Adı:
Postacı Kız
Baskı tarihi:
6 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057941350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Urzeni Yayıncılık
Baskılar:
Postacı Kız
Postacı Kız
Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşanan vahşet ve sefalet yıllarından yorgun, fakir ve yitik bir genç olarak çıkan ve hayatı, hayatın anlamını, mutluluk kavramını sorgulayan yirmili yaşlarındaki Christine’in hayatı, Amerika’da yaşayan zengin teyzesinin tatil için geldiği Avrupa’daki pahalı bir otelde kendisiyle iki hafta geçirmeye davet etmesiyle birlikte alt üst olur. Otelde kalan zenginlerin mutlu ve dertsiz hayatı karşısında şoka giren Christine, teyzesinin sağladığı imkânlarla bu hayata katılarak sorguladığı kavramlara cevap bulduğunu zanneder. Bencil teyzesi tarafından tatili yarıda kesilerek aniden köyüne geri gönderilen Christine, sınıf farkının hayatında yarattığı çelişkiyle ancak öfkeye ve kabalığa sığınarak baş edebilir. O sırada tanıştığı, savaşta esir düşmüş ve kendisi gibi öfke ve nefret dolu Ferdinand’la birbirlerine âşık olurlar. Para yüzünden aşklarını yaşayacak bir mekân bile bulamayan çift, bu umutsuz durumdan kurtulmanın tek yolunun intihar olduğuna karar verirler.
Savaşın kalbinde açtığı yaraları saramayan ve karısıyla birlikte hayatını sonlandıran Zweig, Veda Mektubu’nda şöyle yazar:
“...Altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu.” Zweig’ın unutulmuş kitabı Postacı Kız ya da özgün adıyla Metamorfoz, bu intiharın yazılı bir provası, bir tür ‘Özgürlük Manifestosu’ gibidir.
368 syf.
·5 günde
Stefan Zweig'in 30'lu yıllarda kaleme alıp yaşamının son 10 yılında üzerinde çalıştığı ama yayınlatamadığı bir eser olarak bilinen Postacı Kız[Rausch der Verwandlung/The Post Office Girl] romanı okuyucuya 1. Dünya savaşının sonunda verilen yaşam mücadelesini âdeta hissettirecektir. Öyküleriyle tanıdığımız Zweig Romanlarıyla da büyülemeye devam etmektedir. Kitapta geçen ana karakter olan Christine hasta annesiyle verdiği kıt kanaat yaşam mücadelesi. Bir gün kendisine gelen bir telgraf hayatını tamamen değiştirmiştir. Yoksulluktan zenginliğe geçen ancak kısa süren bir macera eski yaşamına dönmesiyle son bulmuştur. Ama eski hayatını artık yaşamak istememektedir. Yolları bir gün Ferdinand la keşişmektedir ikisininde düşünceleri birbirini tamamlamaktadir artık yoksul olarak yaşamaktansa ölmeyi tercih etmeye karar vermislerdir. Taa ki ikisininde ortak kararıyla Christine çalıştığı kurumu soyma düşüncesi gelene kadar. Harika bir plan hazırlanmış olup yakalanana kadar çaldıklari paralarla lüks içinde yaşama düşüncesine kapılıp yakalanma anında intihar etmeyi dahi göze almışlardır.. Yoksulluk, Zenginlik, Vatan sevgisi, Devlet düşmanlığının olduğu zıt duygularıyla harika bir roman izleri alıp sürüklemeye yetecektir herkese Keyifli okumalar dilerim..
368 syf.
·2 günde·10/10 puan
Stefan Zweig'in neredeyse bütün kitaplarını okudum ve en beğendiğim kitaplarından birisi Postacı Kız oldu. İnsan psikolojisini o kadar güzel aktarabilen bir yazar ki bir de buna mükemmel anlatımını ekleyerek okuru romana müthiş şekilde bağlıyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Birinci dünya Savaşı öncesi başlayan hikayede, savaş yıllarında çocukluğu ve gençliği de abisiyle birlikte ölen zavallı bir kızın, dünyada yoksulluk ve çaresizlik dışında da hayatlar olduğunu öğrendiği ve buna artık tahammül edemediği durumlar anlatılıyor. Hayatında hiç görmediği teyzesine yapmış olduğu kısacık tatilde, hiç tatmadığı yiyecekleri tatmış, hiç sahip olmadığı kadar lüks kıyafetlere sahip olmuş ve genç bir kadın olmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. ipekler, inciler, pahalı yiyecekler... Artık tüm bunları tatmıştı ve yokluklarının ne demek olduğunu biliyordu. Eski hayatı eskisinden de korkunç bir hal almıştı ki O'nu tanıdı. Eski bir mahkum, asker, mezun olamamış bir mimar olan Ferdinant. Artık aynı dili konuştuğu biri vardı. Aynı şeyleri düşündüğü aynı hissettiği biri. Bu bir aşk değildi, sevgi ya da bağlılık da değildi. Bu sadece aynı sosyal statüye karşı iki farklı kafadan çıkan tek bir sesti. Bundan sonra ya birlikte batacaklardı ya da birlikte kurtulacaklardı.


Psikolojik bir inceleme olarak başlayan daha sonra sosyolojik incelemeler içeren ve polisiye olmaya çalışan bir sonla biten bir kitaptı. sürükleyici ve akıcıydı.
368 syf.
·8/10 puan
Avusturya'nın küçük bir köyünde postanede memurluk yapan, annesi ile birlikte asosyal bir hayat suren Christine'nin teyzesinden gelen bir telgrafla hayatı altüst olur.İsveç Alplerinde lüks bir otelde kalan teyzesi bir süreliğine onu da otele davet eder. Otele gidince bambaşka bir hayatın varlığını keşfeder. Zengin bir yaşam onu müthiş etkiler. Tatil bitip köyüne döndüğünde artık hiç bir şey eskisi gibi olamaz.
368 syf.
·5 günde·8/10 puan
Yine umutsuzluk, korku, yine vazgeçiş..
Zweig.. her şeyin farkında olarak, bile isteye terkediyor bu dünyayı. Her eserinde O’nun yalnızlığını, iç çatışmalarını öyle net görüyorsunuz ki, bir yerden sonra kitapların edebi yönünü bırakıp, kendi eliyle yazdığı biyografisini okuyor gibi hissediyorsunuz. Gerçek çok ağır olduğu için eleştirme haddine bile giremiyorsunuz.
Sanıyorum bu okuduğum 7. kitabı. Diğerlerine göre bir tık alt düzeyde kalmasının sebebi, sanıyorum sonunun boş bırakılması. Ana karakterimiz yoksul posta memuresi Christine. Son bölüme kadar merakla takip ettiğiniz hikayesi, sona gelince ucu açık bir şekilde bırakılmış. Yapmayı kabul ettiği şeyi gerçekten gerçekleştirecek mi yoksa ilk kararına mı dönecek?
Kendimi karşıdan karşıya geçerken yolun ortasında bırakılmış gibi hissediyorum, şaşkın, ürkek, kararsız.
Zweig hayranlarının okumak isteyeceği romanlardan biri.
368 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Stefan Zweig' in bu kitabı sanırım pek bilinmiyor. Ben de tesadüfen okudum ve yazarın kalemine hayran kaldım. Bundan önce Ayışığı Sokağı kitabını okumuştum hikayelerden oluşuyordu ve kısaydı bu yüzden ona kayıtsız kaldım diyebilirim ama bu roman benim için; ruh tahlilleriyle, olaylarıyla, karakterleriyle bir harikaydı. Kitabımız, posta memuresi olan Christine adlı kızın yıllardır görüşmediği teyzesinden, onu 2 haftalık İsveç tatiline davet eden bir telgraf gelmesi ile başlıyor. Ayrıca 1. Dünya Savaşı' ndan sonraki yılların Avusturyasını da gözler önüne seriyor. Konu bu kadar sanmayın sonrasında da bazı olaylar oluyor kitap hız kesmeden devam ediyor... Eğer yazarın kalemini daha çok tanımak isterseniz bu kitap çok uygun. İyi günler :)
368 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bu kitapta Stefan Zweig’ın insanın iç dünyasını ne kadar güzel çözümleyebildiğini anladım. Kitabın ucunun açık uçlu bitmesi moral bozucu olsa da kitaba bir özgürlük, özgünlük kattığı kesin.
368 syf.
·41 günde·Beğendi
Stefan Zweig'in son kitabı olması nedeniyle oldukça vurucu bir niteliğe sahip.Her kitabında hissettiğim gibi keşke intihar etmeseymiş de daha çok eser kaleme alabilseymiş dedim.Bu kitabın sonu da adeta devamı gelebilecek şekilde arafta bırakılmış.Özellikle kitabın son 100 sayfasında içindeki karamsarlığı,intihar eğilimini,savaşa duyduğu nefreti hissedebiliyorsunuz.Hayatta;çıkmasından hiçbir mesuliyetinin olmadığı savaşın depresif dalgasıyla mücadele etmek zorunda kaldığını romanın kişileri aracılığıyla okuruna anlatıyor.Üslup olarak her ne kadar önceki kitaplarının gerisinde kalsada beni en çok etkileyen kitabıdır diyebilirim.
320 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Genel görüşün aksine tam da olması gerektiği gibi bittiğini düşündüğüm enfes bir roman. Zweig her zamanaki gibi psikolojik çözümlemeleriyle karekterleri o kadar ustaca şekillendirip bize sunuyor ki onlarla bir oluyorsunuz. Sade ve bir o kadar da derinlikli anlatım dili beni her kitabında büyülüyor. Her hikayesinde ve romanında neden intihar ettiğini derinden hissettiren -en çok da bu romanda hissettim- kendisini yarattığı karekterler aracılığıyla kusursuzca ifade eden nadir yazarlardan. Benzerlikler taşıdığını düşündüğüm “Bir çöküşün öyküsü” adlı hikayesini bitirdiğimdeki hissettiklerim bu romanıyla başka bir boyut kazandı. Şu ana kadar altı eserini okudum, bir tane bile ‘bu o kadar iyi değil’ dediğim olmadı. Henüz tanışmamışlara zaman kaybetmeden tanışmalarını tavsiye ediyorum.
368 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10 puan
Yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşayan postan memuru kahramanımız hiç görmediği teyzesinden gelen davet telgrafı ile bir karar verir ve tatile teyzesinin yanına gider. Ve orada bilmediği bir dünya ile tanışır. Bu dünyaya çabuk ayak uydurur ve geride bıraktığı hayat ona daha da korkunç gelmeye başlar. Ancak bu yeni tanıştığı hayatta insanların ne kadar acımasız ve zalim olabileceğini bilmiyordu ve ne olduğunu anlayamadan tatili biter yoksul hayatına çaresizce döner döndüğünde ise yaşam daha da katlanılmaz hal alır. Yaşamak için yaptığı küçük kaçamaklardan birinde tanıştığı yol arkadaşı ile bir aşk yolcuğu mu yoksa aynı sosyal statüye ait olmanın verdiği bağlılık mı olup olmadığına okurken sizler karar vereceksiniz. Bu yol arkadaşı ile yapmayı planladığı eylemi gerçekleştirecek mi yoksa... yorumum gibi kitabın sonu da ucu açık bitiyor tek kelimeyle muhteşemdi.. Bunu okurken yazarın son kitabı ve intiharından önce bizlere sunduğu son şaheseri olduğu hissiyatına fazlasıyla kapılarak okuyorsunuz.. şimdiden keyifli okumalar..
368 syf.
·10 günde·8/10 puan
Stefan Zweig Postacı Kız Öncelikle kitabın arka kapağında ifade ettiği gibi gerçekten de psikolojik bir kara kurgu... Özellikle de gelişme bölümünden sonuca doğru gittikçe okurda Olağanüstü Bir Gece tadı bırakıyor. Kitabı okurken Stefan amcam yine döktürmüş demekten kendimi alamadım doğrusu. Esasında puanım 9 olacaktı ama finalinin biraz daha devam etmesini isterdim. Bu sebeple bir puan kırdım. Her neyse karakterimiz Christine, öngörüleceği üzere postane memuresi. Uzun zamandır görüşmediği teyzesinden aldığı, Alplerdeki lüks bir otele tatil daveti üzerine, hayatının macerası başlıyor. Gerisi spoiler olacağından dolayı burada noktalıyorum. Hem ötesinde yaşananları okurken, bu güzel eserin vereceği keyiften, sizi mahrum etmek istemem. Keyifli okumalar dilerim.
"İşte biz böyleyiz. Ölmekten korkmayacak kadar cesursun, ama işe geç kalmaktan korkuyorsun. Bizi böyle köleleştirdiler, köleliği damarlarımıza işlediler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Postacı Kız
Baskı tarihi:
6 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057941350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Urzeni Yayıncılık
Baskılar:
Postacı Kız
Postacı Kız
Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşanan vahşet ve sefalet yıllarından yorgun, fakir ve yitik bir genç olarak çıkan ve hayatı, hayatın anlamını, mutluluk kavramını sorgulayan yirmili yaşlarındaki Christine’in hayatı, Amerika’da yaşayan zengin teyzesinin tatil için geldiği Avrupa’daki pahalı bir otelde kendisiyle iki hafta geçirmeye davet etmesiyle birlikte alt üst olur. Otelde kalan zenginlerin mutlu ve dertsiz hayatı karşısında şoka giren Christine, teyzesinin sağladığı imkânlarla bu hayata katılarak sorguladığı kavramlara cevap bulduğunu zanneder. Bencil teyzesi tarafından tatili yarıda kesilerek aniden köyüne geri gönderilen Christine, sınıf farkının hayatında yarattığı çelişkiyle ancak öfkeye ve kabalığa sığınarak baş edebilir. O sırada tanıştığı, savaşta esir düşmüş ve kendisi gibi öfke ve nefret dolu Ferdinand’la birbirlerine âşık olurlar. Para yüzünden aşklarını yaşayacak bir mekân bile bulamayan çift, bu umutsuz durumdan kurtulmanın tek yolunun intihar olduğuna karar verirler.
Savaşın kalbinde açtığı yaraları saramayan ve karısıyla birlikte hayatını sonlandıran Zweig, Veda Mektubu’nda şöyle yazar:
“...Altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu.” Zweig’ın unutulmuş kitabı Postacı Kız ya da özgün adıyla Metamorfoz, bu intiharın yazılı bir provası, bir tür ‘Özgürlük Manifestosu’ gibidir.

Kitabı okuyanlar 169 okur

  • Kitap
  • Ergem köse
  • Neşe Bıyıklı
  • X

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.8 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0