Ev Sahibesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
10150
Gösterim
Adı:
Ev Sahibesi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
En sonunda Ordinov, oturmakta olduğu evi değiştirmeye karar vermişti. Şu anda oturduğu yer, bir evin bir odasıydı. Ev sahibesi ise bir memuru yaşlı ve dul karısıydı. Oldukça yoksul olan kadın, ayın bitmesini beklemeden ani bir kararla evden ayrılmıştı. Tasını tarağını toplayıp taşradaki akrabalarının yanına gitmek üzere Petersburg'dan ayrılmıştı. Genç adam, o ayın kirasını ödemişti. Bu nedenle hemen evden çıkmak zorunda değildi ancak ev sahibesi gittiği için ay sonunda bu evden ayrılmak zorundaydı. Bu durum canını çok sıkıyordu. Doğallıkla da olduçka üzgündü. Genç adam oldukça yoksuldu, ev kiraları ise inadına çok yüksek...
159 syf.
·10/10
Bugün benim adım Ordinov, ben bugün kilisede gördüğüm Katerina'ya aşık oldum.. Onun gezdiği yollarda geziyor havaya sinen kokusunu içime çekiyorum. Arasıra gökyüzüne bakıyorum. Katerina'nın derin mavi gözleri orada duruyor. Kocası var Katerinanın oda fark etmiş ki ters ters bakıyor. Bir gün çok hasta oldum Katerina'nın kollarındayım. Beni sarıp sarmalayıp iyileştirdi. Oda beni seviyor mu ne. Neyse daha fazla spoiler vermeyeyim. Zaten Dostoyevski okurlarına yazdıklarını içten içe, ilmek ilmek işliyor.

Eleştireceğim tek konu ise Dostoyevski ile değil bizimle ilgili. Konu Dostoyevski Tolstoy vs olunca kilise, din, ayin, mum yakma gibi dini ögeler gayet normal karşılanır. Konu bizim kendi yazarlarımız olunca cami, namaz, oruç, gibi dini öğeler yadırganır. Yobaz, dinci yazar diye yaftalanır. Müslümanlıkta hoşgörü var ama müslümanlarda hoşgörü yok.
159 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Dostoyevski'nin kaleminin sesleri artarak benliğinin saf haline doğru yaklaşmaya devam ediyordu.

"En azından deneme" kavramını yükseklere çıkarmış Dostoyevski, deneyselliğin sınırlarında dolaşan öykülerinde kendisi benim için kitaplarının son sayfalarında sanırım uyuyakalarak kitaplarını öylece bastıran bir adam oluverdi. Öyle ki şimdiye kadar okuduğum kitaplarında -bu kitap da dahil olmak üzere- yine sonlandırılmak istenmemiş öyküler gördüm. Aslında insanın varoluşu gibi bir yazını var Dostoyevski'nin, biz de korku ve ümit dengesi arasında yaşayıp gidiyoruz şu hayatta ve ölümümüzden sonra ne olacağımızın merakında yaşıyoruz... Dostoyevski de gerek Ev Sahibesi gerek bu kitaptaki diğer öyküleriyle son kelimesinden sonra nelerin gelebileceğinin merakında bırakıyor bizi. Kitapta bahsi geçen karakterleri ister al Rusya'nın 24 saat açık kalan lunaparklarında iliklerin donana kadar onlarla çarpışan arabalara bin, istersen de al onları unutulmaya yüz tutmuş bir kültür olan tiyatro kültürünün bir tiyatro parçasındaymışcasına doya doya izle, dinle, deneyimle.

Çok ilginç, çok özgün bir tarzı var yahu... Beğenip beğenmemek gibi bir şey gelmiyor aklıma Dostoyevski okurken. Adam sanki Le Corbusier'in 1929 yılında modern mimarlığın butonuna Villa Savoye ile basması, Van Gogh'un kendine has hayat dolu spiritüel çizgileri, Karuan'ın müziklerine Doğu ezgileriyle birlikte Batı ögelerini katması, matematiğin irrasyonel sayılar kümesi gibi bir adam.

Ev Sahibesi kitabıyla birlikte Dostoyevski'nin değişen ruhsal akımlarının etkisinde topraklanmalarımı kaybediyorum sanırım, yakın zamanda ona dair okuyacak olan kitapların heyecanı beni şimdiden etkisi altına aldı bile.
159 syf.
Merhabalar Ev Sahibesi kısa zamanda bitirebileceğiniz bir eser.Bu eseri okuduğum da Suç ve Ceza,Yeraltından Notlar,Karamazov Kardeşler ve Beyaz Gecelerden aldığım tadı alamadım.Ev sahibesi bana Dostoyevski’nin ilk eserden olduğundan sanki çıraklık eseri gibi geldi.Kitap konu olarak hasta bir gencin ruh halini ve aşk acı ayrıntılı bir şekilde tasvir edilmiştir.Diğer eserlerinde olduğu gibi ruh tahlilleri ve betimlemeler çok iyi okumanızı tavsiye ederim
168 syf.
Kısa bir kitap. Ben de kısa bir yazı kaleme alacağım. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin bu, okuduğum 5 ya da 6. kitabı. Dostoyevski bu kitapta da Dostoyevski. Yine; farklı bir dünyadan gelmiş de bizim için yazıyormuş gibi hissettirdi. Duygular, kahramanların hissettikleri neredeyse satır aralarından çıplak gözle görülebilecek kadar netti. Daha birçok övgüyü art arda dizebilirim.

Bununla birlikte, bu kitapta şu hisse ulaştım. Yazar sanki bir boks maçına çıkmış. 12 raunt boyunca rakibi yormuş, hırpalamış ama knock out edememiş. Yani gayet beğendiğim bu kitapta bitirici o 'son vuruş'u göremedim. Yine de okuduğum için pişman değilim. Okumak isteyen tüm Dostoyevski hayranlarına iyi bir okuma diliyorum.
159 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ev Sahibesi, Dostoyevski kronolojisine üçüncü sıradan yerleşen bir novella. Türkiye İş Bankası Yayınları'nda o dönem yazdığı üç kısa öyküye de yer verilmiş. Aynı yayınevinin Puşkin ve Gogol'un tek tek yayımlanacak kadar önemli öykülerini bile tek kitapta vermesine zaman zaman kızsam bile bu sefer oldukça isabetli bir karar olduğu kanısındayım. Sadece diğer üç öykünün olduğu bir kitaba, Dostoyevski'nin elinden çıkmasına rağmen maddiyat ve zaman anlamında harcanacak pek bir şey olmadığı kanaatindeyim. Çünkü Dostoyevski'ye dair neredeyse hiçbir şey bulunamayacak bir kitap olurdu o kitap.


İnsancıklar, halk tarafından çoğunlukla beğenilmeyen bir roman olsa bile eleştirmenlerin beğenisini kazanmış bir romandı. Öteki'nin okurların yanı sıra eleştirmenlerin de büyük hışmına uğraması sonrası, halkın ilgisini kaybettiğini fark eden Dostoyevski acilen yeni eserler üretmek ve halkın sevgisini tekrar kazanmak amacıyla kolları sıvar. Bu kitapta bulunan 'Bay Proharçin' ve 'Dokuz Mektupluk Roman' öyküleri 'Ev Sahibesi'nden önce, 'Polzunkov' ise sonrasında yazdığı kısa öykülerdir.


Bay Proharçin'de oldukça cimri bir memurun, yaşadığı dairede bulunan diğer karakterlerle etkileşimlerini okuyoruz. Karakterin ölmesi ve yastığının içinden neredeyse bir servet çıkması sonrasında yaşananlar hikayenin yükseliyor denebilecek tek noktası. İnsancıklar'ı oradan oraya süründüren Sansür ise Bay Proharçin'e o kadar hızlı ve sert bir darbe vuruyor ki Dostoyevski bile şaşırıyor. Kardeşine yazdığı mektuplardan bir kısım:

"Proharçin'in kimi yerleri kıyasıya değiştirildi. Bu beyler "memur" sözcüğünü yasakladılar, nedenini Tanrı bilir!.. Canlı olan her şey öldürüldü. Benim yaptığımdan yalnız bir iskelet kaldı."


Dokuz Mektupluk Roman adından anlaşılacağı gibi iki kişi arasındaki toplam dokuz mektuptan oluşan bir öykü. Başlangıçta ılımlı şekilde başlayan mektuplaşmalar, üçkağıtçı tarafın diğer tarafın parasını iç etmesi ve "teyzem öldü, karım hastalandı, çocuk evde taş yiyor" gibi türlü bahanelerle sürekli yüz yüze görüşmeden kaçması sebebiyle sertleşen mektuplarla devam ediyor. Dostoyevski'nin seviyesini geçtim, sıradan bir yazar için bile kötü bir öykü. Dostoyevski gibi bir dehanın bunu hangi kafayla ve ne durumda yazdığını cidden merak ediyorum. Stres ya da endişe gibi durumlarla bir ilgisi olduğunu da sanmıyorum. Adamın neredeyse tüm hayatı bunlardan ibaret. Olgunluk ve ustalık eserlerini güllük gülistanlık durumlardan ziyade çok daha zor şartlar altında yazmıştır.


Ev Sahibesi'nin yayımlanmasından bir yıl sonra kaleme aldığı, bir kumpanyada çalışan Polzunkov'un, memur olduğu zamanlarla ilgili bir olayı ve yaptığı 1 Nisan şakasının hayatını nasıl değiştirdiğini kumpanyaya gelen bir gruba anlatması hakkında bir öykü olan Polzunkov ise üç öykü arasında en sevdiğim oldu.


Bay Proharçin ve Dokuz Mektupluk Roman'ın eleştirmenler tarafından yerin dibine sokulmasıyla birlikte iyice endişeye kapılan Dostoyevski iki kısa öykü daha kaleme alıyor. Ancak bir süre sonra kardeşine yazdığı mektuplarda "ortaya yeni bir şey koymuyorum," diyerek yeni yazdığı öykülerin yayımlanmayacağını bildiriyor. Yayımlanan öyküleri baz alırsak bir okur olarak edebi anlamda çok büyük bir kayıp yaşadığımızı düşünmüyorum şahsen. Daha sonra yine kardeşine yazdığı bir mektupta, yakında Netoçka Nezvanova'yı okuyabileceğini ve İnsancıklar'dan daha üstün olacağını şimdiden belli eden Ev Sahibesi'ni yazdığını haber veriyor. Netoçka Nezvanova romanı Ev Sahibesi'nden ancak 2 yıl sonra yayımlanıyor. Ev Sahibesi novellası da bırakın İnsancıklar'ı, Öteki'nin bile çok çok altında kalan bir kitap oluyor.


Bilim aşığı olan ve sosyal hayattan kopuk biri olarak yaşayan Ordinov, oturduğu evden çıkmak zorunda kalması sonrası Petersburg sokaklarında ev ararken, bir kilisede, yaşlı bir adam ve oldukça güzel bir kadınla karşılaşır. Daha sonra ikilinin oturdukları evi bulan ve bu güzel kadının aşkıyla yanan Ordinov oturdukları evin bir odasını kiralar. Kapıcı sayesinde Murin adındaki yaşlı adamın bir büyücü olduğu söylentilerini duyar ve Ordinov'un hastalanması neticesinde kitapta birçok soru işaretiyle karşı karşıya kalırız. Tek emin olabildiğimiz durum Ordinov'un Katerina'ya olan aşkıdır. Olaylar gerçekten yaşanıyor mu yoksa Ordinov'un hasta yatağında gördüğü sanrıları mı okuyoruz? Net bir şey yok. Novella 'ee yani?' denecek bir şekilde sona eriyor. İlk iki kitabında olduğu gibi Dostoyevski yine kendisini anlatıyor Ev Sahibesi'nde aslında. Dostoyevski, İnsancıklar sonrası Belinski ve Nekrassov'un yüksek çevrelerde sürekli kendisini övmesi ve katıldığı davetlerde gördüğü ilginin had safhada olduğu dönemlerde Panayev evinden de davet alır ve Panayev'in eşine delicesine aşık olur. Dostoyevski, Ordinov karakterinde kendisini anlatır. Katerina karakterinde ise Bayan Panayev'i. Doğal olarak Dostoyevski'nin duyduğu aşkın sonu Ordinov karakterine benzer bir şekilde biter.


Dostoyevski ilk iki kitabında olduğu gibi üçüncü kitabında da Puşkin'i övmekten geri durmuyor. Ama İnsancıklar'da Palto'dan, Öteki kitabında ise Burun'dan esinlenmesi gibi Ev Sahibesi de yine Gogol'un Korkunç İntikam adlı öyküsünden esinlenme. Daha önce okumadığım bir Gogol öyküsüydü. Merak eden varsa sekiz öyküden oluşan 'Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları' kitabında bu öyküyü bulabilir. Ev Sahibesi'ne inceleme yazmadan önce o kitabı da araya sıkıştırdım. Dostoyevski sayesinde Gogol'un tüm kitaplarını da bitireceğim sanırım bu vesileyle. Korkunç İntikam'da bir Kazak beyi ve güzeller güzeli karısının hikayesi anlatılıyor. Kadının babası olan yaşlı büyücü ise kızını kendine istemekte ve kızını rüyalar ve sanrılarla büyülemektedir. Benzerlikler bununla da sınırlı değil. Güzelliği ile ünlü kadın karakterin adı, evet, Katerina. Acaba Dostoyevski, İnsancıklar'ı yazdık paltoyu giydirdiniz, Öteki'yi yazdık burnumdan getirdiniz, diyerek inadına mı kadın karakterin adını bile değiştirmedi diye sordurdu bana.


Hem ilk iki kitabına hem de kürek cezası sonrası okuduğum eserlerine bakarak sanırım Dostoyevski külliyatının en zayıf halkasını okuduğumu düşünüyorum. Henüz okumadığım eserlerinde daha aşağı seviyede bir kitaba rastlarsam düzeltirim incelemenin bu kısmını.

İyi okumalar.
159 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dostoyevski "insandaki vicdan müsveddesinin" tutanağı, hislerin algoritması, sığ kalıpların külçe gibi ağırlığı...


Dostoyevski'nin bu eserinde 4 öykü bulunuyor. Kitaba ismini veren novellamız "Ev Sahibesi" mükemmel bir ironi ürünü.

Öykümüzün içeriğine değinecek olursak; kendine yeni bir oda kiralamak zorunda kalan soylu Ordinov kilisede gördüğü Katerina'nın peşinden adeta kedi yavrusu gibi sürüklenir. Ve onların mevkisindeki bir odayı kiralar ve olaylar silsilesi bu şekilde başlar. Peşinden sürüklendiği kadının evli olduğunu düşünüp sonrasında ev sahibinin kızı olduğunu düşünen Ordi, bir zaman sonra Katerina'nın deli olduğunu ortaya atan kocası ve arkadaşının düşüncelerinin arasında sıkışır. Tabi o zamana kadar Katerina'nın aşkına kendini teslim eden aşık ne derece bu duruma inanır, okuyarak kendimizi bir muammanın ortasında buluyoruz. Kehanetler, büyüler, gerçekdışı tasvirlemeler...

Dostoyevski bu eserinde bir kaç anlatımıyla adeta Shakespeare anlatımına bürünüyor. (-Kalbimi de al, aşkımla dalga geçecek olsan bile güzel kız.) romantik bir havaya bürünüp sonra kendi hümanizmasına dönerek (-Artık kimsem kalmadı, başıma buyruk yaşıyorum, kalbimi de bazı vefasızların yaptığı gibi satmadım, ama bedava vermeye hazırım.)diyerek aşkını diğer insanların vefasızlıklarına dem vurup fakat kendi vicdanının temiz olduğunu ortaya koyan gururlu Rus gencimiz (burda öyküdeki başkahramanımız Ordinov'dan bahsediyorum) gönlümüzü adeta bir duygu karmaşasının girdabına sokuyor.

Dostoyevski'nin üslubunda yer yer Shakespeare'leşen, içeriğinde ise ilahi ikonalarıyla yer yer Dante'leşen farklı bir Dostoyevski novellası.

"Ev Sahibi" beni etkilediğinden dolayı en baskın öyküsü olarak bu öyküsünü ele almak istedim. Diğer öyküleri de ellerinizden öper. Saygılar...
194 syf.
Hani bazen bir fikir veya bir ilham geliverir. Hemen oturursunuz masanın başına ve onu kağıda dökmek istersiniz. Çünkü her an aklınızdan uçup gidecek gibi hissedersiniz. Heyecaniniz sizi telaslandirir ve aceleci davranmaniza sebep olur. Ancak acelecilik ve telaş size büyük bir hata yaptırır tam bu noktada: Fikrinizi kağıda dökerken, detaylar üzerinde yeterince kafa yormamışsinizdir ve fikrinizin arka planını iyi olusturamamissinizdir. Bu nedenle fikrinizi kağıda tamamen yansittiginizi düşünüp geriye yaslandiginizda rahatlamis hissedersiniz ancak kontrol etmek için kağıdı okudugunuzda fikir veya ilhaminizin ilk anda geldigindeki heyecanı sayfalarda bulamiyorsunuzdur. Bir şeyler eksiktir.

Ben de zaman zaman böyle hissetmisimdir. Ve bana sanki Dostoyevski de bu eserini gelen ilham kaçmasın diye acele acele yazdıktan sonra okuduğunda aynı şeyleri hissetmistir gibi geliyor. Çünkü bu kitap olmamış Dosto.

Keyifli okumalar.
159 syf.
·4 günde·9/10
Ev Sahibesi... ne anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. Kitap ciddi mana da çok açık noktalar bırakmış öyle ki yazar bunu bilhassa yapmış da olabilir. Bende etki yaratan nokta, olayın örgüsünden daha ziyade karakterler ve onların ruh halleriydi. Ana karakter Ordinov, içine kapanık bilime değer veren ve her daim bilim ile uğraş içerisinde olan bir adam. Bunun yanında Ordinov başıboş plansız sokak arşınları ise gelecekteki efsane karakter Raskolnikov'un temelini atar nitelikteydi. Katerina, her insanın yaşamına mutlaka bir şekilde girmiş, ucundan kıyısından hayatlarımıza dokunmuş olan, ruh hali olabildiğine değişken insan profilinde bir bayan. Bir yandan sevgi dolu sözcükler ve gözyaşları diğer yandan umursamaz tavırlar. (Zihnimde, Katerina'nın bahsi geçtiği her kısım sürekli birilerini çağrıştırdı.) Genel anlamda kitap, gerçek ve hayal arası sürekli çelişkilere düşeceğiniz sahnelerin mevcut olduğu, yazının başında da söylediğim gibi açık noktalarını zaman zaman sizlerin tamamlaması gereken, şahane bir eser. Tabi ki öneririm.
159 syf.
·6 günde·5/10
132.kitabım
#okudumbitti
#fyodormihaylovicdostoyevski #evsahibesi #hasanaliyücelklasikleri
️Ev Sahibesi
Bay Proharçin
Dokuz Mektupluk Roman
Polzunkov
Kitap dört hikayeden oluşuyor.
Gerçekle hayal arasında gidip gelen bir aşk hikayesi, yalan ve hırsızlıktan yatağa düşen bir adamın hikayesi, birbiriyle buluşamayıp mektup yazışmalarından oluşan hikaye ve 1 Nisan şakasının başa açtığı beladan bahseden hikayeden bahsediyor.
Kitaptan bazı alıntılar;
Kafayı geçmişe takmak insana acı verir.Geçmişte yaşananlar içilmiş içki gibidir. Mutluluğu geçmişte aramanın ne anlamı var? Kaftan eskimişse, çıkar at.
Hiçbir güç güzelliğe karşı koyamaz.Demirden bir kalp bile orta yerinden çatlayıverir.
Özgürlük, akılsız yüreğe göre değildir.
Anavatanımızın dumanı bile bize tatlı ve hoş gelir.
159 syf.
Kitap Ordinov, Katerina, Murin ve Ordınov'un bir dostu olan ilyiç adındaki adam etrafında dönüyor.Hepsini anlatmayacağım okuyunca öğreneceksiniz olayların nasıl geliştiğini...


Kitap biraz beklentimin altında kaldı diyebilirim. Dedimki kendi kendime acaba bir ben mi böyle düşünüyorum diye... Fakat okuduğum incelemelerde aynı durum var...

Kitabın güzel yanı çıkarımlar, diyalogları, karakter tahlilleri gayet iyiydi. Yalnız hiçbir şey tam olarak net değil bu kitapta üç nokta koyup sanki hikayanenin sonunu siz anlayın der gibi bırakmış bana öyle geldi. Beni hayal kırılığına uğratan bu oldu.

Galiba daha önce Suç ve Ceza kitabını okumuştum, kronolojik olarak başladığım için olabilir, akıcı okunabilir ve kısa sürede bitirebilecek kitaptı..
Siz fazla kitap okumaktan bu hale gelmişiniz, beyninizi kitaplarla doldurmuşunuz; biz köylüler halk dilinde buna okumaktan beyniniz sulanmış deriz...
Dostoyevski
Sayfa 78 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Mayıs 2016, İstanbul, Çevirmen : Tansu Akgün
"İçinde tek bir düşünce,tek bir korku vardı. Hayal sandığı şeyleri soluk almakla bile kaybedeceği korkusu."
Dostoyevski
Sayfa 41 - Varlık Yayınları
Siz fazla kitap okumaktan bu hale gelmişiniz, beyninizi kitaplarla doldurmuşunuz; biz köylüler halk dilinde buna okumaktan beyniniz sulanmış deriz...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ev Sahibesi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
En sonunda Ordinov, oturmakta olduğu evi değiştirmeye karar vermişti. Şu anda oturduğu yer, bir evin bir odasıydı. Ev sahibesi ise bir memuru yaşlı ve dul karısıydı. Oldukça yoksul olan kadın, ayın bitmesini beklemeden ani bir kararla evden ayrılmıştı. Tasını tarağını toplayıp taşradaki akrabalarının yanına gitmek üzere Petersburg'dan ayrılmıştı. Genç adam, o ayın kirasını ödemişti. Bu nedenle hemen evden çıkmak zorunda değildi ancak ev sahibesi gittiği için ay sonunda bu evden ayrılmak zorundaydı. Bu durum canını çok sıkıyordu. Doğallıkla da olduçka üzgündü. Genç adam oldukça yoksuldu, ev kiraları ise inadına çok yüksek...

Kitabı okuyanlar 1.654 okur

  • Güliz dayi
  • Bensu Bilgici
  • Banu Baltacı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları