Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ecinniler
7/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2020 130. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 16:53
Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler'den sonra okuduğum ikinci kitabıydı Ecinniler. Her ikisinde de Dostoyevski'nin önce karakterleri en ince ayrıntısına kadar ve diğer karakterlerle - ki çok karakter var- olan ilişkilerini anlatması yer yer sıkıcı ve kitabın çok kalın olmasını sağlamış. Ama olaylar ve bağlantılar başlayınca daha çok sarıyor kitap. Ecinniler, 19. yüzyılın Rusyasından bilgiler vererek yazılmış güzel bir roman ama en iyisi de degil kuşkusuz. Ama okunması gereken bir kitap. 19. yüzyılın Rusyasında Ateistler, Nihilistler, Komünistler, Koyu Dindarlar, Sosyalistler ve bunlara işlenmiş karakterlerin iktidar eleştirileri ve Rusya'nın değişmesi için kurdukları planları ve dahası var... Tavsiye ederim. Not: Benim elime Dorlion Yayinevi'nin baskısı geçmişti ama beğenmedim. Hasan Ali Yücel Serilerinden okumanız daha iyi olabilir çünkü iyi çevirmenler var. İyi okumalar...
Edebiyat
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Dorlion Yayınları · 20207,3bin okunma
Dosto nun en siyasi eseri
9/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2024 62. kitabı
Selam herkese “Akıllı insanlar günümüzde hep susuyor, konuşmuyorlar.” Ecinniler #Dostoyevski Karakterleri tek tek inceledim.Sahi hangisi olabilirim? Ama hiçbirinde kendimi göremedim. Sadece bir yandan çok övündüğüm bir yandan da derinlere gömüldüğüm empati yeteneğim ile hissetmeye, onlar gibi düşünmeye çalıştım. Hepsinin ortak özelliği dünyaya bakış açılarını başkalarında görme isteği. Bu dediğim şey kitabı okuyan diğer okurlar için ya da okuyacaklar için tuhaf gelebilir. Koskoca kitaptan bunu mu çıkardın diyebilirsiniz. Ama dediğim gibi en çok kendim için yazıyorum kendi için yaşayan Ecinniler karakterleri gibi. Tek tek hangi birinin derinliklerini anlatayım ki? Kirillov'un tanrısızlığından mı bahsedeyim yoksa Stepan Trofimoviç'in vazgeçmeden tapındığı Tanrısından mı? Hangisi doğru hangisi yanlış kazanan kim kaybeden kim? Patır patır dökülürken kitabın sonunda insanlar, geriye kalan yalanlar ve ıstıraplar oldu. Her fırsatta sevgi derdik ama nefret kaldı elimizde.
1000k
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Dorlion Yayınları · 20207,3bin okunma
Puan vermedi·904 syf.·
2024 66. kitabı
Her romanında içindeki cinleri birer birer kovar. Rene GirardRene Girard Barındırdığı Siyasi kimliklerle EcinnilerEcinniler , karakterleriyle okuduğum en siyasi roman. Okuduğum en iyi eseri olmasa bile en kapsamlı, toplumsal ahlak, nihilizm,ateizm, sosyalizm ideolojilerini çeşitli karakterlerin ruhunda işleyişiyle keyifli bir roman, çarpıcı diyalogları ve politik alt yapısıyla Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski nihilizm öyle olmaz böyle olur diyor. 1869’da Sergey Nechaev isminde nihilist bir Rus gencin işlediği bir cinayetin akabinde bu olaydan etkilenen yazar, kitabı yazmaya başlayan muhâfazakâr Tavrını fazlasıyla ortaya koyuyor. …izm’lerin topluma derin yaralar oluşturacak, uçuruma götüreceğini ahlaki bir çöküş eşiğindeki Rusya’yı ecinniler hikayesiyle birleşiyor. Kitap adını İncil’deki bir bölümden alıyor ve Puşkin,in cinler şiiriyle başlıyor. Kitabın sonlarına doğru bu konuyla Rusya’yı bağdaştırıyor. İncil’deki Stepan Trofimoviç’in dillendiği bu bölüm; “Orada, çok büyük bir domuz sürüsü bayırda otlamaktaydı. Kötü ruhlar İsa’ya, ‘bizi domuzlara gönder de onların içine girelim’ diye yalvardılar. O da onlara izin verdi. Kötü ruhlar çıkıp domuzların içine girdiler. Sürü uçurumdan aşağı denize uçtu. Binlerce domuz boğuldu.’’ ‘görüyorsun ya, aynı bizim Rusya’mız gibi … deliler gibi kayalıklardan denize atlayacağız ve hepimiz öleceğiz.’ Etkilendiği olay üzerine dönemin Rus Çar’ını devirmek ve devleti ele geçirmek isteyen siyasi bir örgütün içerisindeki aydınları derinlemesine işleyerek müthiş bir portre çiziyor.. ateizm, nihilizm, sosyalizm ve anarşistleri enfes diyaloglarla, betimlemelerle kaleme alıyor. Karakterleri cinleri gibi kovalıyor, içinden böyle dönüşümlü, değişkenliği yüksek çatışmalı karakterler çıkartması müthiş bir yazarlık, her okuduğum kitabında ayrı hayranlık
Düşünce
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Beyninizi yerinden oynatacak bir karakter!
8/10
·823 syf.··
2024 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2024 19:12
KİTABA KISA BİR GİRİŞ Aynı gece hem doğum hem ölüm olması ne acı bir şey! Diye düşünmüştüm fakat kitabın acı ile dolu olmayan tarafı olmadığını hatırlayınca çok da üzerinde durmadım açıkçası... Kitabımızın içindeki süper 5'li (o dönemde siyasi örgüt olarak çok fazla grup vardır.), kendilerinden ayrılmak isteyen bir üniversite öğrencisini o gece yeni doğum yapmış hanımı olmasına rağmen çıkarları doğrultusunda onu öldürmek konusunda karar kılarlar. Bu ölüm 1869'da yaşanmış gerçek bir olaydır (olaydan bahsedeceğim) ve Dostoyevski bu olaydan esinlenerek Cinler'i yazar. Dönemin Rusyası'nın Çar'ını devirmek ve devleti ele geçirerek kafalarındaki düşünceleri gerçekleştirmek isteyen bir siyasi örgütün içindeki aydınların, ateistlerin, sosyalistlerin, anarşistlerin, kafaların içinde yanıp sönen ateşlerin tablosunu bizlere çok iyi bir biçimde sunar. 19. yüzyıl sonu Rusyası'nda hüküm süren şiddet atmosferine karşı bir tepki olarak kabul edilen bu eser, devrimci bir komplodan ilhâm almasının yanı sıra yazılmış en iyi siyasi romanlardan biridir. BAZI KARAKTERLERİN GERÇEK HAYATLA BAĞLANTISI VE TEMSİLLERİ 1) PYOTR STEPANOVİÇ VERHOVENSKİ Stepan Verhovenski'nin oğlu. Rus devrimine gönülden bağlı ve Avrupa'dan gelen emirlerin uygulanması için canla başla çalışan bir nihilist gibi görünse de ütopik bir fikri kendi başına uygulamaya çalışan bir iktidar düşkünüdür. Dostoyevski'nin gerçek hayattan aldığı Sergey Nechaev'in romana adapte edilmiş halidir. Sergey Nechayev, 19. yüzyılın ortalarında yaşamış Rus devrimci bir figürdür. Radikal görüşleri ve eylemleri ile bilinir. Öğrencilik yıllarında çeşitli örgütlerde yer aldı ve devrimci faaliyetlere katıldı. Ancak, zamanla örgüt içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle eleştirildi. Nechayev, radikal ideolojisi ve etik dışı eylemleriyle dikkat
Edebiyat
CinlerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20187,3bin okunma
Uzun ve meşakkatli bir yoldu.. :)
Puan vermedi·897 syf.··
2026 56. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 20:08
42 gün sürmüş. Araya giren 3-4 kitap olsa da çok uzun zaman geçirdik birlikte. Kendisini özleyeceğim ama ona tekrar dönüp özlem gidermeyeceğim sanırım. :) Tadında bırakacağım. Yaşandı ve bitti. :)) Kitap ve karakterler üzerine ayrıntılı bir değerlendirme yapmayacağım. Yazmayı düşündüm ama düşünürken bile yoruldum. Altından kalkamam. Vazgeçtim o yüzden. Benim de üzerine biraz okuma yapmam gerekiyor sanırım. Üşenmezsem tabi. Uzun olmasına rağmen yoğun da bir eser çünkü. Az öz bir şeyler geveleyip bırakacağım. :) Çok geniş bir karakter yelpazesine sahip. Her karakter kendi başına derinliğe sahip ayrı bir dünya diyebilirim. Biraz bunun etkisiyle biraz da dönemin sayfa başına para alma olayından dolayı olsa gerek oldukça uzun bir eser. Ama yine de keyifle okudum. Yani okumamın uzun sürmesinden ötürü bir sıkılmışlık oldu sadece. Yoksa kitabın sıkıcı bir tarafı olmadı benim için. Bu sebepten kitabı daha uzun sürecek bir boş vaktinizde okumanızı öneriyorum. Bölününce hikayeden ve karakterlerden kopabiliyorsunuz. (Böyle durumlarda da yapay zekadan faydalandım. Kim olduğunu unuttuğum karakterleri sordum, hızlıca hatırlattı. Bu yöntem de kullanılabilir bu tür kitaplarda, özellikle Rus klasiklerinde.) Kesinlikle büyük bir eser. kalın harflerle söylüyorum. :) kesinlikle okunmalı. Herkese keyifli okumalar :)
1000Kitap
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
10/10
·904 syf.··
2020 27. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2020 23:37
Dostoyevski'ye, onun herhangi bir eserine nasıl inceleme yazılır, bilmiyorum. Daha önce hiç denemedim, çünkü genelde onun düşüncelerini ve eserlerini kendi içimde çözümlemeye ve özümsemeye çalışırım. Kitaplarındaki karakterleri hayatıma indirgerim ve itiraf ediyorum, her kitap karakteriyle hayatımdaki bir insanı özdeşleştiririm :) Okurken hem mutlu olduğum hem de huzursuz olduğum tek yazar diyebilirim şahsım adına. Zira, Cemal Süreya'ya söylettiği gibi bana da "Dostoyevski okuduğumdan beri huzurum yoktur." dedirtti :) Biraz yanlış zamanda okumaya başladığım için uzun süre elimde dolaştı durdu. İyi ki de kapılıp kısa bir sürede okumamışım zaten, uzun birçok eserini okumuş olmamla beraber, en uzun soluklu okuduğum ve okurken kendimi kaybettiğim ilk eseri oldu belki de. Dolu dolu, oldukça doyurucu; sorgulamayla, düşünmeyle ve keyifle geçen bir yirmi günün sonunda tekrar Dostoyevski'ye hayran kaldığımı gördüm. Karakterler, olay örgüsü ve biçem yine bildiğim gibiydi; tanıdığım, alışkın ve hayran olduğum Dostoyevski'nin kaleminden. Okurken içinde kayboluyorsunuz ve o dönemin Rusya'sını Dostoyevski'nin gözünden analiz edebiliyorsunuz. Aslında bizim Batı dünyası ve Batılı dünya görüşlerinin eleştirilerini içeren Tanzimat sonrası romanları gibi. Batının ideolojileri altında benliğini kaybetmeye başlayan Rus halkının yozlaşmasını ele almış Dostoyevski ve bence bunu ustalıkla başarmış. Dostoyevski'nin zaman içinde değişen düşüncelerini de kitapta hissetmek mümkün. Sanki daha milliyetçi, daha tutucu bir fikir dünyasında geçmiş; bunu fark etmek için diğer eserlerini de okumuş ve tahlil etmiş olmak gerekir diye düşünüyorum. "Ölmeden Önce Okunacaklar" listemin başlarındaydı. Ölmeden önce okuyun, derim :) EcinnilerEcinniler - Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski
Edebiyat
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
39 gün süren yolculuğun sonunda…
Puan vermedi·904 syf.·
2026 231. kitabı
Selamm… EcinnilerEcinniler, kısacası bir roman olmanın ötesinde, insanın içindeki o karanlık, anarşst ve hatta bazen sapkın dürtülerin sokağa dökülmüş haliydi. Hele bir karakter var ki (Nikolay), hem nefret ediyo hem de herifin karizmasına kapılmaktan kendini alamıyorsunuz. :D Bazı bölümlerde Bu kadr da olmaz dedirtiyo ama aslında o devirde Rusya’da kaynayan o kaosun, bugün bile bizim içimizde bir yerlerde pusuya yatmış olduğunu fark edince bir ürperti geliyor açıkçası… Dostoyevski kitapta ideolojik bir tokat atmış bariz… fikirlere kapılan insanlar değil, fikirlerin kölesi olan cinliler diyor resmen. İkinci perdeye geçtğinde ise mevzu sadece siyasetten çıkıp direkt ruhun derinliklerine dalıyor. Kirillov’un o kendi tanrısı olma kafası ya da Verhovenski’nin ortalığı birbirine katan sinsi planları derken, okuyanların kitaba neden bu kadar bayıldıklarını anladım.. :)) Dil ağır gelebilir ama o samimiyet, o insana dair en pis sırları bile şak diye masaya koyma hali okuyucuyu kitaba bağlıyor. Velhasıl, bu kitap öyle çerezlik bir şey değil , sağlam kafa istiyor.. Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski okumaya alışkın olanlar özellikle çok seveceklerdir :) Vesselam..
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
7/10
·904 syf.··
2022 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2022 00:00
Dostoyevski’nin 1872 yılında yayımlanan bu roman; ateizm, nihilizm gibi ideolojilerin Rusya ve halkı üzerinde etkilerini ele siyasi bir romandır. Bu konuların yanı sıra kitapta; ahlak, din gibi konuları sorgulanırken yaşanan ve yarım kalan aşkları da bulmak mümkün. 900 sayfaya yakın olan kitap klasik Dostoyevski eserlerinde olan sürükleyecilik çok fazla işlememiş. Herkese keyifli okumalar:)
1000Kitap
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
#1001kitap~~~ **1199.Kitabım#SayınınGüzelliği**
10/10
·904 syf.··
2022 179. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2022 19:18
*Benimİçin*lı10*OlanDostoKitabıdır* Rus yazar Fyodor Dostoyevski, bilim adamları ve eleştirmenler tarafından on dokuzuncu yüzyılın en önemli yazarlarından 1i olarak kabul edilen derin felsefi romanları, erkeklerin ve kadınların karşılaştığı bazı psikolojik mücadelelere kendi içinde ritmi olan 1bakış açısı sunar okura. Ölüm, inançlar, ikili ilişkiler, siyasi ve toplumsal tüm durumlarıyla Ecciniler yine çok yönlü kitaplarından 1idir... Siyasi 1roman olan Ecinniler 19. yüzyılın 2.yarısında ateizm, nihilizm ve sosyalizm gibi ideolojilerle birlikte Batı düşüncesinin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele alır ve eleştirir. Dostoyevski kitabı 1870 ile 1872 yılları arasında Sibirya sürgününden döndükten sonraki dönemde yazmıştır. Bu nedenle Dostoyeski'nin son yıllarındaki muhafazakâr görüşleri kitapta fazlasıyla hissedilir. Kitapta sosyalizm ve nihilizm gibi aşırılıkçı ideolojilerin toplumsal yapı üzerindeki tahribatlarını ortaya koymaya çalışır. Ecciniler, Rus toplumunu bekleyen çalkantıları sezebilen Dostoyevski’nin, gerçek 1olaydan esinlenerek kaleme aldığı siyasi 1romanıdır. 1taşra gölünde, infaz edilmiş 1adamın cesedi bulunur. Bu genç adamın öldürülme nedeninin uzaklaştığı devrimci örgütten ayrılmak istemesi olduğu sonradan anlaşılır. Dostoyevski’nin 1869’da gerçekleşen bu olaydan esinlenerek yazdığı bu siyasi kitap, Fransız İhtilali’nin de etkisiyle; Rus halkını derinden sarsan hayatın her döneminde denk gelecek konusu ve karakterleriyle günümüz insanına seslenen 1klasik olmuştur... Dostoyevski’nin Sibirya sürgünü dönüşü düşüncelerinde oluşan değişikliklerin göstermesi açısından da önemli 1kitap olan Ecinniler, küçük 1taşra kasabasında 1grup modaya uyan radikalin ortaya çıkışını izleyen kargaşayı betimleyen ve bunu ifade ederken cümleler "günümüz moda
İnsan ve Toplum
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Ruhun Karanlık Girdabı: Ecinniler
Puan vermedi·904 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 11:29
Dostoyevski’nin Ecinniler romanı, sadece siyasi bir yergi ya da ideolojik bir çatışma metni değildir; benim gözümde o, insan ruhunun en karanlık dehlizlerinde, rehbersiz ve ışıksız kalmış bir kalbin feryadıdır. Bu kitabı bitirdiğimde hissettiğim o yoğun hüzün, karakterlerin trajedisinden ziyade, insanın kendi içindeki boşlukla imtihanının ne kadar yıkıcı olabileceğini görmekten kaynaklanıyordu. ​ ​ ​Romanı okurken sık sık nefesimin daraldığını hissettim. Dostoyevski, Tanrı’dan ve anlamdan kopan insanın nasıl bir canavara dönüşebileceğini anlatırken aslında hepimizin içindeki o kırılgan noktaya dokunuyor. Kitaptaki karakterler birer fikir değil, her biri ete kemiğe bürünmüş birer acı salkımı. ​Kitapta beni en çok sarsan figür Kirillov oldu. Onun intihar üzerinden özgürlüğü arayışı, mantığın bittiği yerdeki o soğuk yalnızlığı temsil ediyor. İnsan mutsuz olduğu için korkuyor ölümden; hayatı sevdiği için değil. ​Bu alıntı, kitabın ruhundaki o temel hüznü özetliyor. Kirillov, hayatı sevmediği için değil, hayata yükleyecek bir anlam bulamadığı için o karanlık sona yürüyor. Onun hüznü, inanmak isteyip de inanamayan modern insanın sessiz çığlığı gibi. ​ ​Nikolay Stavrogin... Edebiyat tarihinin en görkemli ama en boş karakterlerinden biri. Her şeye sahip olan ama hiçbir şeyi hissedemeyen bir adamın yarattığı yıkım, kitabın ana damarını oluşturuyor. ​Gücümün sınırsız olduğunu hissediyorum... Ama bu gücü nereye harcayacağımı bilmiyorum, çünkü hiçbir şey beni çekmiyor. ​Stavrogin’in bu itirafı, ruhsal bir felç halidir. Onun hüznü, bir kötülük yapmasından değil, yaptığı kötülüğün bile vicdanında bir karşılık bulmamasından doğar. Bu hissizlik, aslında acıların en büyüğüdür. Sevme yetisini kaybetmiş bir ruhun, çevresindeki her şeyi bir kara delik gibi yutuşunu
Edebiyat
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.