Postacı Kız

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·320 syf.··
2025 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2025 22:48
“Ben filmlerimi seyirci için yapmıyorum, kendim için yapıyorum. Ama yine de seyircinin acı çekmesini isterim.” diyen Lars von Trier sinema için ne ifade ediyorsa, Stefan Zweig da bana göre edebiyat dünyasında odur. Zweig’in eserlerinde çoğunlukla sıradan insanların içsel dönüşümlerini, tutkularını ve kırılma anlarını görmek mümkün. Postacı Kız da bu döngünün en çarpıcı örneklerinden biri. Roman, Birinci Dünya Savaşı sonrasının yıkıcı atmosferinde, küçük ve sıradan bir hayata sıkışmış genç bir kadının hikâyesini anlatıyor. Christine, annesiyle birlikte yoksulluk içinde yaşarken bir gün teyzesinden gelen telgrafla kendini farklı bir dünyanın içinde buluyor. O andan itibaren Christine’in dünyasında hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Zweig, kitap boyunca insan psikolojisi üzerindeki en büyük etkinin yoksulluk olduğunu özellikle vurguluyor. Fakir, donuk ve görünmez hayatından birden ışıltılı balo salonlarına adım atan Christine, birkaç gün içinde bambaşka birine dönüşüyor. Işık saçan, neşeli, hayat dolu bir kadına… Bu değişim yalnızca bir rol ya da maske değil; onun iç dünyasında da derin bir dönüşüm yaratıyor. Artık teyzesinin yanına gelen o eski Christine değil. Bu yolculuk boyunca genç kadın ilk kez “var olmanın hazzını” iliklerine kadar hissediyor. Ancak Zweig’ın asıl ustalığı, bana göre Christine Avusturya’ya, eski hayatına döndüğünde ortaya çıkıyor. O andan sonra Christine’in tek yapmak istediği dünya üzerinde nefes alıp veren her canlıdan kendi yaşadığı acının öcünü almak. Çünkü bu noktadan sonra karakter artık kendi karanlığıyla baş başa kalıyor. Toplumsal eşitsizlikler, kadın olmanın yükü, sınıf farklılıkları ve insanın kaderini değiştirmeye gücünün yetmemesiyle doğan öfke Zweig’in satırlarından öylesine taşıyor ki, insan kelimeleri olmayan; öfkesini, hıncını,
Postacı KızStefan Zweig · Urzeni Yayıncılık · 20191,025 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 222. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 15:58
Değişim Rüzgarı, Avusturyalı yazar ve gazeteci olan Stefan Zweig’in yazdığını romanıdır. Stefan Zweig'in 1930'lu yıllarda sürgündeyken tamamladığı, ancak hayattayken yayımlamak istemediği Değişim Rüzgârı, tarihsel biyografileri ve uzun öyküleriyle tanıdığımız Stefan Zewig’ın 1930’lu yıllarda, sürgünde aralıklarla kaleme aldığı roman fragmanıdır. Eser, Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasında farklılaşan sosyal iklimine ayna tutar ve savaşın insane varoluşunda yarattığı çelişkileri, parçalanan hayatlar ve belirginleşen sınıfsal farklılıklar üzerinden anlatır. Değişim Rüzgarı’nda savaş, bütün bir neslin yazıgısı olarak önümüze serilir.
Edebiyat
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma
Puan vermedi·344 syf.·
2023 208. kitabı
Mutlu insanlar kötü birer psikologdur. " YORUMUM Bugün kütüphanemde çok uzun süre arkada kalmaktan yıpranmış bir kitapla geldim. Çok belli olmuyor ama olsun.Stefan Zweig'ı kısa kitaplarıyla tanımış biri olarak 366 sayfalık bu eseri elime aldığımda ne bekleyeceğimden emin değildim. Kendisi kısa eserleri yazarken oldukça başarılı bir isim, peki ya daha uzun bir kitabı yazarken nasıl olur?" Aynen bu soru vardı kafamda. Yanıtı aldım elbette ve yanıt çok olumluydu. Yazar öldükten sonra bu kitap gün yüzüne çıkmış ve kitabın sonu tamamen ucu açık bırakılmış... Devamı gelecekmiş gibi. Bir parçam yarım kalmış gibi hissettim. Keşke devamını okuyabilseydim. Yoksulluk, zenginlik, acı ve mutluluk. Bir taraf kahkahalar içinde gülerken bir taraf alacağı ekmeğin hesabını yapıyor ve bir taraf süslü süslü kıyafetler giyip pahalı yüzükler takıyorken bir tarafta onlara hayranlıkla bakıyor. Christine isimli karakterimiz fakirlikten bir süreliğine sıyrılıp zenginlerin o ihtişamlı dünyasına adım attıktan sonra birkaç günlüğüne de olsa hayatı değişti. Fakirlik onu tekrar ele geçirdiğinde ise hayatı hiç olmadığı kadar tepetaklak oldu. Bir tarafın tok ve bir tarafın aç olduğu bu dünyayı çok başarılı bir şekilde yansıtmış Zweig. Kendisinin o anlamlı cümlelerinden bahsetmeye gerek bile yok ama ben çok sevdiğim alıntıları bıraktım yine de. Herkesin okuması gereken bu eseri okumadan önce lütfen ucu açık bitirildiğini aklınızda bulundurun. Kendinize iyi bakın...
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 23:12
Christine, savaş sonrası yoksulluğun ortasında, küçük bir köyde postanede çalışan sıradan bir kadın. Hayatı renksiz ve umutsuzken, zengin teyzesinden gelen davetle bir anda bambaşka bir dünyanın kapısı aralanıyor. Lüks ve ihtişam dolu o kısa kaçış, ona kendi hayatının eksikliğini acı bir şekilde fark ettiriyor. Geri döndüğünde artık aynı insan değil. Bence kitabın asıl gücü, Christine’in dönüşünden sonra başlıyor. Zengin hayatın maskesini takan yeni Christine ile yoksul geçmişine sıkışmış eski benliği arasındaki o iç savaş müthiş yansıtılmış. Zweig, hem insan psikolojisini hem de toplumun statüye olan takıntısını çok çarpıcı bir şekilde eleştiriyor. Kitaba küçük bir mizahi dokunuş benden Christine, Hint fakirinden bile fakir, sıradan bir postane memuru. Hayatı öyle tekdüze ki, posta pulları bile ondan daha renkli! Derken, şaibeli şekilde zengin olmuş teyzesi sayesinde kendini bir anda 8 günlük lüks bir tatilin ortasında buluyor. Görmemiş ya gariban Christine’in başı dönüyor tabii. Hemen bu ışıltılı dünyaya adapte olmaya çalışıyor. Ama kendine ait olmayan şık elbiseleri giymeyi, büyük küçük demeden herkesle flörtleşmeyi soyluluk ve zenginlik sanıyor. Tabii tatil bitince, kendisinin bile olmayan o şatafatlı hayat da sona eriyor. Bizimki kalıyor dımdızlak ortada. Bir haftada alıştığı nemsiz, küfsüz, kuş tüyü yatağını arar oluyor. Artık “Yemeğim havyarsız, yatağım kuş tüysüz, hayatım flörtsüz olamaz!” moduna giriyor.Bunlardan mahrum bırakan sisteme ve insanlara öfke duyuyor.
1000k
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma
5/10
·344 syf.··
2019 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2019 17:52
Stefan zweig' ele aldığı karekterlerin çoğunda hayatla büyük mücadeleler veren kişilerdir. bu kitabında da 1. Dünya şavaşının verdiği kötü sonuçların insaların ne durumlara düştüğünü ne zorluklar yaşadığını ele alıyor. Christine viyana baglı bir köyde annesiyle yaşayan ve postahane de çalışan genç bir kadın christine kendini çevresinde soyutlamış kimseyle pek muhatap olmayan fakirlikle baş etmeye çalışan sürekli hayal kuran ve hayatın iğrençliğini hep dile getirin bir karekterdir. Takki teyzeysi tarafından otelde 14 günlüğüne davet edilene kadar. Teyzesinin yaşadığı lüks hayatını görünçe artık eski hayatına dönmek istemez ama teyzesi onu köyüne gönderir christine artık hep o hayatı hayal eder hayattan iyicene kopmaya başlar ve o sıralarda ferdinand ile tanışır. İkisininde yaşadığı hayatlar paralel bir şekilde yaşamışlardır. Ve hayatın artık yaşamaya değer olmadığını bu yüzden birlikte intahar etmek için anlaşırlar. Ve bu intahar günü ferdinand postahaneden christine almaya geldiğin de tomar tomar paraları görünce fikirlerini degiştirip paraları alıp kaçmaya karar verirler güzel bir kitaptı sevgilinizle tam ölüm çizgisiydeyken parayı bulsaydınız vazgeçermiydiniz.bu hayatta yaşamanın tek amacı paramı ...
1000Kitap
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma
Yoksulluğun Dile Geldiği Kitap
7/10
·344 syf.··
2021 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 22:02
Yoksulluğa alışmış Christine'nin zengin teyzesinin yanına gitmesiyle yaşadığı sarhoşlukla başlıyor kitap, daha sonra gelişen olayları karakterin coşkusuyla ters orantılı bir coşkuyla okudum. O sevinçliyken ben sıkıldım, o umutsuzken ben canlandım. Hayatı olumsuz yönlerinden ele alan, onu yaşayan karakterleri daha doğrusu kurguları okumayı hep daha çok sevmişimdir. Christine'nin zenginlik sarhoşluğu yaşadığı kısımlardan çok umutsuz ve ne kadar zıt olsa da isyankar olduğu kısımları okumak daha çok sevindirdi beni. Karakterlerdeki isyan duygusunu, hayatın onlara vermediğini, devletin onların elinden çaldığı yaşamın ne olduğunu bildiklerini okumak içimdeki isyan duygusunu körüklüyor. Christine'nin ayılma günlerini okumak ne kadar zevk verse de bir süre sonra monotonlaştı- derken tramvayda biriyle tanıştık. Unutamayacağım bir karakter oldu Ferdinand. Onun düşüncelerini uzun uzadıya okumak, sefaletini dile getirişindeki siniri hissetmek.. Günümüz başarılı ama olanağı olmayan insanları hatırlattı bana. Hatırlatmak değil aslında direkt o insanlardı Ferdinand. Spoiler olur mu emin değilim ama umutsuzluktan intikama dönüşen sonu gerçekten çok beğendim. Kitabın dili akıcı, anlaşılması kolay. Başlarda Zweig yazmamıştır bunu, çevirmen kötü çevirdi herhalde diye düşünmüştüm ama sadece kurgunun basitliğiymiş. Sonrasında diyaloglar ve olay anlatımı çok zevkli hale geldi. Okunmasını kesinlikle önereceğim bir kitap değil ama eğer bu tarz yoksulluk, statü farklılığı, vb. kurgular okumayı seviyorsanız okunabilir. Hatta Aspidistra ve Açlık kitaplarını da okuyabilirsiniz.
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2020 14:23
Birinci dünya Savaşı öncesi başlayan hikayede, savaş yıllarında çocukluğu ve gençliği de abisiyle birlikte ölen zavallı bir kızın, dünyada yoksulluk ve çaresizlik dışında da hayatlar olduğunu öğrendiği ve buna artık tahammül edemediği durumlar anlatılıyor. Hayatında hiç görmediği teyzesine yapmış olduğu kısacık tatilde, hiç tatmadığı yiyecekleri tatmış, hiç sahip olmadığı kadar lüks kıyafetlere sahip olmuş ve genç bir kadın olmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. ipekler, inciler, pahalı yiyecekler... Artık tüm bunları tatmıştı ve yokluklarının ne demek olduğunu biliyordu. Eski hayatı eskisinden de korkunç bir hal almıştı ki O'nu tanıdı. Eski bir mahkum, asker, mezun olamamış bir mimar olan Ferdinant. Artık aynı dili konuştuğu biri vardı. Aynı şeyleri düşündüğü aynı hissettiği biri. Bu bir aşk değildi, sevgi ya da bağlılık da değildi. Bu sadece aynı sosyal statüye karşı iki farklı kafadan çıkan tek bir sesti. Bundan sonra ya birlikte batacaklardı ya da birlikte kurtulacaklardı. Psikolojik bir inceleme olarak başlayan daha sonra sosyolojik incelemeler içeren ve polisiye olmaya çalışan bir sonla biten bir kitaptı. sürükleyici ve akıcıydı.
Postacı KızStefan Zweig · Martı Yayınları · 20181,025 okunma
Mutluluk İçimizde
8/10
·368 syf.··
2022 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 14:16
Stefan Zweig'in bana ders vermediği,düşündürmediği bir kitabı yok. Her defasında ben analiz yapıyorum kendi hayatımla ilgili. Acaba böyle olsa hayatım ne olurdu diye! Bunda da öyle oldu. Zengin olsam daha mutlu mu olurdum olsam da huzur getirir mi? Okumadan önce getirir derdım ama okuduktan sonra düşünmeye başladım. Yada fakirlik mutluluk getirmez ama yaşamamaya engel mi? Bu kitabı Stefan Zweig ölmeden son on yılını bu kitap üstünde çalışmış ama yayınlamamıştır. Yayınevi ölümünden sonra basına sürmüştür. Çok da iyi yapmış. Kitabın konusu Avusturya'da postane memuresi Christine adında genç bir kadın az maaşı ile annesiyle beraber tek başına geçinmeye çalışır. Bir gün zengin teyzesi ve eniştesi ona bir telgraf yollar ve onu İsviçre'ye tatile davet eder. O da kabul eder ve zenginlerin yaşam şekilleri, aşkları, karakterleri herseyi hayranlıkla izler o hayatı da iki hafta tadar. Ama bakalım güzel geçiyor mu gerçekten zengin hayatı! Kendi hayatına dönünce Christine kişiliği değişmiştir çünkü zenginlik hayatının rahatlığını tattığı için oraya özlem duyar. Tabi olaylar başka şekilde sonlanır o da okuyacak olanlara sürpriz. Buarada kitabın diğer ismi '' Değişim rüzgarı'' belirtmek gerek. Harika bir insan analizi. Siyasetten tutun da psikolojiye kadar bir sürü analiz var kitapta. İyi ki en sevdiğim yazarsın. Zenginlik fakirlik bence değil olay önemli olan yaşamak sırasında kendimizi yitirmemek. Ne demişti mutluluk yetinmeyi bilmektir. ⭐
Edebiyat
Postacı KızStefan Zweig · Martı Yayınları · 20181,025 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2021 11:05
Stefan Zweig' in bu kitabı sanırım pek bilinmiyor. Ben de tesadüfen okudum ve yazarın kalemine hayran kaldım. Bundan önce Ayışığı Sokağı kitabını okumuştum hikayelerden oluşuyordu ve kısaydı bu yüzden ona kayıtsız kaldım diyebilirim ama bu roman benim için; ruh tahlilleriyle, olaylarıyla, karakterleriyle bir harikaydı. Kitabımız, posta memuresi olan Christine adlı kızın yıllardır görüşmediği teyzesinden, onu 2 haftalık İsveç tatiline davet eden bir telgraf gelmesi ile başlıyor. Ayrıca 1. Dünya Savaşı' ndan sonraki yılların Avusturyasını da gözler önüne seriyor. Konu bu kadar sanmayın sonrasında da bazı olaylar oluyor kitap hız kesmeden devam ediyor... Eğer yazarın kalemini daha çok tanımak isterseniz bu kitap çok uygun. İyi günler :)
Postacı KızStefan Zweig · Martı Yayınları · 20181,025 okunma
10/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2017 80. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2017 15:34
Yine Stefan Zweig klasiği...küçük bir köyde postane memuresi , tek düze bir yaşam bu yaşam içinde geçim sıkıntısı ve hasta bir anne ve bakımı ...ani gelen bir telgraf sonrasında yaşanılan değişim rüzgarı....Yazar bu eserinde ,her zaman ki gibi olağan üstü karakter analiziyle ,birbiri içerisine giren farklı duygularla ,gerilim dolu ,korku ihtiras,heyecan .... farklı serüvenler ve hiç dinmeyen savruluşlar...savaş karşıtı düşüncesinin en belirgin örneklerinden olan eser , yaşamdaki uçurumları ve kızgınlığın ,nefretin, çaresizliğin eline geçmiş hayatlar....okunması dileği ile....ben çok sevdim :)
Değişim RüzgarıStefan Zweig · Can Yayınları · 20231,025 okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.