Mezarlarınıza Tüküreceğim

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,8bin
Gösterim
Adı:
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
J'irai Cracher Sur Vos Tombes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akyüz Yayıncılık
Baskılar:
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
136 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Ben olmadım. Ben hiç Zenci olmadım. Zenci yazdığımızda ya da bu şekilde telaffuz ettiğimizde ten rengi siyahi olan insanlara hakaret etmiş oluyoruz. Çünkü beyaz ırk, siyah ırkı aşağılamak için hep "pis zenci" demektedir. İngilizce telaffuzu ise Nigger. Sadece insanız hepimiz, rengin ne önemi olabilir? Basitçe giriş yaptım konuya, çok basit...

Daha önce Howard Zinn ‘in Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız kitabına yaptığım incelemede ırkçılığı fazlasıyla işlemiştim. Derinlemesine yazabildiğim kadar yazmıştım.

Kitabın ana konusu ırkçılık üzerine de olsa, Boris Vian ‘ın çok değişik bir şekilde konuyu cinsellik üzerinden ele aldığına şahit oluyoruz. Ne okuyacağını bilmeyen bir okur için oldukça farklı bir giriş olacaktır, ben zaten filmini izlediğim için o konuda sıkıntı yaşamadım.

Georges Bataille ‘nin Gözün Öyküsü ‘de başlı başına cinsel sapkınlık üzerine kurulu olsa da, altından farklı bir konu çıkacak diye beklerken, pekte farklı bir konu çıkmıyordu. Baştan sona şiddetli cinsel motiflerin işlendiği bir kitap okuyordunuz. Daha iyi bir analizle tabi ki farklı şeyler çıkarılır lakin benim çok kafa yormadığım bir kitap olmuştu. Okudum ve kitabı konusu ile kitapta bırakmıştım.

Erich Scheurmann Göğü Delen Adam ‘da ise beyaz adamın dünyaya neler yaptığına şahit oluyorduk. Nasıl katlettiğine, ne kadar doyumsuz ve acımasız bir pislik olduğuna şahit oluyorduk.

Mezarlarınıza Tüküreceğim tam olarak cinselliğin sadece avı elde etmek için kullanıldığı, aslında amaca giden yolda her şey mübahtırın karşılığını bulduğu bir metin.

Siyahi insanları düşünmenizi istiyorum. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri sıralansa ilk 10’a Amerika kesinlikle yazılır. Amerika dediğimiz ülke siyahi insanları en çok ezen, öldüren, sakat bırakan, aşağılayan, çalıştırmayan, köle kalması için yasalar çıkaran, vatandaşlık aldırmayan, aynı restoranlarda dahi siyahi ile beyazı oturtmayan, aynı tuvaleti kullandırtmayan, aynı otobüse bindirmeyen, devlet dairelerinde çalıştırmayan, aynı okula göndermeyen bir ülke. Eğer kanun önüne bir siyahi çıkacaksa, mahkeme salonunda siyahi ve beyazın yeri ayrıdır.

Bazı eyaletlerin salonlarında perde vardır. Siyah işte bu muameleyi görmüştür. Çok yakın zamana kadar böyleydi, hatta bazı eyaletlerde yine vardır bir şeyler. Siyahlar oy kullanamazdı, oy kullanması serbest olan eyaletlerde ise oy vermek için gittikleri yerler yerel polis tarafından kapatılır ve oy vermeleri engellenirdi. Amerikalılar siyahilerin müziğini de çalmıştır ve kendi müzikleri gibi lanse etmiştir.

Şimdiki Amerika’ya bakıp yanılmayın… Yerlileri katleden ve Avrupa’dan göç eden sözde Amerikalılar yakın geçmişte siyahi bir başkan bile seçti. Bütün film ve dizilerinde siyahiler var. FBI ve CIA’in en üst kademelerinde, yargının en üst kademelerinde. Artık her yerdeler ve bu hakları kazanmaları kolay olmadı.

İşte bu öyküde, beyazın siyaha yaptığı zulüm neticesinde ortaya çıkan bir acının, bir intikamın fitili ateşleniyor. İbre yavaş yavaş yükseliyor, en başta okuduğunuz metinle, sonlara doğru okuduğunuz metin arasında şiddetli bir fark var. En başında sadece çapkınlık yapan bir adama bakıyorsunuz. Ama asıl konuya girdiğinde iş değişiyor. Araç olarak kullanılan şey, amaca hizmet ediyor.

Kitabın mesajı nettir: IRKÇILIK

Bunu anlamadan kitaba başlayıp cinselliğinden gem vuran okuru anlamakta zorlanıyorum. Siz niye kitap okuyorsunuz? Neden bilmediğiniz metinleri sırf meraktan ya da yeni çıktığını sanarak alıyorsunuz? Kitabın kapağımı hoşunuza gidiyor, yazı puntolarımı, yazarın adı mı romantik geliyor ya da arkasında yazan ama hiç okumadığınız yazıları mı? Mesela hiç önsöz okumaz mısınız siz? Bir kitabın ne olduğunu anlamadan neden alır ve okursunuz? Kitap size ne vadediyordu da kitabın işlediği konu hakkında rahatsız oluyorsunuz?

Kitapları vıcık vıcık bir hale sokan, kitap okuduğunu sanan fiyasko diyeceğimiz tür okurlar var. Ülkemizde de var, dünyada da var. Anlamadığı kadar konuşan, konuştuğu kadar anlatamayan, anlatamadığı içinde kötüleme yolunu seçen okurlar; cidden kitap okumayın, derdiniz ne sizin? Kitabın okunması için birçok neden var, bakınız okunmaması içinde birçok neden var. Siz okumayın mesela, okumayan kitleden sayılmayacaksınız söz, okusa da anlamayan kitleden sayarız biz sizi sorun etmeyin.

Neyse…

Yazarın konuyu ele alış biçimi, okuduğumuz birçok yazardan farklı. Bu bir tat meselesi, ne okuduğunuzu bilerek okursanız eğer (-ki gerçek okur ne okuduğunu iyi bilir.), bitirene kadar elinizden bırakamayacağınız bir kitap olacaktır.

Boris Vian kulağınıza hafifçe fısıldıyor, okur bu fısıltıya kulak verirse "bu ne ya" demekten kurtuluyor.

Bu kitap size sert geldiyse, Henry Miller 'ın Oğlak Dönencesi daha sert gelecektir. O yüzden okumayın, kitaba yazık etmeyin...

Mesajı net demiştim: IRK-ÇI-LIK!

Basit cümlelerle, basitçe anlattım.

Sağlıcakla…
136 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Oldukça sarsıcı, raharsız edici bir metin. ‘Yeraltı edebiyatı’ deyip bir başlığa sıkıştırmak imkânsız. Ben bir solukta okuyup bitirdim; ama şunu söylemek gerek: herkese göre bir kitap değil. Kitabı elimden bıraktığımda başka bir kitaba geçemedim uzunca bir süre. Vian, modern dünya edebiyatının tartışmasız en büyük ustalarından biri. Diğer kitaplarını da edinip okumayı düşünüyorum.
136 syf.
·1 günde·9/10 puan
Boris Vian "Mezarlarınıza Tüküreceğim"(1946) adlı kitabını yeteri kadar ilgi görmediği için Vernon Sullivan müstear adıyla yazdı. Boris Vian bu durumdan çok rahatsız oldu çünkü asıl ilgi görülmesi gereken eserlerin kendi adıyla yazdığı eserler olduğundan yanaydı, Kitabı yazdığında henüz 26 yaşındaydı. Eser yayınlandıktan 3 sene sonra +18 içeriği nedeniyle yasaklandı. Kitaptaki cinayetleri taklit eden bir katilin bir kurbanının üzerine bu kitabın kopyasını bırakması Boris Vianı zor duruma düşürdü, kısmen suçlu sayıldı ve para cezasına çarptırıldı. Boris Vian, 23 haziran 1959'da Mezarlarınıza Tüküreceğim 'in film galasında hayal kırıklığına kapılarak kalp krizinden vefat etti. Huzur içinde yat BORİS VİAN.

Mezarlarınıza Tüküreceğim, beyaz zenci Lee Andersonun kardeşinin sırf damarlarında zenci kanı taşıdığı için sevdiği kızın ailesi tarafından katledilir, karakterimiz Lee Anderson kardeşinin intikamını değişik bir yoldan almaya çalışır ve alır. Ama son kısımları düşündüğü gibi olmaz.
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bugün bitti . ...ben kitap ta isme bakarım ,isim güzelse beni çeker alır zaten. ...mini dilim pasta gibi bişeydi. 136 sayfa keşke az daha uzun olsaydı . ..
136 syf.
·2 günde·10/10 puan
Kitap beni gerçekten anlatıldığı kadar sarsmadı. Şüphesiz içinde barındırdığı cinsellik, pedofili, tecavüz, ırkçılık gibi konuların insanı etkileyecek türden anlatıldığını söyleyebilirim fakat ülkede öyle çok kan donduran olaylara şahit olduk ki, Mezarlarınıza Tüküreceğim bana daha çok bir seri katilin günlüğü gibi geldi. Yine de okuduğum için mutluyum, tavsiye ederim.
127 syf.
·4 günde·8/10 puan
Boris Vian'ın bazı kitaplarını listelerde görüyordum. Mezarlarınıza Tüküreceğim 'i de buna istinaden alarak başladım.

Genellikle arka kapak okumadan kitaba başlarım; konuyu merak etmem. Duymuşluğum varsa zaten onun bir şekilde gideri vardır. :) Neyse başlangıçta kitap zannımca ırkçılığı konu alacak diyordum. Ama birden bire ne olduysa roman çok farklılaştı.

Direk konuya girmeden yazarın dilinin çok iyi olduğunu söylemeliyim. Akıcı, karşılıklı konuşmalar çoğunlukta, heyecanlı, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman. İlk kez Boris Vian okudum.

Konuya geçersek ırkçılık kaynaklı şiddet diyebilirim. Siyah bir adamın hıncını küçük beyaz kızlardan alması. Resmen korku, şiddet ve erotizm aşırı şekilde tavan. İçeriğine girmeden kitabı bitirince arka kapağı okumak istedim. Nasıl bu kadar bariz erotizm dolu ? Meğerse kitap 1949' da " ahlaki değerlere hakaret" ettiği gerekçesiyle yasaklanmış. Nedeni ise erotizmin " aşırı " gerçekçi bir betimlenmesi. Bu yazılanları görünce dedim harbiden normal. Geçmişte ve bazen günümüzde hala siyah, beyaz ayrımı yapılmakta. Konu olarak direk bunu hedefe almış aslında yazar. Final ise çok beğendim. Sağ gösterip sol vurmak sanırım budur.

Irkçılık, pedofili, erotizm, kin, kıskançlık, hoşgörüsüzlük, ahlaksızlık gayet net anlatılmış. Bir filme de benziyor; hatta isim benzerliği de var ama Mezarına Tüküreceğim isimli filmle pek alakası yok. Aslında tam filmlik bir eser. Filme de uyarlanmış. Link olarak tanıtımı da ( https://www.youtube.com/watch?v=UDyIhl_2qrw ) Yazar filmin galasında kalp krizi geçirerek ölmüş.

Konu olarak tavsiye etmem ama farklı bir okuma türü ve konusu için tavsiye edilebilir. Oldukça rahatsız edici ancak bir o kadar da kendini okutan bir kitap.128 sayfalık bir eser. 1-2 günde biteceğinize inanıyorum.
136 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Bence okumadan önce iyice düşünmek gerek. Edebi anlamda iyi bir kitap fakat anlatılanlar öyle rahatsız ediciki bir süre kendime gelemeyeceğim sanırım. İlk defa bir kitap kahramanına karşı böylesi farklı bir nefret duydum. Bahsedilen her karakterin aciz, acınası ve rezil bir yanı vardı bence. Romanda yaşananları bir an önce unutmak istiyorum.

Tüm bu rahatsız edici unsurlar bir yana elbetteki Boris Vian çok başarılı bir yazar ve bu romanında da anlatmak istedikleri üzerine düşünmek gerek.
127 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kahramanımız Lee adlı yarı melez bir göçmen..Hayatının çocukluk döneminde çeşitli zorluklar ve zorbalıklar görmüş.Fakat tertemiz sıyırıp temiz bir sayfa açtığı bir kasaba da bir kitapçıya girmiştir.İşi sevdiği kitaplar ve öğrenciler kasabanın halkı ile olabildiğince başını belaya sokmadan hayatını idame ettirmek ise de iş çıkışı gittiği bir barda tanıştığı 15’lik iki güzel kız ve bir çocukla tanışarak onların daveti ile gittikleri “Burası bizim yerimiz.Gizli cennetimiz!”girişimi ile hayatlarına dahil olur.Sonrasında yaşları 11-15 arasında değişen kızlı erkeli grupların içinde içki stoğu sağlayan,güzel gitar çalıp karakteristik sese sahip olmasının verdiği artıyla sahip olamadığı kız kalmaz.Bir anda popüler olan tüm partilerin kapılarının kendisine açılması ile Dexter ile birlikte iki kız kardeşin evinde kalır.Dexter sızar ama Lee için gece yeni başlar.Bu iki kız kardeş arasında değişik fanteziler yaşar.Lou’nun ablası hamile kalır ve Lou onu öldürmek için planlar kurar bilmez ki Lee bu iki kız kardeşi vahşice öldürecektir.Kitabın kahramanı Lee’ye kızamıyor ve onun yazar yoluyla verdiği mesajlara özellikle AfroAmerikalılar üzerindeki tüm yaptırımları lanetliyorsunuz.Buradaki şımarık ve yoldan çıkmış Beyaz ırkın bu hazin sonla karşılaşmasını bile haklı buluyorsunuz.Lou Lee’ye dirseğinden vurduğunda koluna girip yarım kalan işi tamamlası için neredeyse onu arabasına bindirip gazı köklüyorsunuz.Bu kitap bir hız treni gibi zevk ve korku dolu.Çok sevdim kitabın esintilerini “Günlerin Köpüğü’nde”okuyarak devam ettirmek istiyorum.
136 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı düz bir okumayla şöyle tanımlıyorlar ,'' dışı beyaz içi zenci alkol ve cinsellik düşkünü sapık bir adamın öldürülen zenci kardeşinin intikamını pornografik tecavüz sahneleriyle beyaz kızlardan aldığı bir kitap'' şöyle de eklemeler olur genelde ayyy iğrenç!!!!! midem kalktı vallahi.... E ozaman Genelde yeraltı özel de Boris Vian okumayacaksın çünkü iğrenirsin ,miden kalkar.....

Yüzeyin altına indikçe daha iyi anlaşılıyor Patafizik felsefeye bağlı olarak okunması zor ,anlaşılması daha zor bir uslupla yazan Boris Vian'ın bu kitabında bu kadar yalın,düz ,basit bir dil kullanma amacı , sanırım bunlar arasında kitabını bir oturuşta okuyup bitirip ,sonunda da midemizin bulunmasını amaçlamamıştır.

Kitap içeriğinin vahşet,dehşet ve sapkınlık olduğu inkar edilemez ama bunlar Boris Vian yazdığı için var olmuyor zaten olanı yazmış.Görmezden gelindiği sürece de var olacak olanı ,

Ben kitabı bir çok alt metinle okudum ırkçılık ve zenci halka yapılan zulüm zaten malum bu en görünen kısmı beni asıl etkileyen , kötülüğün cahillikle yapılması kitapda bütün beyazlar zencilerden nefret ediyor , ama neden nefret ettiklerinin gerekçesi yok sadece ay iğrenç onlar dışında bir argümanları yok o kadar cahiller ki bu hususda kitapdaki bir karakter dışında hiçbiri baş karakterin aslında zenci olduğunu anlayamıyor , cahillikle beslenen kötülük yozlaşmayıda beraberinde getiriyor, niye sevdiklerini,niye nefret ettiklerini bile anlamlandıramayan gençler bu büyük amaçsızlıkta çıkış olarak alkol ve cinselliği yozlaştırarak yaşam biçimine dönüştürüyor,çünkü hayata karşı bir duruşları ,bir felsefeleri yok ,sadece kötülük üretiyorlar.
Kitaplar çok pahalı ve bütün bunlar da bunun için bir neden; insanların iyi bir edebiyat eserini satın almayı dert etmediklerinin kanıtı bu; üzerinde konuşulan ve kitap kulüplerince önerilmiş bir kitabı okumuş olmayı istiyorlar. Kitabın içeriğine aldırış ettikleri yok.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
J'irai Cracher Sur Vos Tombes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akyüz Yayıncılık
Baskılar:
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Mezarlarınıza Tüküreceğim

Kitabı okuyanlar 748 okur

  • Banu Sağdıç
  • Ali K.
  • Ömerlütfi Küçükosman
  • Jojita
  • KitapKadın
  • Özgür Yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.8 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0