1000Kitap Logosu
Hayvan Çiftliği
Hayvan Çiftliği
Hayvan Çiftliği

Hayvan Çiftliği

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.9
39,6bin Kişi
142bin
Okunma
40,1bin
Beğeni
5,2milyon
Gösterim
151 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 4 sa. 17 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Gönül Yayıncılık · 2021 · Karton kapak · 9786057614636
Orijinal adı
Animal Farm
Diğer baskılar
7 mağazanın 432 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,53
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
2 sa. 54 dk.
8.9
10 üzerinden
39,6bin Puan · 5378 İnceleme
Miss Nobody
Hayvan Çiftliği'ni inceledi.
152 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
HENÜZ KİTABI OKUMAMIŞ 3-5 KİŞİYE…
Kitapla ilgili yüzlerce inceleme varken bir de ben yazmalı mıyım diye çok düşündüm. Çünkü, #132705929 . Sonunda ne karar verdiğimi tahmin edersiniz herhalde… Karakter rehberiyle başlamak istiyorum incelemeye. Henüz okumayanlar için yardımcı, okuyanlar için de hatırlatıcı olacağını umuyorum. Başlayalım o halde: • Bay Jones: Çiftliğin ilk sahibi • Koca Reis: Domuz • Snowball: Domuz • Napoleon: Domuz • Squealer: Domuz • Bluebell: Köpek • Jessie: Köpek • Pincher: Köpek • Boxer: Araba atı • Clover: Araba atı • Mollie: Kısrak • Muriel: Keçi • Benjamin: Eşek • Moses: Kuzgun • Tavuklar ve koyunlar Bir de kedi vardı ama bir vardı bir yoktu. Uyuşuğun ve tembelin tekiydi. Pek bir rolü de yoktu kitapta. Zaten hiç sevmem kedileri… Bu kitap bildiğiniz üzere alegorik bir eser. Alegori ne demek bilmeyenler için tanımlayalım hemen. “Bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırma işi.” Bu sebeple tahmin edersiniz ki bu hayvanların tümü bir insan tipini simgeliyor. Koyunları söylememe gerek var mı bilmiyorum. Ezberlettiğiniz şeyleri sorgulamadan kabul edip papağan gibi söyler bu koyunlar habire. Eşek, aydın kesimi simgeliyor. Olayların bilincinde, okur yazar, düşünür fakat nedense az ses çıkarır. Bildiklerini kendine saklar. Etliye sütlüye karışmaz. Mollie, Bahar Candan gibi bir şey. Üzümünü yer bağını sormaz. Bohem hayat tarzını benimsemiştir. Süse şatafata düşkündür. Öyle çok zora gelemez, üretici kesimle uzaktan yakından alakası yoktur. Squealer tam bir yancı. Manipülasyon ustası. Kurnazlık timsali. Yarın kıyamet kopacak olsa her şey güllük gülistanlıkmış gibi anlatır. Yönetimi övmekten başka işi yoktur. Yalan yanlış raporlar sunarak halkı kandırıp, umutlandırır. Kalanları da kitabı okumayanlar okuyunca kendisi tespit eder, okuyanlar da hatırlıyorlarsa aşağıya yazabilir. Sen nasıl bir hiciv ustasısın eyyy Orwell? Her kitabın ayrı bir başyapıt. Bi’ sen varsın böyle güzel sistem eleştirisi yapan bi’ de bizden Yaşar Kemal. Onun da muazzam bir eseri var hepiniz bilirsiniz. O da tıpkı Orwell gibi, hayvanlar üzerinden insanları ve yönetimi eleştirmiştir. Yaşar Kemal’in filleri George Orwell’ın domuzlarıdır. Fakat iki eser arasında bir fark vardır ki o da Yaşar Kemal’in mutlu sonuna karşın George Orwell’ın mutsuz sonudur… Zaten kitabı 8 günde bitirmemin sebebi de budur. Kitap o kadar akıcı, merak uyandırıcı ki ve kurgu o kadar içine çekiyor ki, kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz ama aynı zamanda o kadar karamsar, uzun süre maruz kalamıyorsunuz. Her sayfa çevirişimde biraz daha karardı senaryo, kara bulutlar çöktü üstüme, içim daraldı. Parça parça okudum mecburen kitabı. Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi, en çok okunan kitaplarda 4. sırayı almasına şaşırmamalı. Zaten niye bu kadar geç okudum onu da bilmiyorum. Fakat Orwell’ın diğer kitapları bu kadar iyi değil gibi hissediyorum. Sanki okursam hayal kırıklığına uğrayacakmışım gibi. En az bunlar kadar iyi dediğiniz bir kitabı varsa, önerirseniz sevinirim çünkü bu yazarı okumaya devam etmek istiyorum. Beni dinlediğiniz için teşekkürler kanalıma abone olmayı unutmayın, okur kalın, hoşçakalın. Bahsini ettiğim kitap; Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca İncelemeye dair; #131077719
Hayvan Çiftliği
8.9/10
· 142,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
138
Genel İngilizce
Hayvan Çiftliği'ni inceledi.
152 syf.
·
10/10 puan
HAYVAN ÇİFTLİĞİ İNCELEMESİ - Dikkat spoiler içerebilir!
George 0rwell'in 1945 tarihli yayımlandığı 1950 gibide şöhrete kavuştuğu eseridir. Fabl tarzındaki bu mükemmel siyasi hiciv romanı Stalin'i ve kapitalizmi eleştirmektedir. Yani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık romanıdır. Kitapta geçen 7 kutsal kuralın zamanla değiştirilmesi, makam mevki eline geçirenlerin gücünün zehirlemesiyle kutsallara bile dokunabileceğini gösterir. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Hayvan Çiftliği
8.9/10
· 142,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
22
1.460
Oğuz Aktürk
Hayvan Çiftliği'ni inceledi.
152 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
BÜTÜN YORUMLAR EŞİTTİR AMA BAZI YORUMLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR
YouTube kitap kanalımda Hayvan Çiftliği kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: youtu.be/a3ctaLux8B4 "Animal You're an animal Don't take anything less" Muse 70 yıllık bir fener. Çok çabuk unuttuk ülkede olanları. Unutmak ve kanıksamak en sevdiğimiz şeyler oldu. "X kişi ne yapsa her zaman haklıdır." kafasından çıkmadığımız sürece bize her yer Hayvan Çiftliği'ydi. İktidarın açıklamalarının sorgulanmaksızın kabul edilmesini sağlayan ve sürekli hırlayan köpeklerimiz kömür, köprüler, yollar, makarna ve din sömürüsü oldu. Anlamasak bile kabullendik, çünkü anlamak ve sorgulamak için enerji sarf etmektense kabullenip Hülooğ demek, bize dayatılan şeyleri harfiyen kabul etmek daha kolaydı. Dönüşüm'deki böcek olduk en sonunda ve dönüştüğümüz rolü hiiiiç sorgulamadan başarılı bir şekilde oynadık. Hayvan Çiftliği toplantıları gibi söylenen her şeyin bir gün mutlaka tamamen değişeceğini bile bile hep birilerinin mitinglerine gittik, vaatlerini dinledik, geleceğe dair ütopik hayaller kurduk bir distopyanın içinde olduğumuzu bile bile. Ama olmadı. Olumsuz olayların suçunu hep üstüne atabileceğimiz Snowball'larımız oldu. Rus uçağı düştü suç Snowball'undu. Çiftliğimize darbe yapıldı suç Snowball'undu. Yolda ayağımız takılıp düştü, nefesimiz sıkıştı, kahvemiz kalmadı ama suç hep Snowball'undu. Cebren ve hile ile aziz Hayvan Çiftliği'nin, bütün domuzları zaptedilmiş, bütün ahırlarına girilmiş, bütün sürüleri dağıtılmış olduktan ve çiftliğin her köşesi bilfiil işgal edildikten sonra ne anlamı kaldı ki somut ayaklanmaların? Manevi ayaklanmalarımız olmadığı sürece, ilk ve daimi liderimiz Koca Reis'in yaptıklarını, her konuda eşitliği getirdiğini hatırlamadığımız sürece ne anlamı kalır her gün televizyonlar karşısında geviş getirmemizin? Daha az rakam, daha çok yemek istedi halk. Fakat onlar her zaman daha çok rakam ve daha az yemekle dönüş yaptı. Hiçbir zaman karın doyurmayacak olan anlaşılmaz laf kalabalığı rakamlardan bahsedildi fakat çiftlikte iş saatlerinin artırılmasının rakamlarından kimse bahsetmedi. İşsizlik rakamlarının artmasından kimse bahsetmedi, çiftliğini koruma uğruna ölen hayvanlar hep unutuldu, bütün hayvanlar başından beri eşitti ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşit oldu çünkü onlar çiftliğe yapılan maddi, manevi darbelere karşı hiç savaşmayıp ahırlarında öylece izleyenlerdendi. Başka çiftliklerle yeri geldi dost olduk, yeri geldi düşman olduk. Çiftliğimize her gün yeni yeni yollar yapıldığı söylenirken yolsuz yolsuz kimlerle dost veya düşman oluyorduk? Adalet terazisinin bir tarafında birileri her gün ağırlığını basıyorken biz evdeki koltuklarımıza ağırlığımızı basmayı kendimiz için yeterli mi bulduk? Acaba Orwell'dan sadece 1 yıl önce doğmuş olan ve Orwell'la aynı yıllarda yaşamış olan Nazım Hikmet, bu kitabın yazıldığının üzerinden bir kaç yıl geçtikten sonra 1947 yılında dile getirdiği Dünyanın En Tuhaf Mahluku'ndaki şiirinin şu dizeleriyle "ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!" birlikte Hayvan Çiftliği'ndeki hayvanlara bir selam mı çakıyordu? E kabahatin çoğu senin çiftliğimdeki bütün Clover'lar, bütün Boxer'lar, bütün Benjamin'ler, bütün Muriel'ler. Çünkü biz artık her şeyi kadere bağladık. Kendi başarısızlıklarımızı ve herhangi bir şey için çaba göstermeyişlerimizi öylece kabullendik ve dününü bile unutan hayvanlara dönüştük. Çok gizli toplantılar yapıldı, her yer Snowball her yer ihanet her yer paralel dendi. Devran aynı manzara farklı oldu ve bu sefer tezgah altı değil göstere göstere yapıldı her şey. Paranın kıble olduğu yerde 40 tahıl da 40 yem de 40 rekat da nafileydi. Bütün olanların farkındaydın ama sen yine de reddettin, 40 domuz, 40 katır ya da 40 satır yaşasın adalet dedin. Ama zaten hep Boxer gibi suçlular alındı içeri sebep gösterilmeksizin. Çapulcu oldu bütün çiftlikteki hayvanların yeni adı. Ama ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardı ki Napoleon gibiler elini kolunu sallaya sallaya ülkeyi talan etti. Neyse ki nutku tutulmayanlar vardı azınlıkta da olsa. Her şeyin farkındalığında olan fakat sessizliğini şimdilik içlerindeki o sevgide korumaya çalışanlardı onlar.
Hayvan Çiftliği
8.9/10
· 142,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
113
1.159
Atra
Hayvan Çiftliği'ni inceledi.
152 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
Kitabın alt başlığında da yazdığı gibi korkunç sonlu bir peri masalıdır Hayvan Çiftliği. Domuzların telkinleriyle insanlara karşı nefretle gözleri kör edilen hayvanlar yani halk etrafında asıl olup bitenleri göremez hale geliyorlar. Görseler bile okuma yazma bilmemeleri, domuzlara yani yöneticilerine itaat etmeleri, sorgulamamaları onların sonlarını getiren şeyler olmaktadır. Kitabı bitirdikten sonra şu soru geliyor aklımıza, “Bütün insanlar eşittir, ama bazı insanlar daha mı eşittir?” Toplumlarda yönetilen ve yöneten eşit öneme sahiptir. Önemli olan halkların örgütlenmesi, kendi haklarını gözetebilmesi ve liderlerini kontrol altında tutabilmesidir. Tarihte gerçekleşen birçok devrimin sonucu oluşturulan yeni düzen hayal kırıklıkları ile sonuçlanmıştır. Orwell, sömüren ve sömürülen değişse de bu döngünün son bulmayacağı, ideal düzenin bir ütopya olduğu mesajını kitabında okuyucusuna hissettirmiştir. Hayvan Çiftliğinde her şey ne kadar güzel başlamıştır oysa ki. İnsanlar da tıpkı çiftlikteki hayvanlar gibi kendilerini ezen ve sömüren insanlardan tarih boyunca kaçmışlardır. Ancak bu devrimler yolundan sapmaya mahkum olmuş daha baskıcı yönetimler oluşmuştur. Tıpkı kitapta olduğu gibi dönemin Rusya’sında Çar II. Nicholas’ın kötü yönetiminden bıkmış olan halk, Lenin gibi komünistler fikirleri ile bir anda devrim gerçekleştirmiştir. Ancak genellikle ideal bir toplum oluşturma isteğiyle başlayan hikayeler kısır döngüyle sona ermişlerdir. Hayvan Çiftliği bu yönüyle iki uçlu bir yergi niteliği taşımaktadır. Kendini yönetenleri sorgulamayan, özgürlüklerini savunamayan, kendi gücünden habersiz yaşayanların özetle aklını kullanamayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. Gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıklarının artmasıyla gerçekleşeceklerdir.  
Hayvan Çiftliği
8.9/10
· 142,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
115