Mecburiyet

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·56 syf.··
2022 26. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2022 00:31
Stefan Zweig; savaş karşıtı bir yazar. Eserlerinde de çoğu kez, özgürlük temasına yer verir ve savaşın yıkıcı etkilerini anlatır. Mecburiyet adlı eserinde ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'ye sığınan evli bir çiftin, yaşamla ölüm arasındaki duygu ve düşüncelerini iliklerinize işleyecek yoğunlukta anlatan bir hikaye. Ferdinand savaş karşıtı düşüncelere ve eşine olan sevgisi yüzünden savaştan kaçsa da görev insanı olması bunu yapmasını zorunlu kılıyordu. Karısına duyduğu sevgi ve görev duygusu arasında sıkışıp kalır. Kitabı okurken nelere mecbur kaldım düşüncesi sizinde içinizi saracaktır. Her ne kadar kısa bir hikaye de olsa her cümlesi duygu ve yoğunluk dolu bir eser.
MecburiyetStefan Zweig · İndigo Kitap · 201975bin okunma
Puan vermedi·50 syf.·
2025 5. kitabı
Çıldırmış insanlara uyum sağlamak için çıldırmış gibi yapmak zorunda değilsiniz! Kendiniz olun yeter. Kendi iradeniz olmalı! Roman, savaş ve sevdiği kadın arasında seçim yapmak zorunda kalan bir erkeğin hayatını anlatıyor. Sırf güçlü olduğu için bir ülke bir ülkeye savaş açmamalı. Savaşlar da her daim fakir insanların eşleri, çocukları, kardeşleri ölüyor. Bu romanda da Stefan Zweig insanların güç uğruna bir kaç insan daha güçlü olabilsin diye çıkan savaşa gidip gitmemek arasında kalan bir adamı konu alıyor. İnsanın savaşları sorgulamasına neden olan bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Keyifli okumalar dilerim.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2024 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2024 01:12
Kitabı açtığım gibi okudum, bırakmak dahi istemedim, olay örgüsü o kadar merak uyandırıcıydı ki... Klasik Stefan Zweig :) Herkesin okuması gereken bir eser, özgürlük mü yoksa mecburiyet mi?
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Mecbur değilsin!
Puan vermedi·50 syf.·
2024 39. kitabı
Dikkat spoiler içerir! Ülkelerinde yaşanan savaştan kaçan Ferdinand ve karısı Paula, İsviçre'de kendilerine sakin bir yaşam kurar. Ancak Ferdinand'a savaşa katılması için bir çağrı mektubu gelince kurdukları huzurlu yaşamları sona erer. Ferdinand birşeylerin ona hükmettiğini ve kendisini savaşa katılması konusunda mecbur bıraktığını düşünür. Paulaya göre ise savaş bir suç/cinayettir ve kocasının inanmadığı bir amaç uğruna savaşa katılmasını doğru bulmaz. Ferdinand, savaşa katılmak yada karısıyla özgür yaşamak arasında sürekli ikilemde kalır. Savaşa katılmak için karısıyla mücadele etmesi gerekir. Kitapta Ferdinand'ın arada kalmışlığı, ikilemleri, psikolojik buhranı bence iyi işlenmişti. Özellikle Ferdinand'ın 'savaşı ayıran çizgi' konusundaki düşüncesi günümüze de düşündüren bir konu. (Savaş vardı. Fakat savaş sadece karşı taraftaki ülkedeydi). Paula'nın Ferdinandla yaptığı savaş karşıtı konuşmaları da etkileyiciydi. (Aksini düşünmene rağmen dünyanın işlediği bu en büyük suça ortak olacak mısın, olmayacak mısın? Çünkü itiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır.) Stefan Zweig eserlerini beğendiğim bir yazar ve Mecburiyet kitabını da tabii ki beğendim. Zweig'ın okuduğum diğer kitaplarına göre sonu en mutlu biten bu kitap oldu benim için. İlgisini çeken varsa bu mini kitabı okuyabilir. Herkese keyifli okumalar. --- İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin ---
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Özgürlük Arayışında Bir Ruhun Çırpınışları: Konstanze'ın Hikayesi
10/10
·50 syf.··
2024 123. kitabı
Hikaye, Konstanze adında özgür ruhlu bir kadının, toplumun dayattığı kurallara ve beklentilere karşı koyma mücadelesini anlatıyor. Konstanze, sevdiği adamla evlenmesine rağmen, toplumun "mecburiyetleri" nedeniyle ondan ayrılmak zorunda kalıyor ve bu durum hayatında derin bir yara açıyor. Zweig, Konstanze'ın içsel çelişkilerini ve duygusal karmaşasını ustaca tasvir ediyor. Konstanze bir yandan sevdiği adama olan tutkusunu yaşamak istiyor, diğer yandan da toplum tarafından dışlanmaktan ve kınanmaktan korkuyor. Bu korku, onu sevdiği adamdan ve mutluluğundan vazgeçmeye zorluyor. Mecburiyet sadece Konstanze'ın hikayesi değil, o dönemdeki birçok kadının yaşadığı trajedilerin de bir yansıması. Zweig, bu eserle toplumun kadınlara bakış açısını ve onlara dayattığı haksız yükleri eleştiriyor. Romanın dili sade ve akıcı, Zweig okurları Konstanze'ın hikayesine kolayca dahil ediyor. Hikayenin sonu ise oldukça etkileyici ve düşündürücüdür. Okurlar, romanı bitirdikten sonra bile Konstanze'ın hikayesini ve yaşadığı trajedileri uzun süre unutamıyorlar.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
9/10
·50 syf.·
2021 223. kitabı
Ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'ye sığınan evli bir çiftin, yaşamla ölüm arasındaki duygu ve düşüncelerini iliklerinize işleyecek yoğunlukta anlatan, olduktan sonra hemen unutamayacağınız güzel bir hikaye. Kendi içinde sıkışıp kalan Ferdinand'ın, ordudan askere çağırılması ile işler çığırından çıkar. Artık yapması gereken bir seçim vardır... ince ama her cümlesi düşündürücü, insanın içine işleyen bir kitap. Alıntıları yazarken çok zorlandım çünkü her cümlesi kayda değer. Gerek konusu, gerekse duygu ve düşünceleri anlatım tarzı diğer eserlerinde olduğundan daha iyi buldum. Uzun zamandır kitaplığımda olan bu mini hikâyeyi nasıl ertelemişim bilmiyorum. Kesinlikle okumalısınız.
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Mecburiyet insana her şeyi yaptırır.
10/10
·50 syf.·
2022 63. kitabı
Kısacık bir kitabın etkisi bu kadar mı büyük olur. Hayran kalmamak mümkün değil. İşte yetenek bu! Bir şeye mecbur kaldınız mı? Önce şunu soralım kendimize 'mecburiyet' nedir diye. Mecburiyet: zorunluluk, zora tutulma gibi anlama gelir. Kitabın asıl kahramanı olan Ferdinand için 'zora tutulma' söz konusudur. Şimdi bu konuya gelmeden önce kendimizden biraz bahsedelim. Biz insanlar hayatımızın belirli zamanlarında mecbur kaldığımız dönemleri oldu. Örneğin; parasız kalınca borç almak gibi. Peki bizler içinde çıkılmaz bir mecburiyete düştük mü? Mesela intihara yeltenecek kadar çaresiz kaldık mı? Mecburiyet bazen çaresizlikte oluyor. Hatta çaresiz, aciz kalmasıdır insanın. Bir örnek daha vereyim size: bir X kişisi Y kişisine aşık olur. İkisi birbirini delice sevmektedir. Ancak bir zaman sonra X kişisi Y kişisini aldatıyor. Y kişisi onu unutamıyorum çünkü bunun kendine elinde olmadığı belirtiyor ve hatta duygularını kontrol edememekten yakınıyor. İşte böyle bir çaresizliği mecburiyet yaşayan bir insanda da görürüz. Borç batağına düşmüş bir kişi mecburiyetten kapı kapı dolaşır para dilenir eş dosttan ve eğer parayı bulamazsa çareyi ölümle bulur. Peki ölüm çare mi? İşte bu da başka bir konu. Mecburiyeti ben en çok fakirlerde gördüm. Mecbur olduğu için ucuz şeyler alır, mecbur olduğu için eski şeylerle idare etmeli, mecbur olduğu için aç kalıyor vs vs.. Gelelim kitaba. Eşiyle huzurlu, mutlu bir hayat yaşayan Ferdinand'ın eline bir mektup gelir ve felaket o mektupla başlar. Aslında bekliyordu böyle bir mektubu ancak kağıt eline tutuşunca mecburiyeti başladı. Ferdinand gelen mektupla 'zora tutul'duğunu anladı. Peki neydi bu mecburiyet? İşte bu da kitabın asıl konusu yani siz okuyarak öğreneceksiziniz. İncecik kitap okuyun artık :) Stefan Zweig 'in psikoloji açısından eser yazdığını
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Savaşın Vahşetine Karşı Bir Umut Işığı
10/10
·50 syf.··
2024 112. kitabı
Stefan Zweig'ın "Mecburiyet" adlı eseri, savaşın gölgesinde yaşanan bir insan dramını anlatan, vicdanı ve vatan sevgisini sorgulatan etkileyici bir eserdir. Hikayenin kahramanı Ferdinand, savaş karşıtı görüşleri nedeniyle Avusturya'dan kaçarak İsviçre'ye sığınmış bir ressamdır. Karısı Antoinette ile birlikte sakin bir hayat kurmaya çalışırken, Avusturya konsolosluğundan bir mektup alır ve askere elverişliliğinin belirlenmesi için muayeneye çağrılır. Ferdinand, vatanına karşı sorumluluk duygusu ile barışçıl ilkeleri arasında çelişki yaşar. Askerlik görevini yerine getirmesi vatan sevgisini gösterirken, savaşın vahşetine katılmak vicdanını sızlatır. Karısı Antoinette ise savaş karşıtı tutumunu savunur ve kocasının askere gitmesine karşı çıkar. Bu durum, etik açıdan karmaşık bir ikilem yaratır. Ferdinand, karısına olan sevgisi ile vatanseverlik duygusu arasında seçim yapmak zorunda kalır. Hikaye boyunca Ferdinand'ın iç dünyası ve yaşadığı duygusal karmaşa derinlemesine analiz edilir. Savaşın yarattığı travma ve belirsizlik, karakterin ruh halini ve davranışlarını etkiler. Zweig, akıcı ve etkileyici bir üslup kullanarak okurları hikayenin içine çeker. Karakterlerin duygularını ve düşüncelerini ustalıkla tasvir eder. Hikayenin temposu, Ferdinand'ın yaşadığı içsel mücadeleye paralel olarak artar ve gerilim doruk noktasına ulaşır.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
İki ateş arasında kalmak
8/10
·50 syf.·
2026 39. kitabı
Özgürlük bile esareti barındırır diyor usta bu eserinde... Bütün zorluklardan kaçtığını düşündüğü anda iki ateş arasında kalmış bir adamın Ferdinand'ın vatanına ve karısına olan aşkı arasında kalmasını öyle güzel ruh tasvirleriyle anlatmış ki kitabın akıcılığı sizi içine çekiyor ve büyülüyor. 'Öldürmek gibi bir isteğim, hırsım yok, bunların hepsini biliyorum'derken savaşın acımasız yanına isyan ediyor , üstelik bu savaşın zorunluktan değil bireysel ihtiraslardan oluştuğunu bildiği için bir geri çekilme hissetse bile ,içindeki korkunun onu esir almasına izin veriyor. Paula ise bu kitabın güçlü kadın karakteri sözleri ok gibi tesirli ve nokta atışlar yapıyor. Ferdinandı çok iyi tanımasına rağmen yine de gözlemliyor. Aralarında güçlü bir aşk var ama Ferdinand'ın korkuları bu aşkın sınanmasını sağlıyor. 'Bu açıklanabilecek bir şey değil. Bu bir nevi mecburiyet. Ve ben yirmi milyon insanı boğan o zinciri kıramıyorum, kıramam.”'derken de yaşadığı çaresizliği kelimelere döküyor. Kitap 50 sayfa belki ama hissettirdikleri çok yoğun ve düşündürücü... 'Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.'diyor Ferdinand bencilliklerinden sıyrılmak isterken. 'Ben senin dünyanın bir parçası değil miyim diyor Paula isyan edercesine, haklı olarak... İki aşığın dialogları, yaşadıkları ve duyguların anlatılması esnasındaki tasvirler büyüleyici, kesinlikle okunması gereken ,belki de yavaş yavaş ruhunuza kelime kelime işlenerek okunması gereken bir kitap. Korkudan sonra en sevdiğim kitabı oldu. Benimle okuyan ⛧•༶Gülten arkadaşıma teşekkür ediyorum. Her kitap ayrı bir yolculuk, Ferdinand'ın dünyasında gezinmek hoşuma gitti , dokunaklı olsada keyifliydi. Okumadıysanız şiddetle tavsiye ediyorum. İnsana kendini de sorgulatacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
DEVLETE HAYIR DİYEMEME
8/10
·50 syf.··
2024 35. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2024 00:21
Eser 1920 yılında basılmıştır. Hepimizin çok iyi tanıdığı ünlü yazar “Stefan Zweig” her zaman savaş karşıtı olması ile de bilinmektedir. Çünkü yazarın kendisi de Birinci Dünya Savaşı’nı ülkesi dışında geçirmek zorunda kalmıştır. Eseri okuyanlar da bilir ki aslında yazar o dönemde yaşadıklarını esere işlemiştir. Mecburiyet ’in ana karakteri ressam Ferdinand'da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçmıştır. Eseri yazmaya başladığı dönemde eser için kullanmak istediği ilk isim her ne kadar “Firari” olsa da daha sonra “Mecburiyet” olarak değiştirmiştir. Eserin isminin “Mecburiyet” olarak değişmesinde ki pay sahibi ise ana karakter Ferdinand’ın vicdanının sesini dinleyerek savaşa katılmak istememesidir. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine karşın kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalır. Bununla birlikte aynı zamanda vatana karşı kendini mecbur hisseden Ferdinand’ın iç dünyasının bir yansımasıdır aslında kitap. Mecburiyet, devlete hayır diyememenin, karşı gelememenin ve gücün baskısını hissetmenin yol açtığı psikolojik bir savaşın romanı olarak değerlendirilebilir. Yarım saatte okunabilecek bir eser, çok yalın ve sayfa sayısından daha fazla derin anlamı var. Tek eleştireceğim nokta karakterin eşinin mantığıydı. Biz Türkler olarak, savaş gibi bir konuda kadınlarımız bile sokaklara dökülürken bir erkeğin vatanını savunması ya da koruması gereken zamanda bir çeşit ihanet etmesine çok sıcak bakamadım maalesef. Keyifli okumalar...
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.