Çerezlik okuyanlara hitap etmeyen bir kitap. Burada yazan arkadaşlardan da o beklentiyle okuyanlar olmuş ve aradıklarını bulamamışlar. Düşünmeyi, hayal gücünü harekete geçiren beyin fırtınası tarzı bir roman. Romanı bir anlamda siz kuruyorsunuz. Edebiyat alerjiniz varsa hiç okumayın derim. Bence şahane bir eser.
Kutu AdamKobo Abe · Sel Yayıncılık · 2019265 okunma
Japon edebiyatını çok ilgi çekici buluyorum.Kobe Abe de önemsediğim, merakla okuduğum bir yazar.
Kutu Adam, Abe’den okuduğum dördüncü kitap.Başkasının Yüzü’nü ve Kutu Adam’ı birbirine çok benzettim.Her ikisi de görülmemek, bilinmemek buna karşın her şeyi gözlemek, görmek üzerine kurgulanmış sanki.Kendini görünmez, tanınmaz kılıp, etrafı gözlemek, hatta dikizlemek, kişiler ve nesnelerle iletişimi en alt düzeyde tutmak kişiyi daha çok mu özgür kılar, daha çok mu birey yapar, bilemedim.
Kitaptaki olay örgüsünü takip etmek mümkün değil.Okurken amaç bu olmamalı.Çünkü hiçbir şey birbirine bağlanmıyor.Her şey bulanık kalıyor.
"Lakin göze çarpmamak başka görünmemek başka" diye kurduğu bir cümleyle neden kutu adam olduğunu anlatıyor bize kahramanımız. Şöyle bir etrafınıza bakınız, bazı insanlar kendi durumlarından daha düşük düzeyde olan insanları hep öteler, onlar sanki bu dünyada gereksizmiş gibi muamele ederler. Şahsi fikrim bunu böyle yapan insanlar benim tahammülüm dışındadırlar her zaman. Ve nerede olsa kimi görsem tepkimi dile getirmekten çekinmem. İşte kahramanımız da bu tür bir algıdan sonra görünmemek istemeye karar veriyor. Bu yüzden kendine sağlam mukavvadan, kafasından geçirilecek şekilde bir kutu tasarlıyor. Ve bunun içinde yaşamaya başlıyor. Soyut olarak düşündüğümüzde hak vermemek elde değil, ancak somut düşüncede neden, bu kadarına gerek var mı? diye sorduruyor okuyucuya. Bu kısımları tartışılır ve bence tartışmaya oldukça açık bir konu.
.
Devamında aslında her yeri en ince ayrıntısına kadar merak edip her yeri dikizlemek istediği için kutuadama dönüştüğünü de düşünüyor. Kahramanın kafası hayli güzel :)
.
Tüm bunların yanında maalesef dikkatimi çeken bir husus vardı. Çeviri. Neden böyle bir dil kullanılmış, gerçekten çok merak ediyorum. Japonca bir kitabın çevirisi böyle olmamalıydı bence. Sanırım çevirmen kendi tarzını göstermek istemiş, yayınevi de bu duruma hay hay demiş. Maalesef tavsiye edemeyeceğim, ancak yine de okuyup kendiniz karar verin.
Hayata bir kutu olarak bakmak. İncelemek ve şahit olmak. Yazmak sonra. Kedigilllerden olmak biraz da. Kobo Abe, muhteşem yazar. Her kitabı ayrı bir dünya. Fantastik, korku, gizem, bilimkurgu...
Kutu AdamKobo Abe · Sel Yayıncılık · 2019265 okunma
Uzak Doğu'nun Kafkası olarak da bilinin asıl adı Abe Kimifusa olan Japon modern edebiyatının güçlü kalemlerinden biri olan Kobo Abe'nin okuduğum kitabı hayli ilginçti. Mukavvadan yapılmış bir kutu ve hayatını bu kutuda geçiren insanlar. Aslında bakmayı seven ama bakılmaktan da hoşlanmayan adamın hikayesi de diyebiliriz. Toplumdan, insanlardan, bakışlardan kaçan insanların tek çaresi kutu içerisinde yaşamak. Diğer bir deyişle görünmez olmak. Bireyin bu toplumdan izole olmak ister halini çok değişik bir kurguyla ele alan #koboabe 'yi anlamakla epey güçlük çektim. Benim için zor ve biraz da sıkıcı bir kitap oldu. Modern toplumun getirmiş olduğu görmezden gelme ve gelinmeyi güzel işlese de malesef sevemedim kitabı☘ Kutu AdamKobo Abe
“Kutudan baktığın müddetçe hiçbir manzaradan usanmazsın.”
.
Birey olmayı,zaman ve mekandan bağımsız önce varlıklarına sinmiş tutkularıyla anlatıyor Kobo Abe.
Bir kutunun içinde yaşamın aslında dört duvarda yaşamaktan çok da farklı olmadığını~
.
Altını çizdiğim cümlelerin çokluğu bir yana; beni sürekli sorgulamaya itti Kutu Adam.
*İzlemek ve izlenilmek
*suçun ne zaman suç sayılacağı
*şeffaflık ve teşhir
*kişiler arasındaki sınırlar ve kutuplaşmalar
*ve aslında ne istediğimiz.. 'gerçekten' ne istediğimiz.
Kimliklerimizden, sorumluluklarımızdan, bizi biz yaptığını sandığımız ancak derinine indiğimizde aslında hiç de bize ait olmayan şeylerden sıyrılıp; bir kutuya sığmak münkün.
Sıkışmak ve çıkamamak pahasına.
Alabildiğine geniş çevremizde kullandığımız alan aslında bedenlerimiz kapladıkları alan değil mi?
Biz hacmimiz kadar var değil miyiz?
Yoksa hepimiz birer kutu insanlar mıyız?
.
Kobo Abe okunurken kendini açmayan bir yazar. Sayfalar birikip; kapandıkça geriye kalan ağırlığıyla yer ediniyor aklınızda. Çoğunlukla bir sivrisinek gibi kanınızı emercesine~
Çeviride Devrim Çetin Güven yer alıyor.Kendisinin ‘yengeç konserveleme gemisi’ndeki çevirisini çok sevmiştim! Ancak Abe’nin eserlerinde Barış Bayıksel ve Aydın Özbek çevirilerini kendime daha yakın hissettiğimi söylemeden geçemeyeceğim~
Kapak tasarımı ise sade olduğu kadar güzel! Aslı Sezer çalışması ~
Eğer ilk Kobo Abe kitabım olsaydı aman yarabbi derdim ama ilk olmadığı için sevindim ilk kumların kadını oldu. Her kitabında iliklerinize kadar hissedebileceğiniz bir baskı var kesinlikle Japon toplumunun bakışı/baskısı... Buradaki tema gözetlemek /görülmemek beden algısını yok etmek ve hiç olmaktı. Metinde kurgu bütünlüğü yok o nedenle bu kitapla başlamayin derim önce diğer eserlerini okuyun. Burada gerçeklikten Kobo Abe fantastik dünyasına sıklıkla giriş yapılıyor ben sevdim. Yok olma/Görünmez olma beden algısını kaybetmeyi sıklıkla insan ister Abe 'de bunu yazmış.
“Ben ne okudum Allasen?!” diyeceğiniz bir kitap. İnanın benim ne okuduğumla ilgili zerre kadar fikrim yok!
Bir kutu ve içinde gizlenmek mi, fark edilmek mi, korunmak mı, dikizlemek mi istediği belli olmayan bir adam. Kitabın konusu ve içeriği ile ilgili o kadar çok kafa patlattım ki Kobo benim kadar düşünmemiştir eminim.
Askında biraz kimliğini saklayarak her şeyden haberdar olmaya çalışan, her şeye kimliğini saklayarak yorum yapan fake sosyal medya hesaplarını anımsattı bana. Bir nevi kendini saklayarak rahatça istediğini yapma eylemi...
Ama tam olarak bu da değil.
Ben kitabı bitirmek için kendimi çok zorladım, oysa Kobo ile ilgili çok şey duymuştum ve beklentim yüksekti. Şimdi başka bir kitabına başlayacağım, o da böyle çıkarsa çok üzüleceğim.
Kutu AdamKobo Abe · Sel Yayıncılık · 2019265 okunma
"Sanki bir şeyler yaşanıyor ama ne yaşıyor ve ne okuyorum ben?"
Evet kitaba hislerimi tek bir cümleyle ifade etmem gerekirse bu sözlerle ifade ederim sanırım~ Çünkü gerçekten durup durup geriye baktığım ve olayları bağlamaya çalıştığım ama pek de başaramadığım bir kitap oldu benim için Kutu Adam.
Romanın kendisi kısaca toplumda "kutu adam" olarak gezinen kişiyi ve onun olası sanrılarını anlatıyor diyebiliriz. Olası sanrı diyorum çünkü bir noktadan sonra yazılanlar gerçek mi yoksa kutu adamın kendi duvarına yazdığı hayal ürünü olaylar mı, kutu adamlık da dahil her şey nerede başlıyor ve bitiyor, kişilerin hangisi gerçek anlaşılmıyor. Her ne kadar bazı ipuçları olsa da yine de havada kalıyor bir şeyler. Bu sebeple okunması zor bir kitap bence hele ki benim gibi ilk kez Kobo Abe okuyan birisi için~
Ama bu zorluğun yanı sıra romanı okuduğum metinlerle bağdaştırdığım için bazı yerlerini zevkle okuduğum bir eser oldu, bunları sıralamak istiyorum:
Öncelikle toplumda kutu adam olarak dolaşması ve aslında bu durumun fark edilmeyecek kadar normal(?) gözükmesi Franz Kafka'nın Dönüşüm eserini hatırlattı.
Görme, görülme, teşhir etme arzusu ve bunlar hakkında farklı anlatılar olması -her ne kadar kendisini sevmesem de- Elif Şafak'ın Mahrem romanını hatırlattı.
Yine teşhir eden ve edilen mevzusu Yukio Mişima'nın Yıldız'ını hatırlattı.
Gerçek ile kurgunun/hayalin iç içe geçmesi Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Abdullah Efendi'nin Rüyaları" hikâyesini; kutu adamın gözetlenen bir nesne oluşu Oğuz Atay'ın "Beyaz Mantolu Adam" hikâyesini hatırlattı.
Özellikle morgdaki adamın kendi ölümüne şahitlik ettiği sahne Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanını aklıma getirdi.
Ve en sonuncu olarak Chuang Tzu'nin -Kelebeğin Rüyası filminde de gördüğüm- "rüya gören kelebek mi insan mı?" konulu hikâyesi aklıma geldi.
Kısaca bilinmezliklerle dolu,
#KutuAdam
#KoboAbe
Kutu adam,gerçeği ve düşü,hayali ve hakikatı kurguyu ve nesnelliği kendi deneyimiyle aşar; ama ne deneyimin gerçekliğinden emindir ne de kendi varlığından.Şehrin sokaklarında,köprü altlarında ve kuytularda dolaşır; sahte kutu adamlardan,topluma karışmaya gönüllü sözde kutu adamlardan nefret eder.Görülmekle ve görülme arzusuyla tanımlanan bu dünyada görünmez olmak isteyen kişinin kaderi var olmamak,varlığı yadsınan bir Kutu Adam olmaktır.
Kafka nın Dönüşüm kitabıyla benzerlikler gösteren bir kitap.
Düşünüyorum daaaa;talan edilen ormanlar, tecavüz edilen çocuklar,kirletilen sular,birilerinin çıkarlarına altın tepside sunulan doğal kaynaklar,vicdanları körelmiş,kalpleri taşlaşmış,hak hukuk kavramını yitirmiş insanlar,yasalar.Tüm bu saydıklarıma tepkisiz kalan milyonlarca kutu adamlar... Kafalarımızdaki kutuları atarak daha duyarlı bir nesil yetiştirmeyi,yaşanabilir bir dünyayı inşa etmeyi umut ediyorum.
Küçük şeylere baktığımda içimde yaşama arzusu uyanıyor yaşamayı sürdürsem de olur diye düşünüyorum.
Yağmur damlaları ıslanıp küçülmüş deri eldivenler gibi küçük şeyleri...
Aşırı büyük şeyleri seyrettiğimdeyse ölmek istiyorum.
Millet Meclisi ve dünya haritası gibi büyük şeyleri...
Kutu AdamKobo Abe · Sel Yayıncılık · 2019265 okunma
İlk şiirlerini 1947,ilk romanını ise 1948 yılında yayımlattı. Türkçeye çevrilen iki eserinden birisi olan Kumların Kadını adlı romanı ile uluslararası ün kazandı. Bu romanı Japonya'nın saygın edebiyat ödüllerinden Yomiuru Ödülü'nü, romanın uyarlandığı sinema filmi Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü aldı. Ayrıca üç romanı daha sinemaya uyarlandı. On dört romanı, sekiz öykü denemesi, on yedi oyunu ve bir şiir derlemesi vardır. Modern toplumdaki bireyin bunalımını konu edinen yazarın eserleri Beckett, Kafka ve Sartre ile kıyaslanmıştır.