Başarılı bir biyografi. Kusursuz bir inceleme olmuş. Montaigne' i yakından tanımak isteyenlere mutlaka tavsiye ederim. Denemeleri okuyanlar mutlaka beğenecektir. Okumayanlar da en kısa zamanda okumak isteyecek eminim. Çünkü ben de henüz okumamıştım. En kısa zamanda okuyacağım. Öncesinde bu biyografiyi okumak daha iyi olur diye düşünüyorum. Keyifle okunsun.
Montaigne’i Stefan Zweig’den okumak … o kadar keyifli bir biyografi olmuş ki… ve Denemeler ‘i yazarken dediği gibi kendini tanıma yolunda ortaya koyduğu bu tek eserde onu iyi tanıyabilmek ve yazdıklarını sindirebilmek için biyografisini okumak oldukça etkili .. daha önce iki defa okuduğum ve üçüncü defa okumaya başladığım denmeler i bu kez hayat hikayesi ile birleştirerek okumak bana inanılmaz bir bakış açısı kattı… Denemeler’i okuyacak olanlara önden bu biyografiyi okumalarını şiddetle tavsiye ederim…
Denemeler kitabı yazarı Fransız filozof Montaigne'i, Zweig samimi ve akıcı bir dille tüm yönleriyle anlatıyor. Stefan Zweig’in Montaigne kitabı, sadece bir düşünürün değil, aynı zamanda hayatın tüm zorluklarına rağmen iç huzurunu koruyan bir insanın hikayesidir.
Stefan Zweig, zor günlerinde Montaigne’in yazılarından güç almıştır çünkü Montaigne, sade ve özgür bir ruhla yazan bir düşünürdür. Bu kitabı beğenenlere Nietzsche bunu da tavsiye ederim. Zweig, çok başarılı Nietzsche analizi yapmıştır.
Kitaba 8.7/10 puan veriyorum.
MontaigneStefan Zweig · Can Yayınları · 20211,651 okunma
Stefan Zweig’in Montaigne adlı eseri bir biyografi değil, bir düşünce ve insanlık incelemesidir. 16. Yüzyılda yaşamış Fransız düşünür Michel de Montaigne’in hayatı anlatırken onun hissettiklerini güzel bir şekilde okuyucuya aktarılmıştır.Montaigne yaşadığı dönemdeki zorluklara rağmen özgürlüğünü ve bağımsız düşüncesini koruma çabasını ön plana çıkarmıştır. İnsanı olduğu gibi kabul eden, dogmatik düşüncelere karşı çıkan ve sürekli sorgulamayı teşvik eden yaklaşımı dikkat çekicidir.Kitap, Montaigne’in hayatını tarihsel bilgiler şeklinde sunmak yerine onun iç dünyasını, korkularını, düşüncelerini ve yaşadığı dönemin zorluklarını canlı bir biçimde yansıtmaktadır. Hayatımızda dış dünyada karmaşalar ne kadar büyük olursa olsun kendi iç huzurumuzu ve düşünsel özgürlüğümüzü koruyabildiğimiz sürece hayatı anlamayı,toplumun dayatmalarından çok biz neyi istiyoruz onu sorgulamızı sağlamaktadır.Bu nedenle Montaigne, biyografi gibi görünsede felsefi düşünceye ilgi duyan, yaşamında sorgulama evresine geçiş yapmış herkesin okumasını tavsiye ettiğim harika bir eserdir.
MontaigneStefan Zweig · Can Yayınları · 20211,651 okunma
𝐁𝐈̇𝐑 𝐌𝐎𝐍𝐓𝐀𝐈𝐆𝐍𝐄 𝐁𝐈̇𝐘𝐎𝐆𝐑𝐀𝐅𝐈̇𝐒𝐈̇
Stefan Zweig, biyografide zirvedir demiştim daha önceki incelemelerimde. Birçok ünlü düşünürün, yazarın, tarihi hatta siyasi şahsiyetlerin biyografilerini kaleme almıştır. Kaleminin gücünün yanısıra bir başka şey daha vardır Stefan Zweig ‘ın bu güçlü biyografi kitaplarında; Bir başkasından söz etmek, kendini anlatmanın bir yoludur, Onun için. Onun anlattığı bir şahsın biyografisi değil, bir düşünce akrabalığı veya kader ortaklığının bir biyografisidir bu…
Ancak bu kadar tarihe damgasını vuran şahsiyet arasında Montaigne , yerini hep ayrı tutmuştur. Her zaman inceleme yazılarımda yaptığım gibi doğru cevapları bulmanın yolunu, doğru sorular sormaktan geçiririm. O halde kritik soruyu soralım…
𝐒𝐎𝐑𝐔: Stefan Zweig, hayatının en buhranlı günlerini geçirdiği ve sonu intihar ile sonuçlanacak olan Brezilya’daki sürgün günlerinde ruhen tükenmiş bir vaziyetteyken ve o kadar büyük yazar/düşünür olduğu halde böylesi buhranlı bir döneminde neden özellikle Montaigne ‘e dört elle sarılmıştır. Bunun altında yatan ‘’Psikolojik Sebep’’ ne olabilir?
Hep Stefan Zweig edebî psikanaliz yapacak değil ya…Biraz da biz Zweig’a psikanaliz yapalım;
𝐃𝐄𝐑𝐓𝐋𝐄𝐒̧𝐄𝐂𝐄𝐊 𝐀𝐆̆𝐀𝐁𝐄𝐘𝐈̇𝐍𝐈̇ 𝐀𝐑𝐀𝐘𝐀𝐍 𝐊𝐀𝐑𝐃𝐄𝐒̧: Stefan Zweig
𝐁𝐢𝐫 𝐃𝐮̈𝐬̧𝐮̈𝐧𝐜𝐞 𝐀𝐤𝐫𝐚𝐛𝐚𝐥𝛊𝐠̆𝛊 ...
Stefan Zweig, Montaigne ‘in (1533-1592) ölümünden yaklaşık dört yüz yıl sonra, bu büyük hümanist üzerine bir deneme kaleme aldı. Stefan Zweig, hayatının en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ülkesinden zorunlu tecrit edilmiştir. Nazi Baskısı sebebiyle kitapları yakılmış, fişlenmiş, sürgüne zorlanmış bir kaçaktır artık. Birçok arkadaşı, akrabasını hatta evinde çok sevdiği kütüphanesini kılı kırk yararak zar zor bulduğu orijinal eserleri bırakarak kaçmak zorunda kalmıştır. Ancak aklı, fikri, kalbi her şeyi Avrupa’da kalmıştı. Sürekli cepheden gelen yeni haberler ruhunu daha da çok
Montaigne bu kadar iyi anlatılabilirdi, bütün hayatını gereksiz ayrıntılara girmeden çok iyi kaleme almış ki Zweig'den de bu beklenir zaten. Ayrıca tercüme, dipnotlar ve kaynakça çok iyiydi.
Her zaman olduğu gibi Zweig nefis bir biyografi yazmış kesinlikle okuyun. Peki neden derseniz; zaman zaman tasavvufi ya da felsefik bir eser okuyor hissine kapılıyor insan, zaman zaman ise tarih ama edebiyatla dolu her bir cümle kısacası tam bir başyapıt bittiğinde tek dileğiniz daha uzun olması oluyor. Stefan Zweig ve biyografileri diyor ve susuyorum lakin susmadan önce henüz Zweig biyografileri okumadıysanız çok ama çok fazla bilgi, fikir, lezzetli pasajlar kaçırdığızı bilin isterim. Fakat bu kaçırdıklarınızı düşündüğünüz şeyler, inanın tahminlerinizin çok ötesinde bir büyüklük ve önemde. Velhasılı kelam Zweig zaten okuyun ama Ustalara Saygı serisini hemen okuyun bence yani pişman olmayacaksınız kesin bilgi
Montaigne'nin hayatını Stefan Zweig'in kaleminden okumak gerçekten inanılmaz bir biyografi deneyimi. Sade, yalın ama sürükleyici...
Montaigne'nin hayatında kendi hayatımdan nükteler görmek de başka bir güzellik oldu.
Stefan Zweig'ın yaşamının son anlarında yazdığı, hatta yarım kalan bir biyografi eseri. Üstelik kendi kaderi ile benzerlikler olduğunu düşündüğü Montaigne'in biyografisi. Montaigne, Zweig için bir ilham kaynağı olmuştur. Öyle ki "En gönüllü ölüm ölümlerin en güzelidir." diyen Montaigne'de kendini bulmuştur.
Zweig iyi ki biyografiler yazmış, iyi ki okuyabiliyoruz. Hiç sıkılmadan, ayrıntılarla boğulmadan, hayranı olduğumuz aydın kişileri onun sayesinde farklı bir yönden tanıma fırsatı buluyoruz.
MontaigneStefan Zweig · Can Yayınları · 20211,651 okunma
Montaigne, yazarın 1942'de hayatına son vermeyi seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Avrupa'yı Avrupa yapan filozof ve yazarları konu alan biyografiler üzerinden kendini anlama ve anlatma yolculuğunun Zweig için son uğrağıdır Montaigne. Stefan Zweig, "En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir," diyen Montaigne'de kendini bulmuştur. Büyük Avrupa'yı geri dönüşü olmayacak şekilde sonlandıran İkinci Dünya Savaşı yıllarında, yaşamın ve yaşamanın insanın kendi iradesine bağlı olmaktan çıktığını fark eden son büyük Avrupalıdır Zweig.
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.