Cemil Meriç ve Ali Fuat Başgil'in kitap hakkındaki yorumlarını duyduğum zaman beni hayli cezbetti bu kitap. Hemen temin edip okumaya başladım. Lise ve üniversite okuyan gençlerin bu kitabı alıp okuması çok önemli. Gerçekten sağlam bilgiler ihtiva ediyor. Ama odaklanma sıkıntısı yaşayan ve düzenli kitap okuma alışkanlığı olmayanlar için biraz sıkıcı gelebilir. Onlara da Ali Fuat Başgil'in Gençlerle Başbaşa kitabını tavsiye ederim..
Kitap dört ana bölümden oluşuyor.
Eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumu ve öğrenci psikolojisini, insanı başarısızlığa götüren ( isteksizlik ve tembellik,cinsel dürtüler, şehvet, kötü arkadaşlar ve bahaneler) sebepleri ve bunların çözüm yollarını çok iyi tespit eden , çözüm için size bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar bu sorunları "Mücadele Edilecek Hastalık" olarak adlandırıyor. Bu hastalıkla mücadele için de egzersizden beslenmeye, uykudan dinlenmeye kadar başarı ve performansı etkileyecek reçeteler ve yol haritası sunuyor.
1894 yılında yazılan kitap aradan geçen 5 çeyrek asra rağmen "öz disiplin" oluşturma adına güzel bir kılavuz.
Benim okuduğum baskı (pdf) 1932 basımı olduğu için dil olarak beni iyice yordu ama hafızamda unutmaya yüz tutan bazı kelimeleri hatırlamış ve yeniden canlandırmış oldum.
İyi okumalar
Kitap gerçekten çok yararlı ve herkes okumalı ama internetten bulup okuduğum bu 1897 basımını tavsiye etmiyorum, yeni basımını okuyun. Çevirmen Münir Raşit'e de ayrıca bir çevirmen gerekiyor...
Bu kitabın çok methini duydum. Münir Raşit çevirisini okudum. Dili zorlamadı ama çok düşük cümle ve yazım hatası var malesef.
Dolayısyla bu baskıyı önermiyorum.
Ayrıca kitabın abartıldğnı düşünüyorum. Evet, insana iradeli olma yolunda bir ufuk sunuluyor. Ama sanrm lise dönemi/üniversiteye yeni başlayan gençlere daha uygun. Kısacası, güzeldi ama çok da istifade ettiğimi söyleyemem.
Kitap esasen çok güzel ve istifade edilebilir bir kitap. Ancak bu baskı (Dorlion Yayınları) Münür Raşit'in çevirisinin sadeleştirilmiş hali. Dolayısıyla çoğu yerde yanlış anlamlar verilmiş ve konu tamamen anlamsız hale gelmiş. 94 sayfa olan kitabı bütün sabrıma ve zorlamama rağmen yarısına kadar okumaya tahammül edebildim. Bu yüzden kitabın özellikle bu baskısını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Bir parça Osmanlıca bilgisi olanlar muhakkak Münür Raşit'in orijinal çevirisini okusunlar.
Es-Selam Dostlar...
Cemil Meriç ile Ali Fuat Başgil’in tavsiye yazılarını okumam ile kitaplığıma kazandırdığım disiplinli çalışma,irade eğitimi ve ahlak üzere yazılmış bir eser…
Yazarımız Julet Payot karakter eğiminin önemi ile başlıyor ve özellikle vurguluyor sağlam nitelikli bir eğitim ile karakterin değişebileceğini.
Sonrasında başarı için en temel unsurun irade eğitimin olduğunu vurguluyor.
Acaba bu eğitim nasıl sağlanır ve günümüzde iradeyi engelleyen unsurlar nelerdir?
Eğitimci olarak yazarımızın başarısızlığımızın en büyük etkeni iradesizlik ( irade zayıflığı ) sözüne sonuna kadar katılıyorum.
Derslere girdiğimiz zaman malumunuz üzere öğrencilerimizin en büyük sıkıntıları çaba göstermekten ve özellikle süreklilik gerektiren gayretten uzak kalmaları, nasıl verimli bir şekilde başarı sağlanır bilmemeleri…
Neticesinde ise hasıl olan şu davranışlar şekilleniyor;
Hantallık,rehavet,tembellik ve aymazlık.
Soruyum niçin çalışmıyorsun;
-Hocam canım istemiyor, cevabı en çok rastlanan zaaflık göstergesi diyebilirim.
Peki bu süreçte bizler eğitimciler daha doğrusu büyüklerimizin payı ne?
Maalesef ve maalesef dün sitede arkadaşlarla da istişaresini yaptık müfredat öğrenciyi gerçekten tanımaya veya değerlerini ortaya çıkarmaya yönelik değil.
Sadece bilgiye dayalı bir sistem dahlinde hareket ediyoruz.
Bir örnek veriyim;
Öğrencim rapor aldı ertesi gün aynı kağıdı verdim ve arkadaşlarından soruları aldığı için 87 aldı.
-Dedim ki olmaz bu haksızlık ki Cuma günü idi.Pazartesi gel yeniden farklı sorular ile sınav yapacağım.
Dostlar!
Sadece soruların yerleri değiştirdim ve aldığı not;57…
Anladım ki bir konuyu fikri ne derseniz artık bütüncül olarak düşünmek ve gün yüzüne çıkarabilmektir asl olan.
Yoksa lüzumsuz detaylar ile bilgi yığını ancak gerçekleri gizler ve tembellikle
Bu eseri bitirdikten sonra "Bir Ömür Nasıl Yaşanmalı" sorusunun cevabı gibi dedim kendi kendime. Sonra İlber Ortaylı'nın " Bir Ömür Nasıl Yaşanır" kitabı aklıma geldi. Onu da okumuştum ve o kitabı bitirince "İlber hocam sizin bu tavsiyelerinizi uygulayacak insan sayısı Milyonda bir bile değildir. Aynı zamanda tavsiyeleriniz yetiştiğiniz çevredeki insanlara hitap ediyor. Ülkenin %99'una hitap etmiyor. Örneğin Paris'te şu cafede şu kek çok iyi..
Yurt dışında muhakkak şu yerde yemek yemelisin... şuranın havası şöyle felan... Ayrıca 12 yaşına kadar ne olacağını hedefini belirlemediysen senden bişey olmaz treni kaçırdın... vs vs... gibi bir sürü temel insan eğitiminden uzak tavsiyeler.
Bugün ülkede 3 aydın sayalım dersek çoğunluk İlber hocayı ilk 3 te sayar.
(Beni az çok tanıyanlar Türk yazaralara Türk Edebiyatına ne kadar çok önem verdiğimi bilir. Maksadım batılı yazarları övmek değil, günümüz aydınlarının yokluğu ve var olanların durumunu göstermek)
İlber hocan'ın kitabı 2019 da yayınladı. Jules 1909 da yayınlıyor arada 115 yıl var. Ve Jules'in kitabı bugün için Türk toplumuna maalesef kat be kat daha faydalı bir eser, "bir ömür nasıl yaşanmalı" konusunda.
Özellikle üniversite okuyan ve eğitimci bireylerin okuması gereken bir kitap.
Bu arada İlber hocayı çok severim:))
Ama bu gerçeği görmezden gelemezdim.
İrade EğitimiJules Payot · İş Bankası Kültür Yayınları · 202438,5bin okunma
Öncelikle belirtmeliyim ki bu kitap tüm önyargılarımı yıktı.
İrademle savaştığım, zamanımı yönetemediğim, yapmam gereken şeyleri devamlı aksattığım kısacası verimsiz geçen günlerime bir faydası dokunur, belki bir şeyler öğretir diyerek başladığım bir kitaptı (faydası dokunmasa bile okursam düzelir diyerek kendimi avutuyordum işte:) fakat daha önce bir iki kez başlayıp bıraktım. Devam ettirememe sebebim aceleci davranmam ve zaten bildiğim şeyleri anlattığını düşünmemdi.
Son denememde zorda olsa ilerlemeye, ilerletmeye çalıştım ve zaten bildiğimi sandığım o metinleri idrak ederek okumaya gayret ettim. Açık konuşmak gerekirse ilk iki denememde okuyamama sebebim aslında “sadece okumuş” olmamdı. Okuma eylemini çoğu zaman yanlış algılıyoruz “okumak” İrade Terbiyesin’de de çokça geçtiği üzere derin bir tefekkür ve idrak gerektirir. Bu hususta bende her cümleyi derin bir tefekkür ile okuyup acele etmemeye, her cümlenin üzerine kendi çapımda notlar alıp sizlere sorduğum kimi sorular ile kendi fikrimi müspet ölçüde aydınlatmaya çalıştım.
Bu kitaptan sadece irade terbiyesi değil..
-“Elalem” ne der? safsatası
-Cehalet ve sebepleri
-Tembellik ve nefse düşkünlük
-Mutlu hayat için vermemiz gereken çaba
-Toplumca kabul görmüş normların geçersizliği
-Erkeklik ve kadınlığın kalıpların dışına çıkıp toplum görüşlerinin değişmesi gerekti görüşü
-Tefekkür
-Dilin gücü
-Eğitim sistemindeki aksaklıklar
-Ve dahi beden sağlığı, uyku problemi gibi daha nice konulara değinilmiş. Farklı bakış açılarından bakıp, düşünme açısını genişletici ve sorgulatıcı bir anlatım yöntemi kullanılmış.
Bazı görüşlere katılmasam dahi bu beni memnun etti çünkü her zaman için aynı görüşlerden değil farklı görüşlerden de bir şeyler öğrenebilmeliyiz.
Ben alabileceğim faydayı en üst düzeyde alıp, hayatımı rayına
Herkese merhaba.
Birçok okur, bu kitabı neden kesinlikle okumamız gerektiğiyle ilgili görüşlerini ayrıntılı biçimde belirtmiş, ben bu yazımda aksi yönde eleştirilere yer vereceğim.
Öncelikle kitabı Flipper Yayınlarından okudum. Bugüne değin okumakta bu kadar zorlandığım başka bir çeviri olmadığını üzülerek söylemeliyim. Anlamsız, eksik cümleler ve anlatım bozuklukları da cabası.
Kitap 208 sayfa ve beş bölümden oluşuyor. Anladığım kadarıyla ilk bölümde yazar şunu ifade etmek istemiş: Bak canım, sen yirmi dört saatinin üçte birini entelektüel olmaya harcıyorsun ancak hiçbir halt etmiyorsun. Her şeyi öğreneyim derken aslında hiçbir şey öğrenmiyorsun. Bir şey hakkında her şeyi bilmeye odaklanmak yerine her şey hakkında bir şey öğrenmeye çalışarak zaman kaybediyorsun.
Çoğu yerde eleştirmekle kalıp, öneri sunamıyor. "Evet. Ama nasıl?" sorusunun cevabını bulabilmek adına kitabın son sayfasına kadar büyük bir dikkat ve titizlikle okudum ama cevabı hakkında pek tatmin olmuş sayılmam.
Dönemin şartlarına göre anlaşılabilir olsa da kadınlardan nefret ettiğini düşündürecek kadar aşağılayıcı üslubu beni rahatsız etti. Böyle düşünmemin kadın olmamla ilgisi yok çünkü bir erkek olsaydım da rahatsız olacağıma eminim. İradesi zayıf biri olmamama rağmen iradesiz insanlara karşı kullanılan üsluptan da hoşlandığımı söyleyemeyeceğim.
"Evet doğru söylüyor, böyle yapmak lazım" dediğim kısımlar bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar azdı. Fikirlerin büyük çoğunluğu bildiğimiz şeyler, uygulama noktasında da bu kitabın motive edici bir yanını bulamadım.
Yani ki, kitabın sonunda Ali Fuat Başgil'in dediği gibi "Ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi" falan demedim.
Hülasa, bu kitap beni kesinlikle tedavi eder, tedx konuşmaları kadar motive eder gibi bir yaklaşımınız
Jules Payot , Fransız pedagog ve Fransızca öğretmenidir.Rektörlük de yapmıştır. Sosyolog Emile Durkheim e karşı pedogoloji ile alakalı bir öğretmenlik yapabilme şansını kaybetmiştir. İrade Terbiyesi adlı kitabı Vatikan tarafından kara listede yer almıştır.Bu eser, 32 den fazla dile çevrilmiş bir eserdir.O dönem için Vatikan tarafından 13 yasaklı kitaptan biri idi.Nedeni ise, ailelerin bu kitabı okuduktan sonra ayinlere katılmayı reddetmesidir.Neden reddettiklerini kitabı okudum ama anlamadım.Anlayanlar aydınlatırsa sevinirim.
İrade Terbiyesi, Éducation de la Volonté adında 1895 yılında Fransızca olarak yazılmış olup, Payot un ilk eseridir.1926 da kitabı ilk olarak ülkemizde İbrahim Ethem çevirmiştir.
Kitabın çok fazla çeviri yayını var.Ben Kırmızı Kedi den okudum ve beğendim.Kitap şunu belirtmek gerekir ki çok ağır.Arka arkaya okuyamıyosun.Kafan almıyor yani kısaca.40 50 sayfadan sonra beyin, bugünlük yeter Emre diyor.Bana müsade diyor.Bende peki sana daha fazla zulüm yapmayım, zaten kafaya girmiyorsa boş okumanında anlamı yok diyorum ve kenara çekiliyorum.Ağır bir dili olmasına rağmen kitabın verdiği mesajlar bi o kadar basit ama.
Eee peki Payot bizlere neler söylüyor : İnsan kendini geliştirmeli, farkındalık özelliği sürekli açık olmalı,okumalı,çabalamalı,dikkatli olmalı,kendi üzerinde yoğunlaşmalı ve düzenli olmalı der.
Kitabın genel anlattıkları peki neler derseniz : İsteksizlik genel bi irade düşmanı der bize Payot.Çaba harcamadan birşeyler elde etmek insanın en büyük isteğidir ama bu imkansızdır der.Eğitim, irade için önemlidir der.Eğitim sistemi genelde tek tip birey yetiştirir ve üniversite çağına gelen birey yalnızlaşır der.Çevre seçimi bu nedenle çok önemlidir der.Boş işlerle uğraşan bir bireyin oluşma nedeni çevredir der.Sabırlı birey irade eğitimi konusunda 1-0 önde
Payot 1859 yılında Chamonix'te doğdu. Eğitim ve akademik kariyeri hakkında çok az şey biliniyor; bununla birlikte bazı kaynaklar onu, örgün eğitimde lider bir figür olarak ortaya koymaktadır. 1907'de Aix-en-Provence'daki Aix-Marseille Üniversitesi'nde rektörlüğe atandı. Payot 1939'da öldü.
En ünlü kitapları arasında 1909'da yayınlanmış olan ve sonradan birçok dile çevrilen Éducation de la volonté (İrade Terbiyesi) vardır.