*Mürebbiye*
İki kız kardeşin, mürebbiyelerinin konuşmalarına kulak misafiri olmasıyla başlar,
Evin iki çocuğu duyduklarını kendilerince yorumlar ve evdeki sırrı açığa çıkarmaya çalışır,
İşin sonunda mürebbiyelerinin başına gelecek olaylar bütün ev halkını etkileyecektir...
*𝐘𝐚𝐳 𝐍𝐨𝐯𝐞𝐥𝐥𝐚𝐬𝐢*
Bir adamın, bir genç kızı kandırmak amacıyla yazdığı mektupları başkasına anlatmasıyla başlar,
Şaka ve dalga amaçlı yazdığı bu mektupların ilerleyen günlerde ciddiye dönüşmesi ve olayların şaşırtıcı şekilde sonlanmasına neden olmaktadır...
*𝐆𝐞𝐜 𝐎𝐝𝐞𝐧𝐞𝐧 𝐁𝐨𝐫𝐜*
Bir kadının, lise yıllarında yaşadığı bir olayın tesadüfi bir şekilde ortaya çıkmasıyla başlar,
Yıllar öncesinde tanıdığı bir tiyatro oyuncusu ile bir barda karşılaşan bu kadın, tiyatro oyuncusu ile yaşadıklarını bir de kendi gözünden adama anlatır...
*𝐊𝐚𝐝ı𝐧 𝐯𝐞 𝐘𝐞𝐫𝐲𝐮𝐳𝐮*
Bu hikaye ise yeryüzünde bulunan unsurlar kullanılarak ve sayısız betimlemeye başvurularak yazılmıştır,
Doğanın yağmuru, sıcağı, insana hissettirdikleri duygular farklı betimlemelerle karşımıza çıkmaktadır...
Yazar birbirinden güzel öykülerini bu kitap da toplamış.
Eski bir tiyatro sanatçısının yıllar sonra yaşlanmış ve bedbaht halini anlatıyor.
Tadımlık bir kitap.
Stefan zweig'den güzel bir eser...
Zweig yine gayet akıcı ve tıpkı diğer eserleri gibi kısa ve derin anlam içeren bir olay örgüsü ile karşımızda...
Kitapta mürebbiylerine çok sadık iki kız kardeşin mürebbiyelerinin evden kovulması üzere yaşadıkları travma anlatılıyor...
Kısacası güzel bir eser. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar hayırlı günler diliyorum...
12 13 yaşlarındaki kızların çok sevdikleri mürebbiyelerinin mutsuzluğu onları etkiler ve aile fertlerine karşı tutumları değişir.
Yüksek tabakanın erkekleri yüceltmesi, kadınların değersizleştirilmesi anlatılır.
Stefan Zweig'in mürebbiye adlı eseri dört hikâyeden oluşmaktadır. Bu hikâyelerin isimleri ise; Mürebbiye, Yaz Novellası, Geç Ödenen Borç ve Kadın ve Yeryüzüdür.
Diğer eserleri ile karşılaştırınca pek etkilendiğimi söyleyemeyeceğim.
Dört hikâye de sürükleyici gelmedi ve sözlerin büyüsüne kapılamadım. Okunmayacak derece de değil elbette diğer eserleri ile karşılaştırınca o boşluğu hissediyorsunuz sadece.
Eserde "Kadın ve Yeryüzü" hikâyesin de insan psikolojisini bu kadar çok betimlemesi dikkat çekiciydi.
Bu eser için ancak bunları söyleyebilirim sanırım.
İyi okumalar diliyorum...
Gerçekten bu kitabı neden okudum ben de bilmiyorum . Bence Stefan canı sıkılırken aklına geleni yazmış . 104 sayfalık bir kitaba sonu tam anlamıyla bitmeyen (biri hariç ) hikayeler sığdırmış . İlk anlatılan konunun sonu bana sadece “ eeee” dedirtti
Mürebbiye
⠀
⠀
Kitap 4 hikayeden oluşuyor ilki Mürebbiye iki kız kardeşe mürebbiyelik yapan bir genç kız ve sakladığı sırlar var. Bunları çözmeye çalışanda çocuklar. Zweig birseyi çocuklardan ne kadar çok saklarsanız o kadar ilgilerini çekeceğini vurguluyor
⠀
⠀ İkinci hikaye Yaz Novellası tatilde olan bir yazar adayının bir kıza yazdığı mektupları içeriyor.
⠀
⠀
Üçüncü hikaye Geç Ödenen Borç, çok önceden yapılan bir iyiliğin uzun yıllar sonra onurlu bir şekilde karşılık bulmasını anlatıyor..
⠀
⠀
Son hikaye Kadın Ve Yeryüzü bir kadının duygu karmaşası doğa olayları ile birleşmesi güzel bir şekilde anlatılmış.
Güzel bir kitap Usta kalemden çıkmış hemencecik okunabilecek bir eser. Tavsiye ederim.
⠀
⠀
⠀
Amok koşucu ve Satrançtan sonra gene güzel bir Zweig klasiği. Bu sefer çocukların dünyası İki küçük çocuğun kendi yöntemleri ile keşfettikleri ve duygusal dünyalarında hissettikleri merhamet ne yazık ki mürebbiyeleri için yeterli değil.. büyüklerin dünyasının acımasızlığını keşfediyorlar..
Kitabımız dört kısa öyküden oluşuyor ve bir çırpıda okuyabiliyorsunuz. Aslında ben Stefan Zweig kitaplarını çok sevmeye başladım. Yaşıyor hissi veriyor, düşündürüyor, hissettiriyor. Ben bu kitaptaki öykülerden en çok Mürebbiye'yi sevdim ve onunla devam etmesini istedim. İki kız kardeşe mürebbiyelik yapan genç kız, ev sahibinin yeğeni Otto ile yaşadığı "Aşk" macerasından sonra hamile kalması, Otto'nun çekip gitmesi... Merak ediyorum peki sonra ne oldu? Burada beni etkileyen bir diğer olay şu iki kız yani şımarıklıktan başka bir şey düşünmeyen kızların artık sorunları anlaması, bakıcılarının üzülüp, aşağılandığını gördükçe büyüklerin ne kadar acımasız olduğunu düşünmeleri, Erkekler neden böyle kaçar gider ki? Ahh bu konuda daha sonra detaylı paylaşım yapacağım. Sonraki sayfalarda bizi üç farklı öykü karşılıyor detaylı anlatım bloğumuzda...
Spoil var işte;
Hassas yazarın, kahramanlarının iç dünyalarına birer bakış attığı, küçük çocukların büyümek zorunda kaldığı, yaşlı bir adamın, genç bir kıza şaka niyetiyle yazdığı mektuplara kendisinin de kapılması, kendisini esirgeyen bir aktöre edilen teşekkür, yağmurun sadece doğayı değil insan ruhunu da beslediği, dört duygu yüklü hikaye içeren kitap bir anda bitti.
- Mürebbiye
- Yaz Novellası
- Geç Ödenen Borç
- Kadın ve Yeryüzü
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.