"Vicdanlarımız, bize acı verme noktasına gelinceye kadar, başkalarına verdiği acının farkına varmaz."
Bu öyle bir kitap ki... Kitapları hep çok sevdim ama bazen öyle bir şey oluyor ki, tamam diyorum işte bu yüzden. Okurken anlaşıldığımı hissediyorum. Bazı cümleleri hissedip, dile getiremediğim zamanlarda hissettiğim sıkışmışlıktan kitaplarla çıkıyorum. Çünkü anlatamadığım hisleri, okuyorum...
İnsan Nedir, Mark Twain'in bana göre herkesin okuması gereken, müthiş tespitlerle dolu bir kitabıdır. Mark Twain insanın sadece vicdanını rahatlatmak için yaptığını söylüyor bazı şeyleri. Kitaptan bağımsız yazmak istiyorum çünkü inanç gözlüğüyle bakacağım. İyiler cennete demişimdir her zaman. İyilik yapanları, karlı bir alışverişte görüyorum çünkü. Zaten karşılığını alacağını bildiğin bir şeyi yapmak çok mu yüce gönüllü bir hareket derim. İnançlı insanlar bunu hazmedemez şimdi, ama ben inanca değil fıtrata hitap ediyorum şu an. İnanç zekat ver derken, iyi bir insan ol derken, bunu karşılıksız yap diyor mu? Demez. Hiç bir din böyle demez. Hepsi bu iyiliğin karşılığında cennetvari şeyler vaat eder. Sosyal hayatta da ister alkış olsun ister pohpohlama, karşılığı vardır. İyilikte emek aranmaz. Ben böyle düşünüyorum. Bir insanın iyiliği ile ilgilenmeyecek kadar makine olduğumuzu biliyorum. Müthiş bir aksamla yaratılmış insan, önünde her şey yazan bir kitapla yaşıyor. Her şey hazır. İyi olmayı seçmek zor mu? Yaradılışın mucizesi insan, bununla övünebilir mi? Senin yaptığın iyiliğin karşılığında, seni muhatap alan ALLAH. Başka karşılık gerekir mi? Gerekmez ama orada bırakmayacağını biliyorsun, hırslandıkça hırslanıyorsun, iyilik yapayım diyorsun. İyilik yapmak başkadır, iyi olmak başka. İyi olmak doğuştan, iyilik yapmak kazanım. Baya karışık duruyor buradan bakınca. Ben hayatta bir