Martı, ilk bakışta yalnızca bir martının hikâyesi gibi görünür. Ama satırların arasında aslında insanın kendini bulma çabası anlatılır. Richard Bach, bu kitapta sürüden farklı olmayı göze alan Jonathan Livingston adlı bir martı üzerinden özgürlüğü, cesareti ve insanın kendi sınırlarını aşma isteğini anlatır.
Hayatta çoğu insan sadece bakıyor görüneni görmüyor ya da görmek istemiyor oysaki hayat ayrıntılarda gizlidir
Jonathan’ın diğer martılardan farkı da buydu. O yalnızca yaşamak istemedi; hissetmek, öğrenmek ve kendini aşmak istedi. Belki bu yüzden dışlandı, yalnız kaldı ama yine de vazgeçmedi. Çünkü bazen insanın en büyük savaşı, kendi ruhunu kaybetmeden yaşayabilmesidir.
Bu kitap bana şunu düşündürüyor: İnsan bazen durup kendine şunu sormalı; “Ben gerçekten neden uçuyorum?” Çünkü cevabını bilmeden yaşanan bir hayat, yönünü kaybetmiş bir martının gökyüzünde savrulmasına benzer.