1000Kitap Logosu
Martin Eden
Martin Eden
Martin Eden

Martin Eden

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.2
15,4bin Kişi
39,7bin
Okunma
14,6bin
Beğeni
469bin
Gösterim
460 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 13 sa. 2 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Varlık Yayınları · 1972 · Karton kapak
Diğer baskılar
5 mağazanın 162 ürününün ortalama fiyatı: ₺18,18
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
13 sa. 54 dk.
9.2
10 üzerinden
15,4bin Puan · 2915 İnceleme
Duygu Macit
Martin Eden'i inceledi.
520 syf.
·
25 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Martin Eden
25 günde bitirebildiğim okudukça bazı şeylerin farkına vardığım kitabım Martin Eden'ın incelemesiyle karşınızdayım bugün. O kadar yoğun bir zamanıma denk geldi ki Martin, okumaya fırsat bulamadıkça okuma şevkimin kırıldığını hissettim. :( Ama toparlandığımı hissediyorum. Kaldığımız yerden okumaya devam... Neyse incelememize geçelim o halde :) ---------------------- Martin Eden, Jack London'ın yarı otobiyografik romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani kitabı okurken Jack London'ın hayatından kesitlerin olduğunu göreceksiniz (ya da gördünüz). Martin Eden, sınıf farklılıklarına kafa tutan ve bir insanın azimle, çalışmayla, istekle ve tabi ki kitaplarla karşısında hiçbir imkansızlığın olmadığını ilikilerinize kadar hissettiren, çok sevdiğim bir kitap oldu. Her ne kadar kitap başta mücadele kitabı gibi görünse de aslında bence bir yenilgi kitabı. Mart'ın o hayranlıkla izlediği burjuva sınıfının aslında hiç de hayranlık duyacak bir yanlarının olmadığını anlamasıyla hayata karşı yenilgisidir bence. "Kendim dışında kimse bana inanmıyor Gertrude." (#132353989) diyor Martin Eden. Aslında ona en yakını sayılabilecek ablası bile inanmıyorken o kendine olan inancını boşa çıkarmamakta ısrarcıydı. Ve çıkarmadı da. Bırakın bazı konularda size sizden başkası inanmasın önemi yok. Siz kendinize olan inancınızı boşa çıkarmamaya bakın. :) Kitap hakkında spoiler vermek istememekle beraber bu kitabı okuyun, okutun derim. En sevdiğiniz veya sizde etki bırakan kitaplar arasında kendine yer bulacağına inanıyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim... Kitap dolu günleriniz peşinizi bırakmasın:)
Martin Eden
9.2/10
· 39,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
295
Elif ♪ꕥ
Martin Eden'i inceledi.
382 syf.
Ve bu dünya öyle kurulmuş ki, para mutluluk için gerekli.
Selamlar. Uzun bir aradan sonra inceleme yazma kararı aldım. Martin Eden çoğumuzun duymuş olduğu bir kitap sanıyorum. Benim de tembelliği bir yana atıp yazmam için :D bu tuhaf öyküyü anlatmam için istek uyandırdı. Ben de nasıl daha iyi anlatabilirim diye gerildim açıkçası. Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya adlı kitabında “Paranı öder, şansını denersin.” diye bir alıntı vardı. Ben eski alıntılarıma bakarken altına “Ve paran yoksa sen bir hiçsin.” yazmıştım. Etiketlemek istemiyorum zaten denk gelirse okur o yanıt sahibi. :) Altına aslında parasızlığın insanı harekete geçirdiği hakkında yorum yapmıştı. Hak verdim, Martin Eden'i okudum. O kadar iyi anladım ki... Yine popüler olan Suç ve Ceza'daki Raskolnikov karakteri biraz tanıdık gelebilir ama o yaşam mücadelesi veriyordu. Bu Tanrının çılgın aşığı Martin, bir öpücük uğruna ölecek olan Martin. Konusu ilk görüşte güzel Ruth'un aşk'ına yakalanan ve sınıf ayrımları sebebiyle bir türlü kendini sevdiğine layık görmeyen, işsiz ya da dönemlik işçi olan, sersefil yaşayan Martin'i ele alıyor. Bir yandan Dil Bilgisi, diksiyon, Edebiyat, İngilizce dersleri alırken sevdiğinden, içindeki yazma isteğini keşfeder. Çeşitli öyküler yazmaya ve geçimini sağlamaya, Ruth'a da kendini sevdirmeye çalışıyor. Bir yandan da dönemin siyasetine karışmakla meşgul. Öncesinde üst tabakanın en iyi olduğu kanısındayken hata ettiğini fark eder. Aslında kitap okurken bazen gerçekten okuruz, sayfalar geçer ama sonrasında fark ederiz ki aklımızda tek bir satır yok, kafamız dağılmış ve tekrar hatırladığımız yere geri döner, ya yeri bularak devam ederiz ya da kafamızı toplamak adına bırakırız. En azından ben böyle yaparım. İşte üst sınıf tam olarak böyledir Martin için. Dolu gibi görünen boş kafalar. Bilgi var ama kullanmak yok. Her şeyiyle özgünlüğe önem verirdi Martin. Fikirler, hareketler... Eğer bir insan kendi fikirlerini kullan(a)mıyor, geçmişteki şeylere körü körüne inanıp yani bağnazlık ediyorsa kesinlikle ondan nefret ediyordu. Neyse şu parasızlık olayı... Yazdığı öyküleri dergilere gönderiyordu ama her seferinde geri gönderiyorlardı. Aşk için umudunu yitirmedi. Parasızlıktan yüzü çöktü, yani açtı. Günler geçti hiçbir gelişme olmadı. Ruth da ne kadar inanır görünse de inanmadı, kimse inanmadı. Burada spoiler verip okuma hevesinizi kırmamak adına noktalıyorum. İşte aşk için kendini heba eden denizci Eden... Aşağıdaki metinde birazcık spoiler vereceğim dileyen geçebilir. İşte... Spoiler istiyorsanız verelim. Martin ( biraz argo olabilir ama) parayı bulup köşeyi dönüyor. Artık sıradan, sefil Martin değil BAY MARTİN EDEN idi. Değil mi, ne tuhaf? Menfaat dünyası. :) Aynı adam ama zengin oldu artık. Üst kısımda söylemedim. Aslında Ruth da ona, onu sevdiğini söyledi. Martin'in eline bir miktar para geçti, çocuklara şeker vs. aldı bayram için. Aynı mağazada Ruth ve ailesi Morse'lar ile karşılaştı. Ruth onu rezil ettiğini ve onu istemediğini söyledi. Yıkıldı tabi Martin. Sen gel, evini dahi değiştir, aşk için ilk kez dişlerini fırçalayacak kadar yani en ince ayrıntısına kadar kendini yenile ama açsın diye, fakirsin diye, alt sınıftansın diye sevginin ihanetine uğra. Çok acıdım. İşin komik yanı Martin, Ruth ve abisini yolda görür. Ruth, beni sevip sevmediğini sordum, yanıtlamadın, senin ağzından duymak istiyorum, beni gerçekten sevmiyor musun, der. “Hayır!” Milletin ağzına bakar yine kaba bir tabir ile. Komik taraf şu ki; bizimki zengin olduktan, cepleri para ile dolduktan sonra Ruth gizli gizli geldiğini, onu gerçekten sevdiğini söyler. Ruth'u gördüğünde titreyen Martin'in mimiği oynamaz ya?! Onu eve bırakmak istediğini söyler. Ruth istemese de bir çıkar dışarı ve ağabeyi görür. O dediği şey beni bitirdi ya... :( Parasızken sen gel, kız kardeşim seni sevmiyor de, kendi elinle götür, parayı bulunca da kendi elinle getir... Hayat! İşte para para para!!! Onu yolda görünce selam dahi vermeyenler, onu tanımayan yüzlerce kişi dahi, şöhrete kavuştuğu için yemeğe çağırır. Tek bir cevap BEN AYNI ADAMIM, BEN AÇ İKEN NEREDEYDİNİZ!? Ne ağır ama!.. Lizzie vardı bir de. Martin'i seven ama o kendi aşkına olan inancı kaybedebilmek için Ruth'dan daha iyisini bulamazdı galiba. Bir şarkı vardı böyle... :/ Ah Martin... Yaşama olan inancı da kaybetti. Onu hayata bağlayan tek şey, tek varlık Ruth idi. Onun da menfaatçiden başkası olmadığını görünce inancı tamamen yitti. Ve kendini derin sulara bıraktı. Bir an kapağını kapattım kitabın ve boşluk hissettim içimde. Buraya kadar okuduyanız ne mutlu, teşekkürler, okumak isteyenlere keyifli- verimli okumalar. :)
Martin Eden
9.2/10
· 39,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
178
Tuco Herrera
Martin Eden'i inceledi.
464 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Okuduğunuz Kitap Jack London'ın Öz Yaşam Öyküsü Değildir..
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Sabah buna diye başladım Aziz Nesin kritikleyip sekiverdik işsizlikten =)) Eh fena da olmadı hani ! Çünkü her ikisi de azmin ete kemiğe bürünmüş hali benim gözümde..İkisi de kelimenin tam anlamıyla tırnaklarıyla kazıya kazıya geldiler oldukları yere ..Bu açıdan bakınca az gecikmeli oldu ama olsun beklediğime değdi.. Bu nasıl bir azim demek istiyorum ama kitabı okuyanlar hemen romana ya da Martin Eden karakterine atıfta bulunduğumu sanacaklar ..Halbuki Jack London ' ın hayatı ve başardıklarının yanında bu roman ne olabilir ki ? Amerikan edebiyatının incilerinden hatta ve hatta en iyilerinden biri diye nitelendirilen bu kitap Jack London' a kıyasla kumsalda bir kum tanesi olabilir mi acaba ? Romanı hayatını bilmeksizin okuyanlar , bir genç kıza aşık olan Martin isimli bir denizcinin azmi , sonrasında yaşadığı hüsran ve mutlu /mutsuz son olarak algılayacaklar .. Yahu arkadaşım ne demeye çalışıyorsun diyenleri duyar gibiyim .. O yüzden hemen sadede geleyim ..Arkadaşım bu okuduğun ve otobiyografik diye nitelendirilen roman Jack London ' ın hayatı değil .. En azından tamamı HİÇ değil ! Çok çok kısa bir dönemi .. Ve kurgu ile zenginleştirilmiş bir versiyonu .. Bir kez Jack London ' ın anne ve babası ölü değiller bu romanda olduğu üzere ..Burda bir kere anlaşalım .. Hatırımda kaldığı kadarıyla annesi ,kendisi milyoner olup ayrı çiftlik evi (WOLF HOUSE) yaptırıncaya kadar da hayatta .. Evet Ruth olarak okuduğun ve Martin Eden ' a tokadı basan onu yüzüstü bırakan omurgasız bir hatun Jack London ' ın hayatında var oldu .. Asıl ismi Mabel Applegarth idi..Jack London bu veremli genç kızı lise yıllarında ismi Ted olan abisinin daveti üzerine evlerine gittiği dönem tanıdı ..Çook öncesinde denizlerde inci avcılığı yaparken postu deldireceğini anlayınca polis vardiyasına katılmış sonrasında bu işlere paydos diyip liseye yazılmıştı .. İşte onu ilk kez gittiği Oakland lisesinde gördü ve etkilendi .. Sonrasında Kaliforniya Üniversitesine gitti ..Aynı romandaki gibi çok kaba , sürekli içen ingilizcesi bozuk bu genci , Kaliforniya Üniversitesinde tekrar görünce bizim hatunun feleği şaştı tabii .. O kalas aromalı genç gitmiş yerine entellektüel birikimli hızar gibi bir Jack London gelmişti .. Ama ne yazık ki maddiyat el vermedi tekrar çalışmaya başladı .. Tam herşey bitmiş , KENDİSİ GÜNEŞTE UNUTULMUŞ 100 yıllık BİR BAMBU TABUREYE DÖNMÜŞ , HAYAT İSE 160 KİLOLUK BİR ÜMİT USTA kıvamında "üstüne üstüne" geliyorkeeeeen bir mucize oldu ! Eserlerinden biri yayınlandı.. Sonrasında olanlar yer yer yazarımızın hayatıyla eşleşiyor .. Şimdi sanırım ne demek istediğimi anlamışsınızdır .. Evet Martin Eden Jack London mıdır ? Aynen öyle !! Kendi üzerinden hayatının bir kısımını değiştirerek aktarmış bize olanları .. Anlayacağınız üzere gerçek hayatta iki evlilik yapmasına rağmen gerçek ve ilk aşkını hiç unutmamış ..Tıpkı ona en kötü günlerinde yardım edenleri de unutmadığı , yeri gelince hatırladığı gibi ..Yeri gelmişken hatırlatayım bu insanlar için ne dediğini : "Acımak , aç bir köpeğin önüne kemik atmak değil , kemiğini o köpekle PAYLAŞMANDIR." İşte bu yüzden diyorum ki inanılmaz bir adam .. İnanılmaz bir azim ..İnanılmaz bir sadakat ..Eşi benzeri olmayan bir kalp bu adamdaki!! Eşsiz bir zeka ..Muadili belki hiç gelmeyecek bir yetenek! Nasıl başarılı olmasındı ki? Romanı okuyanlar bir şeyi hemen farketmişlerdir ..Kendisi gerçek bir "realisttir".. Hep söyledim ; Demir Ökçe incelememde (#25935136 ) , hayatını anlatan Doludizgin bir Denizci Jack London' da da (#24776554) belirttim..Gerçek hayatta neyi gördüyse onu yazdı Jack London! Edebiyat üzerine tartışan monşerler ,kırmızı kadife koltuklarda yaylanıp ,şarap şampanya yudumlayıp hiç yaşamadıkları hayatlar üzerine beylik tanımlar yaparken gerçek açlığı, sefilliği , bir ekmek için eriyen bedenleri gördü..O insan öğüten çarkların içine düştü..Hem de romanda geçen çamaşırhanedeki de dahil , daha kötü versiyonlarına .. Gözleriyle gördü yokluğu .. Dört gün sadece tek , bir tek patates haşlayıp hayata tutunduğu günleri yaşadı .. Bakın bu adamın başardığı mucizeyi gelin size bambaşka bir yoldan anlatayım .. Evet uzun oldu inceleme .. Varsın olsun ! Böylesi bir adama değer !! Martin Eden ' ın nasıl ve nerede yazıldığını, hiç olmazsa buraya kadar okuyanların bilmeye hakkı var .. Diyorum ya o çarkların arasına girdi diye .. Bana göre çok önemli iki eser kaleme aldı ünlü olduktan sonra. Bunlardan biri Uçurum İnsanları ( #18738047 ) diğeri ise Demir Ökçe idi ve her iki eser de ezilenlerin hayatını mercek altına alıyor ve kapitalizm eleştirisi barındırıyordu .. Uçurum İnsanları yazıldıktan sonra büyük eleştirilere göğüs gerdi Jack London .. Ama Demir Ökçe bambaşka bir durumdu .. İktisadi sistem eleştirisi barındırdığı gibi , din adamları ve dolayısıyla kiliseyi, ayrıca mahkeme ve yargı sisteminini de top ateşine tutuyordu..Bu sırada başına gelecekleri bilen kahramanımız elinde avucundakilerin hepsini nakite çevirip Snark adlı bir tekne yaptırmaya başladı .. Amacı 7 sene sürecek bir dünya turuna çıkarak gördüklerini yazmaktı .. Elinde avucunda hiçbir şey olmazsa , ondan da zerre koparamayacaklarını gayet iyi biliyordu çünkü .. Demir Ökçe' nin ilk tefrikası (belli bir kısmının okunuşu) Ruskin Club isimli bir mekanda oldu .. Tabii ki kıyametler koptu..Yayımcısının tek dileği en azından mahkemelere olan hakaret kısımlarının çıkarılmasıydı ama Jack London buna bakın nasıl karşılık verdi : "Eğer mahkemelere saygı duymadığım için suçlanacaksam , altı ayımı cezaevinde geçirmişim ne çıkar ? Bu süre içinde iki kitap yazar , dilediğim kadar da okurum.." (VER MEHTERİ!! ) Ve ne diyordu onu Amerika' nın Karl Marx ' ı sayan Anatole France bu efsane kitaba yazdığı önsözde onun için : " Jack London , ölümlüler topluluğunun göremediklerini sezinleme dehasına sahip...İleriyi görme konusunda özel bir yeteneği var." Velhasılkelam eser yayınlandı ve bizim esas oğlan karadaki cinneti ardında bırakıp daha önce HİÇ ama HİÇ DENİZE AÇILMAMIŞ tayfası ile beraber Pasifik'e yelken açtı .. Bu tayfalardan biri tekneye ahçı olarak alınan "MARTIN" Johnson isimli bir gençti(kim bilir belki bu ismi onun için seçti)..Bu arada hayatı boyunca insanlara onca iyilik yapmış Jack London sırtından bıçaklanmıştı bir kez daha .. Depoladığı meyve sebze çürük çıkmış ,gemide de yapımdan kaynaklı hatalar farkedlimeye başlanmıştı.. Tayfayı hem deniz tuttuğu için hem de işten anlamadıkları için etkisiz eleman sayan Jack London bunlardan kimini kovdu ve okyanusun ortasında , ışıksız gecelerde bu yediği son darbenin de etkisiyle bir kez daha tükenmenin eşiğine gelmişken Martin Eden ' ı yazmaya başladı .. İşte size bahsettiğim Martin Eden bu ! Martin Eden ' ın gerçek azmi bu ! İşte bu efsane adam her akşam , her sabah hayatımın romanı dediği yazarlığının başlangıcını anlatan bu esere bin kelime eklemekte , eğitimsizliğinden gelen cahilliğine çare aramak için nasıl çabaladığını , nasıl bilgili bir insan olup çıktığını anlatmaktaydı ..Romandaki esas kişiler Mabel ve ailesi (Ruth ve Morse ailesi) ,kendisine yol gösteren şair George Sterling (Brissenden) ve bizzat kendisi idi.. Bu romanın kadın kahramanı Ruth Morse Jack London' ın işçi sınıfından gelmeyen tek kahramanıdır.Bu eserde sosyalizme bir gönderme de vardır ..Şöyle ki şair Brissenden ,Martin Eden ' a sosyalizme tüm gönlüyle bağlı kalmasını öğütler.Böylece , sosyalizm başarıya ulaştığında kendisinin de hayata bağlı kalmak adına bir nedeni olacaktır..Oysa o bundan vazgeçip kendi tabiri ile "Ay' ın yapımında kullandığı yeşil dolar dağları ile geldiği yere , denizlere döner..Bu bağlamda monetary sistem yani parasal sisteme de bir dikenli selam çakar ..Sınıflar arası ilişkileri , hayatı olduğu gibi anlatması ve azmin gücünü ele alması açısından da eşsiz bir eserdir .. İnsan isterse neler yapabilirin cevabıdır bu anlamda hem Jack London hem de Martin Eden .. İşte hayatını tam anlamıyla bilmeksizin okuduğunuz Martin Eden ' ın ardındaki gerçekler .. Sanırım biraz uzun oldu ama hayatını sadece bu romandır diyerek okumanıza da gönlüm razı gelmedi ..İnceleme burada bitiyor ..Tavsiye ediyor muyum ? Demiryolu Serserileri ve John Barleycorn (Bir Alkoliğin Anıları) kitaplarıyla beraber okuyacaksanız pek tabii =)) KAHROL RUTH MORSE TAYFASI .. Sizi de unutmadı Tuco Herrera =)) Bu kısmı sizin için özellikle arayıp buldum .. Aradan iki yıl geçmiş Martin Eden yayınlanmıştır .San Jose ' deki kadınlar derneği , edebiyat eleştirmeni Mira Mac Clay ' i davet ederek Martin Eden üzerine bir konuşma yapmasını ister ..Mac Clay açar ağzını yumar gözünü ..Eserdeki kadın kahraman Ruth ' un korkaklığı ve iki yüzlülüğü yüzünden ,hem kendi hayatını hem de Martin Eden ' ın hayatını bitirdiğini söyler .. Tüm bunları söylerken , en ön sırada oturan ve gözlerinde ölüm kadar derin bir hüzün ve gözyaşları barındıran , soluk yüzlü incecik kadının isminin Mabel Applegarth olduğunu bilmemektedir .. Sunay Akın gibi adamım vesselam .. Lanedossun !!! Görüşmek üzere işsizler !!! Buraya kadar okuduysan son böbürlenmemi de hakettin ..Hiç kusura bakma güzel kardeşim =)))
Martin Eden
9.2/10
· 39,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
60
830