gregor ise babasının gazabına uğrayarak gövdesine büyük bir darbe alır. Dönüşümünden beri Gregor’a bakan kız kardeşi de daha fazla dayanamayıp artık isyan ederek Gregor yüzünden hayatlarının mahvolduğunu söyler.

Bir sabah sabahın ilk ışıklarında Gregor hayata gözlerini yumar. Bunu fark eden hizmetçi kadın Gregor’un ölü bedenini süpürerek ev halkına durumu anlatmıştır. Samsa ailesi çalıştıkları işlerden istifa ederek kendilerine yeni bir hayat kurmak ister. Tramvaya atlayıp her şeyi geride bırakarak üçü birlikte başka şehirlerde yeni bir hayata doğru yol alır.

Kitabı okuyanlar 106,7bin okur

  • Melih Yiğit
  • Polar Star
  • Beliz Cagli
  • Polat Başlak
  • Beyza Nur Sakınan
  • Elif
  • hilâl
  • Süheyla MUŞDU
  • Hatice Mny
  • Çıtkırıldım

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.7
Erkek
%13.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0 (1)
8
%0
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları