Ermiş sözlükte ;
Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli anlamına gelir.
“ Aramızda gezinen bir ruhtun sen, gölgen yüzlerimize düşen ışık. ”
Ermiş 'i tanımlayan anlamı derin muazzam bir satır!
Halil Cibran 'ın bu kitabı öyle sıradan bir kitap değil...
Ermiş kitabı Aşk demektir. Bu öyle bir aşk ki yüreğini esir almakla kalmaz, zihninede hükmeder.
Efsun gibi, bütün duyularını yüreğini ve dirayetini şuuru altına alır.
Yüreğinin kalıbı aklının kabı geniş olanlar ancak Ermiş'i idrak edebilir, okuyanlar meşrebince bir şeyler kapar.
Ermiş'te felsefi, tasavvuf, kişisel gelişim olmakla beraber şiir tadınıda alırsınız.
Lübnan asıllı yazar Halil Cibran'ın 1923 'de yayımlanan bu kitabı dünyada yankı bulmuş ; özellikle Birleşik Devletler'de İncil'den sonra en çok okunan kitap statüsünde olduğu söylenmektedir.
Az miktarda da olsa İncil okuyan biri olarak kesinlikle İncil ile kapışabilir diyebilirim.
Ermiş'i en büyük başarısı olarak gören Cibran şöyle demiştir:
"Lübnan'da bu kitabı yazmayı ilk kez tasarladığımdan beri, bir tek günüm bile Ermiş'siz geçmedi. Kitap benim bir parçam haline gelmiş gibiydi. Metni yayımcıma teslim etmeden önce tam dört yıl elimde tuttum. Çünkü emin olmak istedim, içindeki her sözcüğün kendimden verebileceğim en iyi sözcük olduğundan emin olmak istedim."
— Bu muhteşem kitabın muhtevasına gelecek olursak ;
Orphales kentine 12 yıl önce gelen El Mustafa 'Ermiş' şehirden ayrılacağı gün halkın her kesiminden insanlar onu durdurarak etrafında toplanır. Ermiş'ten kendilerine hitap etmesini isterler. Ve ona aşktan evliliğe, çocuklardan güzelliğe, sevinçten kedere, almaktan vermeye, dostluktan zamana, duadan çalışmaya, dinden ölüme, iyi ve kötüden kendini bilmeye kadar birçok konuda hayata dair sorular sorarlar.
bu kitap; derin bir okyanusta, hiç keşfedilmemiş yerlerde, boğulmadan, keyifli bir yolculuğa çıkıp,
hiç kimsenin göremeyeceği güzellikleri görmek gibi.
Kitap sanki şiir gibi :) her cümleyi burda alıntı olarak paylaşabilirsiniz o kadar insanı etkileyen cümleler var. Hayatımızdaki birçok konuya yer verilmiş : aşk, evlilik, güzellik, eğitim, din, ölüm...
Eminimin okuyan herkesi çok etkileyen bir bölüm vardır ve eminim bu kitabı okuyan başka bir zaman tekrar okur. Öyle bir kitap çünkü sanki her okuduğumda bana dokunacak gibi:)
Ama biraz kısa olması üzdü beni . O yüzden puanlama kısmını tam 10 vermedim :)
ErmişHalil Cibran · Doğu Batı Yayınları · 201885,2bin okunma
Kasabasından ayrılmaya karar veren bir ermişten, ve ondan gitmeden önce birçok konu hakkında öğütler isteyen halktan oluşan bu kurgu deneme tarzında yazılmış bir eserdir. Ermiş, halka, özgürlükten yasalara, öğretmekten bilgeliğe, dostluktan aşka birçok felsefi, dini ve sosyal konular hakkında öğütler verir. Öğüt dediğim için bu eseri küçümsemeyin, zira içerisinde onlarca ufkunuzu açabilecek fikirler barındırıyor.
Eleştirmenlerin kategoriye koyamadıkları bir kitap bu. Çünkü şiir desen değil, hikaye desen değil. Tek başına bir kategori oluşturuyor. Hikmetli sözler içeriyor. Başlıkları tek kelimelik ve açıklamalar en fazla 3 sayfalık. Buna rağmen her satırın altını çizmek istiyor, bazı cümlelerin üstünde uzun uzun düşünüyorsunuz. Dinlenmelik ama düşünmelik.
ErmişHalil Cibran · Doğu Batı Yayınları · 201885,2bin okunma
Bu kitap ne bir şiir kitabı, ne din kitabı, ne de tamamiyle öğüt kitabıdır.
Biraz bilgelik kokar, biraz inanç, biraz erdem, zaman zaman şiir havası verir.
Parçadan bütüne yok oluş da değil, ince ince var olup nasıl yok olmayı kendi mükemmel zevkiyle size sunmuş olur.
Var olacaksın önce, ölümü anlamlandırmak yaşamda gizli diyor, önce yaşadığını bil, ama sana öğrettiğim erdem yolundan git.
.
Edebiyat dünyasında bir özenti olarak tanımlanan Halil Cibran eserleri, Nietzche'den esinlenmiş 'Böyle buyurdu zerdüşt' kitabıyla kıyaslanmıştır.
Ama Amin Maalouf'un araştırmalarıyla zaten Cibran, gençliğinde de erdeme düşkün, ince görüşlü, felsefi yoğun düşünceleriyle tanınmıştır.
.
Bu eseri tavsiye ediyor sevgiyle okumanızı diliyorum.
ErmişHalil Cibran · Doğu Batı Yayınları · 201885,2bin okunma
Lübnan dağlarının bağrında, onunla aynı coğrafyada doğmuşsanız, Ermiş’in yazarından alelâde biriymiş gibi söz edebilir misiniz? Onun şairane sesini, insanı özgürleştiren bilgeliğini ya da isyankâr gücünü coşkuyla andığınız zaman, doğduğunuz yeri yücelttiğiniz zannedilebilir. Bunun aksine, birtakım eleştiriler getirdiğinizde, değerini tartışmaya açtığınızda, büyüsünü bozmaya çalıştığınızdaysa, itiraf edemediğiniz kimi duygular beslemekle ve “sedir ağaçlarına halel getirmekle” suçlanırsınız...
Ermiş hangi edebiyat türüne aittir? Bu kitapta tutarlı ve sistematik bir felsefe ya da başlığın çağrıştırdığı üzere bir teoloji arayanların eli boş kalıyor; bu kişilerin Omuz silkerek şöyle dediklerini hayal edebiliriz: “Bu kitapta yazılanlar yalnızca şiirden ibaret!” Fakat bu kitap bir şiir derlemesi de değildir. Başka bir çağda olsaydık şöyle diyebilirdik. Bu bir bilgelik kitabı.
Edebiyat tarihinde böylesi ün kazanmış ve sayısız okur için küçük bir kutsal kitaba dönüşmüş olduğu halde kenarda kalmaya devam eden ve sanki Cibran gizli saklı, utanılacak ve lanetlenmiş bir yazarmış gibi ceket ceplerinde, evet belki milyonlarca ceket cebinde ama nihayetinde ceket cebinde taşınan başka bir kitap tanımıyorum.
Yayımlandığı günden beri olağanüstü bir hızla kulaktan kulağa yayılan Ermiş tüm dünyayı dolaşan bir fısıltı olmaya devam ediyor: Cesur, güçlü, saf yürekli bir fısıltı...
Amin Maalouf
Aynı toprağın iki insanı... Maalouf Ermiş'i ilk kez babasının kütüphanesinde görüp eline aldığında 12 yaşında ya vardım ya yoktum diyor. "Büyük insanların çevremde sık sık tartıştıkları bu kara kaplı, ince kitap beni düşüncelere sevk ediyordu. Ancak kitabı elime aldığım o gün ilk sayfalarını okuyup yarıda bırakmıştım."
Ermiş'i ve Halil Cibran' ı oldukça net ve güzel ifade etmiş sayfalarca, son
Çok tepki almış ama el altı okunma rekorları kırmıs bir kitap oldugunu duymustum. Şiirsel ve çok akıcı bir edebiyat dili ile yazılmış ve okuyucuyu sıkmadan çok hızlı ilerliyor. Küçük bir din kitabı tarzında ama öyle bir iddaası yok. Şiirsel ve hikaye tarzında okunması, ders alınması gereken ve altı sıkça çizilesi bir kitap..
İnanılmaz bir başucu kitabı aynı zamanda tekrar tekrar her sayfasına göz atabileceğiniz ve bunun üstüne ne desem yine de az kalacak bir kitap. Eser, hayattaki en önemli ve içimizde her gün yaşayan kavramların anlamlarını, aynı zamanda hayatın da anlamını bir kez daha çok farklı ve güzel bir açıdan gösteriyor. Kitabı her ne kadar bitmemesi için yavaş okumaya çaba sarf etmiş olsam da yine de çize çize bir güzel sonsuzluğuna kavuştu gökyüzünde ya da gökyüzündeki halinin gölgesinde...
Selamlar,
Bir çarpıda bitebilecek, görünüşte incecik ama içerikte dolu dolu olan bir kitap okumak isterseniz Ermiş’i önerebilirim.
Ermiş, yani Mustafa isimli bir bilge 12 yıl boyunca sürgünde kaldığı şehirden vatanına dönmek üzere geminin bulunduğu limana gider. Oranın halkı bu bilgeyi o kadar sevmiştir ki peşinden gelirler, gitmesini istemezler. Bilgenin gitmekte kararlı olduğunu gördüklerinde ise şöyle derler;
“Ne sevgimiz seni bize bağlayabilir, ne de ihtiyacımız seni bizde tutabilir. Fakat gitmeden önce konuş bizimle, hakikati anlat! Çocuklarımıza anlatırız, onlar da çocuklarına, silinip gitmez böylece burada.”
Ve halk Ermiş’e sorular sordu. Bize aşktan bahset, özgürlükten bahset, dostluktan, zamandan, iyiden ve kötüden bahset dediler. Kitapta göreceksiniz zaten bu konular “Aşk’a Dair, Özgürlüğe Dair, Dostluğa Dair” gibi bölümlerle Ermiş’in cevapları başlıklar altında toplanmış.
Her bir satırı öğüt niteliğinde.
Altı çizilesi cümle o kadar çok ki, yazarın anlatımına düşüncesine hayran kaldım.
Ben bu kitabı çok sevdim, Halil Cibran’ı da
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.