Bir Yaşam Öyküsü

Orlando

Virginia Woolf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Başka bir ben istiyorum.”
9/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2022 67. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 14:16
Virginia Woolf’un yakın arkadaşı biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı OrlandoOrlando, bir nevi sahte bir biyografi. Ama bir biyografiye göre fazlasıyla fantastik, fazlasıyla eğlenceli. Zaten yazar bunu kaleme alırken kendini tatile çıkardığını söylemiş.Tatil dediğin başka yerler görüp yeni şeyler denediğin, eğlendiğin bir aktivite sonuçta. Ama işte, Virginia’nın kafasının karışık işleyen kıvrımlarında bu bir tatili aşıyor, bir şahesere dönüşüyor. “Şu anda olduğum kişiden ölesiye bıktım. Başka bir ben istiyorum.” diyor karakter. Virginia WoolfVirginia Woolf da Orlando’yu tıpkı bir bukalemun gibi renk, biçim, cinsiyet ve kimlik değiştiren bir kahramana dönüştürüyor. 16. Yy da ‘soylu’ bir ailede erkek olarak dünyaya gelen Orlando, yüzyılları sekerek geçiyor , 20.yy da kadın olarak yaşamına devam ediyor. Bir kraliçenin sevgilisiyken bir bakıyorsunuz İstanbul’da büyükelçi olmuş, bir bakıyorsunuz çingenelerin arasında yaşayan biri. Bir bakıyorsunuz Viktoryen dönemin baskıcı sosyal atmosferinin içinde nefes almaya çalışıyor Orlando. “İngiliz havası artık sürekli nemli ve nemli, güneş zor görülüyor” diyerek dönemin muhteşem bir tanımını yapıyor. Bir bakıyorsunuz İstanbul’daki çalkantıların içinde kendini nereye koyacağını düşünüyor. Tarih ve yer gibi Orlando’nun kimliği de, ruh hali de değişken. Özellikle cinsiyet değişimiyle birlikte cinsiyetçi yargıları mizahi ve nükteli biçimde ele alışı bence en can alıcı tarafı. Karakter, biçim ve öz olarak o kadar farklı rollerde çıkıyor ki karşımıza, kafamız karışıyor. Ki Virginia ‘nın istediği tam da bu. Kafalar karışsın, App den indirilip yüklenmiş toplumsal kimlik, cinsiyet rolleri, kültürel değerler, katı ahlaki standartlar birbirine girsin, ve hepsinin aslında ne kadar değişken, saçma ve ezbere olduğu ortaya çıksın.. Virginia malum tatilde
OrlandoVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20212,122 okunma
10/10
·260 syf.·
2018 141. kitabı
Buram buram Virginia Woolf... Böyle diyerek başlamam en uygunuydu. Kendisi "yaşam öyküsü" olarak adlandırmış bu eseri. Kim üç buçuk yüzyıl yaşar ki yaşam öyküsü olsun deriz biz de. Orlando üç buçuk yüzyıl var olsa da, 36 yaşındayken bitiyor kitap. Aslında bu kahramanı ölümsüzleştirmiş sanki Virginia. Orlando onun için biricik aşkı Vita aslında. Oldukça büyüleyici bir ilişki onlarınki. Bazı insanlar tasvip etmese de bu tarz ilişkileri, hayranlık uyandırması kesinlikle inkar edilemez. İkisi de evli üstelik ve karşılıklı ailelerce güven duygularından dolayı anlaşmazlık yok. Hiçbiri bir diğerinin ardından kötü düşüncelerde, kötü yorumlarda bulunmuyor. Hatta aralarındaki bu bağlılık takdir ediliyor. Şimdi onlar öyleyken bize ne bu durumdan? Neden yargılayalım? Kimlik arayışı... Eserde gözler önünde olan bir kavram. Orlando erkek doğup ilk olarak erkek kimliği ile aşk ile tanışıyor. Bu aşk ona acı yaşatıyor sonrasında. Kırılgan, naif yapısını görüyoruz burada. Hassas ruhuna tanık oluyoruz. İhanetle birlikte kabuğuna gömülüyor. Çapkın bir erkekken, aşık olup bağlandığı kadının ihaneti ile ölüyor o ilk olarak. Uyuyor ve ölüyor... Uyandığında yeniden diriliyor. Dirildikçe bambaşka bir insana dönüşüyor. Kaçıyor dünyasından... Kaçtıkça karmaşaya sürükleniyor. Alışılagelmiş Virginia Woolf tekniğinin dışında kalan bir kitap olmasının nedeni ise en kolay anlaşılır kitap özelliği taşıması şeklinde yazıyor her yerde. Kesinlikle doğru bir tespit. Buna rağmen taşlar tam oturmayabilir diye ben kitapla paralel şekilde filmini de izledim. Kitaptaki her sahne olmasa da filmi izlemek netlik kazandırdı. Bir gece yine uyuyor Orlando ve uzun bir ölümün ardından bu sefer kadın olarak diriliyor. Bu durum onda şaşkınlık yaratmıyor. Çünkü burada bize Virginia, cinsiyetin önemsizliğini,
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
9/10
·260 syf.·
2025 9012. kitabı
Selamm! Şimdi edebiyat dünyasının en kafa açan, en "yok artık" dedirten klasiklerinden birine, Virginia Woolf’un Orlando’sunu inceleyelim … Hazırsanız bu 400 yıllık tuhaf yolculuğu iki paragrafta özetlemeye çalışayım :) Orlando dediğimiz karakter, 16. yüzyılda yakışıklı, soylu bir İngiliz genci olarak mevzuya giriyor ama hikaye ilerledikçe işler iyice fantastik bir hal alıyor elbette … Adamımız yüzyıllarca yaşıyor, yaşlanmıyor ve bir sabah İstanbul’da elçilik yaparken çat diye kadın olarak uyanıyor! Woolf burada aslında "Erkeklik nedir, kadınlık nedir?" diye sormak için zamanı ve biyolojiyi oyun hamuru gibi eğip bükmüşş… ;) 16. yüzyıldan başlayıp 1920’lere kadar uzanan bu macerada Orlando; aşkı, sanatı ve kendi kimliğini ararken aslında tek bir bedende bütün insanlığı temsil ediyor. İngiliz asaletinden Bursa’daki Çingene obalarına kadar uzanan, her satırı zeka fışkıran tam bir "sahte biyografi"ydi bu . ;) Kimler okusuna gelince, "Ben klasiklerden sıkılırım" diyenleri bile ters köşe yapacak kadar eğlenceli ve akıcı ama alt metni bayağı ağır, o yüzden +16 yaş sınırı ideal olur diye düşünüyorum . Toplumsal cinsiyet rollerine, aşka ve zamana farklı bir gözle bakmak isteyenler bu kitaba bayılır. Ama uyarayım; eğer "Mantık hatası ararım, her şey gerçekçi olsun" diyen biriyseniz bu fantastik kurgu sizi biraz gerebilir. Virginia Woolf bu kitabı aslında sevgilisi Vita’ya bir aşk mektubu gibi yazmış, yani içinde çok ince duygular ve derin bir ruh hali var; buna hazırlıklı olanlar direkt başlayabilirler :))… vesselam. Sevgiyle kalın…
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2024 00:00
“Orlando metafordur, dönüşümdür, sanattır.” #jeanettewinterson #sanatbaşkaldırır Sanat Başkaldırır’da Orlando ve Dalgalar üzerine iki bölüm yer alıyor. Dalgalar’ı okumuştum, Winterson da Woolf’un en zor kitabı demiş. Zor bir okumaydı benim için, biraz Woolf’dan uzaklaşmıştım. Jeanette Orlando’yu öyle bir anlatmış ki sonrasında okumak istememek zor. Woolf bir günü anlattığı kurgularının aksine bu kitapta dört yüz yıllık bir zamana yayıyor hikayeyi. Bazı kitaplarında birkaç karakterin bilinçlerinden tek bir bilinç oluşturmasının aksine (romanlarındaki kişiler birbirlerinin varyasyonları, yansımaları olabiliyor) bu kitapta bir bilinçte farklı karakterler açığa çıkıyor. Mina Urgan’ın yazdığına göre, eleştirmenler Orlando’nun ruh halindeki bu değişimlerin İngiliz edebiyatının geçirdiği dönemleri simgelediği görüşündeymişler. Mina Urgan’ın incelemesini de ısrarla tavsiye ederim, her Woolf okumamda ilk başvurduğum kaynak. Orlando okumam sonrası @cahit.kaya_ ‘nın Deniz Feneri çevirisinde yazdığı önsöze de tekrar baktım. Bazen cümlenin ortasında bakış açısının değiştiğinden bahsetmiş. Orlando’da ise değişim Orlando’nun bedeninde. Kitabının ilk yarısında erkek olan Orlando, ikinci yarıda uzun bir uykudan kadın olarak uyanıyor. Ve Woolf’un çoğu romanında olay örgüsü pek yoktur, zihinsel süreçleri takipleriz. Orlando’da hareketli bir olay örgüsü var. Anlatımı daha mizahi, okuru oyununa dahil eden bir Woolf var. Bu kitabı daha çok abartmalıyız #ilknurözdemir çevirisinden okudum, zaten Woolf çevirilerinin benim tavsiyeme ihtiyacı yok da sevdim diye ekleyeyim. İlknur Özdemir’in Woolf çevirilerini Sia KitapSia Kitap yayımlıyor.
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
Orlando
7/10
·240 syf.·
2020 4. kitabı
Kitabın başları ve sonları biraz sıkıcı gelebilir fakat ilerledikçe taşlar yerine oturuyor ve bir süre sonra üsluba ve absürt olaylara bile alışıyorsunuz. Kendine Ait Bir Oda’da olduğu gibi akıcı değildi ve kadın erkek ilişkilerinden belli başlı yerlerde bahsediyordu, ana teması değil. Genellikle dönemsel İngiltere ve İngiliz edebiyatı eleştirilmiş, toplum yapısı incelenmiş. Son 20 sayfada bıkkınlık gelebilir ancak olaylar sonlara doğru güzel bağlanıyor ve anlatanan karmaşalar tek bir amaçta toplanıyor. Genel olarak okurken zevk alacağınız bir dönem eleştirisi.
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · Aylak Adam Yayınları · 20182,122 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
Beğendi
·
2020 126. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 17:43
1928 yılında yayımlanan Orlando, Virginia Woolf’un diğer kitaplarına benzemez.Günlüğünde Orlando’yu hangi dürtüyle hangi amaçla yazdığını şöyle ifade eder Woolf: “Evet ama Orlando son derece açık, hatta kendini şiddetle duyuran bir dürtünün sonucuydu.Eğlenmek istiyorum.Fantezi istiyorum.İstiyorum ki ( ve bunda ciddiyim) nesnelere hakettikleri karikatür değerini vereyim.Ve bu hava hâlâ üzerimde.Newnham’ın ya da kadın hareketinin, diyelim, bir tarihini yazayım diyorum aynı espride.” syf 170 ( Bir Yazarın Güncesi/V.Woolf/ Oğlak Yayınları) Eleştirmenlerce “fantezi” olarak nitelendirilen Orlando, Virginia Woolf’a göre bir yaşamöyküsüdür.Alışılagelmiş bir yaşamöyküsü değildir elbette.Kahramanı Elizabeth Çağından 1928 yılına kadar yaşar.Kitabın kapağını kapattığınızda da yaşamaya devam eder. Orlando’nun cinsiyet değiştirmesinin nedeni, Virgina Woolf’un bir insanın tam insan olabilmesi için hem kadın hem erkek olması gerektiğine inanmasıdır. Orlando erkekken hiçbir kadınsılık göstermez, erkek olduğunda ise kendini hem kadın, hem erkek hisseder.Erkek kılığına girerek kadın bile kaçırır.Her cinsiyetten insanlarla aşk yaşar. Bu androjenlik kitapta Rumanyalı Arşidüşes Harriet Griselda da vardır. Upuzun ömründe değişmeyen tek şey şairliği olur Orlando’nun. Bazı eleştirmenlere göre, Orlando, İngiliz edebiyatının geçirdiği dönemleri simgeliyormuş. 1906 ve 1911 yıllarında İstanbul’a giden Woolf Bursa’yı da görür.Ancak Orlando’nun İstanbul’u düşsel bir İstanbul’dur. Yıllar sonra ikinci kez yine zevkle okudum Orlando’yu.Deniz Feneri ve Mrs Dalloway’in yeri ayrı bende.Mina Urgan’ın Virginia Woolf incelemesi bir kez daha büyük bir yardımcıydı benim için.
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Ah bence Virginia Woolf’un en oyunbaz metniydi. Gerçekten büyülendim. Daha önce okuduğum Dalgalar, Deniz Feneri ve Kendine Ait Bir Oda’ya göre çok daha anlaşılır, çok daha sade bir metin. Ve Woolf’un dili burada şaşırtacak derecede akıcı. Metinde çok büyük bir tezat var aslında: Anlatım çok sakin, çok dingin ama anlatımın altında içten içe kabaran coşkulu bir dil de var. Hele ki son bölümlerde bu duygu iyice doruk noktasına ulaşıyor ve o bölümlerde hakikaten çok duygulandım. Bununla birlikte romandan etkilenmemin nedenlerinden biri de Vita Sackville-West. Woolf ile aralarında çok yakın bir bağ var. Hatta roman yazıldıktan sonra Vita’ya “Bu sana yazılmış en uzun aşk mektubumdur” dediği söylenir. Haliyle bu bilgi romanı okurken beni benden alıyor. Kitap bir şekilde Türkiye’ye de uzanıyor: İstanbul, tabii o zamanki adıyla Konstantinopolis… Hatta Bursa’nın ulu dağlarının içinden bize selam veriyor. Bu küçük motifler romanın evrensel bir dünyaya açıldığını da gösteriyor. Ah çok duygulu, çok içli, çok ince… Yaşadığı dönemin çok çok üstünde bir ruh. Bu kadar hassas bir yüreğin cebine taş bağlayıp kendini nehre atmasını da çok görmüyorum. Üstelik bir kez de değil. Ah edebiyatımızın annesi… Ne yazsan okurum.
OrlandoVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262,122 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2021 9. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 23:59
Şubat ayının başından beri elimde süründü defalarca okumayı bırakıp sonra haksızlık etmek istemeyip tekrar tekrar döndüm, kendimi okumaya zorladım ve sonunda bitirdim ama ben de bittim. Virginia Woolf'un okuduğum ilk eseri ve sanırım son eseri olabilir. Ne okuduğumu asla bilemeyeceğim. Kitapta, yüzyılların geçişine(400 yıl), Orlando'nun yüzyıllardan yüzyıllara sürüklenen yaşamına şahitlik ediyoruz, başımızı döndürüyor kitap. Genellikle dönemsel İngiltere ve İngiliz edebiyatı eleştirilmiş, toplum yapısı incelenmiş bir dönem eleştirisi. Romanın bir bölümünde Türkiye'den bahsediliyor(Bursa'dan ve İstanbul'dan) işte o sayfaları kalbim kabararak okumadım da değil :) Romanda upuzun bol virgüllü, noktalı virgüllü, bol soru işaretli, iç konuşmalı, parantez içli yazım şekli; uzun tasvirler, betimlemeler konudan ve kitaptan sapmalara neden oluyor. Konusuna gelirsek; 400 yıllık fantastik bir yaşam öyküsü Orlando'nunki, 400 yıl var olsa da 36 yaşındayken bitiyor kitap. Orlando'yu bazen İngiltere'de kraliyet sarayında, bazen İstanbul'da bir elçi olarak, bazen Bursa'da bir çingene çadırında görüyoruz. Kitapta Orlando gibi ölümsüz olan bir çok karakter var. Orlando kimlik arayışı, hayatın ne olduğu, hayatta yerinin ne olduğu sorularını soruyor bol bol. Orlando, erkek doğup ilk olarak erkek kimliğiyle aşkla tanışıyor, bu aşk onda acıya neden oluyor ve bu acı sonucu Orlando 7 gün boyunca uyuyor yani ölüyor, uyandığında kadın olarak diriliyor ama ne Orlando ne de çevresindekiler şaşırmıyor bu duruma ve Orlando bir kadın olarak yaşamına devam ediyor, kadın olarak yaşamanın bazen zorluklarını, yaşadığı dönemin gereği olarak kadın olmanın gereklerini bu gereklerin saçmalığını, anlamsızlığını da sorguluyor bolca. Virginia, Orlando'nun cinsiyet değişikliğiyle aslında cinsiyetin
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
Orlando İnceleme
Kitabın konusu cok ilgimi çektiği için almıştım. Dili ve olay örgüsü fazla yoğun geldiği için yarıda bıraktım. Kendinizi kaptıramazsanız okumanın eziyete döneceği bir eser bence. Ama bir şans daha vericem kendisine
1000k
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
400 yıl yaşayan bir insanın biyografisi..
9/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2022 30. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 19:06
Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda adlı eserinden sonra okuduğum ikinci eseridir Orlando. Bu incelemeyi yazmadan önce Virginia Woolf'un hayatı hakkında birkaç şey okudum. Kendisi iki dünya savaşı görmüş biridir ayrıca. Sadece bunu söylemekle ne kadar çetrefilli bir hayat yaşadığını anlayabilirsiniz. 25 Ocak 1882 yılında İngiltere'de dünyaya gelir. Babasının ve annesinin ikinci evliliğidir bu evlilik. 1895 yılında annesini kaybeder ve bu kayıp onu çok etkilemiştir. Annesinin ölümünden sonra psikolojik hastalığının ilk izleri görülmüştür. Çilekeş yazarımızın çilesi sadece bu kadarla kalsaydı keşke.. Lakin kalmıyor.. Babası yazar ve entelektüel bir insandır ve büyük bir kütüphaneye sahiptir. Dönemin şartları gereği kadınların okula gitmesi söz konusu bile değildir. Bu yüzden babasının da desteğiyle kendi kendini geliştiriyor ve çeşitli öyküler kaleme alıyor. Bu öyküler de babasının yardımıyla gazetede yayınlanıyor. 1904 yılında babasını, 1906 yılında da kardeşini kaybediyor. Hayat durmadan darbeler indiriyor Virginia Woolf'a. Fakat kötü olaylar yaşanırken iyi olaylar da görülmüştür elbet yazarımızın hayatında. Babasının ölümünden sonra Bloomsbury'e taşınmıştır ve burada Bloomsbury adından bir gruba dahil olmuştur. Bloomsbury grubu, bünyesinde yazarlar barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. Ve bilmeyenler için de söyleyeyim. Virginia Woolf da bir eşcinseldi. 1912 yılında Leonard Woolf ile evleniyor. Eşi kendisine çok destek oluyor. Hatta kendi eserlerinin basılması için ona yayınevi bile açıyor. Eğer okumadıysanız, kocasına yazdığı intihar mektubunu da okumanızı tavsiye ederim. 1941 yılında yaşadığı ruhsal zorluklara yenik düşüyor ve ceplerine taşlar
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20212,122 okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."